2 Haziran 2013 Pazar

Bodrum'dan Gezi Parkı direnişine destek

Ne yazık ki son birkaç yazı ister istemez ülkenin içinde bulunduğu durum nedeniyle politika soslu oldu. Önce bir Pazar günü İstanbul’a gittiğimde, havalimanından sahil yolunu kullanarak otele vardığım güzergah üzerinde gördüklerimi yazdım. Sonra araya 19 Mayıs ve Bodrum’daki halk yürüyüşü girdi. Derken hükümet alkol yasası dediğimiz yasayı meclisten geçirdi. Üstüne Yavuz Sultan köprüsü ismi tartışması ve sonunda Gezi Parkı’nda ağaç kesimine insanların tepkisiyle memleketteki gerilim doruk noktasına çıktı. Tabii bundan biz Bodrum’da yaşayanlar da payımıza düşeni alıyoruz. Günlerdir twitter başında saatlerimizi geçiriyorum. Bir şeyleri kaçırmıyayım duygusuyla birkaç saatlik uykuyla idare ettik. Olan biteni hepimiz izliyoruz. Ama nereden izliyoruz? Sosyal medyadan. Çünkü yaygın medya tam bir satılmışlık örneği göstererek Taksim’de insanların üstüne polis Toma’larla saldırırken kuzey kutbundaki pelikan kolonilerinin hayatını anlatıyordu.

Hepimizin izleyip fikir sahibi olduğu konuda ahkam kesmek istemem. Birkaç cümleyle ne düşündügümü yazıp, dün akşam Bodrum’da belediye meydanındaki mitingden bazı karelere ve kısa bir videoya yer vereceğim o kadar.




Çarşı yine çok iyiydi
İstanbul’u terk edip Bodrum’a yerleşmeme karar verdiğim süreçte, kararımı en çok etkileyen meselelerin başında İstanbul’da yaşamaya başlayan yeni kitleyle bir arada olmak istememem geldi. Bunun çeşitli nedenleri var. En başta geleni aynı dili konuşmuyor, hayata aynı bakmıyor oluşumuz. Bunu geçen yazıda biraz açmıştım, tekrar etmiyeyim.

Güç ve iktidar hırsı önünde sonunda başbakanın da gerçeklerden kopmasına yol açtı. Dünyada bunun çok örneği var. Bütün benzeri durumlarda iş sivil diktatörlüğe kadar gidiyor. Bizim hazret de aynı yolun yolcusu. Kendi elitini yaratan AKP, yukarıda üleşmeye başladıktan bir süre sonra homurdanan tabanına selam çakmak için, karşısında olan laik kesimin hayat tarzına müdahale etmeye başladı. Böylece tabana biz sizin için buradayız mesajını vermenin kolay yolunu seçti. Bu arada devlet ihaleleri, imara açılan alanlar gibi büyük rant paylaşımında kendi ekibini zengin etmeyi sürdürdü. İşte alkol yasası bunların sonuncusuydu ve klişe deyimle bardak o kararla doldu. Karşısındaki kitleyi küçümseyen, adam yerine koymayan Kasımpaşa’lı kabadayı tavrı bizleri sinirlendirmeye başladı. Sonunda üç beş ağaç dediği mesele patladı bardak taştı.


Kule Rock Bar ekibi iyi hazırlanmışlardı.



Başkan Kocadon ne tesadüftür ki geçen yıl 1 Haziran günü göz altına alınmıştı, dün tam bir yıl sonra meydana geldi aramıza katıldı.
1 Haziran Cuma günü benim görüşüme göre bir milattır. Ne kadar direnirse dirensin AKP önce durdu sonra geri adım atacak. Ama bu geri adım öncekilere benzemiyor. Bu geri adım kendi iradesi dışında, karşısındaki kitlenin zorlamasıyla atılan geri adım olacak. Bu da narsist bir insanın asla hazmedemeyeceği bir durum. Gerdikçe kendi kaybedeceğinin farkında olamayacak kadar gerçeklerden kopmaya başlayan başbakan ülkeye zarar verecek ama son viraja kadar inişini sürdürecek. Bu ne kadar sürer ben bilmem. Toplum bilimcileri, anketçiler, araştırmacılar bu konuya daha hakimdirler. Ama hani bir laf vardır; Bir millet uyanıyor diye. O başladı kim ne derse desin. Bunu elle tutuyor gözle görebiliyoruz artık. Bu Pazartesi Türkiye başka bir Pazartesi yaşayacak gibime geliyor.

Bodrum'da dün akşam yedide belediye meydanında toplanan kitleye dair buradaki fotoğraflar fikir verecektir. Göreceğiniz gibi tümüyle Bodrum'da yaşayanların yer aldığı bir topluluktu. Çoluk çocuk, genç, yaşlı her yaştan insan oradaydı. Sloganlar atıldı, arada marşlar söylendi ve topluluk bir olay çıkmadan dağıldı. Ben marina tarafından geldim ve Körfez restoranın karşısında üç motorsikletle altı polis gördüm. onlar da oturmuşlar seyrediyorlardı. Saat dokuza doğru biz ayrıldık. Sonra bazı olaylar olduğunu duyduk, tekrar meydandan geçtik, hiç bir şey yoktu. Meğer o saatlerdi cezaevi tarafında olaylar başlamış. Sahilde olay olmadı, yukarıda niye oldu? Konuştuğum dostlar AKP önüne çelenk koyma girişiminin polis tarafından engellendiğini, karşılıklı inatlaşmadan gerilen sinirlerin patladığı anlaşılıyor. Genç delikanlılara karşı polis harekete geçince araya girenlerle polis arasında arbede başlamış ve gaz da kullanılan savaşa dönüşmüş. Aşağıda bu konudaki bir haber linkine ve benim çektiğim, sahildeki filmin linkine yer vereceğim. AKP'ye siyah çelenk bırakma kararını kim aldı, kimler katıldı bilmiyorum. Bence anlamsız bir hareket. Artık bunları aşmak gerektiğini düşünüyorum. Tayyip istifa diye bağırdık, şerefine Tayyip dedik, isteyen meydanda birasını içti. Çelenk ve kukla yakmak gibi girişimler artık eskide kalmalı. Ama madem karar alındı kapıya çelenk bıraksalar ne olurdu? Polisin bu gerginliğe yol açmasının ne anlamı vardı? Burada yine hükümetin despotluğu devreye giriyor. Neyse bu konuda belki bilgi eksiğim vardır, daha detaylı bilgim olur da bu bilgilerden farklı durumlar çıkarsa yazarım zaten.

Bütün dileğim daha fazla gerilmeden, sivil bir direniş olarak başlayan bu hareketin parti, şu bu meselesine kaymadan, yolundan sapmadan elde edeceğini elde ederek, kan dökülmeden son bulması. Sağduyu lafını kullanmak istiyorum ama iktidara bakınca pek umudum yok.


Şerefine Tayyip...

Hem mitingi izleriz hem biramızı içeriz ekibi de iyiydi
Alkol almanın da ayarını bilmek lazım. Gece yarısına doğru yola yatanlar 
Önümüzdeki günlerin daha aydınlık ve demokratik bir ülkeye dönüşmemize yol açmasını, her iki tarafın da birbirine tahammül edecek olgunluğa gelerek, gerginliğin biteceği bir döneme girmemizi sağlamasını dilerim. Hepimiz için en iyisi bu.



Bu da olayların olduğu ve YouTube'a yüklenmiş filmin linki; http://www.youtube.com/watch?v=qXFIqRkcYoU&feature=share


4 yorum:

  1. Serdar Bey, TV'ler haberciliği bırakmışlar, sosyal medya da "nedense" zaman zaman kesiliyor, ancak Halk TV beş gündür canlı yayın yapıyor, uyduda da var, internetten de izlenebiliyor. Hoşçakalın.

    http://halktvcanli.tumblr.com/

    Levent Varlık

    YanıtlaSil
  2. Serdar bey; ben akpartilide değilim. ben bodrumu çok seviyorum, yazılarınızı ve resimlerinizi çok sıkı takip ediyorum. sizden ricam köşenize siyaseti bulaştırmayın keyfimiz kaçmasın... bu arada 15 haziranda inşallah bodrumdayım :). ( bu ricayı; sosyal alemde gezi parkı olayları öncesindede facebook'ta siyaset yapanları arkadaşlığımdan çıkarmış olarak biri olarak yazıyorum )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de burada sadece Bodrum'u yazmak istiyorum. Ama biz de burada ülkede olup bitenden payımızı alıyoruz. Hiç bir şey olmamış gibi deniz, güneş, rakı yazmak en hafifinden "aymazlık" olur. Bu bir süreç, umarım her şey kısa sürede normale döner, ben de siz de kaldığımız yerden Bodrum'un güzelliklerini konuşmaya devam ederiz. Size şimdiden iyi ve zevkli bir Bodrum tatili diliyorum.

      Sil
  3. Başından beri Taksimdeydim. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak! Siyasetçi iki düşünecek, bir konuşacak, ağzından çıkanı kulağı duyacak, herkes haddini, sınırını bilecek, bir karar alacak olan üç düşünecek, beş danışacak. Hangi parti olursa olsun, yüzde 90'la iktidara gelse dahi diğerlerinin inancına, yaşam tarzına, etnik kökenine, cinsel eğilimine saygı duyacak, temel hak ve hürriyetlerini korumak zorunda kalacak. Sadece hükümet değil, herkes kendini sorguya çekecek, formatlayacak, kimse kendini özeleştiriden sıyıramayacak. Kürt gençlerinin tamamen kendi inisiyatifiyle sokak sokak direnişini gören ve kendi yaşam tarzını korumak için orada olanlar artık ana dil konusunda bıdırdanamayacak. Yerinden yönetime bakış gözden geçirilecek, Taksim'de, Bodrum'da, Amed'de ne yapılacağına orada yaşayanlar karar verecek. Taksim'in göbeğindeki şiddet dahi sansürleniyorsa, örtülüyorsa Güneydoğu'da kimbilir neler yapılmıştır diye sorulacak. Eylemcilerin Tayyip Erdoğan'a yönelik cinsiyetçi yazıları dün feministler tarafından duvarlardan silindi, kadına kalkan eller kırılacak. Biz nasıl ki çok çeşitliyiz, dindarlara yekpareymiş gibi bakılamayacak, "geri kafalı, yobaz" gibi aşağılayıcı ifadeler kullanılamayacak, bugün Taksim'de kandil kutlanacak, dindarlar namaz kılacak, dualar okunacak. Eski solcular, gençler için ileri geri konuşamayacak, eskimiş fikirleri tozlu raflara kaldırılacak. Umarım tüm bunlar ve yazamadığım çok şey hayata geçecek. (Taksim'den Serhad)

    YanıtlaSil