18 Şubat 2011 Cuma

Bodrum'da lodos


Lodos kıyısı güney yönüne bakan bütün şehirleri etkilediği gibi Bodrum’u da etkiliyor. Karaada olmasaydı Bodrum’un hali ne olurdu bilmem. Biraz olsun lodosun önünü kesiyor derler. Ona rağmen bugün öğleden sonra adım adım hızlandı. Şu anda saat 22:00 ve dışarıda 70 km ile esen bir lodos var. Oturduğum yerden dolunayın aydınlattığı bahçedeki ağaçların yerlere eğildiğini görebiliyorum.

Öğleden sonraki rutin yürüyüşümü yaparken Bodrum sahilinde biraz kayıt yaptım. Aşağıya alıyorum. Benim kayıt yaptığım saatte rüzgarın hızının 35 km olduğunu düşünürseniz şu andaki durumu tahmin edebilirsiniz. Marinadaki yüzlerce teknenin yelken direklerindeki iplerin titreşimlerinin çıkardığı sesler odama kadar geliyor. Sessizlikte hafif ürkütücü. En iyisi müziğin sesini açmak. Yannis Parios biraz daha yüksek perdeden söylesin, sesi size kadar gelsin.
http://www.youtube.com/watch?v=4HX-ffBjRiY



Lodos Bodrum’a yakışıyor. Tamam elektrik tellerini kopartıyor falan ama eğer deniz Bodrum’un ayrılmaz parçasıysa, lodos da denizin ayrılmaz parçası. Fırtına sonrası Bodrum sokaklarına bıraktığı yosunların, midye kabuklarının üstünde yürürken denizle iç içe olduğunu anlıyorsun. Şu anda bile penceremden içeriye denizden fırtınayla birlikte yoğun iyot kokusu giriyor. Fırtınanın gürültüsünün, gece uğultusunun bile farklı, şehirde duymayacağınız bir tadı var. Zaten eğer lodosun yarattığı bazı zorluklar beni rahatsız edecekse o zaman niye buraya geldim ki? İstanbul'da oturursun, lodos mu var poyraz mı anlamadan geçer günler.

Kasım ayındaki fırtınada sahilin durumu.

Aynı fırtınada sürüklenen bir tekne. Bodrum'daki yerel gazetede çıkan bir fotoğraf.

Barlar sokağının bu akşamki hali. Kazı bitti, beton atıldı, mazgallar döşeniyor.

Yanan ve sonra da yıkılan Baraz Otel'in olduğu alan.

Bu akşam dolunay var.

Efsane sandaletçi Ali Güven'in bu kış vefat edene kadar sandalet yaptığı dükkan da ruhsatsız olduğu için geçenlerde yıkıldı.
Bu akşam sahilde bir yerde bir kadeh içmek iyi fikirmiş ama ben evdeyim. Yarın Yalıkavak’ta balıkçı Sait’e gitmeyi planlıyorum. Orada çekeceğim fotoğraflar İstanbul’daki bazı arkadaşlarıma iyi mi gelir kötü mü bilmiyorum. Özellikle ahtapot ızgara görüntüsü... Biraz önce Yıldırım arayıp, Sıdıka’da ahtapot ızgara yediklerini söyledi de...Hı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder