20 Ağustos 2014 Çarşamba

Bir gece Ovabük, bir gece Datça

Datça’ya çok sık gidiyorum. Hayıtbükü’nde kaldım, Palamutbükü’nde çok kaldım da Ovabük’ü hep es geçiyordum. Palamutbükü dönüşlerimi genellikle sahilden yaparım. Yolumun üzerindeki Ovabük’e bazen şöyle bir uğrar, içinden geçip Hayıt’a giderim. Ama Ovabük’te hiç kalmadım. Hatta bu kış bir Datça seyahatimde Ovabük’te ilk defa bir öğlen yemek yemiş, çok da sevmiştim. Tabii kış sakinliği çok farklı ama Ovabük’ün ruhu hakkında iyi kötü fikir sahibi olabilmiştim. O günden beri Ovabük’te bir gün kalıp, gündüz denize girip akşam kumsala masa atıp rakı içmeyi istiyordum. Geçtiğimiz hafta böyle bir fırsat yarattım ve bir gün, bir gecemi Ovabük’te geçirdim.

Datça'ya kara yoluyla gidince Hisarönü'ndeki Mavi Pide es geçilemez
Tatilde rejim yapan çarpılır... Mavi Pide'den kaşarlı patlıcanlı pide
Ovabük Mesudiye sahilinde, Hayıtbükü ile Palamutbükü’nün arasındaki bük. Kaplumbağanın sağı Hayıtbükü, solu Ovabük. Küçük bir bük olan Hayıt ile büyük bük Palamut’un büyüklük olarak da arasında. Şansı mı şanssızlığı mı demeli bilmiyorum, ikisi kadar bilinmiyor. Ben bu haftayı geçirdikten sonra bu durumu Ovabük’ün şansı olarak değerlendiriyorum. Palamutbükü kadar popüler değil. Sahil bantı da Palamut kadar geniş değil. Kendi halinde, sevimli bir bük. Bir bakkalı, on onbeş pansiyonu, birkaç evi ile sakin bir yer işte. Deniz iyi herhalde. Herhalde dedim çünkü gittiğimizde fırtınamsı bir rüzgar vardı, tadına varamadık. Ama sonuçta Mesudiye’nin denizi, yani kötü olamaz. Tardus Bungalov adında bir yerde kaldık. Yanlış bir seçimmiş. Kendi adıma söylüyorum, bungalov bana göre değilmiş. Yalıtımsız oda akşam içine girdiğimizde fırın gibiydi. Klima vardı tabii ancak gece boyu çalıştırmak zorunda kaldık, sabaha karşı penguen gibiydik. Odada çift kişilik yatak ve ranza olunca dönecek yer kalmamış. Oysa bize ranzaya gerek yoktu mesela. Kapanmayan banyo kapısı. Banyoda sabun, tuvalet kağıdı konmamış oluşu filan... Böyle şeyler benim için önemli. Diyeceksiniz ki isteyin versinler. İyi ama işletmeci odayı teslim ederken bunları görmeli, kontrol etmeli, öyle değil mi? Dedim ya mesele yapmadık, keyfimizi bozmadık. Bir dahaki sefere başka yerde kalırız olur biter.

Mesudiye sırtlarından Ovabük'e bakış
Ovabük. Soldaki burun kaplumbağaya benzeyen yarımadanın ucu
Ovabük’te lüks kavramı yok. İşte bu da benim için oranın değerini artıran bir özellik. Sahildeki pansiyonlarda akşamları yiyip içenlerin yanı sıra, çekirdek çitleyip okey oynayanlar, tavla atanlar var. Bana eski, gençlik yıllarımın tatillerimi hatırlattı. Mütevazı hayatlar. Söylememe gerek yok herhalde, ne puro kokusu vardı, ne yakası kalkık polo giyenler, ne botokslu sarışınlar, ne Ferrari.

Kaplumbağa solda. Hemen sağı Ovabük
Kışın bir kere gittim demiştim ya, işte o gidişimde Poyraz restoranda yemiş ve doğrusu çok da memnun kalmıştım. Datça’daki arkadaşlarım da Ovabük’ün en iyisidir referansını verince, hiç düşünmeden öğlen ve akşam Poyraz’da yedik. Gerçekten iyiydi. Öğleni bira, kalamar, kaya koruğu ve kapari filizi ile geçiştirdik. Akşam ise unutulmaz bir yemek oldu. Hem yediklerimizden dolayı bunu söylüyorum, hem kumsala attığımız masada yemenin zevkinden dolayı. Rakımızı samanyolunun altında içtik, daha ne olsun. Hele son kadehleri denizin dibindeki şezlonglara uzanarak, kayan yıldızları izleyerek içtik ki o duygu çok acayipti. Bodrum’da da kafamızı kaldırınca fazlasıyla yıldız görüyoruz ancak Ovabük sahili o kadar karanlık ki, samanyolunu yıllardır bu kadar net gördüğümü hatırlamıyorum. Bu arada Poyraz’da yediğimiz ahtapot ızgara çok iyiydi. Keza lagos ızgara ve diğer mezeler için de aynısını söyleyebilirim. Bir daha gittiğimde yine Poyraz’da yiyip içerim.

Poyraz restoranda öğle menüsü
Ovabük sahili
Güneş batarken Ovabük'ün sakin, boş sahili
Yemek hazırlığı yapılan mekanlardan biri

Hayıtbükü'ndeki Ortam'da öğle menüsü...
ve masanın yarım saat sonraki hali.
Ertesi sabah kaldığımız yerde yağda yumurtalı kahvaltımızı yaptıktan sonra Ovabük’ün dalgalı denizini bırakıp hemen kaplumbağanın öte tarafındaki Hayıtbüküne geçtik. Tabii Ortam’a kapağı attık. Ortam da Hayıt’taki tek adresim. Ovabükü’nden sonra Hayıt biraz kalabalık ve gürültülü geldiyse de sakin denizi her şeyi unutturdu. Ve öğlen Ortam’ın şahane mezeleriyle buluştuk. Abartmadık, çok yemedik çünkü akşama Fevzi programımız vardı. Hayıt’tan sonra, tatil için İstanbul’dan gelen Gülüşan hiç görmediği için Knidos’a yollandık. Knidos benim gezmekten bıkmadığım, orada olmaktan kendimi iyi hissettiğim bir yer. Hele yaz dışında o sakin hali insanın ruhunu titretiyor. Taşların üstüne oturup, binlerce yıl önce insanların gördüğü manzarayı binlerce yıl sonra seyretmek, insanda garip duygular oluşturuyor. Kendimi daha da oralı, Ege’li hissetmeme yol açıyor. Knidos fenerini seyretmek bile başlı başına bir ruh arınması.

Knidos'a giderken tüflü, volkanik topraklar. Datça'da hiç volkan olmamış da bu tüflü toprak nereden gelmiş derseniz cevabı ilginç; Bunlar onbinlerce yıl önce patlayan volkan ile Santorini oluşurken rüzgarın Datça'ya getirdiği volkanik topraklar 
Knidos'a doğru 
Knidos.... İnce zevkli, usta atalarımızdan kalanlar
Knidos feneri
Knidos’tan sonra doğru merkeze gidip Kumluk Otel’e yerleştik ve kendimizi Fevzi’nin mekana attık. Fevzi’yi uzun uzun anlatmama gerek yok artık, bu blogu izleyenler çok iyi biliyorlar. Yeni okuyanlara da blogda “Fevzi-Balıkçı Fevzi-Fevzi’nin Yeri” etiketlerini taramalarını öneririm. Fevzi’nin sohbetinin yanında özlediğim enginarlı lagosu ile peynirli patlıcan kızartmaları ve Ege otları şahane bir ziyafete dönüştü. Her zaman olduğu gibi...

Gece nasıl geçti fark etmedik. Ertesi sabah 09:30 feribotuyla Bodrum’a döneceğimizden geceyi uzatamadık. Aklımız ve kalbimiz masada kaldı, bedenimiz otele döndü. Ve sabah kuvvetli poyraz eşliğinde, epey dalga yiyip sallana sallana feribotla Bodrum’a geldik.

Datça'da akşam

Fevzi'nin yerinden...
Fevzi tezgahının başında

Lagoslar masalara gidiyor...
Ahtapot ızgara
Kaşarlı mantar
Kalamar dolması
Dondurmalı enginar tatlısı
Fevzi'de bizim masa
Datça'da gün doğumu
Ve Bodrum'a yanaşırken
Kısa, zevkli, keyifli iki gün geçirdik. Cumartesi sabah kara yoluyla gittiğimiz Datça’dan Pazartesi sabahı feribotla döndük ve kaldığım yerden Bodrumlu hayatıma devam ettim. Ovabük’e yolunuz düşerse Poyraz restoranda masayı kumsala attırıp rakı için. Bir kadeh de benim için olsun...

10 yorum:

  1. Günaydın Serdar Bey,
    Sabah işe başlamadan önce, blogda yeni bir yazı olsa da işe başlamadan önce okusam diye tıkladım ve yeni yazı:) Hem yazıyı okudum, tabiki resimlere baktım ve yazı dileği olmuşken İstanbul'dan kurtulup o coğrafyada yaşamak için de dilek diledim. Belki ikinciside tutar. Yazılarınıza hep devam etmeniz dileğiyle... Neslihan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Serdar Bey Neslihan Hanım,
      Neslihan Hanımın bahsettiği bütün duygular benim içinde geçerlidir.Zaten yaşayacağımız çok çok uzun seneler yok neden İstanbul'da köreltiyoruz ki kendimizi. Bir yerden başlayıp Bodrum da havayı koklamak lazım. Muhtemelen Neslihan Hanımla aynı dilekleri tuttuk. Gerçekleşmesi ümidi ile... Çağdaş

      Sil
  2. Yeşim Erkanligil21 Ağustos 2014 11:41

    Merhaba,
    Size önerim, blog olmaktan çıkıp kendinize bir site kurun. Böylece parada kazanabilirsiniz. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. Keyifle okudum.Fotoğrafları izlemekse ayrı bir keyifti.

    YanıtlaSil
  4. inşallah birgün benim hayalimde sizin gibi gerçek olur.

    YanıtlaSil
  5. Merhaba Serdar bey,
    Daha önceki bir yazışmamızda Bodrum'a gelirken tavsiyelerinizden yararlanan 18. kişi olduğumu belirtmiştim. Şubat 15'de taşınma planımı, Haziran 22'de gerçekleştirebildim. Ve artık Bodrum'luyum. Yeni hayatımın keyfini çıkartıyorum.

    Bayram'da, İstanbul'dan ziyarete gelen kardeşimi gezdirmek için biz de Ovabükü'ne geçtik. Sahil şeridinin Palamutbüküne yakın kesiminde Armeda pansiyon diye bir yerde kaldık. Hava muhteşemdi ve deniz bardakdaki su kadar berraktı. Pansiyonumuzun hizmeti dört dörtlük olsa da kalite için aynı şeyi söyleyemeceğim. Gerçi ben gayet keyifle kaldım ama titiz insanlar için değil belirtmek gerekir. Zannedersem oradaki pansiyonların genel yapısı bu şekilde. Bana sizin de belirttiğiniz gibi eski yazlık yörelerini hatırlattı. Biraz konfor eksikliğini, huzur ile takas ettim sayıyorum. Ovabükü denizi, yaz sıcağında bunalmadan oturabileceğiniz serin ağaç gölgeleri ile muhteşem bir yer. Samanyolunu daha iyi görmek isterseniz de, tavsiyem gece bastırınca Palamutbükü'ne sahilden giden yol istikametinde ilerlemeniz. Gece aydınlatması olmayan 5-6 km'lik bir yol. Yer yer durabileceğiniz cepler var. Buralardan birinde durup Samanyolunu izlemek keyif vericiydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Konfor eksikliğini huzur ile takas ettim" tanımınızı çok sevdim, çok doğru.

      Sil
  6. çok güzel bir post olmuş,fotolar da harika...

    YanıtlaSil
  7. Poyraz bizim içinde vazgeçilmez... aksamlari kirmizi sarap ile keyif yapmak, güzel yemeklerin mezelerin tadini çikarmak.... Ovabükü bizim için Datça daki en en en güzel yer. Harika denizi var, tertemiz... Dileriz bu güzellik bozulmaz.

    YanıtlaSil