13 Ocak 2013 Pazar

Bodrum'da sıradan bir hafta sonu

Haftanın ilk yarısı hava açıktı ama kuvvetli karayel nedeniyle zehir gibi soğuk geçti. İkinci yarısı ise tam coğrafya dersinde okuduğumuz gibiydi. Hani “kışları ılık ve yağışlı” diye öğrettiklerinden. Cumartesi sabahı güneşli bir havaya uyandık ama sonra bir anda bir yerlerden bulutlar geldi, gürledi, şakırdadı gün boyu yağdı, gece yarısı açtı. Bugün de harika bir hava vardı. Kış güneşidir deyip ciddiye almadığımdan kalın kazakla çıktığım yürüyüşte epey ter döktüm.

Ege'de yaşamanın zevkine bir örnek; mahallemizdeki evlerden birinde limonlar
Evde sabah güneşi
Sehpaya düşen ışık
Güneşin evin duvarına uyguladığı tasarım 
Dün akşam Mahmut Kaptan gecelerinden birini yaptık. Aslında Kaptan’a hafta arası gitmeyi tercih ediyorum. Hafta sonları gurup halinde masalar nedeniyle, biraz gürültü patırtı oluyor. Oysa hafta arası hem daha sakin geçiyor, hem de neredeyse herkes tanıdık bildik. Dün gece de Kaptan’ın yerinde nefis mezelerimizi yiyip, rakılarımızı yudumlayıp cümbüş çalan Alper üstadın masa masa gezerek söylediği şarkılara kah eşlik ettik, kah dinleyici olduk. Bodrum’a gelip de Mahmut Kaptan’ın mekanına gidip gelmeye başlamadan önce Türk müziği çalan yerlere hiç gitmezdim. Çünkü ne yediğini anlıyorsun ne yanındakiyle iki laf edebiliyorsun. Klarnetçi kulağına üflerken rakı mı içilir? O yüzden de benim Türk müziği kültürüm çocukken radyoda dinlediğim “beraber ve solo şarkılar” programlarındaki repertuarla sınırlı. Sonrasında hiç ilgimi çekmedi, arşivimde bir tane bile plak, CD yok. Babam Münir Nurettin dinlerdi, onun şarkılarını biraz biliyorum. Ama dediğim gibi müzikli, şarkılı yerlere yiyip içmeye hiç gitmem. Hala da gitmem. Fakat Mahmut Kaptan’ın yeri çok farklı. Birincisi, kimseyi rahatsız etmeden, bağırıp çağırmadan sakin sakin çalan bir müzisyen var, bir yandan çalıyor bir yandan söylüyor. Şeçtiği şarkılar o “beraber ve solo şarkılar” repertuarından. Arada birkaç yeni parça da söylüyor olmalı çünkü onları hiç bilmiyorum. İkincisi, Kaptan’ın mekanına, atmosferine bu müzik çok yakışıyor. Cümbüşçü ara verdiğinde genellikle Rumca CD dinliyoruz. Takdir edersiniz ki o müzik de çok iyi gidiyor. Özetle Kaptan’ın mekanında hem yiyip içiyor, hem sohbet ediyor, hem müzik dinliyoruz. Gelenler yeme içme adabını iyi bilen insanlar. Kimse kimseye bulaşmıyor. Herkes birbirini tanıyor zaten. Daha ne olsun. Geleceğimi önceden haber verdiysem her zaman uzun barın başındaki taburede oturuyorum. Arada Kaptan’la laflıyoruz. Akşam eşim dostum varsa onların da bazısı yanıma, bazısı barda karşıma oturuyor, sohbeti koyulaştırıyoruz. Annem bu kış tamamen Bodrum’a yerleşince Mahmut Kaptan bir müdavim daha kazandı.

Peynir, nefis zeytin, kıvamında fava ve şahane ahtapot salatasından bir parça. İlk kadeh için fazla bile 
Kaptan'ın meyhanesinde masalarda değil de şu uzun barda oturmayı severim. Uçta da cümbüşüyle çalıp söyleyen Alper Bey. Burada oturanlar birbirlerini tanımıyorlarsa da bu sayede tanışıyorlar. Dün akşamki kadro yine kışın burada yaşayanlardandı.
Dün akşam Mahmut Kaptan’dan sonra Marina Club’e gittik. Kış ortasında, yarış falan da yokken gecenin onikisinde ayakta duracak yeri zor bulduk. Haftaya senenin ilk yarışı BAYK’ın ilk ayağı yapılacak. Marina adam almaz artık. Aramızda konuşurken herkes aynı şeyi söylüyor; bu kış Bodrum geçen yıllara oranla belirgin şekilde kalabalıklaştı. Geçen yıllarda barlar sokağında akşamları neredeyse insan geçmezdi. Şimdi gelen geçen var. Azmakbaşı’ndan Halikarnas’a kadar olan bölge yani Kumbahçe bu kış çok daha canlı. Barlar sokağında kapalı dükkan sayısı çok azaldı. Daha geçen yıl kışın açık dükkan bulmak zordu. Bodrum önümüzdeki birkaç yıl içinde turizm alanında atılım yapacak deniyor. Bakalım nasıl bir atak olacak ve sonuçları ne getirecek? Özellikle yat turizmi açısından iyi gelişmeler olacağı konuşuluyor. Bu önemli çünkü Bodrum’a herşey dahil sistemi ile gelenlerin pek para bırakmadığını herkes biliyor. Yatıyla gelen bir ailenin, bir iki gecelemede, herşey dahil gelen iki otobüs dolusu insandan daha fazla para bırakacağını tahmin ediyorum.
Marina Club’de biraz takıldıktan sonra bu sefer Barbeast’e geçtik. Barbeast kışın çok iyi oluyor. Bahçede ortada yanan büyük soba etrafında toplaşıyoruz. Neredeyse herkes tanıdık, yaz gibi değil. Gelenler yaz müşterisine göre çok farklı. Bana kimler bakıyor diye etrafı kesen tippler yok mesela. Gecenin ilerleyen saatleri için iyi müzik çalıyor. Oradan artık eve gidelim derken Marina’da bize katılan Zazu Ahmet (Kurşuncu kardeşlerin küçüğü) “Yıllardır Bodrum’dasın bari bir kez olsun Helva’yı gör” dedi ve kendimizi Helva’da bulduk. Helva’da çalan müzik benim dinlediğim bir tür olmadığı için hep önünden geçip devam ederim. Hele cumartesi akşamlarının yaz kış dolu hali içeri girmemem için ikinci bir neden olurdu. Sahibini tanıyorum, Zazu’da, Kaptan’da karşılaşıyoruz. Ama hiç dükkanına gitmedim. İşte dün gece şeytanın bacağını kırıp içeri daldık. Ki DJ kabinin yanında Helva’nın sahibiyle sohbet eden Mahmut Kaptan ve garson Bülent’i görünce mavra başladı. Açık söyliyeyim saat kaça kadar orada kaldık bilmiyorum. Sabah cep telefonundaki fotoğrafı görünce bunu ne zaman çektirmişik acaba diye şöyle bir duraladım.

Gecenin çok ilerleyen saattinde, Helva'da Mahmut Kaptan ve Ahmet Kurşuncu ile birlikte.
Ben Helva'yı hep böyle tanırım. Yani dışarıdan
Hızlı bir gecenin ardından Bodrum’un güneşli sabahına geç te olsa uyandım. Kendimizi hem yürüyüş hem de Tepecik’deki belediye kafeteryasının tostlarından yemek için dışarı attık. Yazın Yalıkavak’taki belediyenin sahil kafeteryası, kışın da Bodrum’daki Tepecik camiinin yanındayken 50 metre ileri alınan Tepecik kafeteryası vazgeçilmez yerlerimden. Ikisinin de çayı, tostu çok iyidir. Kahvaltı sonrası Berk Balık’a kadar yürüyüşümüzü yapıp dönüşte yine belediyenin bu sefer Mahfel kafeteryasında Türk kahvelerimizi içip yüzümüzü güneşe verdik. Dün akşam ve bugünkü yürüyüşten çektiğim kareleri sizinle paylaşıp, buradaki hayata dair bazı notları aktarmak istedim. Bu tür notların da etkisiyle geçtiğimiz yıl blog sayesinde tanıştığım dört aile Bodrum’a gelişlerini öne çektiler. Bakalım bu yılın skoru ne olacak?

Her gün önünden geçtiğim köhne bina restore edilmeye başlanmıştı. Bakalım sonunda ne olarak kullanılacak
Bir pazar sabahı Marina'nın önündeki cadde
Vespa kafenin önü
Pazar sabahı marina çarşısının sakinliği
Benim en sevdiğim mekanların başında geleni; Gemibaşı
Pazar sabahı Bodrum'luların sevdiği mekanlardan Musto. Yanında yeni açılan Köşe, diğer yanında en iyi köftecilerden Liman
Kışın kapalı olan Cook Shop
Aksona Mehmet'in sünger teknesi. Son örnek diyebiliriz

Mehmet Baş ve teknesi Aksona

Geçtiğimiz yıl teknesinin ellinci yılını kutladı

Aksona Mehmet
Ahmet Ertegün evi benim için hala Bodrum'un en iyi yapısı. Ağa Han ödülü almıştı


Bu da bizim Gemibaşı Hüseyin'in nefis tirhandili. Geçen yıl yapılan tekne bence bir sanat eseri
Sabah yürüyüşe çıktığımda annemi spor yaparken buldum. Bodrum ona da iyi geldi, düzenli yürüyüşlere ve hareket etmeye başladı.
Tepecik'deki belediye tesisinde portakal suyu ve çay eşliğinde tostlu kahvaltı
Bu kış Datça'ya feribot çalışmıyor. Bize kötü oldu, Datça'ya gitmek için 250 km yol yapmamız gerekiyor. Körmen limanındaki inşaat yüzünden ruhsat verilmiyormuş gibi bir laf duydum.
Eski Harem araba vapurunun kaptan köşkü Bodrum'da bilet gişesi işlevini görüyor.
Gece Barbeast'te fotoğraf çekemedim. Bu sabah önünden geçerken çekeyim dedim.


Halk Eğitim Merkezi sonunda yıkılıyor.  Çok yerinde bir karar
Alttaki taşların olduğu bölüm, burada var olan eski Aya Nikola kilisesinin orijinal duvarıymış
Bodrum'un Ege'ye açılan sokaklarından
Bu pazar günü sahilde güneşin tadını çıkaranlar

Yol ve çevre düzenlemesi bitmek üzere olan Kumbahçe
Bu sabah Bodrum

Leman Kültür Bistro her zaman iyi iş yapıyor
Bu yapıyı çok seviyorum. Her ne kadar zaman içinde yeniliyelim derken bozdularsa da hala bir lezzeti var. Barlar sokağının bitimine doğru sağdadır. Burada yıllar içinde çeşitli iş yerleri açıldı, kapandı. En son sünger, sabun, peştemal tarzı şeyler satan, buraya çok yakışan bir mağazaydı. Ne yazık ki o da kapattı. Şimdi bir turizm şirketi olmuş. Ama tabelasının boyutu ve tasarımı bu küçük eve hiç yakışmamış. Belki birileri uyarır da daha estetik ve o yapıya uygun bir tabela yaparlar. Bu firmaları için de iyi olur.
Bodrum'lu köpek bu güzel havada su içecek değil ya...
Pazar öğlen saatlerinde kutsal mekanlarımdan Zazu
Her mevsim, her gün çok iyi iş yapan Sünger


Yarın başlayan hafta, iş nedeniyle Antalya’ya gideceğim. Bodrum Antalya arasını arabayla geze geze almayı çok seviyorum. Çarşamba günkü sunum için sabah çok erken yola çıkmayı düşünüyorum. Akşam Antalya’da kalıp oranın iyi bir balıkçısında yiyip ertesi sabah planım Kaş üzerinden Fethiye’ye devam etmek. Akşam yemeğini Girida’da yiyip, geçe kalıp ertesi gün Bodrum pazarına yetişeyim diyorum. Sonraki hafta İstanbul var. Malum İstanbul’daki ofisi kapatıp Bodrum’a taşıyorum. 1 Şubat itibariyle artık herşey Bodrum’da olacak gibi görünüyor. Önce ben geldim. Sonra kardeşim ve annem sadece yazları geldikleri Bodrum’a tamamiyle geldiler. Sıra artık ofisin de buraya gelmesindeydi.
Bodrum’da dört yılın sonunda şunu gördüm; burası bana iyi geliyor. Burayı, iklimini, doğasını, yapısını, sokaklarını, denizini, insanlarını, dostlarımı… hepsini çok ayrı tutuyor ve seviyorum. Kendimi daha da buralı hissetmem için ofisin gelmesi iyi olacak diye düşünüyorum. Ne derler; Hayırlısı…

7 yorum:

  1. Üatat böyle giderse benide bodruma müdavim yapacaksınız .Acaba oradanmı ev alsam :)

    YanıtlaSil
  2. Hayırlı olsun Serdar Bey. Hem ailenizin de Bodrum tercihleri hem de ofisinizi Bodrum'a taşımanız sebebiyle.. Hayırlı olsun : )

    Sevgiler.
    Barış.

    YanıtlaSil
  3. Bodrum'da olmayı hayal ettiğim zaman sizin sayfanızı açıp özlem gideriyorum, bu da bana pek iyi geliyor.
    Sağolun, varolun. Fotoğraflar da öyle özendirici ki.

    YanıtlaSil
  4. Ben de 5 senedir buradayim...zevkle okuyorum yazilarinizi..

    YanıtlaSil
  5. ne güzel bir gün olmuş bende Bodrumdayım ,
    Saygılar,
    http://www.seviminaskanasi.com/

    YanıtlaSil
  6. Serdar Bey merhabalar..
    Yazılarınız ilaç gibi geliyor insana. Okudukça alıp götürüyorsunuz oralara. Hemen hepsinin ardına bir kaç satır karalamak geliyor insanın içinden. Muhtemelen aynı yaşlardayız. Dünya görüşlerimizin de çok farklı olacağını sanmıyorum. Ancak farkındalığınızın en önemli yanı aslında hepimizin içinde olupta bir türlü hayata geçiremediğimiz "teorik" hayallerimizin tarafınızca pratiğe geçirilmiş olması.. Ama sayenizde benim de böylesi bir karar almam çok uzun sürmez gibi görünüyor. Tabii bunda sizin deneyimlerinizden, gözlemlerinizden yararlanacağım fazlasıyla kesin. Taş evinize bayıldım. Benim de önceliğim bir taş ev olacak. (Yazdıklarınızdan bunun biraz zor olduğunu okusam da.)Bu arada Bodrum merkez de (taş ev) ve Yalıkavak ta (? ev) olmak üzere iki yerde yaşadığınızı anlıyorum. Yalıkavaktaki yaşamınızdan da bahsederseniz sevinirim. Size, dostlarınıza ve Bodrum'a kucak dolusu selamlar, sevgiler.. Dostça kalın..

    YanıtlaSil
  7. Serdar Bey çok güzel fotolar atmışsınız.

    Kolay Yemek Tarifleri - http://www.selmaninyemekleri.com

    YanıtlaSil