15 Ekim 2012 Pazartesi

Sayılarla Yalıkavak'ta geçen yaz


Bu bloğu başından beri izleyenler biliyor, ben yaz aylarını Bodrum yarımadasının kuzeyindeki Yalıkavak’taki evimde, sonbahar, kış ve ilkbaharı ise Bodrum’un merkezindeki evimde geçiriyorum. Yani bir anlamda Yalıkavak’a yazlığa gidiyorum. Tabii bu durumu başlarda özellikle İstanbul’da yaşayan dostlarıma anlatmakta zorlanıyordum. Yani zaten milletin yazın geldiği yerde yaşıyorsun bir de yazlık ne demek diyenler ilk bakışta haklı gibi görünseler de işin aslı başka.

Şöyle oluyor; Yazın Bodrum’a gelenler bilir, Bodrum’un merkezi çok sıcak olur. Tatilciler günün en sıcak saatlerinde denizde olduklarından bu sıcağı kasabanın merkezinde yaşamazlar. Akşam güneş batışına doğru pansiyonlara, otellere dönülür. Biraz dinlenilir ve sonra geceye devam edilir. Ama o en sıcak saatlerde iş yapmak durumunda olanlar için Bodrum’un içinde yaşamak çok kolay değil. Mesela ben haziran ayında Bodrum’daki evimde çalışabilmek için klimaları fora etmem gerekiyor. Aynı şekilde gece de uyumak için klima şart. Bütün gün güneşi emip gece içeri kusan üst kattaki yatak odasında sadece klima çalıştırarak uyuyabiliyorum. Yani Bodrum haziran ayı ortalarından eylül ayının ilk haftasına kadar çok sıcak bir dönem geçirir. İşte bu dönemde ben yarımadanın kuzeyindeki Yalıkavak’a kaçarım. Benim Bodrum maceram Yalıkavak ile başladığından, oranın benim için yeri çok ayrı. Yalıkavak’ı çok severim ve kış için Bodrum’a geçerken evi tamamen kapatmam çünkü mutlaka Yalıkavak’ı özlerim ve kışın da birkaç gece kalırım. Özellikle kış gecelerinde, dışarıda deniz coşmuş, dalgalar camlara vururken Sait’te balık yiyip rakı içtikten sonra araba kullanmak istemediğimden Yalıkavak’taki evde kalırım. Yalıkavak kışın epey boştur. Dükkanların bir bölümü kapalıdır. Ama mesela gece yarısı çarşısında gezinmeyi severim, tek tük insana denk gelirsiniz ama iki üç barı açıktır ve içeriden kahkaha sesleri gelir. Hele bir poyraz fırtınasının olduğu geceyse üşüyerek içeri girer, son kadehle ısınırsınız. Yalıkavak ile Bodrum arasında aşağı yukarı 5-6 derece ısı farkı vardır. Yalıkavak her zaman daha serindir. Yazın aradaki farkın 8-10 dereceye kadar çıktığını bilirim. Örneğin bu yaz Bodrum Konacık’ta arabanın termometresi 45’i gösterirken, Bodrum’u Yalıkavak’tan ayıran dağı aşıp Yalıkavak’a indiğimde termometre 35’e indi. Bu da şu anlama geliyor; Yalıkavak yazın efil efil esen kuzey rüzgarıyla çok daha iyi bir iklime sahiptir. Şunu söylemem yeterli olur sanırım; biraz önce haziran ayında Bodrum’da klima açmadan gece uyuyamıyorum dedim ya, işte Yalıkavak’ta ise ağustos ayının en sıcak bir haftası hariç yaz boyu klima açmadan uyunabilir. Gündüz ise evimin konumundan da kaynaklanan avantajı kullanaraktan sadece balkon kapısı açık, denizden gelen rüzgarla çalışıyorum, klimayı asla kullanmıyorum.

Evte tek başına yaşayan biri olarak bir bagaj eşya ile kışlığa geçebilmek harika... az eşya az külfet demek
Yalıkavak'taki evin balkonu toplandı. Bu saksılar da dünden itibaren artık Bodrum'daki evin bahçesinde
Yalıkavak'ta mekanlar boşaldı mı benim Bodrum'a göçme zamanım gelmiş olur
Bu gün batımlarını özlememek mümkün değil
İşte düne kadar Yalıkavak’taydım ve dün itibariyle Bodrum’un içindeki evime taşındım. Taşındım derken eşya falan taşıdığımı düşünmeyin, sadece birkaç parça giysi, laptop ve gereken teknik donanım ile Bodrum’a geliyorum. Bodrum’dan giderken de aynı şekilde, bir bagajlık eşya ile Yalıkavak’a geçiyorum. Ama buna rağmen geliş ve gidişlerin hep yorucu olur çünkü bilen bilir, ev açıp ev kapatmak zor iştir. Yorar...

Bende not tutmak gibi bir alışkanlık var. Yalıkavak’a ne zaman geçtim? Kaç gün kaldım? O arada kaç defa istanbul’a gittim gibi detayları yazarım. İşte aşağıya bu detayları alıyorum. Böylece yazın nasıl geçtiğini yazarken ben de anlamış olacağım.

22 Haziran Cuma günü Bodrum’da artık sıcak basmaya başlamıştı ve bahçede oturmak bile mümkün olmuyordu. O gün biraz önce dediğim gibi birkaç parça giysi ve laptop, iş için gereken bazı dokümanı arabaya atıp Yalıkavak’a geçtim. Cumartesi yerleşmek, alış veriş ile geçti ve Pazar akşamı Sait’e gidip yaz sezonunun resmen açmıştım. Dün, yani 13  Ekim Cumartesi günü ise Bodrum’a döndüm ve kış sezonunu açmış oldum. Bu demektir ki 113 günüm Yalıkavak’ta geçmiş. Arada 4 gün Bozburun ve Datça’ya, 3 gün ise Faralya’ya gitmişim. Beş gece Bodrum’da kalmışım. Bodrum’da kalmam demek, o akşamlarda Bodrum’un içinde bir yerlere yemeğe gidilmiş olması, yine araba kullanmamak için buradaki evde kalmam demek oluyor. Bu süre içinde 6 günüm de İstanbul’da geçmiş. Üç kere gitmişim, birinde tek gece, diğerinde iki gece kalmışım. Son olarak da geçen hafta üç gece kaldım.

Yazın başlaması Sait'li gecelerin başlaması demek
Yalıkavak'ın en sevimli berberi Turgut amca
Bu yaz da Datça'ya gaçip Fevzi'de Fevzi ile karşılıklı rakıları içtik
Gökova üzerinden Datça'ya geçtik
Datça'da Fevzi
Bozburun'dan
Palamutbükü
Palamutbükü
Palamutbükü
Bu yaz bisikletim çalınmıştı. İstanbul'dan yenisini alıp geldim. Çekiç'e tembihledim, bisikleti o korudu. İşte kanıtı
Faralya'da Beyaz Yunus
Faralya
54 akşam dışarıda yiyip içmişim. Neredeyse bir akşam evde bir akşam dışarıdaymışım demektir. Yedi gece Sait, yedi gece Çardaklı, yedi gece de Deniz Kızı’na gitmişim. Üç sevdiğim mekana gidişlerim çok dengeli olmuş (Bunları ben de ilk defa yazarken fark ediyorum). Altı defa Bodrum’a inip Berk’e gitmişim. Bodrum’a bazen şoför ile gidip geldiğim için Bodrum’daki evde kalmadan döndüğüm geceler de oldu. Yalıkavak’ta oto yıkamacı Göksel vardır, bazen benim arabayı o kullanır, bazen de kendi arabasıyla bize servis yapar. Daha sonra üç geceyle Gümüşlük‘teki Limon, Datça’daki Fevzi ve Bodrum’un içindeki Gemibaşı geliyor. Evimin altındaki Kutman Şarapevi, Evgenia da ikişer kez gittiğim mekanlar olmuş. Arada İstanbul’daki Sabahattin’i, Cavit’i, Karaköy Lokantasını atlamıyayım. İstanbul seyahatlerimde buralara uğradım.

Elliyedi gün yürüyüş ve bisikletle spor yapmışım. En az doksan gün denize girmiş olmalıyım. Kesin bilmiyorum çünkü bunları kaydetmiyorum. İstanbul, Datça veya Faralya’ya gidişlerimde spor amaçlı yürüyüş yapmamıyorum. O günler pek hareket etmediğim günler olarak kayıtlarıma geçmiş. Bir de ağustos ayının en sıcak günlerinde bırakın yürümeyi, denize bile girecek hal kalmıyor. Onları da hareketsiz günlere ekliyorum.

Deniz Kızı
Yalıkavak belediyesinin kafeteryası
Gemibaşı
Arada İstanbul'a gittiğimde gördüğüm bu manzaradan sonra...
... Bodrum'un değerini daha iyi anlıyorum

İşte böyle bir yaz sezonu geçti... Şimdi kış sezonu için Bodrum’daki evde bu ikinci gecem. Önümüzde sonbaharın son ayı, kış ve ilkbahar ayları var. Kaba bir hesapla sekiz ay sonra yine Yalıkavak sezonu gelecek. Bu sekiz ayın birbuçuk iki ayı kış demek. Hani televizyonlarda gördüğünüz “Bodrum’u lodos fırtınası vurdu” haberlerinin çıkacağı birbuçuk aydan söz ediyorum. Fırtınalar olacak, gök gürleyecek, çok şiddetli yağmurlar yağacak ama bunlar birbuçuk ay boyunca kesintisiz olmayacak. İki üç gün esip gürleyecek sonra hemen güneş açacak. Gökte bir tek bulut kalmayacak. Kazaklarla sahilde yürüyüşler yapacağız, kış güneşi hafiften ısıtacak. Akşamları serin olacak. Meyhanelerde ısıtıcılar açılacak. Ama zaten dostlarla sohbet ve rakı içimizi ısıtacağından üşümeyeceğiz. Gökyüzünde yıldızların yağdığı gecelerde ayaz olacak. Şaka değil Bodrum’da bazı geceler eksi 1 veya 2 bile olduğu kayıtlara geçmiştir.

Mevsimin son kahvaltısını, cumartesi sabahı bizim belediye kafeteryasında yaparken
Yazın hay huyundan sonra sakinleşmiş, huzurlu Yalıkavak
akşamları ince bir hırka giyip belediyenin kafeteryasında adaçayı içmek şifadır
Yaz giderken Yalıkavak sakinleşir ve böyle bir hal alır
Çardaklı'nın nefis çiçek dolması ve kaya koruğu
Böyle böyle kış bitecek, baharla etraf yeşillenecek, doğa coşacak. Yaz hazırlıkları başlayacak... Bodrum’da sakin ve huzurlu aylar geçecek, yaz gelince o karmaşa, gürültü, patırtı yine olacak. Bir an önce okullar açılsın da ortalık tenhalaşsın diye söyleneceğiz... Ta ki bir dahaki kışa kadar.

Burada yaşamaktan çok zevk alıyorum ve kendimi çok iyi hissediyorum. Bunu da bu blog sayesinde sizlerle paylaşıyorum. “Böyle de olabilir”, “bu da bir model”i anlatmak istiyorum, çünkü ben yaptım. Yapılabiliyor. Aklında buralara gelmek olanlara destek vermek istiyorum. Hayatın tadını çıkarmamız için doğa elinden geleni yapıyor, biz de elimizden geleni yapmak durumundayız. Buradaki hayatımı, eski bir İstanbul’lu olarak Bodrum’lu Hayatımı sizlerle paylaşmayı bu kış da sürdürmek istiyorum. Ne zamanki yazdıklarım artık bir yıl öncekinin çok aynısı olur, ne zamanki tekrarlar başlar o zaman bu blog da sıkıcı olmaya başlar ve görevini tamamlamış olur. O aşamaya geldiğimde yeni bir yol ile yine bir blog açarım belki kim bilir?

İyi kışlar...



4 yorum:

  1. MERHABA SEVGİLİ SERDAR..Bana bir dostum senin blog adresini yollamasaydı, ben bu muhteşem sunuştan mahrum kalacaktım.. Bence TESADÜF; Tanrı'nın, insanlara görünmemek için gelip geçerken büründüğü bir şekildir.. Her seferinde tesadüflerin bana tanrı tarafından iletildiğine inanacak yaşta olmamama rağmen.. Ancak, "Ayvalık mı... Bodrum mu" diye çok ciddi anlamda kararsız kaldığım ev alma/yerleşme sorunuma bir çözüm sundu sanki...
    Tüm sevdiklerim gönlümden de aklımdan da çıkmayanlar Bodrum' da yaşar.. ve ben 15 yıl önce Yalıkavak'ta Flipper'a geldiğimde "cennet burası olmalı" demiştim.. Geçen yaz da Bodrum'daydım..
    Şimdi... bu son derece not defteri+hatıra defteri tadında yazdıklarınızı okuyunca ve de o muhteşem fotoğrafları uzuuuun uzun seyredince,
    sanki birisi bir yön tayin etti bana..

    Tanıştığıma memnun oldum.. :)

    gülsen varol

    YanıtlaSil
  2. Hayatınızın ışıltısının fotoğraflarını paylaştığınız için teşekkürler, sondan ikinci Yalıkavak'ın sakinlik fotoğrafı muhteşem!
    Huzur verici bir görüntü.

    Saygılar.

    YanıtlaSil
  3. Vallahi bende bu bloğu okuyaraktan bodrum ile ilgili kesin gitmem düşüncelerimi değiştireceğim galiba. Her zaman için tek bayan rahat edemem diye vazgeçmiştim. Ama fotoları ve sakinliği görünce karar değiştiriyorum yavaş yavaş.....
    Lütfen yazmaya ve fotoğraflara devam edin.
    Saygılar

    YanıtlaSil
  4. Çok uzun süre sizin yazdıklarınızı okuyarak ve paylaştığınız fotoğraflara bakarak yerleşeceğimiz günün hayalini kurarak yaşadım:) Çok şükür bugün tam 1 hafta oldu ve pek memnunuz.
    Verdiğiniz her bilgi ve yayınladığınız her yazı için tekrar tekrar teşekkürler.

    YanıtlaSil