21 Şubat 2012 Salı

Eski Bodrum'a dair, oradan buradan


Önceki haftadan itibaren burada eski Bodrum’a dair hikayeleri ve o dönemlerin Bodrum’lularını anlatmaya başladım ya. Bu akşam ikinci bölümü yazayım istedim. Bu bölümde geçen hafta yaptığım gibi bir kişiyi değil, oradan buradan anekdotları, bilgileri aktarmak istiyorum. Selçuk Erez’in İstanköyaltı Bodrum’undan alarak, biraz da ekleyerek…
Bodrum şivesi de çok hoş. İlk zamanlar buranın yerlisi olan yaşlı amcalarla, teyzelerle konuşurken hiç anlamıyordum. Zamanla kulağım alıştı. Çevremde bu lehçeyi konuşan çok sayıda insan olmadığından kavramam yavaş gelişiyor. Yine de ilk geldiğim günlere göre iyiyim. Hiç olmazsa artık cumaları pazardaki tezgahından ot aldığım teyzemin yemek tariflerini biraz anlar hale geldim.
Bir iki şive örneği aktararak başlayalım.
“Neyleeem a Gülizar? Dongırak dongırak saçlarım vaadı. Bir yargından bir yargına… garayılanlar gibi. Kocam eline doladı da önüne gattıdı… Barka bile yolda gördü de ‘Tarlanın daşlısı gızın saçlısı’ diye atma attı. Künaanı çekem, birine su vediidim: Elimin güzelliğini ta gitti Bitezlerdi andım”. Demesi şu ki;“Neyliyeyim a Gülizar? Gür gür saçlarım vardı. Bir omzumdan bir omzuma karayılanlar gibi (dökülürlerdi)… Kocam (beni kaçırdığında) eline (saçlarımı) doladı da önüne kattı. (Bodrum’da çapkınlığı ile tanınmış, birden çok karısı olan) Barka bile yolda gördü de ‘Tarlanın taşlısı kızın saçlısı” diye laf attı. Günahını çekeyim; birine su vermiştim; elimin güzelliğini gitti Bitez’de andı.
Milas’ı bilirsiniz. Kara yoluyla İzmir yönünden gelirken içinden geçersiniz. Verimli ovası ve tarımdan zengin olmuş eşrafı vardır. Milas da Bodrum gibi Muğla’nın bir ilçesi. Milas karadadır, sahili yoktur. İki halk arasında tatlı bir çekişme ta 1900’lü yıllardan beri sürmekte. Havalimanı yapıldığında isminin ne olacağı çok tartışılmıştı. Havalimanı Milas’a 10-15 kilometre, Bodrum’a 30 kilometre mesafede. Aslında tam Güllük’de. Ama Bodrum deseler Milas’lı bozulacak. Milas deseler asıl hizmet vereceği nokta olan Bodrum’lu kızacak. Onun için havalimanının adı resmi olarak Milas-Bodrum Havalimanı.
Bodrum’un Girit’ten göçen önemli alilelerinden Nalbantoğullarından Turgut Bey bir Milas’lı ve Bodrum’lulunun konuşmasını aktarıyor. (Nalbantoğullarını ayrıca bir yazıda aktaracağım. Bodrum’un köklü ve mühim ailesi).
Otobüsle İzmir’den Bodrum’a gidiyoruz. Ağustos sıcağı basmış Milas’a yaklaşıyoruz. Bodrumlu başlar:- Milas şimdi ne kadar sıcaktır kim bilir?Milas’lı cevap verir:- Bodrum’unuz hırlı mı?- Hiç değilse bizde deniz var!- Akşama kadar denizde oturacak değilsin ya!- Müzelerimiz var…- Ey gari, çanak çömleğinize bakın da eylenin! Milas ile Bodrum arasında şive farkı da var. Minibüs durakta beklemektedir. Milaslının biri koşarak gelir, oturan hemşehrisine bir mektup verir:- Bangayı veriveceemin bu pusulaya?- Oluuu!- Ziraat bangasını- Ooodu başka banga yok ki zaten- Hemen viriveecemin?- Ukada möhöm mi? 
Bu iki kişi Bodrum’lu olsa nasıl söylerlerdi?
- Bu pusulayı bangaya verivecemisin?- Olur!- Ziraat bangasına- Orda başka banga yok ki zaten- Hemen verivecemisin?- O kadar mühim mi?
Kaleden Girit mahallesine giderkenki Aya Nikola kilisesi. Hani yıkılıp Halk Eğitim binası yapılan kilise
1940'ların Bodrum'u. Ağaçlıklı bölüm Girit Mahallesi
Girit Mahallesi'nin 40'lardaki hali
Soldaki büyük son ev bugün Halikarnas Disko. Bu fotoğraftaki hali de Girit göçmeni Nalbantoğulları Ailesinin konağı
Bu da geçen hafta çektiğim bir kare. Eski bir Rum evi. Kumbahçe mahallesinde
Bodrum Girit ve İstanköy’den göç aldı. Mübadelede Girit’ten gelenlerle Bodrum’dan gidenler yer değiştirdi. Osmanlı döneminde adı Rum Mahallesi olan mahalle Rumlar gidince yerleşen Giritlilerden dolayı Girit Mahallesi adını aldı. Her şeyin Türkleştirildiği ve Türkçeleştirildiği dönemde buraya da bir isim bulalım denmiş. Önce Cedit Mahallesi denmiş ama bu isim tutmamış. Daha sonra toprağı kumlu olduğu için, bahçelere koydukları toprak da zamanla kumlaştığı için buraya Kumlubahçe adını vermişler. Bugün yaşlı Bodrum’lular arasında hala Girit mahallesi diye söyleyenler var. Şimdiki Azmakbaşı’ndan Halikarnas Diskosu’na kadar olan bölge yani. Azmakbaşı’nda 30’lu yıllarda yan yana birkaç kahve varmış. Denizcilerin, balıkçıların müdavim olduğu kahveler. Şimdiki Halikarnas Disko’sunun olduğu yerde bir kilise varmış. Daha doğrusu Papazların kaldığı lojman ve ibadet de yapılan bir binadan söz ediliyor. Kiliseye dönüşmesi amacıyla inşaat başladığında savaş da patlak veriyor. Sonra o binayı Girit’ten göçen Nalbantoğulları alıyor. Etrafındaki geniş bahçesiyle o dönem Bodrum’un bittiği yer orası. Oradan sonra birşey yokmuş o yıllarda. Yani ne Paşatarlası var ne İçmeler.

Kumbahçe bir Rum mahallesiyken

Bu da Girit Mahallesi dönemi
Günümüzün Kumbahçesi

Nüfusu zaten az olan 30’ların Bodrum’un şimdinin tersine yazın nüfusu azalırdı. Balıkçılar denize açılır, karada çalışanlar da Söke’ye pamuk, Milas’a tütün toplamaya giderdi.
Bodrum’un yerlileri sığır keser ama işkembesini, başını, ayaklarını yemez atarlardı. Bodrum’un civarında çok güzel yaban otları biterdi. Adalılar, yani İstanköy ve Giritliler bunlardan çok güzel çok çeşitli yemekler yapardı. Radika, şevket-I bostan ya da kenker, strufiga gibi. Bodrumlular bunları bilmezlerdi, sonradan Giritlilerden öğrendiler. Bu nedenle radikanın Bodrum’daki adı Girit otudur.

Her cuma pazarına gittiğimde ot aldığım teyzem

Sonra yaprakları pancarınkine benzer, tıpkı bir insanı andıran, kökü, çükü tamam bir ot daha vardır. Avrupalılar “mandragora” derler. Girit’teki adı “kalovenitidi”. Yanılmıyorsam Datça’da gezinirken Knidos’ta dostum Fevzi’nin gösterdiği bu otun oradaki adı da “adamotu”. Hakikaten bir adama benziyor, isim çok uygun. Bu bitkiler Ege’nin bütün adalarında yetişir. Adalar Anadolu'nun uzantısı olduğundan, ondan koptuğundan flora aynıdır.
Bodrumlular, Giritlilerin karşı adalardan gelip böyle dağlarda, bahçelerde kendi kendine biten ne kadar ot varsa toplayıp yemek yapmalarına şaştılar, birbirlerine “Tarlana bir hayvan sürüsü, bir de Giritli girerse Giritliyi hemen çıkar. Valla ot bırakmazlar!” demeye başladılar.

1930’larda iyi ki Giritliler buralara gelmiş. Seksen yıl sonra bugün sülalesinin kökleri Bosna’da olan, İstanbul’da doğup 48 yıl orada yaşamış ben, artık bugün Bodrum’da yaşıyorum ve Giritlilerin mutfak adetlerini kendi ölçeğimde sürdürüyorum. Böyle bakınca hayat ne sürprizlerle dolu değil mi?

7 yorum:

  1. Merhaba, Datça'dan sevgiler diyerek başlayayım.Yazı diliniz çok hoş, bloğunuzun nasıl farkına vardım hatırlamıyorum ama anlatımınız o kadar akıcı ve bilgilendirici ki, arada neler yazdığınızı merak etmeye başladım.Datça yazılarınız da Fevzi'nin yerini anlatmıştınız, fikir o zamandan beri aklımda ama yersiz mi olur diye çekindim açıkcası.Küçük bir tanışma gurubu oluşturup,İstanbul'dan kaçıp küçük yerlere yerleşenler için , sadece bu güzel fikir alışverişinde, bu güzel coğrafya'da yaşayanlar adına bulunmak isterim.2009'dan beri Datça'da yaşıyorum, sevgiler, yurdagül esen

    YanıtlaSil
  2. Merhaba,umarım iyisinizdir.Bende bloğunuzu yeni keşfedenlerdenim.bu güzel konu ve resimler,Rahmetli annemin ve diğer aile fertlerinin İstanköy'den Anadolu topraklarına ilk ayak basmaları sayenizde gözümde canlandı.Size çok teşekkür ederim,Bizim ''Giritlilere dair herşey''adı altında bir sayfamız var,izniniz olmadan orada paylaştım,eğer izin vermezseniz silebilirim.kendinize iyi bakın, selamlar sevgiler..

    YanıtlaSil
  3. Tam tersine, paylaştığınız için teşekkür ederim. Selamlar, sevgiler Bodrum'dan.

    YanıtlaSil
  4. iyi günler. güzel bir blog yapmışsınız. ben şunu merak ediyorum, günümüzde bodrumda yaşayan rum ailelerinden var olanlar var mı? bir bilginiz var mı?
    iyi gğnler

    YanıtlaSil
  5. Teşekkür ederim. Bugüne kadar hiç Rum aile tanımadım, duymadım da. Sanırım mübadeleden sonra hiç kalmamışlar. Belki Girit veya Kos mübadilleri arasında fert olarak vardır ama bu detayı bilemiyorum.

    YanıtlaSil
  6. Şu havaalanına isim meselesinden bahsetmek istiyorum. Havaalanı Milas'a 10 km uzakta olan Milas'ın Ekin anbarı ovasına yapıldı. Burası Bodrum'a ise tam 35 km. uzakta. Yani ne idari ne coğrafya olarak Bodrumla ilgisi yok. Bodrum'un ekmeğinin suyunun Milas'tan (360 tane viraj olan ve 6 km. yolun 3 saate alındığı eski yoldan) gittiği 1970'li yılların başından beri burada havaalanı yapılacağı söylenirdi. Aslında Muğla bölgesinde havaalanı yapmak için bundan daha elverişli bir yer yoktu ama siyasilerin inadı yüzünden gecikti de gecikti. Imsık yapıldı olmadı sonra Dalaman yapıldı yine olmadı. Sonunda Milas'a yapılmak zorunda kalındı. Özetle Bodrum havalaanının adına kondu. Benim karşı olduğum konu her şey bu kadar ortada iken havalaanının adının zorla hizmet verdiği yer ile ilişkilendirilmesi. O zaman Dalaman havalanının adı niye Dalaman/Marmaris değil? Sabiha Gökçen'e inenler Sabiha Gökçen (varsa) mahallesine mi gidiyor? Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama uğraşmaya değmez. Varsın Bodrumlular seviniversin gari.

    YanıtlaSil
  7. Yasemin))::Serdar bey; kaleminize dilinize sağlık.Dil konusu dikkatimi çekti.Milas ve Bodrum dili aynıdır. Bu benim gözlemim ve fikrim. Öztürkçe bozulmamış yörük dili. Bodrumlu nun anlaşılır aksanı, kentlilerle fazla iletişimde olmaları olmasın. Milas ta çok fazla Girit li var. Ben bugün Bodrum da yaşlı bir teyze ile yürüdüm. Milas Kırcağızlı imiş. Bu coğrafya karışık....Milas ta çok fazla Bodrum lu var.. Bodrum da da Milas lı. Bodrum dan Milas a gelin gelinir gelin gidilir..Milas tan da aynı şekilde. Ben örneğin kendi büyüklerim ve ailem dışında hiç kimseden ' yargınım' sözcüğünü duymadım..Hiç başka coğrafyada duymadım..Ta ki, Bodrum ve Milas ı tanıyana kadar. Makedonya da ve Moldavya da , Romanya da kullanıldığını biliyorum.. Bu nedenle bana köklerimi hissettiriyorlar...Güzel günlerde yaşayınız.

    YanıtlaSil