16 Şubat 2011 Çarşamba

Tembellik ve Bodrum'da tembellik üzerine.


Tembellik de çalışmak kadar bir hak. İnsanın bazen tembellik hakkını kullanması gerekiyor. Bugün o hakkımı kullanıyorum. Zaten kullanacağım dün akşamüzerinden belli olmuştu. Hani bir laf vardır; “Hüseyin diyeceğin ağzını büzmenden belli oldu” derler, onun gibi.

Bizim işimiz zaman karşı bir iş. Onun için zamanı iyi kullanmak zorundayız. Yaklaşık 35 yıldır çalışıyorum ve bu süre içinde ajanslarda maaşlı çalıştığım bölümünü çıkarırsak 30 yıldır serbest çalışıyorum demektir. 30 yıl boyunca sabahladığım gün sayısı 15’i geçmez. Benim hayata bakışıma göre, işin mesai saatleri içinde yapılması gerekiyor. Zaten eğer yapılan iş gecelere taşıyorsa ya zaman iyi kullanılmıyordur ya çalışılan kurumun organizasyonunda ya da kişinin kendisinde sorun vardır. Ajanslar buna en iyi örnek; neredeyse bütün ajanslarda gerçek iş akşam saatlerinden önce başlamıyor. Saat 10:30’a doğru ajansa gelenler gazeteleri okuyup, facebook gibi sitelerde günlük işlerini yaptıktan sonra uzun öğlen yemeklerine çıkıyorlar. Sonra anca bir araya gelinip toplantı denilen boşa zaman geçirme ayinleri başlayınca, işe başlama saati de haliyle akşam mesai saatinin bitimi oluyor. O zaman da sabahlanıyor. Ajanslar zamanı iyi kullanamayan kurumlar. Bir de yumurta kapıya gelmeden işe yoğunlaşmama sendromu var ki tedavisi zor. Ajans dedikodusunu yaptıktan sonra gelelim Bodrum’da tembellik yapmanın dayanılmaz tadına.

Bodrum’da yalnız yaşadığım için kendi programımı çok daha rahat yapabiliyor, işlerimi de daha rahat programlayabiliyorum. Zamanı verimli kullanabildiğimiz için hiçbir müşterimizin işini geciktirmiyoruz ve İstanbul’da ofisteki arkadaşlar da dahil saat 18:00’den sonra da çalışmıyoruz. Benim burada işi bırakma saatim 17:00. Çünkü öğlen tatili gib bir ihtiyacım yok, bahçede 15 dakika oturmak yetiyor. Bunun sonucunda da İstanbul’daki hayatıma oranla kendime çok daha fazla zaman ayırabiliyorum. Burada İstanbul’daki şehir koşturmasının olmaması, trafikte zaman kaybetmiyor olmak bunu sağlayan etkenlerden.

Benim gibi Bodrum’a düşkünseniz, insanı rahatlatan iklimini de eklerseniz tembellik yapmak istediğinizde sıkıntı çekmezsiniz. Bodrum size sayısız bahane sunuyor zaten. Günün herhangi bir saatinde Azmakbaşı’ndaki kumsalda veya arabaya atlayıp 10 dakika sonra kış ve bahar döneminde çok sakin Bitez sahilinde yürümek gibi. Ya da dün benim yaptığım gibi meydandaki gemici kahvesinde çay içmek gibi. (Bu arada Bodrum’da açılan Starbucks’tan hiç hazetmiyorum). Dün akşamüzeri yürüyüşe çıktığımda limonata gibi hava insanı kışkırtıyordu. İnsanın içini kıpır kıpır yapan anları kayıt altına almak istediğim için olur olmaz yerde fotoğraf çekiyorum. Dün akşam da bazı kareler çektim. Buraya ekliyorum.

Bahçedeki begonvil açmaya başladı

Azmakbaşı sahilinin Kumbahçe'den görünüşü

Bitez sahilinde sakin bir sabah

Güneşin ışık oyunu


Dün akşamüzeri limanın içindeki durgun su

Bodrum'daki ana caddede altyapı çalışmaları sürerken esnaf havanın güzelliğine dayanamayıp iskemleleri dükkanların önüne çıkarmış

Dün Bodrum kalesinin altındaki gemici kahvesinde çay içerken, Radikal'deki Bodrum kalesi ile ilgili haberi okudum

Mahmut Kaptan'dan bir görüntü
Mahmut Kaptan'dan...

Bizim Eskiçeşme mahallesinin en kişilikli evlerinden biri

Son anda Deniz Feneri'ne gittiğim için dışarıda yer kalmamıştı.

Açmaya başlayan begonvilin üst kattan görünüşü

Akşam evde yemek yemeyi planladığımdan yemek saatinde eve döndüm. Ve 10 dakika sonra tekrar dışarıdaydım. Öylesine kışkırtıcı bir hava vardı ki evde oturmak havaya haksızlık olacaktı. Klasik rotayı izleyip önce Mahmut Kaptan’a uğrayıp oradan mevsimi geçmek üzere olan dil balığı yemek için Deniz Feneri’ne, son kadeh için Zazu derken Marina Club’e çağrıldım. Kışın Bodrum’un tadını bilen Nejat (İşler) gelmiş, bizim Vedat Baba’nın da eğlenceli sohbeti eklenince vakit geç oldu. Sabah müthiş bir havaya uyandım, o kadar ılıktı ki yaklaşık 1 ay sonra kahvaltıyı tekrar bahçede yaptım. Ocak ayının ortalarından bugünlere kadar sabahları serin oluyordu. Bir yandan güneş ısıtırken, bir yandan gazete okurken acil işim olmadığını da gözönüne alarak kahvaltıyı uzatıp, normalde gitmem gereken havuzu da boşlayıp bugünü tembelliğe ayırdım. Önümüz bahar mevsimi, Bodrum daha ne sürprizler hazırlayacak. Başta da dediğim gibi tembellik hakkını ara sıra kullanmak bünyeye iyi geliyor. Hele burada...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder