25 Temmuz 2011 Pazartesi

Yalıkavak Bodrum’un neresinde, iklimi nasıl?


Bugünden başlayarak birkaç yazıda Yalıkavak’ı anlatacağım. Yazlarımı geçirdiğim, çok sevdiğim ve bir gün hariç güzel günler yaşadığım huzurlu Yalıkavak’a böylelikle borcumu öderim belki. O kötü geçirdiğim bir günü de ileride anlatırım.
Yalıkavak’a ilk gelişimin tarihini hatırlamıyorum ama en azından 20 yıl önceydi. O zamanlar henüz havalimanı olmadığından her yaz bir hafta on günlüğüne arabayla gelir, tatili yapıp İstanbul’a döner, bir daha Bodrum’un adını bile anamazdık. Sonra havalimanı yapıldı sezonda her ay bir kez perşembe akşamından gelir, aklımı Bodrum’da bıraka bıraka salı sabahları ofise gitmek üzere en erken uçakla dönerdim. Bodrum’dan ayrılacağım salı gününün öncesi pazartesi öğleden sonraları fena bir hüzün ve sıkıntı çökerdi. İşte o yıllarda koyları gezdiğim dönemlerde bir iki kez Yalıkavak’a da uğradım. Ama sürekli esen rüzgarı nedeniyle bir türlü ısınamamıştım.
Ta ki bir iş nedeniyle Yalıkavak’a gelmem gereken 2007 yılının şubat ayına dek Yalıkavak’la ilişkim olmadı sayılır. O gelişimde İstanbul’dan ayrılırken haftalarca güneşin olmadığı gri, kurşuni, ağır bir havayı arkamda bırakmıştım. Havanın karardığı bir saatte Bodrum’a indiğimde  araba kiralayıp doğru Yalıkavak’ta kalacağım Four Reasons oteline gitmiştim. Odama yerleşip üstümü değiştirip, adını hep duyduğum Sait’e balık yiyip rakı içmeye gitmek için odamdan çıkarken öyle bir yağmur bastırdı ki bir süre odada mahsur kaldım. Şansıma lanet edip, rezervasyonu iptal edip otelde kalacakken yağmur durdu. Yarım saat sonra sanki hiçbirşey olmamış gibi yıldızlar çıktı. Biz İstanbul’da yağmur yağınca, hava kapayınca haftalarca açmamasına alışmışız, bu durum çok hoşuma gitti. O akşam bir kış zamanı Bodrum’da Yalıkavak’ta ilk geçirdiğim geceydi. Ertesi gün uyandığımda pırıl pırıl bir havayı görünce dedim ki ben burada yaşamalıyım. Ne zamandır aklımdaki varolan Bodrum’a yerleşme düşüncesini bu seyahat hızlandırdı.
Four Reasons'un odası. Çok makul odalar ve iyi bir işletmeydi
Şubat ayındaki yağmurlu geceden sonra uyandığımdaki manzara
Bu da aynı seyahatin ikinci gecesi, Yalıkavak'ın otelden görünümü
O günden sonra iş planımı ve iş tarzımı ve hayatımı yavaş yavaş Bodrum’a yerleşme üzerine kurgulayıp gereken değişiklikleri yapmaya başladım. Bu seyahati izleyen eylül ayında Yalıkavak’ta bir ev kiralayıp, kış aylarında her ay üç beş gün, yaz aylarında ise bir iki ay sürekli olarak Yalıkavak’ta kaldım. Ve bir süre sonra kışları Yalıkavak’ın Bodrum’a oranla serinliği ve çok sakin oluşuyla beni kesmemeye başladı, ben de Bodrum’a inmeye başladım. Anladım ki ideali kışın Bodrum, yazın Yalıkavak’ta yaşamak. Şu anda bunu yapıyorum, ortalama üç ay Yalıkavak’ta dokuz ay Bodrum’un içindeki evimdeyim. Buralara yerleşme fikrimi hızlandıran bir olay buysa, diğeri de “kış güneşi”dir ki bu konuyu daha önce yazmıştım. Okuyabilmeniz için; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/01/ks-gunesi.html
Bodrum bildiğiniz gibi bir yarımada. Havalimanından gelirken önce Torba sapağına varırsınız. Sağa saparsanız Torba, Göltürkbükü (bu da çok saçma bir isim birleştirme operasyonu oldu. Kimse Göltürkbükü demiyor, herkes yine Türkbükü ve Gölköy diyor. Tutmadı) ve Gündoğan’dan sonra Yalıkavak gelir. Sapaktan sonra yaklaşık olarak 25 km’dir. Bodrum güneye bakar. Onun için kışları ılıktır. En fazla lodos fırtınası yüzünden hayat aksar ama o da senede15-20 günü geçmez. Bodrum’dan sonraki Gümbet, Bitez, Ortakent, Yahşi, Karaincir ve Akyarlar da güneye bakan köyler, beldeler. Daha sonra Turgutreis gelir ki yanılmıyorsam en büyük ve kalabalık beldedir, buranın yüzü batıya dönüktür. Aynen bir sonraki Kadıkalesi gibi. Sonra Gümüşlük gelir, burası artık yavaştan kuzey batıya bakmaya başlar. Yalıkavak ise tam kuzeybatıya bakar ve buralarda en sık rastlanan rüzgar bu yönden eser. 

Yalıkavak'ta baharın gelişini açan papatyalardan anlarsınız
Yağmurlu bir kış günü gün batımı
Kışın yağmur ve fırtına
Bazen böyle inanılmaz görüntüler çıkıyor. Bu fotoğraf bir Aralık ayında çekildi
Yine bir fırtına günü
Kışın yağmur sonrası
O yüzdendir ki Yalıkavak’ın iklimi yazın harikadır. Hep esinti vardır ve bu da beldeyi serinletir. Her sefanın bir cefası vardır hesabı; bu rüzgar denizinin hep çırpıntılı olması anlamına gelir. Ama benim gibi güne erken başlayan ve yüzünü denizde yıkayanlardan olursanız böyle bir sorununuz olmaz çünkü sabahları deniz hep sakindir. Rüzgar 11 civarı çıkar, akşam gün batımına kadar eser. Benim için ideal bir durum çünkü sabah saat 9’dan sonra ben evde çalışmaya başlıyorum, ev de kuzeye baktığından rüzgar eksik olmuyor. Şu kadarını söylemem yeterli olur sanırım; bu yaz gündüzleri daha hiç klima açmadım. Geceleri genellikle sakindir. Geçenlerde olduğu gibi, gecenin de esintili olduğu zamanlar vardır ama enderdir.

Gün batımında rüzgar durur
Sabah erken saatte deniz kıpırdamıyor
Bir kış sabahı erken bir saat
Göğün altın sarısı olduğu müthiş gün batımlarından biri
Yalıkavak büyük bir koyun etrafına kurulmuş bir kasaba. Balıkçı barınağı, çarşısı, camisi, pazar yeriyle tipik bir Ege kasabası görünümünde, çok sevimli bir yerdir. Bodrum yarımadasının en iyi balık restoranlarının çoğu buradadır. Pazarı çok büyüktür, sadece yiyecek değil giyim de satılır. Her Perşembe kurulur. Şimdilerde el değiştiren ve bu kış kapasitesi 350’den 800’e çıkartılması planlanan marinası vardır. Xuma ve Dodo diye iki büyük plajı vardır, Xuma etkinlikleri ve konumuyla daha önceliklidir. Ayrıca sahil halka açıktır istediğiniz yerden denize girebilirsiniz. Belediyenin halk plajı da bu koydadır. Yalıkavak’tan Gümüşlük’e doğru, yani batıya doğru büyük bir koy, Gündoğan’a yani kuzeye doğru ikinci büyük bir koy daha vardır. Bu koyun adı Tilkicik Koyu’dur. Genellikle sitelerin ve otellerin yer aldığı, denizinin harika olduğu bir bölgedir. Yalıkavak’ın kara tarafında iki büyük köyü vardır. İkisi de çok kişilikli köylerdir. Batıdaki Geriş, kuzeydeki Gökçebel’dir. Geriş’in manzarası tam anlamıyla nefes keser. Havanın berrak olduğu günlerde karşıdaki Yunan adalarından Kalimnos ve Leros’un da arkasındaki adalardan Patmos, daha sağ tarafta Kuşadası’nın karşısındaki Samos çok net görünür. Aradaki ufak adaların isimlerini bilmiyorum. Aşağıdaki fotoğraflardan birinde, Bodrum’dan Yalıkavak’a gelirkenki yolda tırmana tırmana çıkılan tepenin zirve noktasından Yalıkavak’ın genel görünüşü var. İşte bu fotoğrafta karşıdaki adalar ve sağ tarafta Didim sahili farkediliyor.


video

Yalıkavak’ın nüfusu 8700. Tabii bu yaz nüfusu değil. Ama tam kış nüfusu da sayılmaz çünkü kışın nüfusun 1200 olduğu söyleniyor. Tahminimce civar köyleri ile beraber kış nüfusu olsa gerek.
Yalıkavak’ın arazisinin yarısında hala tarım yapılıyor. Ana üretim narenciye. Bazen bisikletle gezinirken mandalina bahçelerinden birine girip mandalina yiyip çıkıyorum. Kimi bahçeler böyle, etrafında dikenli tel yok. Balıkçılık da yapılıyor. Ama artık genellikle gelir turizmden. Bu da kışın pek iş olmaması anlamına geliyor.
Bugün sadece böyle genel bir bilgi vermek istedim. Daha sonra eski Yalıkavak fotoğraflarını yayınlayacağım, yeme içme yerleriyle ilgili bazı bilgileri, çarşısı, pazarıyla ilgili yazıları yazacağım. Yarın Pazartesi ve iş günü.Ben de burada Yalıkavak’ta laptopumun başında olacağım. Salı günü iki toplantı için İstanbul’a geçeceğim ama aynı akşım dönmeyi planlıyorum. Uçaktan iner inmez Yalıkavak’ta sahilde bir balıkçıya girip iki kadeh rakı eşliğinde balık ve ahtapot yiyip günün yorgunluğunu ve İstanbul’un tozunu üstümden atmayı çok seviyorum.

3 yorum:

  1. merhaba , yazınızı okudum, bugün durum nasıl yalıkavak ta ? yaz-kış yaşamak için bodrum da nereyi önerirsiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. Bu yazıyı yazdığım 2011'den günümüze, Yalıkavak gibi Bodrum'un her yeri süratle bozuldu. Yıllık nüfus artışının %25 olduğu bir beldeye ne alt yapı ne hizmet, ne konut dayanır. Artık kimseye Bodrum'da şuraya veya buraya yerleşilir diyemiyorum.

      Sil
    2. yanıtınıza teşekkür ederim Serdar bey , inşallah bir gün görüşür tanışırız.

      Sil