8 Ocak 2013 Salı

Bodrum'da çok soğuk varsa, İstanbul'da kar vardır


Haberlerde iki gündür İstanbul’da kar yağdığını görüyorum. Twitter’de kar fotoğrafları paylaşılıyor. Kar İstanbul gibi büyük trafik sorunu olan kentlerde yaşayanların hayatını kabusa çeviriyor. Hayatın normal akışının sonucu olarak, alt tarafı evine veya işine gitmek için araçların içinde, sıkışan trafikte sıkılarak saatlerini harcayanları düşününce, bir zamanlar aynı durumu yaşayan biri olarak onları anlayabiliyorum. Evimin önceleri Rumelihisarı sonra Bebek’te, ofisimin Levent’te olduğu yıllar, normalde on dakikalık o yolu iki saatte aldığımı bilirim. Bir keresinde eve dönerken bastıran karda arabayı kenara çekip bırakmış, Akmerkez’den Bebek’e yürümeye başlamıştım. O kadar üşümüş ve ıslanmıştım ki o halimle kendimi Bebek kahveye atmıştım. O zaman Bebek kahvede soba da yanardı galiba. Orada ısındığımı, Özcan’ın sıcak çayını içip kendime geldiğimi hatırlıyorum. İstanbul ya da başka büyük şehirde evinizden çıkmıyorsanız kar seyretmek harikadır. Sabah sıcak içeceğimi alıp pencere önünden manzarayı seyretmek –hele İstanbul’da, bogazda- bana iyi gelirdi. O karlı sabahlarda arabayla Bebek yokuşunu çıkmak mümkün olmadığından kar yağmasını fırsat bilip işe gitmemezlik yaptığım olurdu. Bebek’ten önce uzun sure yaşadığım Rumelihisarı’ndaki bekar evimin terasından da kar fırtınasını seyrederdim. Onun da tadı başkaydı. Ama dediğim gibi İstanbul’da kar zevkine varabilmek için iki şey gerekir; Bir, evde olacaksınız. İki, evden çıkmak zorunda kalmayacaksınız.

Bir kış sabahı Bebek'teki evde uyandığımda bu manzarayla karşılaşmıştım

Bu fotoğrafı çektiğim günü hatırlıyorum; işe gitmemiş, pencereye gelen kuşlara ekmek atmış, etrafı seyretmiştim

Sonra Asmalımescit’e taşındım, orada zevkli bir kar dönemi hatırlamıyorum. Bir iki yağmıştır herhalde. Asmalımescit’te de bunalıp, daralıp kendimi Bodrum’a attım zaten. Asmalı yiyip içmeye gitmek için güzel bir mahalle ama yaşamak için asla uygun değil. Zaten ben de bir yılı bile tamamlamadan kaçtım dediğim gibi.

Bodrum’da kar zevki yok tabii. Burada kışın üç şekli var. Biri lodos fırtınalı günler. Diğeri ılık ile serin arasında gidip gelen, bazen yağışlı bazen açık havalı günler. Diğeri de şu iki gündür olduğu gibi, havanın açık ve kuvvetli karayel ile çok soğuk olduğu günler. Böyle günlerin geceleri gözyüzü yıldız kaynıyor. Bu da ısınan havanın yukarı kaçmasına neden olduğundan geceler eksi değerlere bile düşebiliyor. Bakın aşağıya bu akşam ve bu haftaki hava tahminini koyuyorum.

Bu gece bizi -1 derece bekliyor
Buranın ocak şubat aylarında karayelli gecelerinin ayazını anlatmak kolay değil. Şöyle bir örnek versem belki daha iyi anlaşılır; ben askerliğimi Sivas Temeltepe taraflarında yaptım. Orada gece -22 dereceyi gözlerimle gördüm. Ama Bodrum’un -1 derecesinde deniz kıyısında üşüdüğüm kadar üşümedim. Tamam konu bundan otuz yıl önce geçiyor, o zaman gençtim ama ne olursa olsun. Özetle, burada senede sekiz on gün olan ayaz şu iki gündür mevcut. Böyle gecelerde ben evdeysem şömine başında oluyorum. Sakin bir müzik, iPad veya kitap ile yine sakin bir gece geçiriyorum. Ya da şömine başında ısınmayıp, Mahmut Kaptan veya Gemibaşı, Deniz Feneri’ne gidip dost sohbetleriyle ısınıyorum. Ha bir de bazı akşamlar evde şömine başındayken bir iki kadeh kırmızı şarap içtiğim de oluyor. İstanbul’da yaşarken yine ağırlıklı olarak rakı içerdim ama haftada bir kırmızı şarabı tercih ederdim. Beyaz şarabı şaraptan saymadığım için ağzıma sürmem. Rozeyi ise hiç bir içkiden saymadığımdan ilişkim olmaz. Bodrum’a yerleştikten sonra hem buranın mezeleri, balıkları, hem meyhanelerinin mükemmelliği, hem de Ege’nin atmosferi beni rakıya daha yaklaştırdı. Şimdi artık ayda bir iki kezden fazla şarap içmez oldum. Balıkla şarap içenlere lafım yok ama balığın yanında rakı varken şarap içmem. Rakıyı içemeyenlere ancak üzülüyorum. Fransızların balık yanında beyaz veya roze şarap içmelerini kimse argüman olarak sunmasın. Çünkü gariplerin rakıları yok. İşin şakası bir yana ben rakıcıyım. Bu da bu blogdaki fotoğraflardan veya anlattıklarımdan açıkça belli zaten. Şarabı sevmediğimden değil, buradaki ortamın rakıya daha uygun olduğundan aradaki fark iyice açıldı.

Bu kareyi 1 ocak 2011 günü çekmiştim
Bitez'e bulutlar yaklaşırken
Fırtınaya beş kala Bodrum liman içi 
Gümüşlük'te bir kış günü lodos. Yazın cıvıl cıvıl masaların olduğu yerin kış hali böyle
Bodrum'da son lodos fırtınasından bir gün öncesi. Tam fırtına öncesi sessizlik dedikleri
Lodosun ilk anları
Bu da 31 Aralık 2012 günü çekilen bir kare
Yalıkavak'ta bir mart günü. Uzaktaki ada Kalimnos
Bu da Yalıkavak'ta sakin bir ocak ayında gün batımı
Yalıkavak'taki ilk evimin önündeki iskele fırtınada yıkılmadan önce.
Yalıkavak'ta sakin bir kış akşamı
Kışın yağmur sonrası Yalıkavak
Güneşli bir kış sabahı 
Bu da bir şubat günüydü galiba
Lodos fırtınası ile birlikte yağmurlu bir kış günü barlar sokağı
Lodosun yığdıklarını temizleyen belediye işçileri
Kos'a yağan yağmuru izliyordum
Bu da geçtiğimiz aralık ayında bir sabah
Akşam yürüyüşlerinden birinde çekmiştim
Şimdi bu akşam şöminenin başında bir iki kadeh şarap içerim diyorum. Kos’tan gelen ve daha açmadığım peynirler, rokforlar, jambonlar var. Yani şaraba eşlik edecek malzeme kuvvetli. Böyle akşamlara caz müziği de en iyi gider. Bu akşam belki sizler de İstanbul’da kar seyredeceksiniz. Belki bir iki kadeh de içersiniz. Böyle ortama uygun bir liste hazırladım. Ben de bunları dinleyeceğim. Bu liste oldukça sakin bir liste. Şöyle de bir özelliği var, klasik müzik bestecilerinin yapıtlarının caz versiyonları. Normalde cazı caz, klasiği klasik olarak dinlemeyi sevsem de bu seçtiklerim benim için iyi örnekler olduğu için sizlerle paylaşıyorum. Ha bu arada 5. parçada çelloyu çalan, Lale Plak mağazasının sahiplerinden kuzenim Hakan Atala’nın eşi Sedef Atala Erçetin.

Evin kış gecelerini geçirdiğim köşesi
Burası da soğuk kış gecelerinin ısınma bölümü

Evinize varabildiğinizde bu müzikleri indirip sakinleşir, yorgunluğunuzu bir ölçüde atarsınız belki. Şehir hayatı zordur bilirim… Sakin ve huzurlu günler dilerim. Bu son cümleyi yazdıktan sonra Saroz körfezi depremini öğrendim. Şimdi daha da fazla sakinlik ve huzur diliyorum. İyi dinlemeler...


2 yorum:

  1. Yazdıkların keyifli,fotoğraflar kış hüznünde, şömine (orada olamasak da)sımsıcak, dinlediklerimiz muhteşem... Hiç niyetim yokken beni bir duble rakıya ikna ettin.

    YanıtlaSil
  2. Şöminede kış köşeside güzel, müzikleri paylaştığınız gibi okuduğunuz kitapları da paylaşabilirmisiniz?
    bol güneşli günler

    YanıtlaSil