12 Aralık 2011 Pazartesi

Bodrum'a kışın da gelinir

Bir şartlanma var; Bodrum'a yazın gidilir! İnsan bunun böyle olmadığını buraya yerleşince, buranın kışını yaşayınca çok daha iyi anlıyor. Tabii eğer Bodrum'a gelme ya da güneye gitme nedeniniz sadece güneş ve deniz ise söyleyecek lafım yok. Kayak için Haziran ayında Uludağ'a gidilmediği gibi deniz için de Aralık ayında Bodrum'a gelmezsiniz. Ama şehirdeki plaza hayatından sıkılıp, haftasonu AVM veya -diyelim İstanbul'dasınız- Beyoğlu'nda sinemaya gitmek dışında birşey yapmak istediğinizde kendinizi Boğaz kıyısına, Belgrad ormanına, Kilyos'a, Polenezköy'e atıyorsanız pekala Bodrum'a da gelebilirsiniz. Bütün mesele şartlanmayı kırmak. Kafalarda bir Bodrum algısı var, onu değiştirmek gerek. Bodrum deyince akla hemen valize mayo, havlu koymak geliyor. O valize kazak, spor ayakkabı koyarak Bodrum'a gitmeyi kendinize kabul ettirip bir kere denerseniz sonra çok daha sık geleceksiniz demektir. Bunu öylesine söylemiyorum, bu blogda yazıp eklediğim resimlerden, twitter mesajlarından veya direkt sohbetlerimden sonra buraya kışın gelen arkadaşlarımdan biliyorum. Bir gelen mutlaka her yıl gelmeyi istiyor ve geliyor da.


Kasım 2011-Bodrum
Barlar sokağının kış hali
Geçtiğimiz kurban bayramı zamanı
Bir kış sabahı gemici kahvesi
Gelmeden önce hava tahminlerini iyi incelemek, izlemek lazım. Çünkü bu yıl olduğu gibi hava harika, masmavi ve  ılık da gidebilir, iki yıl önce bu ayda olduğu gibi yağmurlu, fırtınalı da. Yağmur önemli değil çünkü yağar ve ertesi gün muhtemelen açar. ama lodos fırtınasına denk gelirseniz sokakta zor yürürsünüz. Deli lodosun ne yapacağı belli olmuyor. Ha bunun da bir tadı yok mu? Var tabii. Meyhanede oturup dalgaları seyrederek yiyip içmek de iyi birşey. Ama kalacağınız günlerin tümünü meyhanede geçirmeyeceğinize göre insan bir mavilik, güneş görmek ister.


Aralık 2011 - Yalıkavak
Aralık 2011-Bodrum
Yağmur yağarken odamdan bahçenin görünümü
Yağmurdan hemen sonra


Buranın gri havası İstanbul'da olduğu gibi günlerce, haftalarca sürmüyor. Bir iki gün sonra mutlaka açıyor. Pırıl pırıl bir kış güneşi çıkıyor. Yağmurun temizlediği kasaba parlıyor, ışık saçıyor.
Bodrum'a kışın gelmek çok kolay ve ucuz. Şu aralar 40-50 TL'ye uçak bileti bulmak mümkün. Oteller zaten fiyatları indirdi. Bodrum'un merkezinde iki kişi, oda kahvaltı 50-60 TL'ye kalmak mümkün. Pansiyon isterseniz daha da ucuz, 30-35 TL civarında bulunuyor.
Yılbaşından hemen önce Yalıkavak
Aynı açıdan üç farklı kış günü... bu birincisi
Bu ikincisi...
Bu da karayel fırtınasındaki hali
Kışın bir yağmurlu günde Yalıkavak
Yalıkavak
İki gün önce çektim... yani 10 Aralık
Bu da 10 aralık günü
Bu da aynı tarih... sokaklarda gezinirken
Aralık ayında bahçede pazar kahvaltısı
Neriman kış güneşinin tadını çıkarıyor
Bir aralık günü
Kışın Yalıkavak manzarası
Yalıkavak'ta balıkçı barınağı... yine Aralık ayından
Bir kış pazar günü kahvede oturanlar... Yalıkavak
Bodrum'a bir cuma akşamı gelip pazar akşamı döndüğünüzü düşünün. Cuma akşamı otele eşyanızı bırakıp direkt balıkçılar çarışısında bir meyhaneye kendinizi atarsınız. Bu mevsim İstanbul'da asla bulamayacağınız, Güllük veya Yalıkavak civarında yakalanmış dil balığını düşünün. Öncesinde buranın yerel mezelerinden, çingene salatasından, ahtapot ızgarasından, kalamarından falan da yiyeceğinizi, rakınızı yudumlayacağınızı, iki saatlik bir yolculuktan sonra bambaşka bir iklime gelmiş olacağınızı hayal edin. İstanbul'un, Ankara'nın gürültüsünü, köprünün trafiğini, iş hayatınızın sıkıntılarını iki gün için de olsa arkada bırakacaksınız. Üstünüzde kaban veya paltoyla bindiğiniz uçaktan muhtemelen bir mont ile ineceksiniz. Yağmur yoksa bir kalınca kazak yetecek. Ertesi sabah bulutsuz, mavi bir gökyüzüne uyanacaksınız. Şaşıracaksınız. Çünkü geldiğiniz şehirde en azından onbeş gün güneş yerine kurşuni gökyüzünün altındaydınız. Belki de kar bastırdı, helak oldunuz. İşe gitmek bir dert dönmek daha beter bir dert oldu. Arabanız yolda kaldı. Ama burada sabah kahvaltınızı yapıp kendinizi sahile atacaksınız. Bodrum yürüyerek gezilir. Bir ucundan diğer ucuna yürüyecek, yürüdükçe kazak fazla gelmeye başlayacak. Denizci kahvesinde kahvenizi içecek, Azmakbaşı'nda kumların üstündeki masada belki bir öğlen birası yapacaksınız. Burada yaşayanlar da haftasonu o saatte oralarda olur. Kaleye, Karaada'ya ve arkada Kos'a dalıp gideceksiniz.


2010 Kasım - Yalıkavak Sait
2010 Ocak - Bodrum'da Tango Restaurant'ın önü
2010 Ocak - Bodrum'da Deniz Feneri balıkçısı
2010 Ocak-Bodrum'da Gemibaşı restoranı
Kışın Bodrum'un kedili sokaklarında gezinirken
Bir kış ikindisinde demlenmeye başlayan balıkçı
Dün Gümüşlük'ten
Bu da dünkü Gümüşlük turundan
Belki bir araba kiralayıp koyları turlayacaksınız. Bu mevsimde araba fiyatları günlük 50-60 TL civarında. Yalıkavak'ta öğlen köfte veya ne bileyim Gümüşlük'te sahilde güneşi karşınıza alıp balık yiyeceksiniz. İkinci gece belki Marina Yat Kulübüne veya Mandalin'e ya da Barbeast'e uğrayacak, geceyi ikide bitireceksiniz. Uykunuz yoksa Mavi'ye devam edin. Tarkan dükkanı altıdan önce kapamaz. Beni orada göremezsiniz, o saate kalmam ama öncesinde Mahmut Kaptan'da veya balıkçılar çarşısında karşılaşabiliriz. Hem kışın gelirseniz, yazın açık olmayan, sadece kışın açık olan Mahmut Kaptan'da da rakı meze yapma şansınız olur (bu yazıyı yazarken twitter kanalıyla arkadaşlarımın Mahmut Kaptan'da olduğunu görüyorum).


Bir kış günü sahilde bira veya kahve içenler
Bir fırtına öncesi
Gümüşlük'te kışın bir pazar günü, lodos
Kasım ayında bir akşamüzeri Ortakent sahili
Kasım ayında Yalıkavak'ta balık restoranları
Kasım ayında Bodrum
Bir şubat ayı
Kasım ayında gündüzleri hala evin bahçesinde yaşıyoruz
2008 şubat ayında Yalıkavak'ta yelken yarışı
İki günlük mola size çok iyi gelecektir. Pazar akşamı dönerken içiniz biraz burulur gibi olacak. Çünkü buradaki iklim, kasabanın dingin ritmi, insanların kışın nasıl yaşadığına şahit olmak aklınızı karıştırabilir.  Hele döneceğiniz gün uçağa gitmeden sahilde oturup denizin kokusunu içinize çekerken dalıp "ben ne yapıyorum ya? nasıl bir hayat istiyorum?" konuları beyninizin kıvrımlarınde dolanmaya başladı mı virüsü kaptınız demektir. Ki bu da iyi birşey. Ne kadar çabuk gerçekten istediğiniz hayata geçebilirseniz sizin için o kadar iyi. Ömrünüz o kadar uzayacak. Halikarnas Balıkçısı'nın lafını kış için de söyleyebiliriz. ".... sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin"


Kendinize bu iyiliği yapıp, kışın bir Bodrum'a gelmenizi öneririm.




2 yorum:

  1. bodrumun güzelliğine diyecek yok

    YanıtlaSil
  2. Sizi takip etmek bi dert etmemek bi dert.Daha öncede yazdığım gibi kızımızın ilkokulu bitirmesini bekliyoruz 2012'nin yazından önce gelemeyeceğiz.Okudukca sizi çok kıskanıyoruz.Biz de istiyoruz biz de!İnşallah o günleride görürüz.Tüm Bodrum güzellikleri daima sizinle olsun..Hoşcakalın.Berrin-Cemal

    YanıtlaSil