27 Kasım 2011 Pazar

Bodrum'da Mandalin Bar'da Suzan Kardeş'i dinlerken

Dün akşam Bodrum'un en güzel mekanlarından biri olan Mandalin'de Suzan Kardeş'i dinlemeye gittik. Mandalin bu yaz başına doğru açıldı. Çarşının bitiminde, sahilde, eski bir palamut deposunu restore ettiler ve Bodrum'a çok güzel bir mekan kazandırdılar. İşleten aynı zamanda Bodrum'un popüler rock mekanı Kule Bar'ı işleten kişi. Epey bir yatırım yaptığı belli. Çok başarılı bir restorasyon yapılmış. Bodrum'da, denizin dibinde, balkonunda kaleyi seyrederek müzik dinlemek ne demek tahmin edersiniz. Ayağa düştüğü için günlük konuşmalarımda da, blog yazılarında da kullanmamaya özen gösterdiğim "keyifli" tanımını burası için kullanmak şart oldu. Çünkü öyle gerçekten de. Bu sezon mekanın açılışında gitmiştim. İsmini hatırlamadığım, pek de iyi olmayan, sadece kadınlardan kurulu bir grup vardı. Konser yarısına varmadan kaçmıştım. Sonra Yeni Türkü geldi ve iki akşam üst üste gittik. Araya yaz girdi ve ben Yalıkavak'a geçtiğim için pek Bodrum'a inmedim, Mandalin gecelerine katılamadım. Bülent Ortaçgil, Malabadi yazın gelen ekiplerden aklımda kalanlar. İki akşam Suzan Kardeş'in olacağını afişlerde görünce kış sezonu başında Balkan havaları dinlemek iyi gelir diye düşünüp sevindim. Balkanlardan hep soğuk hava gelir ama Suzan Kardeş kendi tarzıyla havayı ısıtır dedim.


Gece 24 olduğunda ekip sahneye çıktı. Çok iyi bir grubu var, tam Balkan tadını veriyorlar. Nefesli sazların ağırlıkta olduğu tipik bir orkestra. Önce grup bir giriş yaptı. Fanfare Ciocărlia'dan, Mahala Raï Banda'dan ve Koçani Orkestar'dan esintilerin olduğu bir medley çaldılar. Milleti havaya soktular. Derken Suzan Kardeş çıktı. Aşağıda iki farklı versiyonunu bulacağınız "Celem Celem"i yorumladı. Bence yanlış bir giriş oldu çünkü grubun hareketli girişinden sonra bir anda ağır ve hüzünlü şarkı ortalığı sakinleştirdi. Tam gaz verilmişken frene bastı. Ve sonra her geçen dakika kötüye giden bir program başladı.

Neden böyle diyorum; çünkü Suzan Kardeş Türkiye'nin tek Balkan müziği yorumlayan şarkıcısı. Özelliği bu. Orkestrası baştan aşağı Balkan müziğinin temel enstrümanlarından oluşmuş. Herşey bu havaya uygunken iki parça sonra birden "batsın bu dünya"ya başlamaz mı? Ardından "caney caney"... "tombul memeler" filan. Kötü espriler. Türkçe'nin nereye çeksen oraya giden yapısından hareketle burada tekrarlayamayacağım bel altı çağrışımlar yapan seviyesiz şakalar. Suzan Kardeş Balkan coğrafyasını epey geniş tutmuş. Repertuarındaki Diyarbakır'ın veya Trabzon'un Balkanlarla ne ilgisi var bilemedim.

Eğlenmedik mi? Eğlendik. Zaten eğlenmeye gitmişiz. Bir gece öncesinin uykusuzluğuna rağmen içkiler içildikçe havaya girdik. Birlikte olduğum kişiler zaten dünya şekeri insanlar, iyi dostlar. Orada ne çalsa biz eğlenecektik.

Ama Suzan Kardeş'e çok kızdım. Birincisi; kendine özgü bir tarzı varken herkesin kulvarına girmesindeki saçmalığa, vizyonsuzluğa kızdım. Bu memlekette herkes batsın bu dünyayı söylüyor zaten. Senin "Caje Sukarije" şarkısını söyleyen yok ama. Sen teksin, niye herkesin peşine takılıp sıradanlaşıyorsun? Bizim memlekette bunu şirketler de yapıyor. O ne yaptıysa aynısını yapayım diye özetlenebilecek sürü güdüsü. Sen bir fark yarat ve sıyrıl. Suzan Kardeş bu farkı yaratıp aradan sıyrılmışken Bodrum'da sahnede sürüye takılıyor. İyice garip. Herkesi memnun edeyim demek baştan kaybetmektir. Üstelik laf aramızda sesi de pek iyi değil. Bodrum'lulara şirin görünmek için Zeki Müren'den "şimdi uzaklardasın"ı söylerken belli oluyordu sesinin rengi.

İkincisi; ben eğer "Caney caney" gibi, hiç sevmediğim bir tarz olan türkü dinlemek amacıyla oraya gitmedim ki. Çok sevseydim bu işi daha iyi yapan türkü barlara giderdim. Ne işim var Mandalin'de?

Sonuçta popülistliğin esiri olunca böyle hiç bir yere yaranamazsın işte. Hem balık, hem tavuk, hem et, hem İtalyan tarzı yemek, hem lahmacun yapan yerde yemek yer misiniz? Aynı şey. Gecenin sonuna doğru artık biz çıktık. Eğer bizden sonra bir arya söylemişse de şaşırmam. Bir o kalmıştı.

Kardeşin kardeşe yapmayacağı şeyi Suzan Kardeş bize yaptı. N'palım, canı sağolsun. Ama bunu bir yere yazdım. En azından bu bloga yazdım...

Şimdi doğru dürüst Balkan müziği dinlemek isteyenler için aşağıya arşivimden birkaç parça alıyorum. Arada Suzan Kardeş'in asıl tarzından örnek de var. Balkan müziğinin kraliçesi, Makedonya'lı Esma Redzepova'dan eski bir kayıt olan "Caje Sukarije"'yi yıllar önce Ajda Pekkan'ın "Zalim"i olarak hatırlayanlarınız olabilir. Bir çingene şarkısıdır. Keza "Celem Celem" de öyle. Bu şarkıyla ilgili bazı bilgileri haziran ayındaki bir yazıda anlatmıştım; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/05/bodrumda-bir-aksam-bahcede-muzik.html
Aşağıdaki listede Goran Bregoviç'in 80'lerdeki grubu Bijelo Dügme'den (Beyaz Düğme), geçen yıl bu dünyadan göçen, çok özgün sesi ve yorumları olan Saban Bajramoviç'ten, bizden Serkan Çağrı'nın projesinden, Emir Kustirica'nın kardeşi Stribor Kustirica'dan (Emir Kustirica adı No Smoking olan bu grupta gitar çalıyor), hiperaktif, artık bir Beyoğlu sakini ve Babylon müdavimi sayılabilecek Shantel'den örnekler bulabilirsiniz.

Yarın öğlen İstanbul'a geçiyorum. Üç gece dört gün işler, toplantılar için İstanbul'dayım. Perşembe akşamı yine Bodrum.


1 yorum:

  1. Belirtilecek bir nokta da şudur belki; müzik piyasasında "niş" bir durumunuz varken, ısrarla balkan mutfağı sunan sizi zorlaya zorlaya dünya mutfağı'na dönüş yaptıran bir "piyasa"mız var.. Bu sistemde zor zaten ayakta kalmak.. Suzan kardeş bu durumun timsali olmuş sanki.. neyse paylaştığınız balkan ezgileri yazının üzerine çok hoş gitti..

    YanıtlaSil