7 Haziran 2014 Cumartesi

Akyaka'dan Bodrum'a gidecekken son anda Fethiye'ye dönüş

Eh tabii sağa saptık (bu ne demek derseniz, bir önceki yazının son satırlarına bakmalısınız). Yol boyu hep sağa saparak Datça’yı bulmuştum. Akyaka’dan da sağa saparak Fethiye’yi bulduk. Datça’dan Bodrum’a dönerken geceler Pazartesi Bodrum’a varırız demiştik ama geçen yazıda dedim ya, Akyaka’da kalmak iyi bir fikir gibi gelmedi. O anda havanın yağışlı ve gri olmasının da etkisi vardı tabii. Üçümüz de hayatın tadını çıkarmak için o anda ne gerekiyorsa yapacak kadar coşkulu olunca, “sizi balık ve meze yemeye bir yere götüreceğim ne dersiniz?” soruma “nereye gideceğiz? kaç saat sürer?” gibi o anın tadını kaçıracak soru soran olmadı. Böylece hesapta olmayan bir rota yapmaya başladık ve Akyaka’dan sağa sapıp Köyceğiz, Fethiye yoluna girdik. Yolda sohbet, müzik derken yiyip içeceğimiz Girida’ya vardık. Gelmeden Girida’nın sahibi Taner’i aramış, yerimizi ayırtmıştık. Her zaman kaldığım Yacht Butik Otel’de yer olmadığını öğrenince Taner’in önerdiği, çarşı içinde yeni açılan Minu Otel’de kaldık. Sevimli, küçük, temiz ve tabii çok merkezi bir oteldi. Zaten bir gece yatıp yola devam edecektik, önemli olan konumuydu. Yani deniz manzarası olsun, havuzu olsun gibi arayışlarımız yoktu. Kapıdan çıktıktan iki dakika sonra merkezdeki otoparka varıyorduk ki bu yeterdi.

Fethiye'ye doğru...

Fethiye’ye varıp otele yerleştikten sonra yarım saatlik bir sahil yürüyüşü yaparak Girida’ya vardık. Yol boyu yağmura girmemiştik. Fethiye’de öğrendik ki bizden önce ciddi fırtına ve yağmur olmuş, ortalık karışmış. Yani biz yağmur bulutlarını önümüze katmışız da gelmişiz. Sahil boyu yürürken doğa bize inanılmaz güzellikler sundu. Datça’da yaşayan Serap ve Fevzi ile Bodrum’da yaşayan bendeniz, bu coğrafyada olduğumuz için yukarıya şükür duygularımızı gönderdik. Doğanın bize bahşettiği şu ışık oyunlarını, burada yer verdiğim şu gün batımı fotoğraflarından az bir şey de olsa hissedebileceğiniz bu müthiş ortamı yaşamak için özel bir şey yapmayacak olmak, bizim bir şeylerden vaz geçerek kazandığımız hayatın ta kendisi. Hele bunu paylaşacak, sizinle benzer yaratılışta kişilerle bir arada olduğunuzda yaşadığınız coşku artıyor, içinizden duygular taşıyor. İşte böyle coşkulu bir halde Girida’ya vardık, masamıza oturduk. Mezelerimizi, girida balığımızı seçtik, rakıyı açtık. Bir bilgi notu; Girida bizim daha çok lagos veya lahoz dediğimiz balığın aynısı. Bir fark yok, hepsi aynı balık.

Fethiye'nin çarşısındaki balıkçıları gezdik

Gün batımında Fethiye sahilinde yürürken doğa inanılmaz ışık oyunları yaptı





Bu bakımlı Peugeot 404 beni çocukluğuma götürdü
Girida'nın balık vitrini




Yine tatlı sohbetimizi yaptık, güzel şeylerden söz ettik. İnsanın konuşurken acaba yanlış mı anlaşılırım korkusu olmadan rahat konuşacağı candan insanlarla yaptığı sohbetin tadı başka olur bilirsiniz. O zaman içinizden geldiği gibi konuşursunuz, aklınızı, gönlünüzü korkusuzca açarsınız. Tek tehlikesi o rakının nasıl bittiğinin farkında olamamaktır o kadar. Yani rahat konuşurken rahat içilebiliyor, onu demek isterim.

45'lik barda
Gecenin sonuna doğru
Sabah Fevzi'nin ayıltma formulü. Gripin, soda, limon
Dönüşte bir taksiyle otele vardık da o arada ne olduysa kendimizi hemen otele yakın 45’lik adındaki bir barda bulduk. Herhalde şu çarşıyı bir turlayalım demiş olmalıyız. Bundan sonra bazı noktalar kopuk ve net değil o yüzden aklımda kaldığı kadarını yazayım. Bar sevimli bir yerdi. Bir çift hem çalıp hem söylüyorlardı. Kızın sesi çok iyiydi, arada flüt de üflüyordu. Sonra ilerleyen saatlerde mekan dolmaya başladı. Dans ettik falan... Sonrası yok. Sabah otelde uyandım. Cep telefonumu barda şarjda bıraktığımı hatırladım. O yüzden telefonumu elde edene kadar geçen süre içinde gezdiğimiz Gemile Koyu, Faralya, Belcekız Plajı, Ölüdeniz ile ilgili fotoğraflarda bazı eksiklikler var, Fevzi’den destek istedim. O bölümlerin fotoğrafları Fevzi’nindir.

Belcekız plajı. Bu arada ben deniz sezonunu açtım ama ispat edecek fotoğrafım yok
Faralya'dan
Kayaköy'e giderken (Fotoğraf: Fevzi'den)
Gemile Koyu'na inerken (Fotoğraf: Fevzi'den)
Gemile Koyu (Fotoğraf: Fevzi'den)
Belcekız (Fotoğraf: Fevzi'den)
Faralya tepelerinden Kabak Koyu'na bakış (Fotoğraf: Fevzi'den)
Belcekız plajı (Fotoğraf: Fevzi'den)
Öğleden sonra dönüşe geçtik. Artık istikamet Bodrum’du. Göcek’e uğradık, kahve içtik, devam edip Akyaka’ya gelince Akbük-Ören-Çökertme-Mumcular rotasını takip edip eve vardık. Dönüş yolunda Serap kendini iyi hissetmediğinden biz de kendimizi iyi hissetmedik. Ekipten biri iyi olmayınca diğerlerinin iyi olması mümkün olamıyor tabii ki. O yüzden ekip olarak dönüş rotasını bir daha yapmamız lazım, bu sayılmaz.

Göcek molasından


Dönüş yolunda Serap kendini iyi hissetmeyince... 
Akbük
Göcek
Akbük
Son iki yazıda, sizlerle buradaki Bodrumlu hayatımın iki gününü paylaştım. Bu blogda doğal olarak hep kendimi anlatıyorum. Çünkü genellikle yaşadıklarımı yalnız yaşıyorum. Bu sefer iki sevdiğim insanla yaşadıklarımı aktardım. Bundan sonra da yalnız ya da bazen şimdi olduğu gibi hayatımda yer kaplayanlarla birlikte yaşadıklarımı aktaracağm. Anlatacaklarımda yer alacak olanlar bu coğrafyada, benim gibi yaşayanlar olacak çünkü başkası mümkün değil. Ege’yi, Gökova’yı, Bodrum’u, Datça’yı, Faralya’yı... Selimiye’yi, Mazı’yı gördüğünde, buralarda yaşadığında içi titremeyen, buranın enerjisini ta içinde hissetmeyen, buradaki hayatın sunduklarını yüreğine koymayanlarla aramda tanımlaması zor ayrılıklar baş gösteriyor. Farklı dünyalar meselesi... Buraları -hani tabir yerindeyse- damardan yaşayanlarla büyük şehirde yaşayanların hayata aynı pencereden bakmadığını yaşayarak görüyorsun. Umarım Bodrumlu hayatım hep karşıma bu iki yazıda anlattığım gibi dostlar çıkarır. Ege sevdalılarının sayısı arttıkça zenginliğim artıyor, yaşama coşkum artıyor.

Bodrum'a varışımızın ertesi akşamı Mahmut Kaptan ile birlikte Gemibaşı'nda




3 yorum:

  1. İyiki sizi takip ediyorum.Sayenizde orala olan özlemlerimiz bir nebze olsun gideriliyor, kim ne derse desin sefanız olsun.

    YanıtlaSil
  2. Bodrumlu Mahmut Kaptan ve Datçalı Fevzi aynı karede ... Bloğunuzu bu sene başından beri takipteyim canım sıkıldıkça açar okurum sizinle beraber bende oraları gezmiş gibi olurum, bu iki karakteri de yazılarınızda çok yer verdiğiniz için sayenizde tanımış olduk lakin nedense onların birbirini tanıdıkları hiç aklıma gelmemişti.
    Dostluklarınızın bir ömür boyu bozulmaması dileğimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Fevzi ile Kaptan'ı ben tanıştırmıştım, sonraları Fevzi kışın Bodrum'a geldiğinde mutlaka Kaptan'a birlikte gidiyoruz.

      Sil