28 Ocak 2011 Cuma

Bodrum pazarı


Salı günleri Bodrum’un bez pazarı, cumaları ise yiyecek pazarı günü. Bodrum’a bağlı köy veya beldelerde de ayrı günlerde pazarlar kuruluyor. Yalıkavak pazarı perşembeleri, Turgutreis pazarı cumartesileri. Ortakent çarşamba, Türkbükü de pazartesi günleri pazarların kurulduğu beldeler. Yazları Yalıkavak’ta kışları da Bodrum’un içinde yaşadığım için bu iki yerde kurulan pazarlar konusunda uzmanlaştım. Hangi tezgahta ne var artık öğrendim. Bu coğrafyada yaşamanın nimetlerinden biri de bu pazarlar. Her çeşit sebze, ot ve meyvenin en tazesini en ucuza bulabileceğiniz harika yerler. Bugün de Bodrum pazarındaydım. Yağmurlarla birlikte mantar dönemi de başladı. Burada tirmit, kabara, kayın mantarları en sık bulunan çeşitler. Bugün kayın mantarı buldum ve evde onu ebegümeci ile birlikte zeytinyağında kavurdum. Gayet iyi oldu. Yalıkavak’taki balıkçı Sait’in ustası kabara veya kayın mantarını sarmısaklı zeytinyağı ile soslayıp sonra ızgara yapıyor. Derler ya “anlatılmaz, yaşanır” işte öyle.


video

Bodrum pazarında ot satan bir teyzem var, müthiş konuşkan ve çok sevimli. Bilmediğim otların hem tipini hem yapılışını ondan öğreniyorum. Geçen sefer şevketi bostan ve baldıran otu vermişti. Hindi kuşbaşı ile şevketi bostan gayet iyi oldu. Tabii aslında o bana kuzu eti demişti de ben duymazlığa geldim. Bu ot konusuna epey takılmış durumdayım. Burada yaşayan insanların sağlıklı olmalarında otların bir katkısı olduğu muhakkak. Bizim kuşak İstanbul’da Ege otlarını ilk kez Ece ile tanıdı. Ece’nin Arnavutköy’deki sonra da Kuruçeşme’deki mekanında “aman da Bodrum’dan elleriyle getirmiş, ne hoş ne natürel” nidalarıyla, bir dolu paralar vererek yemiştik. Şimdi burada otun çuvalının 40-50 TL olduğunu görünce, sigara paketi kadar tabakların içinde yüzen 5 tel ota verdiğimiz paralara yanıyorum. Sonraki yıllarda önce Cihangir’e çıkan yokuşta sonra da Cihangir’in tam göbeğindeki otelin üst katında bulunan Doğa Balık’ta Ege otları yer olduk. Yanyana dizdiği vitrinde tadları ve renkleri aynı olan otları yerdim ama çok anlamlı gelmiyordu. Hangisi hardal otu hangisi turp otu belli değildi. İşin öyle olmadığını buraya yerleşince ve işin ustalarından yiyince anladım. Misal; Datça’daki balıkçı Fevzi mevisimine göre 7 ila 10 çeşit ot yapıyor ve her biri diğerinden farklı görünümde ve lezzette. Yani Doğa’da verdiğim paraları da ekleyince İstanbul’da ota iyi para yatırdığımızı düşünüyorum.



Bodrum pazarının kuruyemiş ve aktar bölümleri de çok zengin. Bugün tam 4 çeşit ceviz içi, 4 çeşit badem vardı mesela. Datça, Yatağan, Milas ve Marmaris bademi. Ne fark var denmemeli, tadınca hepsi farklı gerçekten. Bir de bunların kavrulmuşu, tuzlusu, tuzsusu derken 10 çeşide yakın badem oluyor. 



Zeytin de öyle. En azından 10 çeşit zeytin bulunuyor. Hele peynir konusuna girmeyelim. Keçi peyniri, tulum ve köy peyniri denilen tuzsuz, yumuşak peynirler müthiş. Köy peyniri kırmızı şarapla çok iyi gidiyor. Diğerleri kahvaltıya da, rakı mezesi olarak da uyuyor.

Ve tabii mandalina... bugün Ortakent mandalinasının kilosu 50 kuruş, iki kilosu 75 kuruştu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder