2 Şubat 2011 Çarşamba

Bodrum akşamları


Bana en çok sorulan soru, “Bodrum’da geceleri sıkılmıyor musun? Her akşam içki mi içiyorsunuz?”. Hiç olur mu? Sıkılmak için bir neden yok. Tabii bu benim için geçerli. Metropol hayatını yaşamak isteyen biri için söyleyeceklerimin bir anlamı yok.

Bodrum kışın yerli halkının yanısıra benim gibi buraya yerleşenlerin de ortalarda olduğu bir kasaba. Tipik bir Ege kasabası halinde. Ortalık sakin, yılın 10-15 günü dışında pek kışı hissetmeyeceğiniz bir iklim. Örneğin şu sıralar kışın en çok hissedildiği dönemdeyiz. Muhtemelen 1 hafta veya 10 gün sonra baharın geleceğine dair izleri göreceğiz. Bu hafta bahçemde açan begonviller bunun habercisi.

Gece insan ne yapmak ister? Kitap okuyup müzik dinlemek için ya da evde TV/film seyretmek için nerede olduğunun pek önemi yok. Ben de burada evimde genellikle geceleri müzik dinleyerek, okuyarak geçiriyorum. İstanbul’da ya da Bodrum’da olmak farkeder mi? Bence geriye şu kalıyor; iş çıkışında ne yaptığın... Gri, toz gibi yağan yağmurda ıslak ve serin bir havada yarım saat taksi beklerken donmak, ya da arabanın direksiyonunda, kilitlenmiş trafikte 1-2 saat otobanda aç açına beklemek mi yoksa sahilde ılık bir kış akşamında yürüyüş yapmak, bir kahvede oturup kahve içip gazeteye göz atmak mı? Hangisi tercih edersiniz? Veya benim gibi buraya yerleşen ya da işleri için çok sık gidip gelen İstanbul’luların buluşma yerlerinden birine –mesela Zazu’ya gidip ısıtıcıların altında sokaktaki masalarda oturup sohbet edip bir kadeh birşey içip eve dönmek mi istersiniz? Ya da harika mezelerin, taze balıkların olduğu, milletin her akşam doldurduğu, çok eğlendiği meyhanelerden birine gidip Bodrum’da olduğuna şükretmek mi?





İstanbul’da haftada birkaç akşam dışarıda yemek yerdim. Özellikle cuma akşamları 30 yıllık arkadaşlarımla dışarı çıkmayı çok severdim, zaten burada tek aradığım da onlar. Ama açık söylemem gerek, burada insanlar çok eğleniyor. Aslında biz İstanbul’da akşamları sıkıntılardan, şehirde yaşamanın bize yüklediklerinden sıyrılmak için biraraya gelip, içki içip rahatlıyormuşuz. Burada o tür dertler, sıkıntılar olmadığından insanlar eğleniyor. Yahu kahkaha sesi gelmeyen bir masa yok neredeyse. Ve benim de burada içki içtiğim zaman içinde bulunduğum ruh hali İstanbul’dakine göre değişti. Daha önce dediğim gibi, burada herşey coşkulu. Doğa öyle emrediyor, sen de öyle oluyorsun.




Ara sıra yürüyüşlerde kendimi tutamayıp, ya o an havanın harikalığından ya da ışığın güzelliğinden, ya da başka sebepten yine kendim için çektiğim bazı kareleri ve peşpeşe eklediğim küçük videoları sizlerle paylaşıyorum. Bunların büyük çoğunluğu, işimi bitirip bilgisayarın önünden kalkıp dışarı çıktığım saatlerde çekildi. Yani İstanbul’da eve dönmek için trafiğe girilen saatlerden söz ediyorum...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder