8 Haziran 2011 Çarşamba

Bodrum'da yaşamayı düşünenler için notlara devam

Geçen hafta bu konuda 50 maddelik bir liste hazırlamıştım. O maddeleri okumak için; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/05/bodruma-yerleseceklere-bodrumlu-hayata.html linkini tıklayabilirsiniz. Sonra ilk 15 maddeyi açarak yazmıştım. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim.


16. Günlük tekne turuna çıkılmaz, çıkana karışılmaz
Çıkılmaz çünkü bu tip organizasyonlar tatilini Bodrum'da geçirenler için yapılıyor. Bodrum çok büyük bir yarımada ve deniz girmek için çok sayıda koy var. Küçük Akvaryum, Büyük Akvaryum, Bağla, Karaincir, Akyarlar... Kiremit Adası, Gümüşlük, Kargı ilk aklıma gelenler. Buraları kısıtlı bir zaman dilimi içinde görmek için yapılacak tek şey tekneyle turlamak. O zaman ya günlük turlara katılacaksınız, ya kendiniz küçük bir tekne kiralayacaksınız. En iyisi bir arkadaşınızın teknesi olması ama o başka. Günlük tekne turlarının sakıncaları çok. Birincisi, yüksek sezon denilen ağustos ayında teknenin ebadına göre 30-40 kişi ya da 50 kişi olabiliyorsunuz. Bu da o kadar farklı tip demek. Kaptanlar da nabza göre şerbet verdiklerinden ya arabesk çalarlar ya Serdar Ortaç. Akşam limana yaklaşırken de "bak ne kadar eğlendik" izlenimi vermek için de üç beş genç kızı oyun havasıyla teknenin tepesinde oynatırlar. Öğlen yemeğinde ızgarada kurumuş köfte veya kanat, soğuk makarna, sıcak koladan oluşan menüyü de göze alırsanız yapacak birşey yok, o zaman tekneyle çıkın derim. Ama eğer tatildeki keyfiniz için ayıracak biraz paranız varsa, mümkünse birkaç kişi birleşip, günlük turlara oranla biraz daha para verip, küçük bir tekneyle çok daha sakin bir tur yapabilirsiniz. Ama demirlediğiniz koylarda yanınıza gelecek günlük tur teknelerinin gürültüsü sizi bulacaktır, bilginiz olsun. Uzun lafın kısası, bu bir tercih ve para meselesi. Karışmam.
Ancak asıl konumuz Bodrum'a yerleşecekler olduğuna göre ve bu konuyu Bodrum'a yerleşmeyi düşünenler için yazdığımıza göre, buraya yerleşmek için gelip de günlük tekne turuna çıkana iyi gözle bakmam. Aceleye gerek yok, önünüzde yıllar var. Daha sakin bir zamanda, fiyatlar yarıya inmişken, birkaç arkadaş tekne tutar gezersiniz. O koyları nasıl olsa keşfedeceksiniz. Hem belki sizin bir küçük tekneniz olur, kim bilir? Burada herşey olabilir.



Özel tur yapan bir tekne


Her teknenin yolcusu böyle olmuyor
17. Karaciğeri dinlendirmek gerektiği unutulmaz 
Buraya yerleşmeyi düşünenlerin hayattan zevk aldıklarına şüphem yok. Zevk almak için illa içki içmek gerekmez ama insan eğer Bodrum'a geliyorsa içki içmeyi seviyor olmalı. Aksi halde mesela Marmaris'e yerleşebilir. Ya da başka yere. Ama Bodrum içkiyle, içki muhabbetiyle, meyhaneleriyle anılan, kültüründe bunların var olduğu bir yer. Burada her gün her saat içen birçok insan bulursunuz. Sadece kalabalık yaz gecelerinde değil, uzun kış geceleri de böyledir. Hele o kış gecelerinde meyhanelerin tadını anlatmakta zorlanırım. Abur cubur insanın ortadan yok olduğu, mesela aralık ayının fırtınalı gecelerinden birinde balıkçılar çarşısında kuvvetli bir masada saatler geçirmek insana çok şey katıyor. 
Ama eğer kendinizi tutamazsanız, içki içmeyi de seviyorsanız Bodrum tehlikeli. Çünkü ortam çok müsait. Yazın ayrı, kışın ayrı, baharlarda ayrı bahaneler bulmakta hiç zorlanmazsınız. Onun için irade gerekiyor. Ve tabii dönem dönem karaciğeri ve vücudu dinlendirmek şart. Uzun yıllar, zevkle, keyifle, sağlıkla içmek, Bodrum'un tadını çıkarmak için bu yapılmalı. İstanbul'dayken ara vermek için kendimi çok kasardım. Burada öyle yapmıyorum. Haftanın birkaç gecesi evde oluyorum ve içki içmiyorum. Öyle dönem oluyor ki -genellikle yaz aylarında- gelen eş dost ile zaman geçirirken ipin ucu kaçıveriyor. Böyle dönemlerin hemen ertesinde frene basıyorum. Ama burada nasıl ki hiçbir şey için kendimi kasmıyorsam, bunun için de kasmıyorum. Çünkü burası İstanbul değil, yenilen içilen yarıyor.


18. Akciğer zaten hiç kirletilmez 
Artık hakikaten şu sigara konusu gündemden çıkmalı. Otuz yıl, günde ortalama 1,5 paket içtikten sonra 6 yıl önce sigaradan kurtuldum. Çok faydasını gördüm. Fakat asıl buraya yerleştikten sonra, buranın tertemiz havasında ciğerlerim daha da temizlenirken sigara aklıma bile gelmiyor. İçenlerin kendine yaptıklarını kendileri bilirler. Ama bir dakika bile geçirmeden bırakmalılar. Buraya yerleşince bu işi halletmek lazım. Çevremde bırakanlar var. Ve buraya yerleşmeyi düşünen birkaç kişiyle yaptığım sohbetlerde de hep bunu telkin ediyorum. Yani o temiz iyotlu havayı içine çekerken yanında sigara dumanı çekmek öyle abuk ki.


19. Yerel meselelere ilgisiz kalınmaz 
İstanbul'da ya da büyük şehirde yaşayanların kentin yerel sorunlarıyla ilgisi, şikayet etmenin ötesine geçemez. Ne yapacaksınız ki zaten? En fazla dilekçe, ya da mektup yazarsınız. Bulunduğunuz şehrin belediye başkanını hiç yakından gördünüz mü? Hal hatır sordunuz mu? Nerede göreceksiniz? Ama mesela burada biz bizim başkanı haftada bir iki defa ya yolda yürürken, ya Gemibaşı'nda rakı içerken görüyoruz. Hele ki büyük şehirden Bodrum'a gelmiş, okumuş takımındansanız ciddiye alıp görüşlerinizi dinliyor. Size danışılıyor. Ben buna yeni yeni alışıyorum. İlk zamanlar bende de büyük şehirde yaşamanın verdiği o durum vardı. 
Bu kış Bodrum için çok çalışıldı. Ve Bodrum'un çehresi epey değişti. Aşağıda bunun bir iki örneğine yer veriyorum. Bu kış bizler birkaç kişi bir araya gelip Bodrum için neler yapılabilir konusunda biraz kafa yoracağız. Bazı projeler geliştirip bunu kasabanın yönetimine sunalım bakalım ne olacak? Yani buraya yerleşince fark edeceksiniz ki yaşadığınız şehir sizin dışınızda gelişmiyor, sizinle iç içe birşeyler oluyor. Bunun tadına varmak lazım.








20. Haftada bir balıkçılar çarşısına uğramamak olmaz 
Geçmişte yazdığım notlarımda balıkçılar çarşısından söz ettim. Kısaca bir daha değinmek gerekirse; balıkçılar çarşısı otogardan sahile inerken sağdaki manavların arkasında kalan bölüm. Balığın her zaman en tazesi en makul fiyat burada. Yan yana 20 civarı balık ve deniz mahsülü mezesi ağırlıklı meyhane var. Balığınız ya siz tutup getiriyorsunuz, ya da çarşıdaki balıkçılardan alıp istediğiniz meyhaneye oturup orada pişirtiyorsunuz. O meyhanenin de mezelerini yiyor, içkisini içiyorsunuz. İyi bir adet. Alan memnun, satan memnun. Özellikle kışın biz bize kalınca burayı daha çok seviyorum. Laf aramızda biz bize kalınca Bodrum'u daha çok seviyorum. Yerli turist de yabancı turist de bu çarşıya geliyor. Ama ağırlık burada yaşayanlarda. Bodrum'a gelenler içinde puro içen, siyah cip kullanan, gömleğinin önü açık, yanında sarı boyalı saçlı kadınların olduğu tipler neyse ki buraya hiç gelmiyor. Muhtemelen bilmiyorlar. Gelseler de rahatsız olurlar zaten. Onların kazık yedikleri balıkçıları var, aman oralardan ayrılmasınlar.
Balıkçılar çarşısında benim müdavim olduğum yer Deniz Feneri. Bazen bizim ekip Trata'ya gidince ben de onlara dahil oluyorum. Bu konudaki eski yazım için; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/01/balkclar-carss-ve-deniz-feneri.html



21. Sait'e gitmemezlik yapılmaz 
Bodrum yarımadasının en iyi beş balıkçısını say deseler tartışmasız Sait'i birinci sıraya yazarım. Hep anlatıyorum ama; ben hayatımda hiçbir yerde o ahtapot ızgarayı yemedim, yiyemedim. Sait dünya şekeri, neşeli bir adam. Eşi de öyle. Personel deseniz öyle. Hele kışın şömine başında yiyip içmenin havası çok farklı. Kış aylarında gidince çıkışta arabayla Bodrum'a dönmemek için Yalıkavak'taki evde kalıyorum. O da ayrı bir hoşluk oluyor. Kışın yazlık eve gitmenin başka bir zevki var. Sait ile ilgil detaylı yazı için; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/02/yalkavakta-harika-lezzetler-sait.html





22. Turiste yan gözle bakılmaz

Bu madde işin şakası. Dergi ve gazetelerde Bodrum ile ilgili bir yazı olur da sere serpe güneşlenen turist kadın resmi olmaz olur mu? Bu da işte o amaçla konulmuş bir madde. Buyrun.



23. Acele edilmez

Benim gibi aceleci, sabırsız biri için bu ortama alışmak bir iki yıl sürdü. Ama alıştım. Gevşedim. İlk zamanlar çağırdığım ustanın zamanında gelmemesi beni çıldırtıyordu. Artık söz verdiği saatte gelmemesine değil, eğer o gün gelmezse kızıyorum. İş yaşamımda da hep aceleci ve tez canlıydım. İş hayatında artık hiç acele etmiyorum ama zamanı iyi kullanma konusunda burada daha şanslı olduğum için daha yavaş, daha sakin ama İstanbul'dayken yaptığım ile aynı sürede iş çıkarıyorum. Sabahları saat 9'da işimin başında -yani alt kattaki çalışma odamda- olacak şekilde duş ve kahvaltı yapılmış olarak güne başlıyorum. Sonra akşama kadar neredeyse duraklamadan çalışıyorum. Fakat saat 17'de genellikle işi kesiyorum. Yazları cuma yarım gün çalışmak gibi de bir lüksüm var.
Neyse asıl konu acele üzerineydi. Burada galiba hareketlerim biraz yavaşladı. Spor amaçlı yürüyüşlerden söz etmiyorum. o konuda tam tersi, antrenman yapmaktan hızım arttı.Ege'deyseniz böyle olmalı. Hayat burada ağır ve huzurlu. Siz de uyum sağlayacaksınız. Şu aşağıdaki videoyu bakın, sonra bana hak vereceksiniz. Bir an İstiklal Caddesini ve bu videoyu düşünün. Benim ofisim hala İstiklal Caddesinde ve ben ayda bir iki gün gidince nasıl ambale oluyorum tahmin edin.


video


24. Levreğe barbun denmez komik duruma düşülmez

Buraya yerleşince balıkla aranız iyi olmalı. Ben balık yemem diyenin bence burada işi yok. Hadi öyle demiyeyim, zaten balık yemeyerek hayatın önemli bir tadını ıskalamış, bir de ben vurmayayım. Ama insan denizle bu kadar içiçe bir yere gelince insan deniz kültürüyle de içiçe olmalı. Balık yemeden de bu mümkün değil. Onun için buraya yerleştikten sonra balık konusunda bilgi eksikliğini bir an önce kapatmak lazım. Yoksa balıkçıya gittiğinizde kırmızı kırmızı barbunları görüp bunlar levrek mi derseniz, rezil olursunuz. 



25. Yirmibeş madde bulacağım diye stres yapılmaz 
Evet yani, yirmibeş olmadıysa stres yok. Burada hiçbir şeye stres yok. Dişçi randevunuza 10 dakika kala evden çıkıyorsanız, havalimanı için uçağın kalkış saatinden 45 dakika önce yola çıkıyorsanız zaten en önemli stres nedeni olan trafik meselesinden kurtulmuşsunuz demektir. Dedim ya burada hayat yavaş ve bu yavaşlık aslında insani bir durum. Bizim yıllarca istanbul'da yaşadığımız tempo asla insani değil ve bize maliyeti gittikçe ağır oluyor.
Yarın itibariyle İstanbul'da olacağım. Yine üç dört toplantı var ve onlara yetişme kaygısıyla hafif stres yapabilirim. Neyse ki cumartesi akşamı döneceğim, çünkü pazar günü oyumu Bodrum'da kullanacağım. Pazar akşamı ekip Zazu'da bir araya geleceğiz. Seçim yasaklarının bitmesiyle birlikte bara geçip oynadığımız seçim totonun sonuçlarını görmek için ekrana kilitleneceğiz. Bizi en çok ilgilendiren İzmir ve Bodrum sonuçları olacak.
Seçimin bir işe yaraması umuduyla...










5 yorum:

  1. Merhaba, Bodrum'lu almak isteyenlerden bir taneside benim. İstanbul'da yaşamaktayım. Uzun zamandır Bodrum'da mesleğimi yürütebilirmiyim diye araştırıyorum. Bu konuda sizden öneriler alabilirim siye düşünüyorum.
    Ben Klima teknik servisi, Klima tamir eğitimi, Google optimizasyonu ve web tasarım işi yapıyorum.
    www.kombiegitimi.com
    www.klimaegitimi.com
    www.googlereklami.com
    www.klimakombiservisi.gen.tr
    www.mywebtasarim.com
    www.wordpressegitimi.com

    Bana önerileriniz ne olabilir???

    YanıtlaSil
  2. Bodrum? Off off! Distan sizi icten bizi yakar!
    Uzaktan anlasilmaz. Icinde yasamaya baslaninca anlasilir.
    Iyi klimaci olsaniz da buraya yerlesince isi gevsetirsiniz.
    Kimse dogru soylemez kimse duzgun is gormez.
    Komsu kuyunu kazar belediye yolunu bozar
    Devlet? O da nedir? Yollar her yagmurla delik desik cukur tuzak kalitesiz adi iscilik her yerde karsinizda.
    Beniim evi onaran hicmimar ca,asir makinasi muslugunun tam ayni cizgide 10cm altina acik priz takmis. Evin 8 yerinde olumcul elektrikci hatasi yapmis, yine de boburlenir. Turk usulu, her elestiriye ucuzundan bahane laf ebeligi hazirda.
    Iyi sanslar. Emeklilik birikimimizi goturenlere siz de katilin...

    YanıtlaSil
  3. Anladığım kadarıyla emekli olup buraya yerleşmişsiniz. Hayırlı olsun. Benim gibi, sizin gibi buraya yerleşenleri kazıklayacak uyanıklar bana da çatmıştı. Birinde 200 TL vererek yaptırdığım arızalı hidroforu iki yıl sonra 20 TL vererek yaptırdım. Anladım ki burada kırk türlü esnaf var. Aynen İstanbul'da orada burada olduğu gibi. Ve yapılması gerekenin onlardan daha uyanık olmak gerektiğini yukarıda anlattığım örnek açıklıyor. Bir daha kazık yemedim. Her işten önce iyi araştırdım, soruşturdum. Keşke siz de daha iyi araştırsaydınız. Bu arada sizin emekli birikiminizi götürenlere neden katılayım anlamadım? Birikiminiz beni ilgilendirmiyor. Size önerim daha uyanık, daha akıllı olup kurnazlara, hırsızlara paçanızı kaptırmamanız. Akıl her yaşta herkese lazım değil mi? Ha bir de açıklama yazayım, çünkü buna ihtiyaç hasıl olmuş; ben Bodrum esnaf ve sanatkarlar odası üyesi, başkanı filan değilim. Esnafın kimliğinden, namusundan da sorumlu değilim. Umarım bir daha başınıza kötü şeyler gelmez de huzurlu bir emeklilik geçirirsiniz.

    YanıtlaSil
  4. Aynen!!! iyi araştırma, soruşturma kurali dunyanin neresinde yasarsaniz yasayin gecerli, bu bodrum, münih, punta cana veya sydney olabilir, gozunu kapayip iste bu diyen kaziklanir, cok para verir, bu bodrumun veya bodrumlularin sucu degil, kimse kusura bakmasin

    YanıtlaSil
  5. Serdar bey, emekli amcamız size değil bodruma klimacı olarak yerleşmek isteyen diğer arkadaşa ''emeklilik birikimini götürme'' konusunda sitem etmiş. Gerçi muhabbetin üzerinden 4 yıl geçmiş amcamız da sizin gibi öğrenmiştir herhalde :) saygılar.

    YanıtlaSil