7 Kasım 2013 Perşembe

Bodrum'un en kişilikli meyhanesi Mahmut Kaptan'ı açtık

Geçtiğimiz Mayıs ayının dördü cumartesi akşamı Mahmut Kaptan’ın kapanışını yapmıştık. O akşamı anlattığım yazıyı şu sözlerle bitirmişim; “Her türlü derdimizi çeken, ne yiyeceğimize karar veren, kendimizi teslim ettiğimiz garsonumuz sevgili Bülent’e, nefis mezeleriyle bizleri bahtiyar eden, bir doktor titizliğiyle işini yapan ustamız Ali’ye, her akşam udu veya cümbüşüyle bizlere müzik ziyafeti çeken sevgili Alper abimize ve mekanında bizleri ağırlayan, şakalarıyla, sohbetiyle hayatımızı renklendiren çok sevgili Mahmut abimize teşekkür etmeliyiz. Kış sezonu açılışında yine Kaptan’ın meyhanesinde buluşmak üzere...”

İşte o akşam geldi çattı ve biz bu sefer Kasım ayının dördünde, Pazartesi akşamı Kaptan’ın mekanını açtık. Mahmut ağabeyin meyhanesi Bodrum’un en kendine has mekanıdır. Bu blogda çok sık yer veriyorum çünkü benim gibi yemeye içmeye meraklı kişiler için şahane bir meyhane. Bir kere Bodrum’a turistik amaçla gelenlerin bilmediği bir mekan. Çünkü yazın kapalı. Herkes dükkanını Mayıs ayında açıp Kasım ayında kaparken Mahmut Kaptan tersini yapıyor. Bu da şu demek oluyor; Kaptan’ın meyhanesi kışın Bodrum’da yaşayanların yeri.

Meyhanenin açılacağı pazartesi gününden önce cumartesi geçerken uğramış, hazırlık yapılırken bu kareyi çekmiştim
Hadi bakalım...
Kaptan'ın eşi ile Emrah kaptana "sağlığa" derken

Mezelerin her biri, peynirinden zeytinine, favasından ciğerine kadar hangisini yerseniz mükemmeldir 

Mekanın bahçe kısmı. Biz hep içeride Kaptan ile karşılıklı barda oturmayı, arada şakalaşmayı tercih ediyoruz
Mahmut Kaptan, adı üstünde işte, aslında kaptan. Hayatının önemli bir bölümünü Ege denizinde, bu denizin adaları ve sahilleri arasında geçirmiş usta bir kaptan. Hangi adanın neresinde hangi kaya var bilir, anlatır. Üstelik GPRS filan yokken, sadece pusula ve hava açıksa yıldızlara bakarak bu işi yapmış bir kaptan. Son çalıştığı tekneye GPRS takmışlar da, gece ışığı gözünü alıyor diye cihazı kapattırıyormuş. Nerede iyi ahtapot yenir, sorun söylesin. Hangi adada hangi bara gidilir ve daha neler neler. Şimdi her detayı buraya yazamam ki. Doğma büyüme Bodrum’lu. Renkli ve hızlı bir gençlik yaşamış, babasının marangozhanesinde mecburi çıraklık yaparken gözü hep mavi Ege’de olmuş. İkide bir atölyeden sıvışıp onun bunun kayığında gezinen oğlunu gören baba sonunda “senden marangoz olmayacak belli, senin gözün denizde” deyip oğluna ilk teknesini yapması için sermaye verince kaptanın deniz macerası başlamış.

Yazları hep Ege’de olan kaptan ilk defa bu yazı Bodrum’da karada geçirdi. Çok sıkıldığını söylüyordu, meyhane açılınca gözleri parladı.



Açılış akşamı hatırası...
Alper abi çalarken, Yusuf da notaları doğru mu basıyor diye izlemede



Bizim için Bodrum’da yaz sezonunun bitip kış sezonunun başlamasının birkaç habercisi var. Biri tabii ki doğal koşullardaki değişim. İlk fırtına koptu mu hava değişmeye başlar. İkincisi kilise meydanındaki (yıkılan halk eğitim merkezi binasının olduğu meydan) pideci, dönercilerin kapanıp meydanın bomboş kalması. Üçüncüsü de Mahmut Kaptan’ın mekanını açması. Açmasına birkaç gün kala ciğerci önündeki kedi misali dükkanın çevresinde gezinip duruyoruz. Ben kışın her hafta en az bir kere mutlaka Kaptan’a gidiyorum. Yalnız da olsam, dostlarla da olsam giderim. Yalnızsam barda Kaptan’ın karşısına otururum, arada laflar, şakalaşırız. Zaten mekandaki hemen herkes birbiriyle tanıdık olduğundan kim iki laf etmek istese sıkıntı çekmez. Bazen de buluşma yeri olarak Kaptan’ı seçeriz, orada bir tek atıp başka yere gider ve dönüşte yine mutlaka uğrarız. İstanbul’da yaşayan arkadaşlarımın arasında Kaptan’ın mekanını bilenler mutlaka kışın bir bahane yaratıp gelirler. Çünkü İstanbul’da böyle sahici yer bulmanız mümkün değildir. İşte geçen hafta İstanbul’daydım, Maria’nın Bahçesi denen yerde başıma gelenleri önceki yazıda yazdım. Burada öyle saçmalıklar olmaz, öyle tuhaf insanlar da bulunmaz. Alper abimiz cümbüşüyle çalar ve hafif hafif, türk sanat müziğinden seçtiği şarkıları söyler. “Şimdi uzaklardasın”ı hep beraber söyler çok çok uzaklara gönderdiğimiz, özlediğimiz sevdiklerimizi yad ederiz. Bazen hava farklı olur, çok eğlenceli bir ekip oluşur, gece “çökertme” ile biter. Kimse kimseyi rahatsız etmez ve belki söylemeye gerek yok ama öyle eller havaya görgüsüzlüğü de yoktur. Rakı içmenin de, rakı içilen mekanda eğlenmenin bir kültür olduğunu Mahmut Kaptan’ın meyhanesinde görürsünüz. Kaptan’ın meyhanesinde yazın Bodrum’a gelenlerin karmaşık yapısından iz yoktur.




Patlıcan közde, bakla, ahtapot salatası, dil...





Bekleriz...
Bu kış da bazen açık, yıldızlı ayaz gecelerde montlarımızı giyerek, eller cepte sahil boyundan Mahmut Kaptan’a yürüyecek olmayı, bazen de şiddetli yağmurda kapısından sırıl sıklam girip bir kadehle içimizi ısıtacak fırtınalı ortamı hayal ediyorum. Her ne olursa olsun, sağlıklı, neşeli bir Mahmut Kaptan sezonu geçirmeyi diliyorum. Rakının tadına yemeklerin lezzetinin, sohbetlerin tadının karışacağı kahkahalı kış akşamları, biz Mahmut Kaptan’da olacağız... Hani yolunuz düşerse diye söylüyorum; bekleriz.

Blogda daha önce Mahmut Kaptan ile ilgili altı yazı yazmıştım, aşağıdaki linklerden bu yazılara ulaşabilirsiniz.



5 yorum:

  1. Serdar Bey çok güzel bir yazı olmuş. Hep sormayı unutuyorum. Bu kış geldiğimde mutlaka uğramayı düşünüyorum kaptana. Yeri tam olarak nerede kalıyor? İlginize çok teşekkürler, iyi akşamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çarşıdaki Yapı Kredi ile yanyana olan Garanti'ye arkanızı döndüğünüzde karşıya devam edin, yirmi metre sonra sağdaki ilk aralıkta göreceksiniz. Yanında altılı ganyan bayii vardır, içerlektir.

      Sil
  2. Bu sezon mutlaka,ama mutlaka...tam adresi de vermişsiniz teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. 7 sene oldu Bodrum'a geleli, bir kere gitmek nasip olmadı, Commodore'da iyidir ama:) Burda fiyatlar nasıl?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Komodor'dan farklı sayılmaz. Ancak burada ana yemek yoktur, soğuk ve sıcak mezeler vardır. Hamsi, ciğer ve köfte de sıcak servis edilir.

      Sil