31 Ocak 2011 Pazartesi

Orfoz


Uyarı: Orfoz bugün artık yok. Bu yazı yazıldıktan iki yıl sonra Bozburun Orfoz kapandı. Artık sadece Bodrum'da var.

Bozburun’u biliyorsanız muhtemelen Orfoz’u da biliyorsunuz. Ege/Akdeniz kıyılarının bence en özel, lezzetli ve kişilikli mekanı. Hatta belki tüm Akdeniz bölgesinin özel yerlerinden biri. Hem bu kadar lezzetli yemekleri yiyip, hem kendinizi dünyanın bir ucunda hissettiren fazla seçenek olduğunu sanmıyorum.

Selçuk ve Güneş Bozçağa çiftiyle tanıştığımda galiba 2002 yılıydı. Bozburun’a daha önce bir kez 1999 ya da 2000 yılında harika bir Şubat ayında, peş peşe üç arabayla çıktığımız bir tur sırasında uğramıştık. Ama sezon dışı olduğundan heryer kapalıydı. 2002 yazında Bozburun’a gittiğimde ise henüz evliydim ve eşimin ailesi yazları orada geçiriyorlardı. Onların sayesinde Orfoz’u öğrendim. Karadan ulaşımı yok. Gitmek istediğinizde eğer tekneniz yoksa önceden arayıp saati söylüyorsunuz gelip limandan sizi alıyorlar. Sezonda rezervasyonsuz gitmek geri dönmek demek. Yüksek sezonda ise en az birkaç gün önceden yer ayırtılması gerek çünkü ilgi büyük.


Bozçağa çifti Gelibolu taraflarındaki otellerini devredip Marmaris Bozburun’a gelmişler. Orfoz’u sıfırdan yaratmışlar. Yemekleri Selçuk Bey hazırlıyor. Güneş Hanım hem servise yardımcı oluyor hem işlerin düzgün yürümesinden o sorumlu galiba. İki de personel var hepsi o kadar. Ben ilk kez gittiğimde gündüzdü ve hem denize girip hem birşeyler yemek üzere gitmiştik. Denize girip, güneşlenip dönene kadar Selçuk Bey şimdi ekmekleri pişirdiği tuğla fırını yaptı. Öyle derme çatma değil, resmen kemerli falan bir tasarım. Aklım durdu. Müthiş becerikli biri. O gün öğlen yemeğinde fırında midye, patlıcanlı bomba ve deniz ürünleri pilavı ile o meşhur salatalarından yemiş bira içmiştik. Dün ne yediğini unutan benim bunları hatırlamamın tek nedeni olağanüstü tadları. Sadece salataya koydukları domates için bile Bodrum-Bozburun arasındaki 200 küsur kilometreyi katederim. Bir tarla yalnız Orfoz için domates yetiştiriyor. Bu bilgi bile işin hassasiyeti ve özeni hakkında fikir verebilir.










Sonrasında –bu yaz dahil- yılda bir iki kez Orfoz’a gittim. Gideceğim akşamların gündüzünde kendimi tutup, fazla yemeyip akşama hazırlanıyorum. Tabii ki geceleri çok daha anlamlı, etkileyici bir ortam var. Hele ki dolunaya denk gelirseniz manzara hakikaten tüyler ürpertici. Karşınızdakiyle fısıltı halinde konuşmanız gerekiyor çünkü çok sessiz. O nedenle de Ege bölgesinde olmasına rağmen Orfoz denilince aklıma Yunan müziği değil de sakin piyano, caz geliyor.

Selçuk ve Bozçağa çiftinin iki oğlu da aynı isimle Bodrum’da bir yer açtılar. Menü hemen hemen aynı. O domates yok belki ama başka tadlar var. Ben her gidişimde kidonya, parmesanlı istiridye ve balık çorbasını mutlaka tadıyorum. 


Bu aralar Bozçağa Ailesi genişliyor. Ailenin oğullarından önce biri bu yıl da diğeri evlendi ve ilk torun da geldi. Ailenin tümü artık Bodrum’da yaşıyorlar. Bozburun yanılmıyorsam ekim ayında kapamıştı. Şu sıralar Bodrum da kapalı. Açılmasını merakla bekliyorum. Açıldığında gidip biraz fotoğraf çekip Bodrum Orfoz’u bir daha yazacağım. Bilginiz olsun, eğer yıllar içinde benim gibi kolestrol edinmişseniz, Orfoz’a gitmeden önce bilgi verirseniz Selçuk Bey bir gün önceden Orfoz’un sahilinde denize kolestrol hapları atıyor. Böylece yakaladığı ahtapotlarda kolestrol sıfır oluyormuş. Ben inandım, siz de inanın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder