29 Temmuz 2011 Cuma

Yalıkavak’ta yiyecek mekanları


Bu yazıyı 2011 yazının 29 Temmuz günü yazmışım. O günden bugüne çok şey değişti. Kişisel görüşüm şu; Yalıkavak bozuldu. Bu benim dünya görüşümü yansıtan bir fikir. Başkaları başka şey düşünebilir. Öyle de düşünüyorlar ki Yalıkavak'ta inşaat sektörü patladı, konut fiyatları katlandı. İstanbul'un çoğu yeni zengin kesimi yazlık almaya başladı. Ardı ardına "biiç"ler ve rezidanslar açıldı. Eskiden sadece Xuma varken şimdi -görgüsüz- takımın geldiği, bütün gün cıstak müzik çalınan, akşamları "happy hours" konseptli mekanlar türedi. Bunlarla beraber yeni insanlar da türedi ve Yalıkavak'ın tadı iyice kaçtı. Aşağıda öve öve anlattığım bir zamanların Sait'i yok artık. Adı marina kendi AVM olan, zevksizlik abidesi Palmarina içine geçti. Böylece yok oldu. Şimdi Bodrum'a şube açtı ama eski yerindeki o havanın olması maalesef mümkün değil. Duyduğuma göre de eski yeri "Eski Yer" adıyla eski kadronun bir bölümüyle hizmet veriyormuş.  
Ben bu yazıyı yazdığım zaman yazları Yalıkavak'ta geçiriyordum. Palmarina'nın açılmasını takip eden yıl ardıma bakmadan kaçtım. O zamandan bu zamana yazları toplasanız üç-dört kere Yalıkavak'a gittim o kadar. Aşağıdaki yazı bu nedenle güncel değildir, çünkü artık Yalıkavak'a gitmiyorum. Gitsen nereye giderdin diye soracak olursanız üç yer sayarım; Balıkçı limanındaki Çardaklı (Mehmet), Yalıkıyı (Murat) ve Gerişaltı'ndaki Deniz Kızı. 
Okumak isterseniz, 2011 yazında yazdıklarım aşağıdadır...

Yalıkavak Bodrum’un yeme içme seçenekleri bakımından tahminimce en zengin bölgesi. Bu konuda diğer köylerden ileri ve çeşitlilik bakımından Bodrum’la yarışır. Özellikle deniz mahsulleri konusunda çok iyi restoranları var. Bodrum’u yakından bilmeyenler için balık yenilecek en iyi yer Gümüşlük’tür. Ama Bodrum’da yaşayan bizler için en son gidilecek yer Gümüşlük’tür. Çünkü genellikle mezeleri sıradandır, servis özensizdir, fiyatlar asla sunulanın karşılığı değildir. Bundan 15-20 yıl önce böyle değildi tabii. Ne zaman ki Bodrum’da yazlık konut meselesi patladı, o zaman iç turizm de patladı. Ve Gümüşlük eski entellektüel, bohem kesimin yeri olmaktan çıkıp, yerli turistin balık yemeye gittiği bir büyük restorana dönüştü. Özensiz restoranlar birbiri ardına açıldı. Şimdi gittiğinizde Kumkapı tarzı bir yer ile karşılaşıyorsunuz. Bir iki farklı restoran var ama onlar da fiyat konusunda çok acımasızlar. Mimoza içlerinde en özenlisi. Yazın reklamcı tayfasının ağırlıkta olduğu müşteri profili yüksek gelir grubundan. Bu da fiyatlarda kendini belli ediyor. Gerek gelen kitlesi gerekse konumu itibariyle benlik bir yer değil. Gümüşlük koyunun dibine doğru bir mekan, bana bir süre sonra kapalı yerdeymişim duygusu veriyor.
Yalıkavak’ta balık ve deniz mahsulleri konusunda Sait, her bakımdan çok ayrı bir yer. Konumuyla, meze kalitesiyle, çeşitliliğiyle, servisiyle farklı ve sonunda verdiğiniz paranın karşılığını alıyor olmanızla her türlü övgüyü hak ediyor. Geçtiğimiz aylarda Sait ile ilgili detaylı bir yazı yazmıştım. O yazıyı okumak , Sait hakkında daha da bilgilenmek isterseniz lütfen bu linki tıklayın; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/02/yalkavakta-harika-lezzetler-sait.html
Yazın şu kalabalık döneminde Sait’te yer bulmak mümkün değil. Birkaç gün önceden yer ayırtmak gerekiyor. Hele deniz kıyısı bir masa istiyorsanız 15 gün önceden konuşmalısınız. Geçen akşam yine oradaydım, tahminen aynı anda 300 kişi filan yemek yiyordu, serviste en ufak bir aksama olmadı. Çalışanlarla artık akraba gibi olduk, çünkü özellikle Sait’e kışın gitmeyi seviyorum. O zaman etraf çok sakin oluyor, personel de beni ailedenmiş gibi görüyor. Dışarıda poyraz fırtınası ile coşan deniz camları döverken şömine başında yiyip içmenin tadını anlatamam. Zaten çok temel bir şey şu ki Bodrum’u gerçekten tanımak isteyen yılda en az bir kez kışın Bodrum’a gelmeli. O zaman neden temmuz ve ağustos aylarından pek hoşlanmadığımızı çok iyi anlayacaklardır.

Geçen akşam gün batımında Sait

Sait'teki ahtapot ızgaradan daha iyisini henüz yemedim
Kış mevsiminde Bodrum'da dil yenir


Sait’in dışında da Yalıkavak balıkçı açısından çok zengin. Memedof, Deniz Kızı, Hünkar, ve Hasan, Sait’in olduğu Gerişaltı denen bölgede, yanyana sıralanmış durumda. İlk taşındığım senelerden birinde kışın sıkı bir kazık attığı için bir daha hiç gitmediğim Çimentepe’yi de saymak lazım. Orası da eski bir balıkçı, epey müşterisi var. Üç dört sene önce iki kişi, biraz meze, bir küçük rakı ve bir deniz levreğine 200 TL verince bir daha gitmemeye karar verdim. Kıyaslamak için şu bilgiyi vereyim; aynı dönemde aynı yemeği –ki daha iyisini- Sait’te 100-125 TL civarına yerdiniz. O nedenle Çimentepe için hiçbir zaman iyi şeyler düşünmüyorum. Aynı yol üzerinde ismini bilmediğim birkaç balıkçı daha var ama yukarıda ismini saydıklarım en bilinenleri. Yalıkavak’ın eski köyiçi dedikleri yere gittiğinizde ise, balıkçı barınağının civarında Çardaklı, Cumbalı, Çakıroğlu adında üç balıkçıyı görürsünüz. Ben içlerinde Çardaklı’ya yani Mehmet’e giderim. Eskiden Cumbalı’yı işletiyordu ve çok müşterisi vardı. İki sene önce mal sahibiyle anlaşamayınca orayı boşalttı ve hemen yanında pek iş yapmayan, adı İzmirli Balıkçı olan dükkanı tuttu. Kısa zamanda işini büyüttü. Herkes Cumbalı ile rekabet edemez diye düşünürken Mehmet işini oturttu. Bu da şunu gösteriyor ki mekan önemli ama ustalık daha önemli. Ben Mehmet varken hiç Cumbalı’ya gitmeyi düşünmedim bile. Dün akşam da yine Mehmet’te gün batırdık. Aşağıya dün akşamdan birkaç fotoğraf ekliyorum.

Çardaklı'nın mezeleri


Çardaklı'da gün batımı
Barınağın sonuna doğru üç balıkçı daha var; sondakinin mezeleri temiz, taze ama çeşit az ve bilindik şeyler. Balığı yanındaki kooperatiften alıp pişirtiyorsunuz. Kooperatif de artık nasıl bir kooperatifse levrek, çipura, barbun dışında hiç balık olmuyor. Bu sözünü ettiğim yer fiyat itibariyle çok makul. Benim gibi uzun süre oturup, sohbet edip yemek yiyen biri için cazip bir mekan değil ama mesela öğlen canınız balık istediğinde ideal. Bir balık, bir salata bir iki soğuk meze bir de birayla 30-40 TL’ye kalkabilirsiniz.

Barınağın sonuna doğru yan yana üç balıkçı var
Daha önce de yazmıştım, benim kebapla pek aram yok. Onun için Yalıkavak’taki kebapçılar hakkında birşey yazmam yanlış olur. Sadece şunu söyliyebilirim, gözümün önüne getiriyorum da tahminen 10 civarı kebapçı var sanırım. Ayrıca Yalıkavak’ta hatırı sayılır sayıda pide salonu var. Yerli turist pideyi sever. Sabaha kadar açık birkaç çorbacıyı da eklemem lazım.
Tabii Yalıkavak denince çoğu kişinin aklına ilk olarak köfte geliyor. Meşhur Kavaklı köfteci Yalıkavak’ın simgesi olmuş. Yazın millet kuyrukta bekliyor. Bir keresinde bekleyen 37 kişi saymıştım. Özelliği ne derseniz, herkes sevmeyebilir ama içindeki kuyruk yağından mıdır nedir tadı farklı. Sadece köfte ve piyaz var. Başka hiç bir yiyecek satmıyor. Ocaktan sızan yağlarla ve tereyağından yaptığı sosla kızarttığı ekmek direkt damarı tıkıyor belki ama laf aramızda lezzetli. Şimdilerde hemen yanına çakma bir Sultanahmet Köftecisi ve diğer tarafına ise Saraybosna köftecisi açıldı. Geçenlerde Saraybosna köftecisini merak ettiğim için gittim. Akşam yemeğine gitmekle hata etmişim. Servise yetişemiyorlar. Bir aile işletmesi ve ana, baba çoocuk filan toplam 5 kişi çalışıyor ve yetmiyor. Önden gelen pidemsi ekmek köfte gelene kadar buz oldu. Köfteyi de tam 25 dakika bekledim. Normalde çıkıp giderdim ama merak ettiğim için kaldım. Saraybosna’da cevap/cevapçiç denilen bir köfte türü var. Bosna’lılar köfte deyince çok kızıyorlar onun adı cevapçiç diye düzeltiyorlar. Aslında bildiğiniz köfte ama midevi bir köfte. Yağı filan ayarında. Sarayvo’da Başçarşı’daki meşhur Ferhatoviç’de o kadarı güzelini yerdim ki Yalıkavak’taki o ayarda değildi. Bir şans daha vereceğim ve bir öğlen gideceğim. Ama ıspanaklı boşnak böreği gerçekten iyiydi. Rahmetli anneannemin ve Sarayvo’daki tetkanın yaptığı cinsten.
Kavaklı köftecinin önünde kuyruk
Yeni açılan Saraybosna köftecisi
Boşnak böreği
Çakma Sultanahmet köftecisi
Yalıkavak’ta ayrıca bir kategoriye girmeyen farklı tatlar sunan çok sayıda restoran var. Bunların çoğunluğu İngilizlerin gittiği yerler. Yalıkavak’ta hatırı sayılır bir İngiliz nüfus var. Yaz kış burada yaşayanlar olduğu gibi sadece yazın gelenler de var. Beşyüz civarında İngiliz alie olduğu söylenir. Çarşı içinde Paprika adında çok sevimli bir küçük lokanta daha var. Bir karı koca işletiyor. Bu aralar ihmal ettim, uğramak istiyorum. Fener kavurması meşhurdur. Çarşıda bir de Gülten Abla’mız var ki onun da ev yemekleri iyidir. Benim favorim karnıyarık, pilav, cacık üçlüsü. Sarması ve diğer yemekleri de iyidir. Akşamları meze de var. İsteyen rakısını da içebiliyor. Ve en önemlisi kocaman bir ağacın altında oluşu. Doğal klima durum var. 

Gülten Abla'nın lokantası


Surfer Crab'ın mürekepbalıklı makarnası
Yalıkavak'taki yeni evin konumu çok iyi. Altımda Kutman Bistro, karşımda sağda Surfer Crab var
Yalıkavak'ta çarşı girişinde yeni açılan bir bistro

Ayrıca benim evimin altında Kutman şarap mağazası ve yanında bistrosu var. Evim iyi bir yerde yani... Dün akşam iki şişe şarap eşliğinde Kutman Bistro’da hafif ve lezzetli bir yemek yedik. Yeni eve taşınalı fazla olmadı, anca zaman bulup bistroya uğrayabildim. Hesap almadılar, bu yemek komşuya hoşgeldin olsun dediler, mahçup oldum. Ev için bir şişe Öküzgözü/Boğazkere bir şişe de Kalecik Karası aldım, deneyeceğim. Tam karşımda da Surfer Crab adında, ağırlıklı olarak yengeç, kalamar türü deniz mahsullü menüsü olan, yeni açılan sevimli bir restoran daha var. Sabah erken saatte bağırta bağırta Guns’n Roses falan çalıyordu. Ben konuşmaya gitmeyi düşünürken benden önce davrananlar olmuş ki, gürültülü müzik kesildi.
Şu sıra el değiştiren Yalıkavak Marina’da Bodrum’daki Tango’nun bir şubesi var. Et konusunda iddialı bir restoran. Aslında şube lafı yanlış oldu çünkü önce Yalıkavak Marina’da vardı, ardından Bodrum’da tam marinanın karşısındaki yeri açmıştı. Çok iyi olduğu söylenir. Ben balık ve deniz mahsülcü olduğum için bunca yıldır daha Tango’ya hiç gitmedim. Bu kış bir akşam Bodrum’dakine gidip yemem lazım, ayıp oluyor. Her gün selamlaşıp duruyoruz.
Belediyenin kafesini saymadan geçmem. Çünkü konumu çok güzeldir, sürekli eser, gayet lezzetli tostları vardır. Yer içer üç kuruş para ödeyip çıkarsınız. Bodrum’a temelli yerleşmeden önce yarı zamanlı olarak Yalıkavak’a geldiğimi söylemiştim ya. İşte o ilk gelişlerimde belediyenin cafesinde iki tost ve iki çay içmiştim. Benim İstanbul’da yaşarken bazı sabahlar Bebek Kahve’de yediğim menünün aynısına, Bebek’te ödediğimin dörtte birini –evet yanlış değil tam dörtte biri- ödediğimi görünce şaşalamıştım.
Bu arada birkaç barımız da var. Ben sadece Sandıma’ya giderim. Özellikle bazı kış geceleri Sait’e gitmek için Yalıkavak’a geldiğimde gece araba kullanmamak için Bodrum’a dönmeyip buradaki yazlık evde kalıyorum. İşte böyle gecelerde Sandıma’ya uğramamazlık etmiyorum. Sandıma da çok şeker iki dostun işlettiği mütevazı bir bar. Müşterisi ağırlıklı olarak İngilizler. Onun için kışın açık televizyonda kriket veya hokey maçlarını göz ucuyla seyrede seyrede kuralları kaptım. Bu arada içki fiyatları Bodrum'daki barların az yarısıdır.

Sandıma Bar
Belediyenin kafesinin konumu harikadır
Sonuçta Yalıkavak’ta her damak zevkine ve her keseye göre yemek var. Adam başı 15 TL’ye de 150 TL’ye de yemek yenecek seçenek bulunur. Sadece Yalıkavak bile tahminimce Çeşme’deki toplam restoran sayısını yakalar. Bu arada saydıklarım Yalıkavak merkezindeki yerlerdi. Frenk Azmağı’ndaki Tersane balıkçısı gibi Yalıkavak koyunun öncesindeki ve sonrasındaki koylarda olan yerleri saymadım.
Bir ara yolunuz Yalıkavak’a düşerse bu yazdıklarım işinize yarayabilir. Afiyet olsun... Sağlığa

3 yorum:

  1. Yararı oldu yazınızın. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. eline saglık süper bi paylaşım olmuş

    YanıtlaSil
  3. Paylaşımınızı okuduktan sonra çardaklı'ya mehmet beyin yerine gittim ve çok memnun kaldım.Mezesinden tutun da sunumuna kadar herşey çok harikaydı.Lezzetine doyamadığım balıklarından dolayı herkese tavsiye ediyorum. Yazınız sayesinde Mehmet beyle tanıştım paylaşımınız için teşekkürler...

    YanıtlaSil