8 Eylül 2011 Perşembe

Kekova’da üç gün sonrası Bodrum’a dönüş rotası üzerinde Faralya

Bayramda Bodrum’dan kaçmıştık. İlk durak Kekova’ydı, geçen gün burayla ilgili yazdım (bkz; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/09/kekova-kale-koyde-gecen-uc-gun.html). Üçüncü geceden sonraki sabah kahvaltı edip Faralya’ya doğru yola çıktık. Faralya’yı daha önce iki defa yazmıştım. İlki Yediburunlar Feneri denilen yeri anlatmak; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/04/faralyada-yediburunlar-lighthouse.html diğeri yine bu sefer de kalmak için geldiğimiz Oyster’i anlatmak içindi; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/08/faralya-bolgesi-ve-oyster.html . Üçağız köyünden yola çıktıktan yaklaşık 160 km sonra Fethiye Ölüdeniz’i geçtikten sonraki dağlara vurarak varılan Faralya bizi bulutlarla karşıladı. Babadağı’nın uzantısı olan dik yamaçlara, o vahşi görünüme bulutlar çok yakışmıştı. Bu yol manzarasıyla, doğasıyla çok etkili bir yol. Bir dahaki sefere Faralya’da durmayarak ta Xantos’a kadar gitmek istiyorum. Tahminen yolun sonu Eşen’den Kaş yoluna bağlanıyor. Araba kullanması zevkli bir yol. Tabii manzaraya kapılmayacaksınız, malum bir taraf uçurum. Aşağıda bununla ilgili görüntülere yer verdim. Videoda göreceğiniz vadi Kelebekler Vadisi’dir.
Yoldan tele ile Kelebekler Vadisi'nin görünümü
Faralya'daki Oyster'e inen yol otomobilin navigasyon ekranında görülmüyor, kayıtlarda yol olarak mevcut değil
Kelebekler Vadisi'nin yoldan normal görünümü
Bulutların güneşle yarattığı görüntülerden
video

İkinci kez geldiğimiz Oyster’e yine ana yoldan ayrılıp, son derece bozuk toprak yoldan inerek vardık. Normal bir arabayla inilmesi mümkün değil. Aşağıdaki videoda yolu görebilirsiniz. Bu sefer kaldığımız odanın balkonundaki cibinlikli yatak bizi vurdu. Gece birkaç saat yıldızların altında, sadece dalgaların kayalara vuruş seslerini dinleyerek uyuduk. 2005 yılında Ölüdeniz’de kaldığımız Jade Residence’ın yetkililerinden Can’ı bu sefer Oyster’de görünce eski bir dostu görmüş gibi sevindim. Geçen yılki aşçının aynen devam ettiğini duyunca sevincim bir kat daha arttı. Çünkü buranın aşçısı bu bölgenin eskiden en iyi deniz mahsülü restoranı olan ama şimdilerde kapanıp otele dönüşen Beyaz Yunus’un aşçısı. Kekova’daki yemekler için ne yazdıysam tam tersini burası için yazarım. Tatilde yemeğe çok yüklendiğimizden öğlen sadece bir zeytinyağlı yapmasını rica ettik. Hayatımda bu kadar güzel taze fasulye yemedim. Havuçlu ve kırmızı biberli fasulye çok iyi bir ana yemek oluvermişti. Faralya Oyster’de altı İngiliz misafir vardı o kadar. Zaten toplam yedi evcik var. Bu da maksimum ondört misafir eder. Ha unutmadan; Oyster’in en büyük nimeti çocuk kabul etmiyor olmaları. Hoş, buraya çocuk getirmeyi kimse düşünmemeli zaten. Eğer çocuğu serbest bırakırsanız ilk günü kayalardan denize uçar. Bizimle ve personelle beraber altı İngiliz’i de katınca toplam nüfus oniki oldu. Koca alanda bu kadar kişiydik. 

video

Balkondaki cibinlikli yatak
Denizin inanılmaz rengi
Önümüz deniz, sağımız, solumuz yeşillik, arkamız Babadağ
Denize bu kayaların arasından giriliyor. Zahmetli ama sonuç müthiş
Fethiye ve Ölüdeniz'e yağmur yağarken


Oyster’de her akşam başka bir menü hazırlanıyor. İlk akşam soslu patlıcan, üzerine peynir eritilmiş kabak (kabak ogreten gibi), sübye dolması, börek, ahtapot kolu ızgara ve levrek ızgara vardı. Parmaklarımızı yedik. O derece. İkinci akşam ise ana yemek olarak biber, kabak ve patates kızartması üstüne eklenmiş ince ince kesilmiş bonfile dilimleri vardı. 


Faralya’ya Fethiye’den gidiliyor. Fethiye, belki Ege’nin en güzel koylarına sahip. Ama ilçenin girişi çok kötü, tam bir Anadolu kasabası görünümünde. O derece zevksiz. Ege ile hiç ilişkisi yok gibi. Neyse ki marina bölgesi öyle değil. Tüm Ege’yi gezdim, buradan daha berbat mimarisi, daha berbat ve özensiz girişi olan kasaba görmedim. Eve gelince 2011 seçim sonuçlarına baktım. Bodrum’da CHP %56 AKP %22 oranında oy almıştı. Fethiye sonuçlarıysa AKP %42 CHP %37 olmuş. Bilmem anlatabildim mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder