2 Ocak 2014 Perşembe

Blogu kapatmıyorum ancak...

“Bu blogu niye hazırladım? İstanbul'a gelip gittikçe çevremdeki dostlara burayı, yediğimi, içtiğimi, gezdiklerimi anlatınca "bunları yazsana", "anlattıklarını yaşayamıyoruz bari yaz izleyelim" demeye başladılar. Üstünde durmadım, ama sonra kendim için tuttuğum notlara, kaydettiğim görüntülere bakınca niye paylaşmıyorum diye düşündüm. Yakın arkadaşlarımla paylaştığım Bodrum'daki hayatıma dair herşeyi kayıt altına almak anlamlı geldi. Bu blog bunun için oluşturuldu.

İlk günler ara sıra arşivimdeki bilgi ve görüntüleri paylaşacağım, ara sıra da o gün, o hafta olan bitene dair notları yazacağım. Bakarsınız okuyan birkaç kişinin aklını çelerim de, Bodrum'a -ya da başka bir sahil kasabasına- yerleşmelerine neden olurum...”

Yukarıdaki yazı, 11 Ocak 2011 tarihinde yazdığım bu blogun ilk yazısından alıntı. Yakında blogu açalı üç yıl bitecek. Bu süre içinde Bodrum ve Bodrumlu hayatım ile ilgili 236 yazı yazmışım. Şu anda bu yazıyı yazarken baktım da blogun tıklanma sayısı tamı tamına 321.001 olmuş. Hiç bir yerde reklamı yapılmayan, ticari kaygısı olmayan, reklam almayan bir blog için fena sayılmaz. İlk ayın sonunda, yani 2011 Ocak ayı sonundaki istatistik o ay 452 tıklama olduğunu gösteriyordu. Her geçen ay ziyaretçi sayısı arttı ve geçtiğimiz Ağustos ayında tam 34.685 tıklamaya ulaştı. Bu bugüne kadar en yüksek sayı oldu. Yaz aylarında Google’a “Bodrum” veya “Bodrum’da hayat” gibi kelimeleri yazanlar arttığı için blogun ziyaretçi sayısı da artıyordu. Ağustos ayından sonra mevsimsel olarak tıklanma sayısı azaldı, ancak bir önceki yılın aynı ayına oranla yine %50 civarında bir artış kaydetti.

Berk Balık'ta
Mahmut Kaptan ile
Yalıkavak'ta Sait ile
Datça'dan Fevzi Bodrum'a geldiğinde Zazu'da
Dünyanın elliye yakın ülkesinden, farklı coğrafyalarından izleyenler oldu. ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Belçika, Hollanda, Finlandiya, İsveç, Norveç, Yunanistan, Bulgaristan, Bosna Hersek, Hırvatistan, İtalya, İspanya, Portekiz, İsviçre, Avusturya, Arnavutluk, İran, Irak, Suudi Arabistan, Mısır, İsrail, Ürdün, Suriye, Azerbeycan, Ermenistan, Rusya, Kazakistan, Hindistan, Bengaldeş, Çin, Hong Kong, Güney Kore, Japonya, Nijerya, Trinidad Tobago, Arjantin, Brezilya, Uruguay, Şili, Avusturalya, Yeni Zelanda, Kanada, Polonya... Atladığım da olmuştur muhtemelen.

En çok okunan yazım 20.024 tıklanma ile “Bodrum’da nereye yerleşilir?” başlıklı yazı oldu. Bu yazıyı geçtiğimiz aylarda güncelledim çünkü yazdığım günden bugüne kadar hem Bodrum hem benim bakışım değişti.

Geçtiğimiz sene yılbaşından. Kardeşim, annem ve Ayşegül ile
Kardeşim Sena ile Mahmut Kaptan'da
Kumlubük'te Dyonissos'ta
Valide ile Turgutreis Ara Sokak'ta
Ofiste
Yalıkavak Deniz Restoran'da
Hüsnü Baba ile Berk Balık'ta
Gemibaşı Hüseyin'in kına gecesinde İrfan Kuriş, Mazlum Ağan-eşi ve de Memo Kurşuncu ile
Mahmut ve Fuat abiler ile Kaptan'ın yerinde
Ahmet Kurşuncu'nun doğum gününde Havva, Ahmet, Memo, Rana ve Ahmet ile Memo'nun anneleriyle Zazu'da
Bodrum Hakimi ile ilgili yazım 2.464 tıklanma ile ikinci sırada, Havva Ana ile ilgili olansa 2.406 tıklanma ile üçüncü sırada. Ancak birinci ile ikinci arasındaki fark blogda neyin ilgi çektiğini çok iyi açıklıyor. Eğer ticari bir blog olsaydı o tür yazıların üstüne giderdim ama benim derdim o değil. Ben buradaki hayatı, kendi hayatım üzerinden anlatmaya çalışıyorum.

Blog bana yeni insanlar tanıma fırsatı verdi. Biliyor musunuz, 17 kişi blogun da etkisiyle Bodrum’a göçtüklerini söylediler. Benim yazılarımı okuyup “hadi yerleşelim” demediler tabii. Ancak bana söyledikleri şu oldu; “Sizin yazılarınız bizi cesaretlendirdi. Ertelediğimiz planımızı hayata geçirmemizi sağladı.” Bu da ta en başta söylediğim ve girişte alıntıladığım yazının içinde geçen “Bakarsınız okuyan birkaç kişinin aklını çelerim” niyetimin 17 kişi için gerçekleştiğini anlatıyor. Bu arada bana yazmayan ama yolda gördüğümde kendilerini tanıtıp “sayenizde geldik” diyenler de oldu ki bu durum beni gerçekten çok mutlu ediyor. Yerleşen dostların bazılarıyla arada sırada görüşüyoruz, yüzlerindeki iyi ve sağlıklı ifadeyi görmek çok sevindiriyor haliyle. Bir anlamda İstanbul’dan kaçılabileceğinin, Bodrum’da bir hayat kurulabileceğinin rol modeli oldum.

Alper abi ile Mahmut Kaptan'da
Gümüşlük'te 
Datça Fevzi'de
Roma'da

Mahmut Kaptan'da


Dedim ya bu blog benim buradaki hayatım üzerinden Bodrum’daki hayata bir bakış. Burada yaşayanların çok farklı hayatları, hikayeleri var. Ben sadece kendi bakışımı, üslubumu, zevklerimi, yaşama tarzımı aktarıyorum. Bütün görüşler sadece benim görüşlerim, benim bakış açımla yazılanlar. Yazdıklarıma zaman zaman birileri kızıp kendilerince ayar vermeye kalktılar. Öyle yazma böyle yaz veya sen sadece Bodrum’u anlat başka şeye karışma diye densizlik edenler oldu. Ben de çok açık olarak onlara “okumayın kardeşim, deli misiniz, niye okuyup sinirleniyorsunuz?” dedim. Böyle arıza tiplerin çıkması şaşırtıcı değil ama izleyenler arasında yüzde biri bile bulmadıklarını belirteyim. Yani toplumdaki arıza insan ortalamasının çok çok altında.

Ancak zaman geçtikçe kaçınılmaz olarak yazdıklarım birbirini tekrar eder oldu. Buradaki hayatım her ne kadar renkli olsa da sakin bir hayat. Her gün yepyeni şeyler olmuyor. Hayat ağır akıyor. İstanbul’daki “zaman” ile buradaki aynı zaman değil. Bunu burada zaman geçirenler çok iyi fark ediyor. Buraya yerleştikten sonra sadece ve sadece Ege coğrafyasında gezmeye başladım çünkü bu beni mutlu ediyor. İş için İstanbul ve Ankara gidişlerimi saymazsak beş yıl içinde bir kere Saraybosna’ya bir kere Roma'ya bir kere de iş için Moskova'ya gittim o kadar. İstanbul’da yaşarken her yıl yurt dışına bir yerlere giderdim. Burada canım istemiyor. Denizin olmadığı yere tatile gitmeyi de istemiyorum. Biliyorum çok ayıp ama ben Kapadokya’yı görmedim mesela. Hiç bir kuvvet beni Mardin’e de götüremez. Evet ilginç olduklarından şüphem yok ama artık benim için ilginç değiller. Onun yerine yirminci kez Palamutbükü’ne gitmeyi tercih ederim çünkü orada olmanın bana verdiği hazzı anlatmam zor. Hal böyle olunca her hafta yazacak yeni bir konu olmuyor. Git gide yazı araları açılmaya başladı. Derken bundan ben sıkılıyorsam okuyan da sıkılıyordur düşüncesi oluştu ve bloga eskisi kadar çok yazmamaya karar verdim.

Sait'te
Moskova'da
Yalıkavak'ta
Bahçede
Faralya'da Beyaz Yunus'ta
Limon'da
Eski dost Mehmet Kurşuncu ile Zazu'da
Faralya'da
Gökhan ile Berk Balık'ta
Kadim dost Ahmet Kurşuncu ile Zazu'da
Bu kararım blogu kapatıyorum anlamına gelmiyor. Buradaki yazılar hala birçok aklı Bodrum’da olan kişiye ilham veriyordur. Bunu zaman zaman bana, yazıların sonuna yorum yazarak, mail ya da twitter yoluyla da belirtenler oluyor. Bana sorular geldikçe yönledirmeyi yine sürdüreceğim. Arada yeni şeyler olduğunda, yeni yerlere gittiğimde onlara yer vereceğim. Eski gittiğim yerlere bir daha gittiğimde eğer iyi fotoğraflar çıkarsa onları yazı yazmadan, sadece resim altlarıyla yine paylaşacağım. Mesela geçen haftaki Fethiye gezisinden bazı kareleri hafta sonu paylaşacağım ama artık Fethiye ile ilgili yazmayacağım çünkü en azından dört beş kere yazmışım. Ekleyecek yeni bir görüşüm yok.

Bu yazıyla geçen günkü son yazıma gelen yorumlara da toplu bir cevap vermiş oluyorum sanırım.

Özetle; ara sıra yine burada bir şeyler yazacağım, fotoğraflar paylaşacağım. Ama eskisi kadar sık değil. Blogu kapatmıyorum çünkü daha Bodrum’a gelecekler var biliyorum. Hele onları da buraya alalım...

Bu yazı sadece benimle ilgili olduğu için ilk kez, beş yıl içinde buradaki hayatımdan sadece benimle ilgili karelere yer vermek istedim. 

Blogu izleyenlere tekrar teşekkür ederim. Kusurumuz olduysa affola diyelim, Bodrumlu hayatımıza devam edelim...


Sevgilerimle...

10 yorum:

  1. Twitter'da gorusmek uzere...paylasdiginiz guzel anilar, gorusler, tecrubeler, ve hisler icin tesekkurler.

    YanıtlaSil
  2. Sizi bir süredir takip ediyordum. Sayenizde çok sevdiğim bodrumdan her zaman bir ses duyma mutluluğu yaşıyordum. Hayatıma yaptığınız katkılardan dolayı çok teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Serdar Bey,
    Ben de uzun zamandır sizi takip ediyorum. Her gün mutlaka yeni bir yazınız var mı diye bloğunuza bakarım. Yazılarınızın araları açılmaya başlayınca üzülmüştüm sıkıldınız mı acaba diye. Ben yine sıklıkla yazmaya, resim paylaşmaya devam etmenizi diliyorum. Güzel Bodrum'daki yavaş hayat uzaktan da olsa bizlere huzur ve mutluluk veriyor sayenizde günümüz güzel geçiyor. Siz paylaşın lütfen biz burada şimdilik hayal kurmaya devam edelim. Sevgiler..Özge.

    YanıtlaSil
  4. Serdar Hocam,
    Isterseniz aynı şeyi yüzlerce kere tekrar edin, bize o kadar iyi geliyor ki... Aldığınız keyfi, yaşama sevincinizi paylaşmak, aslında yaşamın anlardan ve hissetmekten ibaret olduğunun bilincine varmak... Iyi geliyor bize... Paylaştığınız için çok teşekkürler, içinizden geldikçe paylaşmaya devam edin lütfen! Sevgiyle, Candan

    YanıtlaSil
  5. Öncelikle burada paylaştığınız herşey için teşekkür etmek istiyorum. Blog'unuzun yaklaşık bir yıldır takipçisiyim. Birçok takipçiniz gibi benim de Ege'de bir sahil kasabasına yerleşme planım vardı. Uygun şartları hazırlamaya çalışırken bir yandan da " nereye yerleşilir? " sorusunun cevabını bulmak için araştırma yapıyordum. Blog'unuzla da bu sayede tanıştım. Bodrum - Datça bölgesinin kış ayları ve yaşam şartları üzerine verdiğiniz bilgiler benim için çok yararlı oldu.

    Ve en sonunda 2013'ün son günü Bodrum'daki ilk evimi tuttum. Artık blogunuzun da etkisiyle Bodrum’a göçtüklerini söyleyenler sayısı 18'e ulaştı.Şubat 15'inden sonra yeni evime yerleşeceğim.

    Bodrum'da görüşmek dileğiyle.

    Gürkan Kılıç

    YanıtlaSil
  6. Serdar Bey,
    Paylaşımlarınız için ben de çok teşekür ediyorum.Uzun yıllardır Bodrum aşığıyım ancak yerleşmek nasıl olur diye kafamda hep soru işaretleri oldu,sizin yazılarınız eşimin de desteği ile yerleşmeye karar verdik en sonunda,
    Hafta içi beğendiğim birkaç evi görmek ve 1 tanesini kiralamak için Bodrum a gideceğiz.
    Umarım hayırlı olur bizim için..
    Bir gün tanışmak görüşmek dileği ile
    Sevgiler
    Ahmet Pakin

    YanıtlaSil
  7. 99-05 arası Gündoğan'daydım bloğunuza tesadüfen rastladım arada özlediğimde fotoğraflar ve samimi yazım diliniz sayesinde tekrar tekrar bakıyorum ...
    '12'de tekrar geldiğimde karşılaştığım değişim beni çok şaşırtmıştı, aklımda soru işaretleri olsa da yerim hazır ve emekliliğe bir yılım kaldı ancak halaa boş kalmamak adına yapacak bir şeyler arıyorum ...
    Malum İstanbul hayatı insanı aceleci ve boş oturamaz hale getiriyor neyse, hayırlısı bakalım ...

    Selamlar
    K ...

    YanıtlaSil
  8. Bodrumdan bahseden biri her gün aynı şeyleri yazsa bile ben sıkılacağımı sanmıyorum. Her yaz geçirdiğim iki haftanın ardından bir sonraki yaz tatilini iple çekiyorum. Hep aynı yere gitmekten sıkılmıyormusunuz diyorlar. Hayırrrr sıkılmıyorum sıkılmıyoruz biz çoluk çocuk Bodrum'u çok seviyoruz. Lütfen arayı çok açmayın. Bende hergün blogunuza uğrayıp yeni bir post olmasa da önceki yazılarınıza takılıp kalanlardanım. Sevgiler

    YanıtlaSil
  9. Merhaba Serdar Bey,

    Daglarin ardinda ki Yatagan fotografindan sonra kendi yerimizi gorebilecek miyim acaba diye heyecanla taradim fotograflari ama cikmamisiz:)

    Fotograflar cok guzel, okurken akici insanin gercekten soyle bir egede olasi geliyor.

    Yas 30 birkac aya emekliligimizi ilan ediyoruz ve koca muglali olmaya az kaldi,bir gun tanismak dilegiyle...

    www.cevizhane.org

    YanıtlaSil
  10. Serdar Bey,
    Çeşme ve Bodrum arasında kalıp sonuçta 40 yıl çalıştıktan sonra Bodrum'dan bir yazlık alabildim. Bunda sizin payınız büyük. İyi bir karar verdiğimi düşünüyorum. Benim için yeni veya eski yazılarınız farketmiyor. Hepsini zevkle okuyorum. Fotograflarınızı da beğendiğimi belirteyim. Yazmaya devam edin lütfen. Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil