Ana içeriğe atla

Yayınlar

Mart, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bodrum'a 1979 ve 1980 yıllarındaki gelişlerim

Son yazıdan bu yana bir hafta geçti. Bu akşamki blog yazısında 1978-79-80 yıllarında yaptığım Bodrum tatillerinden kalma bazı fotoğraflara yer vermek istiyorum.
Bu fotoğrafların siyah/beyaz olanları o yıllarda babamın Doğu Alman malı Praktika fotoğraf makinasıyla çektiğim fotoğraflar. Bu makinaya babam gözü gibi bakardı ve o yaz tatilinde bana vermişti. Şimdi bu satırları yazarken o makinanın deri kılıfının kokusunu ve kılıftan çıkınca makinanın yaydığı metalik kokuyu hatırlıyorum. Koku çok acayip birşey. Sizi bir anda yıllar yıllar öncesine götürebiliyor. Daha sonra bu siyah/beyaz negatifleri kendim yıkar kendim karta basardım. Babamın hobisi için kurduğu küçük karanlık odada bu işleri öğrenmiştim. Karanlık oda dediğim de içinde iki kişinin dönemeyeceği kadar küçük ve penceresi olmayan, hakikaten karanlık bir odaydı.
1979 yılındaki Bodrum tatiline bu sefer cebimde parayla geldim. Bir önceki gelişim, o yıl yaz tatilindeydi, öğrenciydim ve babamın verdiği kısıtlı harçlıkla Bodrum’u keşfe…

Bodrum'a ilk gelişim; 1978 yazı

Üniversitede grafik eğitimine başladığım ilk yılın yaz tatilindeydim. Yıl 1978. Yazları geniş ailemizle, İdealtepe’deki dededen kalma büyük bahçeli ve 5 odalı evde geçiriyorduk. Bir önceki yaz bizim okulun yetenek sınavlarına puanım yetmemişti. O yıl, o zamanki sınav sistemine göre 396 puan almış ama bizim okul tabanı 400 olarak açıklamıştı. Dört puan yüzünden bir yıl boşta kalmış, daha önceki yazılarımdan birinde anlattığım gibi o kış bir plakçıda çalışmıştım (http://bodrumluhayat.blogspot.com/2013/02/bu-sabah-bodruma-bahar-geldi-bu.html ). Ertesi yıl sınavdan 460 puan almıştım bu sefer de bizim okul tabanı iyice aşağıya çekmiş 350’ye indirmişti. Neyse, okula girmiş ve o eğitim dönemini bitirmiş yaz tatili için yine yazlık eve, İdealtepe’ye taşınmıştık. O sıralar hep Bodrum diye bir yerden söz edildiğini duyuyordum ama hiç bir fikrim yoktu. Sadece beyaz badanalı evlerinin olduğunu, dar sokaklarını, lacivert denizini eğer bir gazete yazarsa ancak o zaman okuyabiliyor, oradan biliyordu…