29 Mayıs 2013 Çarşamba

Bodrum'da hep rakı içildi, bundan sonra da içilecek.

Bak baştan söylüyorum, bu yazıda bol bol rakıdan, rakı içen insanın hayata bakışından, Bodrum’da içilen rakılardan söz edeceğim, hep rakılı fotoğraflara yer vereceğim. Dindarım o yüzden alkolden uzak dururum, içki içeni sevmem diyorsan devamını okuma, sinirini bozma.

Böyle giriş yapmak gerekiyor bazen. Ne yapalım olur olmaz yerden karşıma çıkıveriyorlar.

Türkiye’yi idare eden zihniyetin önünde sonunda asıl yüzünü ortaya çıkaracağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yoktu. İtiraf edeyim, ilk dönemlerindeki özgürlük yanlısı tutumları benim de aklımı karıştırmadı değil. Ön yargılı davrandığımı düşündüm ve bazı ortamlarda savunmalarını bile yaptım. Ama ikinci dönemlerinde ufak ufak tırnaklar çıkmaya başlayınca ben uyandım, uyanmayan arkadaşlarımla tartışmadım bile. O arada İstanbul’dan biraz da bu zihniyetin hakim olması nedeniyle kaçtım, bunları geçen yazılarda anlattım. Tekrarlamayacağım. Bu konudaki son yazımı okumamış olanlar içinde okumak isteyen olursa yazının linki veriyorum; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2013/05/bir-ara-istanbula-gidip-geldim-de.html

Bilenler vardır, Ege bölgesinin geneli Anadolu’ya benzemez. Ne iklimi benzer ne insanı. Sağ partilere oy verebilir ama dinci, din sömürüsü yapan partilere yüz vermez. Ege’nin tümü için ahkam kesemem. Ama Bodrum ile ilgili daha çok şey biliyorum, çünkü dört yıldır burada yaşıyor ve gözlemliyorum.

Bodrum’un sevdiğim yanı çok tabii ki. Ama bazıları aradan sıyrılıyor. Mesela kimsenin kimseye karışmaması durumu bunların başında gelir. İsteyen Cuma namazına isteyen aynı saatte meyhaneye gider. Denizin dibinde kumsalda cami vardır, cemaat dağılırken sahilde insanlar güneşlenir. Kimse kimseden rahatsız olmaz. Ama adım gibi eminim ki mevcut iktidar ve o kafadakiler bundan rahatsız oluyor. Buralarla uğraşma nedenlerinden biri bu. En büyük yalanı “kimsenin hayatına karışmayacağız” diyen zihniyetin son zamanlarda yaptıkları ortada. En sonunda ağzındaki baklayı çıkardı – aslında kustu demek daha doğru: İçeceksen evinde iç dedi. Kendileri gibi olmayana tahammül göstermemeye başladılar. Asıl yüzleri bu ama bazıları şimdi fark ediyor.

Güneş mızrak boyuna inince masalara oturanlar artar
Mahmut Kaptan ile bu kış da çok rakılar içtik
Günümüze en uygun tişört Mahmut Kaptan'da

Rakı içmeyi severiz yapacak bir şey yok. Gemibaşı'ndan...
Bodrum’da içki içilir. Kışın biz burada yaşayanlar ve Bodrum’un yerli halkı rakıyı, sonra da birayı tercih eder. Yazın gelen yerli ve yabancı turistler nedeniyle içki çeşitliliği artıyor olmalı. Ama aslolan rakıdır. Balıktır, ahtapottur... Ege otlarıdır, favadır. Yaz kış meyhaneler doludur. Kışın meyhanelerin müdavimleri olarak çoğumuz artık birbirimizi tanıyoruz. En azından göz aşinalığı var, selamlaşıyoruz. Bakın buraya yerleşeli dört yılım bitti, bu süre içinde sadece bir kere bir kavgaya şahit oldum. O da dışarıdan gelen birinin yaptığı bir terbiyesizliğe karşı, tüm uyarılara rağmen devam etmesi sonucu bizim genç kaptan arkadaşlarımızdan biri zat-ı muhteremi paketleyip gönderdi mekandan. Budur. Başka kavgaya şahit olmadım. Bu da içki usul ve adabının buralarda bilinmesinden kaynaklanıyor. İnsanlar genç yaşından itibaren içki içilen bir kasabada yaşadıklarından adabı erken yaşta öğreniyorlar. Bodrum’da kadınlar hayatın içindedirler. Anadolu’da genellikle ezilen kadın motifi vardır değil mi? Burada buna ben şahit olmadım. Vardır herhalde ama azınlıkta olmalılar. Hem buranın kadınları zengindir. Bilenler vardır, epey geçmiş yıllarda tarıma uygun verimli topraklar tepelerde olduğundan aileler erkeklere o toprakları, sahilde tuzlu, kumlu arazileri kızlara bırakırmış. Gel zaman git zaman turizm ve mandalinacılık başlayınca sahildeki arazilerin değeri tepedekilere kat be kat fark atar olmuş. O yüzden bu civarda hanımağalar çok. Eh para kimdeyse idare onda olur değil mi?



Dükkan'da
Milli içki ayrandır densizliğinin akşamı kendi milli içkimizle birlikte onların milli içkisini de içtik
Datça Palamutbükü'nde bir yaz akşamı
Yalıkavak Sait'te
Yalıkavak'ta Deniz Kızı'nda
Alper Abimiz bir akşam ud çalarken. Kış akşamları böyle geçer
Bu fotoğraf sezon dışı bir akşam çekildi. Yani bu karedekilerin hepsi kışın Bodrum'da yaşayanlar
Özellikle Gülllük açıklarının dil balığı ünlüdür. Rakısız gitmez ki, ayıptır hatta günahtır
Mahmut Kaptan'da
Mahmut Kaptan'da
Mahmut Kaptan'da... yoldan geçenler müziği duyup Bodrum zeybeği oynarken
Bodrum’da yirmili, otuzlu yaşlarını süren genç kadınlar tanıdım. Hepsi meslek sahibi olmuşlar. Aralarında yurt dışında okumuşları, en azından dil eğitimi için gidip gelmişleri, master yapmışları da var. Dönüp tekrar Bodrum’da yaşamaya başlamışlar. İstanbul’dan bakınca Bodrum hayatı cazip gelebilir ama işin başka tarafı da var ki burada her şey güllük gülistanlık değil. İş bulmak kolay değil mesela. Turizm dışında iş kolu sayısı az falan filan. Ama bu sözünü ettiğim gençler burada yaşıyorlar, hayatlarını kuruyorlar. Haftada bir iki bazen meyhanelerde rastlıyorum, çok hoşuma gidiyor. Hayatın tadını çıkarıyorlar. Gerçekten çok takdir ediyorum. İstanbul’dan buraya gelip bir baltaya sap olamamış o kadar insandan sonra bu arkadaşlarımın değeri daha yükseliyor gözümde. Bu genç kadınlar geleceğin Bodrum’unu şekillendirecekler.

İçki içmek bir çok insan için övünülecek birşey değildir. Doğruluk payı var. Ben oturdum mu bir büyük içerim diyen insandan kim hoşlanır ki? Ama içkiyi adabıyla, sohbetiyle, tadını kaçırmadan, neşelenerek içen insandan da hiç zarar gelmez. Tam bu noktada en samimi düşüncemi söylemek istiyorum; Ben içki içenden değil içmeyenden korkarım. Ama bunu biraz açmak istiyorum. İçki içmeyi dini nedenle reddedene saygım var. İnancı onu emrediyordur, o da inanıyordur, buna uyar. Tamam, son derece tutarlı. Ama kendi içmeyip içene karışana tahammülüm yok. Bu noktada iş değişiyor. Ben meyhaneden çıkarken sarıklı biri gelip laf etse hoş olmaz (mesela dedik... Bodrum’da imamlar dışında sarıklı kimse görmedim). Aynı şekilde ben de Cuma namazından çıkana laf edersem hoş olmaz. Mesele bu kadar basit aslında. Ben dindar değilim. Bildiğimiz, öğretilen anlamda bir inancım yok. Benim kendime göre olan inancım bana der ki; hayattan zevk almak, tadını çıkararak yaşamak bu dünyaya gelmemizin birinci şartıdır. Yani dinin anlattığı “öteki dünya” kavramına, anlattığı manada inanmıyorum. “Dünyevi zevklerden elini etiğini çekmiş” denen bir takım insanlara yine bazı dindarlar çok olumlu bakarlar ya. Öbür dünya için yaşıyor derler ya, işte bu benim inancıma, hayata bakışıma taban tabana zıt. Dünyevi zevkler bizim içindir ve biz onu imkanımız elverdiğince yaşamalıyız. Bundan maddi gücü anlayanlar olacağını sanmam ama anlatmak istediğimin o olmadığını vurgulamak isterim. Bu sayfada bir fotoğrafa yer verdim. Yoksul iki Bodrum’lunun açık havada kendilerine kurdukları bir rakı sofrasını gösteriyor. Birer cam kadehleri, ekmekleri, o sırada kadraja alamadığım birkaç parça peynir ve dikkat ederseniz oradaki tarladan topladıkları çiçekleri var. Su için kadehleri olmadığından plastik şişenin dibini kesmişler. Bu insanları uzaktan izledim, sohbetlerine, kahkahalarına kulak kabarttım. Sonra da onlara fark ettirmeden bu fotoğrafı çektim. Bu çok şeyi anlatıyor. İçki içmenin bir kültür olduğunu söylemeye çalışıyorum. Hayattan zevk almanın türlü yolları var. İlla içki içeceksin diye bir kayıt yok kuşkusuz. Ama yıllar içinde şunu gördüm, içki içenler daha neşeli oluyorlar. İstisna payını göz ardı etmiyorum. Ve başında söylediğim gibi içki içmenin adabını bilen düzgün insanlardan söz ediyorum. Eve sarhoş gelip karısını döven de içiyor yoksa. Demem o değil.
Faralya'da doyumsuz bir akşam vaktiydi...

Berk Balık

Bir kış akşamı Datça'da Fevzi'de Kulüp Rakı'sını bitirdikdi
Berk Balık'ta
Komşunun uzosu komşuya rakı olur
Fevzi'de
Yalıkavak Sait'de

Deniz Feneri'nden
Sait...
Berk Balık
Fevzi'nin dillere destan Ege otları ve leziz mezeleri
Yalıkavak Çardaklı Mehmet'te
Çardaklı Mehmet'te
Bozburun Yat Kulübün'e geldiğimiz akşam... Harika bir gün batımına doğru
Deve güreşine gelecek başkan Kocadon için kurulan sofra
Orfoz'dan...
Sait'ten
Şubat ayında öğle rakısı yapan deve güreşi seyircileri
İçki içmeyi yasaklamak biraz önce anlattığım gibi, ben içmiyorum sen de içme diyen dinci, yobaz kafaların işi. Şu anda iktidarda olanların bu tür insanlar olduklarını yaşayarak görüyoruz, eylemleri bunu gösteriyor. İçinde bu kadar kin, nefret olan birinin mutlu olduğuna asla inanmam. Mesela başbakanın mutlu olduğuna kimse beni inandıramaz. Ve öyle sanıyorum ki bu kin ve nefret onun sonunu getirecek. Siyasi anlamda demiyorum, yaşamsal anlamı kastediyorum. Böylesine kinden beslenen organizma mutlaka rahatsızlanır. Biz insanları sevmemek için değil sevmek için bu dünyaya geldik. Hani “İnsanları severiz yaradandan ötürü” dediklerinin özü aslında bu. Ama bu insanlar hem bunu söylüyor hem nefret kusuyorlar. İşte hayata ve kendine yalan söylemek tam da böyle bir şey. Bunun bedelini bir şekilde ödeyeceklerdir, bu böyle.

Deniz Kızı'nda 
Deniz Kızı'nda güneşi batırırken
Bir sonbahar akşamı Deniz Feneri
Mahmut Kaptan'da
Gemibaşı'nda mehtabı doğururken
Balıkçılar çarşısı
Deniz Feneri
Araya bir tane İstanbul rakısı koyayım dedimdi. Balıkçı Sabahattin'den
Deniz Feneri
Kekova'da akşam olurken

Geldik lafın sonuna. Ben içki içerim. Sağlığım elverdiği sürece de rakı masasından uzak kalmayı istemem. Uzak kalmamak için de kendime dikkat etmeye azami dikkati gösteririm. Bazen ayarı kaçırıyorsak da hemen ardından ara verip toparlamaya çalışıyorum. Bodrum ve rakı birbirine çok uyan iki şey. Birbirini tamamlıyorlar. Burada içtiğim rakının tadı İstanbul’da yok gibi geliyorsa bunun nedeni bu coğrafyadır. Boğaza karşı rakı içmenin de tadı başkadır ama ben kaleye karşı içmeyi tercih ettim. Bodrum aydınlık düşünceli insanların yeri. Okumamışı da öyledir. Taassup, baskı hele dinsel baskı onlara ters gelir. Atatürk’ü severler. Aşağı yukarı her meyhanede elinde rakı kadehli Atatürk fotoğrafı vardır. Bu onların hayata bakışında var. Ben buraya yerleştikten sonra Ege insanını daha çok sever oldum. Hiç mi falsosu yok demeyin, olmaz mı? Şarkıda dediği gibi; onu da sonra konuşuruz.

Komşunun en ucuz uzosu bazen hayat kurtarıyor
Yazıda sözünü ettiğim iki yoksul Bodrum'lunun masası
Datça'da Yaka köyünde balıkçılar ve Palamutbükü'ne yerleşen bir Fransız ile Türkiye'nin en ucuz şarabını içerken
Deniz Feneri
Marmaris Kumlubük'te Dyonisos'ta. Eh isim bu olunca şarap içilir tabii
Balıkçılar Çarşısı
Berk Balık
Berk Balık
Bozburun'daki Orfoz. Artık yok
Fevzi'de
Mahmut Kaptan'da
Bu da Sabahattin'den
Mahmut Kaptan'da
Ne olursa olsun Bodrum’da keyifle içkiler içilecek. Uzun kış gecelerinde dışarıda fırtına, yağmur varken biz rakı masamızdaki dost sohbetiyle içimizi ısıtacağız, cümbüşüyle Alper abi eşlik edecek bazen. Balıkçılar çarşısına uğradığımızda oturacağımız meyhaneye gidene kadar ona buna takılacağız, masalarına uğrayıp hal hatır soracağız. Kadehler karşılıklı masalardan kaldırılacak. Biz rakı adabıyla büyüdük, rakı eşliğinde sohbetin tadını da kıymetini de iyi biliriz. Ayyaş insanın yobazdan bin kere iyi olduğunu da biliriz.  Bodrum’da kadınlı erkekli masalarda da rakımızı yudumlarız, erkek erkeğe veya kadın kadına masalar da kurarız bazen. Her birinin tadı, adabı, sohbeti farklıdır. Bunu bilerek, rakının, sohbetin, hayatın ve Bodrum’un tadına vararak yaşamak en büyük arzumuz. Bunun için bu dünyadayız. Evrendeki her şey bu dünyada, her şey bizim için... Sağlığınıza!

Berk Balık'ta Hüsnü Baba ile
Sağlığınıza...