8 Nisan 2014 Salı

Bodrum'da geçen beşinci yılıma dair...

İki gün önce Bodrum’da beş yılımı doldurdum. Kendi doğum günüm ve aile fertlerinin doğum günü dışında tarih hatırlayamama gibi bir huyum var. Unutuyorum. Ama Bodrum’a taşındığım günü hiç unutmuyorum. Hayatımın çok önemli bir dönüşüm olduğundan beynime kazınmış. Bodrumlu hayatımın nasıl başladığını daha önce anlatmıştım; http://bodrumluhayat.blogspot.com.tr/2013/04/bodrumda-dort-ylm-bitti.html

Şimdi uzun uzun aynı şeyleri yazmayacağım. Sadece taşındığım tarih gibi, bende derin iz bırakan bir iki noktayı anlatıp beşinci yılımda neler hissediyorum onları aktaracağım. Buradaki hayat üzerine bazı notlar yani.

İstanbul’dan ayrılmayı, Bodrum’a göç etmeyi kesin olarak kafama koyduktan sonra çok zaman kaybetmeden bunu gerçekleştirdim. Beş yılımı doldurdum diyorum ama bu tam zamanlı yerleştiğim süreyi belirtiyor. Öncesinde iki yıl, yarı zamanlı Yalıkavak dönemim oldu. Yani hadi gidiyorum deyip tası tarağı toplayıp gelmedim. Önce prova yaptım diyeyim. Bu iki yıl bana Bodrum hakkında yeterli fikri verdi. Hem kendimi dinledim, hem işimi buradan nasıl yürütürüm onun alıştırmasını yaptım. Sonunda hiç bir şeyi ertelememe kararını alıp istediğim hayatı yaşamaya başladım. Bu ertelememe meselesinde babamın ani vefatı çok etkili oldu.

Şimdi arkama baktığımda beş yılı çok daha iyi değerlendirebiliyorum. İstanbul’dan ayrılırken arkama bakmamıştım. Arabamla yola çıktım, köprüye girdiğimde gözüm dikiz aynasında yansıyan plazalara takılmıştı. Bu görüntü beni çok etkiledi. Arkamda bıraktığım gri plazalar ve önümde tam olarak neler yaşayacağımı bilmediğim ama yaşamayı çok istediğim mavi/beyaz Bodrum vardı. Sonra bir akşam Bodrum’da sohbet ederken sevgili kardeşim Ahmet Coka’ya bunu anlattım. Aradan zaman geçti, Coka da Bodrum’a yerleşme planı yapmaya başladı ve çok güzel bir blog açtı. Orada bu anlattığımı kendi üslubuyla çok iyi bir görsel anlatım haline getirmiş, bana sürpriz oldu. Siz de hem bu görsel anlatımı hem de Coka’nın bloğunu görün isterim; http://hadibenkactim.blogspot.com.tr/2014/02/iki-teker-bir-cekirdek.html

Ahmet Coka'nın illüstrasyonu
Bodrumlu hayat kişiden kişiye değişiyor. Herkesin Bodrum’u farklı. Ama yine de buraya benim gibi sonradan gelenlerin arasında bir çok ortak nokta var. En belirginlerini söylemem gerekirse, başa büyük şehirden sıkılmayı alırım. Bu hemen herkesin ortak noktası. Sonra temiz bir çevre, sakin hayat, deniz ile iç içelik, siyasetin dayatmalarından bunalmak gibi şeyler geliyor. Bu konu uzun uzun yazılacak bir konu. Aslında önümüzdeki günlerde buna yönelik gözlemlerimi paylaşmak, buraya gelmeyi düşünüp bu bloğu okuyanlar için çok yararlı olabilir. Ama tabii benim bakışımla anlatılan Bodrum olacak. Biraz önce dedim ya, herkesin Bodrum’u, Bodrum’u yaşayışı farklı. Kimi bir ayağının İstanbul’da olmasını istiyor, kimi burayı küçük İstanbul yapmak istiyor. Söylememe gerek yok, ben bu ikisini de istemiyorum. Damardan burayı yaşamayı seçtim, arkama bakmadan geldim, iş hayatım olmasa inanın İstanbul’a en fazla senede bir giderim.

Buradaki fotoğraflara baktığınızda belki fark edeceksiniz, insanların yüzü gülüyor. Galiba bu durumun en temel nedeni burada yaşayan insanlarda kariyer hırsının olmaması. Hırs olmayınca insan daha mutlu oluyor. Hırs insanı bitiriyor. Hal böyle olunca hız da azalıyor. Yani hayat daha ağır akıyor. Hiç bir şeye yetişmek zorunda değilsiniz. Deniz mi?... E orada duruyor, istediğiniz zaman girebilirsiniz. Kısıtlı bir süre için gelmediğinize göre öyle sabahtan akşama kadar yatıp güneşlenmeye gerek yok. Yazın iki ayını saymazsak trafik de yok. Hoş o trafik dediğim de belli bölgede ve İstanbul trafiğinin yanında lafı bile edilmez.

Özellikle Bodrum'a benim gibi gelenler buranın değerini daha farklı anlıyor, bunu gözlemledim. Bodrum’un yerlisi değerini bilmiyor demek istemiyorum, ancak onlar için burada yaşamak çok doğal, bizim içinse mucize. Benim gibi düşünen o kadar çok dost edindim ki, hani nazar değmesin de bizim Ahmet Kurşuncu’nun sık kullandığı lafı geliyor aklıma; Yine çok eğleniyoruz yahu der. Doğru. Yaklaşık olarak aynı bakış açısına sahip insanlara rastlama ihtimaliniz çok yüksek. Bu az şey mi? Hele kışın, biz bize kaldığımızda burayı daha çok seviyorum. Bu beşinci yılımda da hayatıma girenler önceki yıllarda olduğu gibi zenginliğimi, mutluluğumu artırdılar. İyi ki gelmişler, iyi ki yollarımız kesişmiş. Hayatıma değer kattılar.

Ve tabii bana göre Bodrumlu hayat sadece Bodrum’u yaşamak değil, tümüyle Ege’yi kollarına almak demek. O yüzdendir ki sürekli bir fırsat yaratıp Datça, Selimiye, Bozburun, Fethiye-Faralya, İzmir’e gidip duruyorum. Ege’de turlamak için direksiyona geçtiğimde başka bir hal alıyorum. İçim kıpır kıpır oluyor. Kaç defa geçtiğimi unuttuğum yerlerden her geçişimde yine heyecan duyuyor olmak doğru yerde olduğumu anlatıyor sanki.

Evet bu konuya başka bir yazıda uzun uzun değinmek üzere şimdi burada keseyim ve Bodrum’daki beşinci yılıma dair bazı anları paylaşayım. Bodrumlu hayattan bir yılın özeti.

Daha nice beş yıllar burada sağlıklı ve mutlu yaşamak ümidi ve isteğiyle...

Nisan 2013

Her nisan ayı geldiğinde mahallemizdeki bu ağacın açmasını bekliyorum. Bu yıl da aynen böyle açtı.
Arada bazı sabahlar Tepecik'deki kafeteryada çay/tost keyfini yaptım. Ama artık eskisi kadar yapamıyorum, beyaz un, buğday türü gıdaları hayatımdan çıkardım
Bir nisan pazarında Mazı'ya gitmiştik
Her zaman taze balık ile aramı iyi tuttum
Ofisten Kos'a bakarken hava iyiymiş
Ama birkaç gün sonra fırtına olmuş 
Nisan ayını bıyık otu için dört gözle bekliyorum
İstanbul'dan Osman gelmiş, Mahmut Kaptan'da Alper Abiyi dinlemişiz
Datça'dan Fevzi, İstanbul'dan Hale, Ali ve Selvi gelmişler Mahmut Kaptan'a gitmişiz
İstanbul'dan gelen kuzen Nilgün ve kardeşimle beraber Mahmut Kaptan'dayken
Nisan'da otların son zamanları yaklaşıyor

Yine bir Mahmut Kaptan akşamında valideyle

Begonvilleri budayan bahçıvan ayarı kaçırmıştı



İstanbul'dan Derya ve Didem gelmişlerdi, kardeşimle beraber Mahmut Kaptan'a gitmişiz. Biz Derya ile beş yıl evli kaldık. Sonra hayat beni Bodrum'a Derya'yı Avusturalya'ya yolladı
Ahmet diyor ya; Yine çok eğlendik yahu...
Mazı


 Mayıs 2013

Mahmut Kaptan'da Süslü Celal'in de akordeon çaldığı bir gece
Ofisten fırtına görüntüsü

Galatasaray şampiyon olunca Gemibaşı'nın önünde davul zurna çalındı, pasta kesildi. Çünkü Gemibaşı'nın sahiplerinden Evren sıkı Fenerlidir, maksat kızdırmak
19 Mayıs töreni
19 Mayıs
İktidar 19 Mayıs'ı kutlamama kararı alınca Bodrum'lu ne yapar? Genci, yaşlısı inadına meydanlara çıkar
19 Mayıs'ta kortej Küba Bar'ın önünden geçerken
Antika otomobiller Bodrum'a gelmişlerdi 
Halk oyunları festivali yapıldı
Gümüşlük'te Limon'da anneler gününde kahvaltıyla sezonu açtık
Mahmut Kaptan her yıl olduğu gibi geçen yıl da mayıs ayında kapılarını kapadı.

Haziran 2013

Gezi'nin Bodrum'a yansıması

Yaz güzel başladı
İstanbul'dan Murat Yücebıyık ve eşi gelmişti, Berk Balık'a gitmiştik
Haziran ayında Datça feribot seferleri başladı
Haziran'da sahiller açıldı
Burası da benim ofise gitmeden önce yüzdüğüm yer; Giritli Teyze. Ofise elli altmış metre mesafede
Bahçede vantilatör ihtiyacı Haziran'da başlıyor


Temmuz 2013

Temmuz ayında, bir ay sonra arkama bakmadan kaçacağımı bilmeden geçtiğim Yalıkavak'ın pazarı
Geçen sene İstanbul'daki ofisi kapatıp Bodrum'a taşıyınca yazın yaşadığım Yalıkavak'tan Bodrum'a her gün ofise gitmek için git-gel 38 km yol yapmaya başladım. Çok anlamsız oldu 
Sabahları denize girdiğim yeri belediye bu hale getirmiş. Nedenini kimse bilmiyor

Ve en önemlisi aslında berbat bir AVM olan Yalıkavak marina Yalıkavak'ı çok bozdu. Gürültüsüyle, gelen insan tipiyle beni rahatsız etti ve kaçtım


Bir Temmuz akşamı Türkbükü'nde Ayşegül ve Ayşe ile
Aynı akşam Hakan ile
Evimin tam karşısına sürekli gidip gelen helikopterlerin gürültüsü ve yarattığı toz olacak gibi değildi

Ve sonunda eşyaları topladım, yaz bitmeden ben Yalıkavak'ı bitirdim

Ağustos 2013

Ağustos ayında trafik oluyor
Bir hafta sonu Çökertme'ye kaçmıştım
Ve bir hafta sonu da Alaçatı'ya gitmiştim
Yaz olunca Mahmut Kaptan kapatıyor. Ara sıra Zazu'da buluşuyorduk

Bir geceliğine Uğurcan ve Ayşe Ataoğlu gelmişlerdi


Alaçatı'da da beni çeken şey tabii pazar ve otlardı

Eylül 2013

Yazları Yalıkavak'a gidiyordum o yüzden Bodrum'daki evin bahçesi pek bakımlı olmuyordu. Artık yaz-kış Bodrum'un içindeki evde yaşama kararı alınca ilk iş bahçeyi düzenlemek oldu
Mazı'ya doğru. Karşıda Datça
Palamutbükü
Ören

Çökertme
Marmaris İçmeler
Marmaris'ten Datça'ya arka yoldan dağlardan gittim. Araba kullanması çok zevkli bir rota


Çökertme

İstanbul'daki çeteyle Datça'da Fevzi'de buluştuk


Ekim 2013


Palamutbükü'nde fırtına yaklaşırken

Selimiye 



Kasım 2013

Kasım ayında Gemibaşı Hüseyin'i evlendirdik. Şahane bir kına gecesi oldu. Bu o akşamki bizim masadan
Turunç'a gittim, kimseler yoktu, bayıldım.
Kasım ayında Bodrum iyice tenhalaştı
Hüseyin'in kına gecesinden

Bir Mahmut Kaptan akşamında Çisem, Selçuk, Yusuf, Simten, Havva ve Ahmet ile 
Datça'da Fevzi'den

Gökova'nın renk cümbüşü
Kına gecesinden


Datça, Fevzi
Kasım ayında artık geceleri bahçe serinledi ve evin içinde yaşamaya başladım.
Kasım'da soğuk ve şiddetli yağışlar oldu. Kış öyle geçecek sanarken tersi çıktı
Kasım'da da iyi havalarda hep bisiklet ile ofise gittim
Yalıkavak'taki meşhur Havva Ana

Aralık 2013

Sıkı bir yağmur geliyor
Köyceğiz
Aralık ayında şömineli geceler başladı
Bir hafta sonu Fethiye'ye kaçmıştık
Fethiye
Bu kare de Aralık ayından. Yukarıdaki fırtına karesinden birkaç gün sonrası
Sığacık
Fethiye
İzmir dönüşü Ortaklar'da çöp şiş molasından
Aralık ayında Bodrum yeni bir mekan kazandı. Pannonica Caz
Ahmet Coka Bodrum'a geldiğinde tabii Mahmut Kaptan'a gidildi
İstanbul çetesinin iki elemanı Haluk Tuncay ve Serdar Tanyeli iki geceliğine Bodrum'a geldiler. İyi eğlendik
Kaptan'da bir vur patlasın çal oynasın gecesinden
Çetenin elemanları görev başında. Serdar ve Haluk ile Gümüşlük'te
Köyceğiz

Ocak 2014

Ocak ayında şevketi bostan piyasaya çıkıyor
Ocak ayında çok gezdim. Kuzey Ege turundan Foça
Ocak ayında ılık bir gün
Foça'da yaşayan en eski arkadaşlarımdan Konca'ya uğradım
Ofise giderken mola
Assos
Assos'ta eski dost Şenol ve oğlu adaşım Serdar ile

İstanbul'un nesini seversin? Bodrum'a dönüşünü

Kış gelince bahçe yine cangıla dönüyor. Bir kamyon yabani ot çıkıyor
İstanbul'dan Tuluğ Sürenkök ve Ayşe Gürevin gelmişti. Gemibaşı'ndayız

Assos gezimden
Foça 
Foça
Cunda 
Cunda
Cunda kedileri

Şubat 2014

Şubat ayında ofiste bazen kapı açık çalıştık
Şubat'ta Selimiye, Bozburun, Datça gezisi yapmıştım. Burası Selimiye'ye varmadan bir koy öncesi
Bodrum Paşatarlası sahili
Selimiye
Selimiye
Bir Mahmut Kaptan akşamından
Bozburun
Enginar Şubat'ta kendini gösteriyor
İstanbul'dan Koray Peközkay ve Uğur Demiröz Mahmut Kaptan'da rakıya geldiler
Orhaniye 
Datça'da bahar açan bademleri görmeyi gitmiştim
Tire pazarına alışverişe gittik
Tire
Tire'ye gitmişken Kaplan'a çıktık tabii

Mart 2014

Mart ayında bir akşam Mahmut Kaptan'da İstanbul'dan dostum Cefi Medina ile karşılaştık 
Yeğen Ali Artış'ı acemiliğini yaptığı Manisa'dan kapıp Mahmut Kaptan'a atmıştık. Annesi ile özlem giderdiler
Kaptan'da bir mavra anı. Emrah Kaptan, Süslü Celal ve Mazlum Ağan ile
Mart ayında yine bir İzmir yaptık
Seçim atmosferi
Bafa
Çetenin kadınları adamları bırakıp Mahmut Kaptan'a gelmişlerdi
Selimiye



2 yorum:

  1. Buraya taşındığınızdan beri bu harika yazıları okumayı ihmal etmişim ben. Okuyunca canım Bodrum'a gelmek istedi. Ama o da ne ben buradayım zaten. Hemde bir foto da görünüyorum bile. Eline keyfine sağlık. Umarım en yakın zamanda fotolar ile birlikte kitaplaştırısın.

    YanıtlaSil
  2. yine söylüyorum; darısı başıma:)

    YanıtlaSil