10 Nisan 2014 Perşembe

Datça'ya gidip kolaçan edeyim dedim.

Datça ile aramda, gittikçe artan sevgiye dayalı bir ilişki var. İki ay görmezsem özlüyorum. Belki arada bir süre orada yaşayabilirim diye düşündüğüm de oluyor. Mesela bir yazı orada, büklerden birinde geçirmek gibi. Datça’yı çok sık dillendirdirmeye başlamış olmalıyım ki, yakın arkadaşlarım “hayırdır?” diye soruyorlar. Bodrum’u terk edip Datça’ya yerleşmek gibi bir düşüncem yok ama orada daha fazla zaman geçirecek bir formül arıyorum desem yalan olmaz.

2009 yılına kadar Datça’ya düzenli gitmemiştim, daha doğrusu sadece bir kere gitmiştim. Galiba 2004 yılı falandı Bozburun’dan merak edip bir öğle yemeği için Datça merkezine gitmiş ve ne yalan söyliyeyim pek de sevmemiştim. Yani bizimki ilk görüşte aşk değil.

Sonra 2009 yılında Bodrum’a yerleştim ve her gün Datça’ya kalkan feribotların önünden geçerken bir gidip bakayım dedim ve bu sefer merkeze değil, bükleri geze geze Knidos’a kadar gittim. Gidiş o gidiş. Knidos’a vuruldum. Çok garip bir duygu o gün içimi doldurdu. Ege’de olduğumun çok güçlü bir ifadesi oldu Knidos. O son noktadaki fener. O kalıntılar. Ege ile Akdeniz’i ayıran daracık kara parçası. Özetle, çok etkilendim. Epey bir zaman geçirdim o gün. Sonra merkeze, kaldığımız otele döndük ve akşam otel sahibinin yönlendirmesiyle Fevzi’yi bulduk. Ege’nin ot kültürünü bu kadar iyi bilen bir aşçı ile karşılaşmak günün diğer bir sürprizi oldu. O günden sonra Datça artık benim için sık gidilmesi gereken yerlerin başında geldi. Her yıl gitme sayımı artırdım. Bu yıla gireli daha üç ay yeni doldu, iki kere gittim mesela.

Blogda Datça ile ilgili çok yazı var. Datça etiketine tıkladığınızda tümü karşınıza gelecektir. Sonuçta Bodrum’dan Datça’ya giderken, Datça’da kalırken ve dönüş yolunda anlatacak yeni bir şey yok. O yüzden bu son Datça yazısını burada bitirip, yolda ve Datça’da çektiğim birkaç kareyi buraya alıyorum.


Bu ağaç Mazı'ya gelirken. Her geçişimde bakarım, bazen durup fotoğrafını çekerim. Baharlar açmış halini de, yeşil halini de, kışın çıplak halini de bilirim. Geçerken göz kırparım, o da bilir
Akyaka'da Halil'in Yeri'nde öğlen balık molası verdim, kazları, ördekleri seyrettim
Menü bir sinarit, bir salata, bir sodadan oluştu. Yolculukta alkol yok
Bu noktada da her geçişte dururum. Yolun iki tarafında iki ayrı denizi görmek beni etkiliyor
Bodrum'dan Akyaka'ya yine Gökova yolunu kullanıp gittim. Herkese "aman sapağı kaçırmayın" dediğim sapağı o an gelen telefon yüzünden kaçırdım, gelmişken bari Mazı'nın yukarıdan bir fotoğrafını çekeyim dedim.
Mazı'dan dönüp girmem gereken sapağa girip Çökertme'ye vardım. Biraz sahilinde dolandım
Ege'de gezinmek için direksiyon başına geçtiğimde benden iyisi yok. Yalnız da olsam fark etmiyor... Ege bir tutku
Ören'e gelirken Türkevleri'ni geçince sahilde bununla karşılaştım. Durmamam mümkün değildi
Gökova yolundan Akyaka'ya yaklaşırken
Lodosta Datça sahili. Müthiş bir akşam oldu

Bu bloğu izleyenler bilir, bu noktada da kesinlikle durup bakarım. Kaplumbağaya benzeyen yarımadanın denize uzanışını seyrederim. Çıt çıkmaz, aşağıdaki Mesudiye'den çocuk sesleri, eşek sesleri, tavuk sesleri gelir. Tabii bu sakinlik yaz için geçerli değil 
Palamutbükü'nün pazarı vardı. Kışın iyice minik bir pazarcık halini alıyor. Ama şu kare çok şeyi anlatıyor. Hayat bu kadar basit olabilir. Ekersin, satarsın, yaşarsın. Arkada deniz lodosla birlikte kabarmıştır, esintisini duyarsın. Ve işte öyle...
Palamutbükü sahili
Biraz önceki kaplumbağanın yandan görünüşü. Ovabükü. Arkası Hayıtbükü
Datça tepelerinde bahar havası
Marmaris Datça yolunun Datça'ya giriş bölümü, bu mevsim iki yanlı sarı çiçekler açmış ağaçlarla dolu 
Tabii akşam rakısı için Fevzi'deydim
Uyuyan kızılderili dağı...


Alırken senede 15.000 km yapar mısınız, diye sormuşlardı, ben de en fazla o kadar yaparım demiştim. Bu gidişle 20.000'i geçeceğim gibi gözüküyor.

7 yorum:

  1. içim gidiyor her Datça seyahati resimlerinde

    YanıtlaSil
  2. Yahu ustadim gorusmeyeli cok oldu, agzindan ballar , gozlerinden nurlar , saciliyor. Bakiyorum da mutluluguna diyecek laf kalmamis , tam olarak ozumsemissin ,Istanbulsuzlugu. Cok sevgilerimle insallah yakinda gorusuruz.
    Goksen Korezlioglu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Göksen Bey, sizden haber almak ne güzel. Yazdıklarınız için çok teşekkür ederim. Ama aslında biliyorsunuz size müteşekkirim, sizinle o Yalıkavak'taki Türkuaz Koy Evleri projesinde işbirliği yapmasaydık benim Bodrum'a gelişim bu kadar hızlanmazdı. Bunu tüm içtenliğimle söylüyorum. Bodrum'da görüşmek üzere. Sevgiler.

      Sil
  3. Kesinlikle ege bir tutku buraya uğramayanların çok şeyler kaçırdığı blog burası,neşeli seyahatlar hocam.

    YanıtlaSil
  4. Oralara yerleşme hayalimi depreştirdiniz yine:)

    YanıtlaSil
  5. Datça'yı merak edenlerdendim.Nihayet bu yaz bir haftamı orada geçireceğim Serdar Bey.Gitmeden önce Datça yazılarınızı gözden geçireceğim tekrar.Dolaşırken sadık bir okurunuz olarak kulaklarınızı çınlatacağım. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  6. Ağacınızı çok sevdim, gözlerim doldu. Uyuyan kızılderili ve Palamut'un kış pazarı da müthiş.

    YanıtlaSil