31 Aralık 2013 Salı

Bodrumluhayat'tan yıl sonu yazısı

Bu yazı, blogda yazdığım üçüncü yıl sonu yazısı. Her yıl sonu olduğu gibi şöyle bir özet geçeyim, buradaki Bodrumlu hayatımla ilgili bazı kısa notları paylaşayım istedim.

Önce şunu yazayım, bu blog artık işini bitirdi. İçeriğindeki yazılar Bodrum’u merak edenlerin ilgisini çekecek ip uçlarını barındırdığı ve zamana bağlı yazılar olmadığı için bloğu kapatmayacağım. Ama sonuçta benim buradaki hayatım çok çılgın ve hızlı değil. Bodrum içinde oradan oraya gidip geliyorum. Belli mekanlarda geziyorum. Bu coğrafyanın farklı köşelerinde gezip, yiyip içiyorum ama bunlar çok çeşitli değil. Kaçınılmaz olarak yazılar birbirini tekrar etmek durumunda kalıyor. Bu da bir noktadan sonra benim için de okuyan için de sıkıcı olmaya başlıyor. O yüzden 11 Ocak 2011’de başladığım bu blog meselesine 2014 Ocak ayının 11’inde ara vereceğim. O gün yazacağım yazıda nedenlerini, bundan sonra neler yapmak istediğimi anlatacağım. Şimdilik bu kadar yazmış olayım.

Her yolculuk evin önünden arabaya çanta yükleyerek başlıyor
Bu da ofisin önünden hareket ettiğim bir seyahat öncesi
Geçtiğimiz hafta Fethiye'ye doğru yola çıkarken
Şubat ayında Antalya'dan Bodrum'a dönerken yolu uzatıp sahili takip etmiştim
En çok gezindiğim bölgeler. Buraya Datça ve Marmaris'i de eklemem gerek
Baştan söyliyeyim; ben bu 2013 yılını pek sevemedim. Benim içimde de ülkenin içinde de çeşitli çalkantılar, sıkıntılar oldu. Ben bunları aşıp yılın bu son gününe geldim. Bu yıl yalnızlığımı daha çok sahiplenmek istedim. Galiba dış müdahalelere git gide daha kapalı oluyorum. Belki buraya yerleşmemin önemli nedenlerinden biri de buydu. Yalnızlığımı, çok sevdiğim bir yerde daha yoğun yaşamak istemiş olabilirim. Sonuçta dostlarımla, arkadaşlarımla birlikte zaman geçirmeyi seviyorum, asosyal değilim. Ama akşam eve geldiğimde yalnız kalmak istiyorum. Bu da benim hayatım işte, böyle yaşamayı seçiyorum. İş hayatımda da özel hayatımda da ortaklıkları uzun süre yürütemedim zaten.

Bu yıl, İstanbul’a beni bağlayan önemli bir unsur olan ofisimi kapattığım yıl oldu. Oradaki eşyalarımı buraya taşıyıp, kendimden dörtbucuk yıl sonra işimi de Bodrum’a getirdim. Bu durumda ev-ofis düzeninden çıktım. Sabahları gittiğim bir ofis olması buradaki hayatımı değiştirdi. Şimdi işlerin durumuna göre istediğim saatte gidip gelebildiğim bir ofis bana da iyi geldi. Evdeki iş düzenimi de bozmadığımdan, arada evden de çalışıyorum.

İstanbul ofisimizdeki kutular... taşınıyorum
O kutular Bodrum'a geldiler... taşındım
Şubat ayında Bodrum ofisimize yerleşip çalışmaya başladık
Böylece ilk taşındığım yıl 54 günümü geçirdiğim İstanbul’da bu yıl sadece 10 gün geçirmiş oldum. Arada bir iki defa da günü birlik gidip geldim. İstanbul ile ilişkimi seviyeli bir iş ilişkisine çevirdik iyi oldu.

Bu yıl yazları gittiğim Yalıkavak’tan arkama bakmadan kaçtım. Bunları uzun uzun yazdığım için tekrar etmiyorum, kaçma nedenlerimi bu yazıda anlatmıştım; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2013/08/kapatyoruz-istikamet-bodrum.html

Yalıkavak’ın nasıl olup da bu kadar bozulduğunun nedenlerini anlamaya çabalar, bu paralar nereden geliyor, izinler nasıl alınıyor diye düşünürken 17 Aralık’ta patlayan yolsuzluk skandalları ufkumu açtı. Şimdi o marinanın izinlerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığından nasıl alındığını tahmin etmem zor değil. Çağlayan ve Bayraktak isimli yiyici zevatın marinada sıklıkla görülmesinin sebeplerini artık kafamda bir yerlere oturtabiliyorum.

Yalıkavak'tan ayrılmak zorunda kaldım. Özlüyorum
Evimin karşısına yüksek duvarlı marina inşa edildi, sinek gibi helikopter konup kalkıyor, hem gürültü hem toz yapıyorlardı
Yalıkavak'ta huzurum kaçınca evi boşalttım. Artık sadece Bodrum merkezinde yaşıyorum.

Bu yıl İstanbul gidişlerim azaldı ama Ege’deki gezilerimi çoğaltabilmişim. İstediğim tam da buydu. Az İstanbul, çok Ege. Hatta Akdeniz’e, Antalya’ya bile üç kere gittim. Ocak ve Şubat aylarında Antalya dönüşlerinde Fethiye’ye uğramıştım. Geçtiğimiz hafta da Fethiye’deydim. Fethiye, sezon dışında çok sevdiğim bir bölge. Hoş, Ege’de sezon dışında her yer çok farklı ve çok daha güzel. Kalabalık gidince çevrenin de mekanların da tadına varıyorsunuz. Bu yaz Faralya’ya gidemedim, ona üzülüyorum. Faralya yazın Ege’nin cenneti. Hele benim sık gittiğim bölgede 20 kişi oluyoruz o kadar. Yani o çılgın kalabalıktan uzaktayız durumu…

Bu yıl beş kez Datça’ya geçmişim. Bu bloğu takip edenler biliyor, Datça benim için çok özel bir yer. Başka türlü bir sevgim var. Günün birinde yılın yarısı Datça’ya göçersem kendime şaşırmayacağım. Yapabilirim.

Palamutbükü
Bademler bahar açtığında gelin gibi süslenmiş Datça
Turunç'a giderken İçmeler
Palamutbükü. Ekim ayının sonuna doğru
Datça'da Fevzi'de bir akşam
Bu yıl iki kez Turunç'a gittim
Kasım ayının ortasında bir gece Fevzi'de rakı masasının sonu
Sonbaharda Selimiye 
Selimiye
Yine Datça'da Fevzi'deyken
İki kere Selimiye’de konakladım. Bir gece için de Alaçatı’ya gitmişim. Geride bıraktığımız bu Aralık ayında iki gece de İzmir’deydik. İzmir’i bir kere daha ne kadar sevdiğimi fark ettim. Önümüzdeki kış daha çok gitmeliyim.

Beş kere İstanbul’a gitmişim. Bunlar hep iş için gidişlerdi. Gezmek için gidecek halim yok zaten.

Aralık ayında Gökova Akyaka
Şubat ayında Fethiye'den Antalya'ya doğru giderken
Bu yıl da sağlıklı şeyler yedik... Pazar sayesinde
Kekova... Şubat ayında
Çökertme
Alaçatı


Aralık ayında Fethiye
İzmir'de Deniz Restoran'dayken
Bir İstanbul seyahatimde Balıkçı Sabahattin'de bizim ekiple beraberken
Yine bir İstanbul seyahatinden. Selçuk, Uğurcan ve Yurdaer Hoca ile
Bodrum'da milli bayramlar çok coşkulu kutlanır. Bu yıl coşku daha da arttı
Mart ayında Olimpos
Şubat alında Toroslar
Mazı
Bodrum yönünden Fethiye'ye girerken
Özetle, Bodrum’da iyi bir yıl geçirdim. Arada canımı sıkan olaylar olmadı değil, önümüzdeki yıl hiç olmamasını diliyorum. Hayat hep lay lom değil ama kendi kendimize sıkıntı yaratmamayı öğrenmeli, olanları da daha sakin karşılamayı bilmeliyiz. Bunu kendime söylüyorum ki bundan sonra böyle yapayım. Sonuçta önce kendimizi sevmeyi öğrenmeli. Bunu da öğrenmem çok zaman aldı ama işte okumakla uygulamak aynı değil.

Mahmut Kaptan ile
Gezi direnişinin Bodrum'a yansıması
Her bahar evimin yolu üzerindeki bu ağaç bana başka bir coşku veriyor. Bu yıl da öyle oldu
Mahmut Kaptan'ın açılışından
Kış geldi, evin kış köşesi devreye girdi 
Bizim Hüseyin'i evlendirdik... Kına gecesinden
Ofisten çıkarken bazen böyle bir manzarayla karşılaşıyorum...
Bu yıl da Bodrum sokaklarında gezinip buranın tadını çıkardım




Yurtsev abimizi kaybettik.
Bazen hava böyle fırtınalı olabiliyor, sonra güneş açıyor. Hayatımız gibi
Geçen ay iki can dostun Bodrum ziyaretinden... Haluk, Serdar ve ben aynı karedeyiz


Alper abimiz yine kış akşamları Mahmut Kaptan'da bize şarkılar söyledi
Buranın lezzetlerinin tadına vardık...
Dil mevsimini iple çektik (şimdi tam zamanı)
Ege coğrafyasında binlerce kilometre yaptım...
Arabayla Ege'de gezinmek için yola çıkmak beni en mutlu eden şeylerin başında geliyor
İnsan ilişkileri bakımından kimseye kızgın ve kırgın olmadığım bir yıl geçirdim. Bloga yorum yazan birkaç kendini bilmez, şahsen tanımadığım ahmakları saymıyorum tabii. Adam yerine koyduklarımdan söz ediyorum.

Ve tabii bu yıl “Bodrumluhayat”ıma gelenlere hoşgeldiniz diyorum. Onlar da yılın bana kazandırdıkları oldular.

2014 yılının hepimize sağlık, mutluluk, başarı ve huzur getirmesini diliyorum. Bu sayfalarda buluştuğum tüm blogdaşlarımın yeni yılını kutlarım.

Ben Mahmut Kaptan’a gidiyorum… Sizlere de iyi eğlenceler. İlk kadehim sizler için kalkacak!


Bodrum, 31.12.2013

Yeni yılda da hep gülelim...