1 Temmuz 2011 Cuma

Bodrum'a yerleşmek isteyenlere önerilere devam; yapılacak 25 şey

Bodrum'da yapılmaması gereken 25 şeyi yazmış, açıklamış sonra da yapılması gereken 25 şeye sıra gelmişti. (http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/05/bodruma-yerleseceklere-bodrumlu-hayata.html) Bunlardan da ilk 5 maddeyi geçenlerde yazmıştım (http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/06/bodrumda-yaplmas-gereken-25-sey.html). Sonra araya önce İstanbul seyahati ardından Bozburun seyahati girince ara verdim. Kaldığımız yerden devam edeyim istiyorum. Bu seriyi bitireyim çünkü bunlar burada yaşadıklarımdan çıkardığım küçük notlar. Hayatın pratiğinden çıkan şeyler. İlgilenenlere faydası dokunacak tüyolar diyelim. 
Bu akşam devamındaki 5 maddeye bir bakalım.
6. İstanbul’a laf edilir 
7. Kedisine köpeğine iyi davranılır 
8. Yüzülür 
9. Cumaları pazara gidilir 
10. Rakı Bodrum’un resmi içkisidir; içilir 

6. İstanbul'a laf edilir 
Bildiğiniz şeylerin tekrar söylenmesi genellikle insana iyi gelir. "İyi ki oraya gittik", "Çok iyi bir iş yaptık", "Yerinde bi kararmış, iyi geldi" gibi laflardan söz ediyorum. İşte benim gibi İstanbul'u kendi isteğiyle bırakıp buraya yerleşenler için İstanbul'a laf etmek, bildiğimiz ama tekrar tekrar söylemekten zevk aldığımız bir şey. Akşam yürüyüşlerimiz bizim bir ritüelimiz, bundan söz etmiştim. Yaz kış marinadan Halikarnas'a kadar olan yolu -yani Bodrum'un asıl merkezini bir uçtan bir uca yürümek haftanın en az üç dört günü yaptığımız bir iş. Bu yolu genellikle bizim Ahmet'le yapıyoruz, ara ara başka katılanlar da oluyor. Özellikle sonbahar veya kış aylarının nispeten ılık ve güneşli akşamlarında, insanların İstanbul'da kar ile yağmur ile boğuştuğunu düşünüp "iyi ki gelmişiz" diyoruz. Eğer günün birinde yerleşirseniz yaşayarak göreceksiniz ki yaz mevsimi dışında burası çok daha güzel. İnsanlar mesela İstanbul'da gri, soğuk, yağışlı bir havayla günlerce, haftalarca boğuşurken bir kazakla sahilde yürüyüp güneş gözlüğü takmanın verdiği hazzı yaşayacaksınız. Aşağıdaki videolar bir şubat ayı içindeki üç farklı günde çekildi.


İşte geçmişte ben de İstanbul'da o durumdaydım ve o havadan, haftalarca süren grilikten agresifleştiğimi farkederek yaşamaktan çok sıkılmıştım. Bir gün bir kış güneşi lafı beni buralara getirdi. Onu yazmıştım, tekrar etmiyeyim ama o yazının linkini buraya alayım, okumayanlar olabilir, buraya yerleşmemde önemli bir laftır; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/01/ks-gunesi.html
İşte İstanbul'a laf etmek aslında bizi sıkan, mutsuz eden, agresifleştiren, hayatın tadına varmaktan alıkoyan her ne var idiyse onlardan kurtulmuş olmanın mutluluğunu ara sıra kendimize hatırlatmaktan başka birşey değil. Yoksa asla İstanbul'dan nefret etmek anlamına gelmiyor. İstanbul'dan nefret edeni ilahi güçler çarpar. Demem o ki; ben İstanbul'dan değil, İstanbul'u bu hale getiren zihniyetten ve asla hemşehri olarak kabul etmediğim insan güruhundan, dayanılmaz temposundan ve trafiğinden yaka silkip kaçtım. Bir de burayı, Bodrum'u, Ege'yi, bu coğrafyayı ve bu doğal kültürü çok sevdiğim için kaçtım. Sadece İstanbul'dan sıkılmak buraya yerleşmek için yeterli bir neden değil.


7. Kedisine köpeğine iyi davranılır 
Buranın kendine özgü kedi ve köpekleri var. İklim onları biraz gevşetiyor herhalde, özellikle yazın yolun ortasına yatıp dünyayı umursamayan köpeklere rastlarsınız. Ancak malesef hayvanları sevmeyen o kadar çok insan var ki. Her yaz başı kedi köpek zehirlenmeleri yaşanıyor. Her yaz sonu da Bodrum'dan şehre dönen yazlıkçıların sokağa bıraktığı kedi ve köpeklerin içler acısı halini bizler yaşıyoruz. Günlerce Gümüşlük'te iskelede ufka bakan bir köpek bilirim. Vicdansız sahibi köpeği sahilde bırakıp teknesiyle kaçmış. Köpek günlerce yemeden içmeden kesilip denize bakıp bakıp sahibini bekledi. İnsan bunu nasıl yapar anlamak mümkün değil. Eğer buraya yerleşecekseniz, hayvanlara karşı bir alejiniz de yoksa mutlaka bir kedi veya köpeği sahiplenin. Ve mahalle içinde belli yerlerde toplanan kedilere, köpeklere iyi davranın. Mümkünse onlara verecek mama bulundurun. Benim evimde bir kedim var, daha önce yazmıştım. Adı Neriman. Bizim Bodrum'un meşhur veterineri Ahmet Kurt'a götürdüğümde yardımcısı kayıt yaparken ismini sorunca Neriman dedim, elamanı bir gülme tuttu. Alışmış tabii, minnoş, şuşu, mumu gibi isimlere, Neriman çok direkt geldi herhalde. Çok iyi huylu bir kedi. Birbirimize bazen kızıyoruz ama bağlandık. Eğer İstanbul'a gidip gelmelerim olmasa kesinlikle bir köpek de beslerdim. Biliyorsunuz kedi köpek gibi değil. Mamasını suyunu verdikten sonra isterseniz 10 gün eve gelmeyin mesele yok. Ama köpek öyle değil. Ben de köpek zevkimi, mahallemizin sempatiği Vanilya ile gideriyorum. Aşağıdaki videoda Vanilya'yı görebilirsiniz. Bu arada üç yıl önce Yalıkavak'ta başka hiç bir köpekte görmediğim sempatik tavırlarıyla evime gelip yemek yiyen bir sokak köpeğim olmuştu. Daha doğrusu benim değildi, sokakta yaşıyordu, benim evi bellemişti. Ben de mama bulunduruyordum. Adını Rospik koymuştuk. Çok işveli diyeyim devamını siz anlayın. O yıllarda henüz Bodrum'a yerleşmemiştim, yazın 3-4 ay mümkün olduğunca Yalıkavak'ta yaşıyor, kışın İstanbul'a dönüyordum. Ara sıra kışın Yalıkavak'a geldiğimde görürdüm. Sonraki bir gelişimde göremedim. Birisi sahiplenmiş, alıp götürmüş. Komşularım "Abi siz İstanbul'a gittikten sonra bazen sizin yatak odasının penceresinin altına geliyor, ayağa kalkıp içeri bakıyordu. Sizi çok aradı" demişlerdi. Bir tuhaf olmuştum.

Bodrum'lu Neriman'ın pozu
Neriman küçükken hep tepemdeydi

Yalıkavak sahilindeki belediye kafeteryasının önündeki köpek. Hep böyle yatar
Neriman sıcaktan bunalmış, dışarıda uyuyor
Yalıkavak'taki sahipsiz köpeklerden Patch. Bu da benim eve uğrayıp mamasını yiyip gidenlerden
Müthiş sevimli Rospik
Rospik ile oynarken

Evet, kediler ve köpekler Bodrum hayatının bir parçası. Zazu'nun köpeği Paspas, Gemibaşı'nın sen bernar kırması köpeği, marina çarşısındaki kuyumcunun tasmalı kedisi... Memedof'un arka sokağındaki beyaz tüylü fırlama köpek. Belediye meydanındaki yaşlı obez siyah köpek. Yalıkavak'ta hep sırtüstü yatan köpek... Bizim mahallenin sayamayacağım kadar çok kedisi. Hepsi buraya ait. 

8. Yüzülür 
Denizle iyi geçinmeyenin burada mutlu olması zor. Çünkü deniz buradaki hayatın ta içinde. İster tekneniz olsun ister sadece yüzün. Denizsiz hayat olamaz. Yüzmenin faydalarını sayacak değilim, herkes biliyor. Hele benim gibi 50'li yaşlara başlayanlar için sağlıklı kalmanın neredeyse en önemli şartı. Bu kış havuza başlamıştım. Üç ay kadar da sürdürdüm. O dönemdeki kilom ve formum şimdi yok çünkü yüzmeyi bıraktım. Şimdi deniz sezonu açıldı, birkaç gün sonra Yalıkavak'a yazlık eve geçeceğim ve her gün yüzmeye başlayacağım. Ve bu kış ne yapıp edip havuza devam etmem lazım. Tabii havuz sıkıcı bir iş. Aynı yerde git gel, git gel. Ne kadar başka şeyler düşünüp zamanı geçirmeye çalışsanız da deniz gibi değil. 
Herneyse; buraya yerleşenin denizle arası iyi olacak. Her fırsatta yüzecek. Bütün yazı sırt üstü yatıp güneşlenerek geçiren mevsimlik tatilci gibi değil, denizin her an elinin altında olduğunu bilerek, onun rahatlığıyla, "denize gitmek" gibi bir kavramı aklından çıkararak, denizi doğal bir şey olarak yaşamak buranın bir ayrıcalığı. Misal; ben bugün evde çalışırken akşamüstü saat 4'te ara verip, Bardakçı'daki Mavi'ye gidip, denizde yüzüp, sonra bir saat kadar şezlongta uzanıp dönüp kaldığım yerden devam ettim. İşte Bodrum'da yaşamak bu.

Yüzerken çakilmiş fotoğrafımı bulamadım, ben de Bardakçı'daki Mavi'den denizi çektiğim bir fotoğrafı buraya alıyorum
9. Cumaları pazara gidilir 
Diyelim buraya yerleştiniz. Eğer Bodrum'u damardan yaşamak istiyorsanız buranın sunduğu lezzetleri öğrenmelisiniz. Otları tanımalısınız. Migros'tan domates almak İstanbul'da kaldı. Unutacaksınız. Migros -ya da ne bileyim Metro filan- pirinç almak, içki almak, deterjan almak için gidilen bir yer olmalı. Her cuma pazar kuruluyor Bodrum'da. Ayda en az iki kere gitmelisiniz. Pazarcı esnafıyla sohbet etmelisiniz. Onları tanımalısınız. En iyi peyniri, en iyi zeytini... en iyi sebzeyi orada bulacaksınız. Bir yerin pazarına gitmek o yerleşim yeriyle iyi diyalog kurmanın, orayı benimsemenin en can alıcı eylemi. Fiyatları görünce de İstanbul'da ödediğiniz paraları düşünecek, hayıflanacaksınız. Bakın hiç abartmadan söylüyorum; 5 yıl önce Kadıköy çarşısından veya Beyoğlu balık pazarından ne alıyorsam aynısını alıyorum diyelim; verdiğim para 5 yıl önceki paradan daha az. Ya da bazen Bebek'te oturduğum yıllarda eve dönerken Bebek'ten aldığım malzemelere ödediğim fiyatları hiç konuşmayalım bile.




10. Rakı Bodrum'un resmi içkisidir; içilir 
Baştan söyliyeyim "ben rakı içemem, anason kokusuna dayanamıyorum" diye düşünen varsa bundan sonrasını okumayabilir. Şaka ama rakı kadar Bodrum'a yakışan başka içki yok. Herşey rakıya göre yapılmış. Mezesi öyle. Otları öyle. Müziği öyle. Ortam deseniz zaten öyle. Ege şarabın ilk üretildiği bölge. Doğru. Ama o zaman rakı yokmuş ki. Ne zaman ki rakı yaratılmış, o zaman herşey rakıya endeksli hale gelmiş (bu benim teorim, inanmamakta serbestsiniz). Zaten rakı Ege'de yayılmış, Yunanistan'dan daha batıya gittiğinizde yok. Dolayısıyla güney Fransa'da, Sicilya'da, İspanya'da... Hırvatistan'da şarap var ve yemekleri ona göre. Ama kim kurguladıysa iyi kurgulamış, bizim bölgeye rakıya uygun mezeler, balıklar, bitkiler vermiş. O coğrafyanın payına da şarapla kavga etmeyecek, az baharatlı bir şeyler düşmüş. En kötüsü sosu basarsın olur biter. Ama bizim buralardaki mezeler öyle değil. Kimse kusura bakmasın, ahtapot ızgara dediğiniz şey Yunanistan'ı geçince yok. Olanı da bir şeye benzemiyor. Denedik, karar verdik.
Yani kısaca eğer buraya yerleşecekseniz rakı içeceksiniz. İçemem diyorsanız bizlere başvurursanız, üç dört seansta sizi rakıcı yapmaya hazırız. Zaten Mahmut Kaptan veya Deniz Feneri'ne gidince kendiliğinizden rakıya dönersiniz.


Bir sonbahar akşamı Yalıkavak'ta Sait'te
Deniz Feneri'nin karidesi
Sait'in mezelerinden
Bir kış akşamı Deniz Feneri'nde
Mahmut Kaptan'ın doyumsuz kalamar ızgarası
Bodrum'daki Orfoz'un yılan balığı fümesi, kidonyası, keçi peyniri, sarması
Yine bir sonbaharda Sait. Işık gözümü rahatsız etmiş, yoksa Clark bakışı değil
Akyarlar'da denizin dibindeki Naz'da rakı sofrası


1 yorum:

  1. imrendim bianda size üç saattir bilgisayar başındayım bodruma nasıl yerleşebilirim ne iş yapabilirim diye araştırıyorum birden canlı canlı örneği çıktı karşıma yaşam tarzı insanın hissettiğidir bence iyiki gitmişsiniz serdal arslan(( arslan_575@hotmail.com ))gelebilirsem belki karşılaşırız dünya küçük

    YanıtlaSil