19 Ekim 2014 Pazar

Bodrum'da şahane bir düğün

Bugüne kadar gittiğim düğünlerde ya kız tarafı ya erkek tarafından olurdum. Bu seferki düğünde hangi taraftan olduğumu bilmiyorum çünkü ayırt etmem mümkün değil. Ama madem erkek tarafının şıracılığını yaptım o zaman erkek tarafıydım diyeyim.

Ahmet Kurşuncu ile Havva Öksüzoğlu’nu evlendirdik. Soyadlarını başta zikredeyim çünkü benim için onlar Ahmet ile Havva. Hatta Ahmet gündelik hitap şekliyle “Ahmedim abim”. Ahmet benden yaşça küçük ama birbirimize “Şerdarım abim” (Ş ile olacak), ben de “Ahmetim abim” derim. Öyle kaldı.

Yalıçiftlik Hasan Motel'de akşam çökerken
Bizim çetenin becerikli kadınları en ince detayları düşünmüş 


Ahmet ile dostluğumuz İstanbul’daki hayatımdan kalma. Ahmet’in Etiler’de arkadaşlarıyla açtıkları Trompet adında çok sevimli bir barı vardı ve haftada birkaç gece uğramadan eve geçmezdim. Aslında Ahmet’in abisi Mehmet Kurşuncu ile Hakan Girgin ve Melih Börü’nün işlettiği Nişantaşı’ndaki Süleyman Nazif bara uğrar oradan Rumelihisarı’na eve geçerken Trompet’e takılırdım. Bu dediklerim 1993 yılı ve sonrası. O kadar eskiye dayanır dostluğumuz.

Sonra Trompet sustu. Ahmet Marmaris’e gitti, ben evlendim filan hayatlarımız değişti. O ara hiç görüşemedik. Sonra yolum Bodrum’a düştü. Buraya yerleştim. Memo (Mehmet Kurşuncu) ile marinada karşılaştık, Zazu diye bir yer var devralıyoruz dedi. Ben de henüz tam yerleşmemiştim fakat eli kulağındaydı, bu karşılaşmadan bir kaç ay sonra Bodrum’a göçtüm. Zazu’da hem Memo’yu ve Ahmet’i tekrar buldum, hem de eski Süleyman Nazif tayfasından tanıdık simalara denk geldim. O gün bu gündür Zazu’ya haftanın hiç değilse altı günü uğrarım. Yazın boğucu sıcakları hariç Ahmet ile günlük yürüyüşlerimizi yaparız. Dönüşte Zazu’da takılırız. Bazen konşuya Gemibaşı’na geçeriz, bazen başka mekana atlarız. Kadehlerimizi Bodrum’da yaşadığımız güzel günlere kaldırır, Ahmet’in “abi burada çok eğleniyoruz ya” dediğinde bir kez daha hayatımıza şükrederiz. Arada sarhoş oluruz ertesi gün dün en son ne yaptık diye konuşuruz. Bazı geceleri Marina’da, Adamik’te, New-Old’ta bitiririz. Kışın haftada bir iki mutlaka Mahmut Kaptan’a gideriz, Ahmet ile nerede oturacağımız bellidir. Yani uzun lafın kısası Ahmet benim Bodrum’daki kadim dostumdur. İki gün görüşmesek hatır sormak için araştığımız bir arkadaşlığımız var. Ki iki gün görüşmememiz için benim İstanbul’da falan olmam lazım.


Derken Zazu müdavimlerinden dünya sevgilisi Havva’mız ile Ahmet arasında bir şeyler dönmeye başladı. Buna hepimiz sevindik. Havva’ya acıdık ama söylemedik (Şaka...) Akşam rakı sofralarımızda Havva’nın olmasını çok istemeye başladık çünkü hayata bakışı, duruşu ve bitmeyen neşesiyle bizlerin de neşe kaynağı oldu. Şimdi nasıl olsa burada değil diye rahat söyleyebilirim, Bodrum bana Havva ile kendi kardeşim gibi sevdiğim harika bir insan kazandırdı. Bunu da Bodrum’un kazandırdıklarına ekliyorum.

Sayısız akşamlar rakı sofralarında kahkahalı sohbetler ettik. Birlikte gülmekten gözümüzden yaşların geldiği kış akşamlarının anılarını biriktirmek ayrı bir mutluluk. Böyle böyle dört yıl geçmiş. Sonunda Havva ile Ahmet artık evlenelim dediler, bize de sevinmesi düştü. Bir kere şunu söylemeliyim ki Ahmet’in bunca yıl evlenmeden dayanmış olmasına açıkça içerliyordum. Bunu hep söyledim de. Bu kadar akıllı olmasını hazmedemiyordum. Şimdi artık o da bizim gibi oldu, yola geldi. Laf aramızda iyi dayandı ama. Benden tam dokuz yıl fazla dayanmış olmanı takdir ile karşılıyorum “Ahmetim abim”.






Şahane bir ortam oldu. Deniz dibinde kır düğünü...
Ve işte iki gün önce, geçtiğimiz Cuma, yani 17 Ekim günü Yalıçiftlik’teki Hasan Motel’de akıllardan çıkmayacak harika bir düğünle evlendiler. Her şey o kadar mükemmeldi ki yukarıdaki de muhteşem bir havayla bu duruma kayıtsız kalmadı. Bu organizasyonda bizim çete elemanlarının kendi çapında yaptıkları katkılarla organizasyon düğün olmaktan çıkıp “düğünümüz” haline dönüştü.

Düğün ile ilgili daha fazla yazmak istemiyorum, aşağıdaki fotoğraflar ve resim altları anlatıyor zaten. Hayatımda bu kadar eğlendiğim, kendimi mutlu hissettiğim düğün sayısı üçü bulmaz. Dedim ya, hem kız tarafı hem erkek tarafıydım. O yüzden on-onbeş kişi hariç davetlilerin tamamını tanıyor olmak durumu açıklıyor. Eh burası da Bodrum olunca İstanbul düğünleri gibi kasan, hava atan, somurtan insan olmuyor. Herkes istediğince, rahatça, gönlünce eğlendi. Hasan Motel bizim çeteyle pazar günlerini geçirdiğimiz mekan. Servis elemanları Zazu’dan ve Hasan Motel’den olunca kendimizi evimizde gibi hissettik. Gece yarılarına kadar eğlenip içileceğinden ve o durumda Bodrum’a araba kullanamayacağımızdan Hasan Motel’deki 20 odayı kapattık. Yetmedi, yandaki Latanya’dan da oda tutuldu. Böylece gece bir saatten sonra düğün kıyafetleri çıkarılıp şortları, tişörtleri giyip sahilde şezlongta yıldız seyrederek devam ettik. Sabah uyanan kendini denize attı, sonra kahvaltıya oturdu ve bir anda çete olarak toplu balayı yapar hale geldik. Havva’nın kahvaltı sofrasındayken “biriniz gidip Ahmet’i öperek uyandırsın” demesi her şeyi özetleyen espri oldu.


İmza atmadan önce damadın ruh hali böyle olur işte... 
Şahitli hatıra fotoğrafı






"Sevdim seni bir kere, başkasını sevemem. Deli diyorlar bana, desinler değişemem..."
Ahmet ile fotoğraflarımızın yüzde doksandokuzu meyhanededir. Bu çok başka bir kare oldu












Ahmet ve valide hanım Nezoş...
Mahmut Kaptan'sız düğün mü olur?
Zazu müdavimleri masayı kurdu


Düğünde gelinle dans etmeyeni vururuz...
Alp ve Ahmet ile... 


Gökova'nın karşı kıyısından (Datça) düğün için gelen Serap ve Memo

Eh, gece epey dans ettik haliyle...
Damadı masa üstüne de çıkardık...

Serap ile...
Damat yılların işletmecisi olunca DJ sıkıntısı olmadı
Ahmet, Havva ve Memo ile...
Ahmet de bize çiçek attı. Tabii çil yavrusu gibi dağıldık
Gelinli selfie
Düğünün ertesi sabahı. Gecenin pasını Ege alırken
Hasan'da ekim güneşiyle birlikte kahvaltı
Ve düğünün ertesi günü. Akşam hiç içilmemiş, hiç geç yatılmamış gibi çete yine masayı kurdu... Nerede kalmıştık?


Yani bu hafta sonu Bodrum’da bizler çok mutlu olduk. İki sevdiğim insanın bu birlikteliğine şahit olmak benim için ayrı bir onur oldu. Şimdi artık bize düşen Havva ve Ahmet’e birlikte mutlu bir hayat dilemek. Bu hayatı Bodrum’da, hep beraber yaşayalım. Hep birlikte olalım. Hep neşeli günlerimiz olsun. Hep sağlıklı yıllarımız geçsin.


Ahmetim Abim, Havvacığım, ömrünüz çok olsun...


Bu yazıda fotoğraflarını kullandığım sevgili Beytur Cendey'in hakkını teslim edeyim. Çok iyi iş çıkardı.




4 yorum:

  1. Serdar Bey, anlattıklarınızla kendimi oradaymışım gibi hissettim desem yalan olmaz. Duygu dolu çok güzel bir paylaşım olmuş.Takipçiniz olarak ben de Ahmet Kurşuncu&Havva Öksüzoğlu çiftini tebrik ediyor, bundan sonraki yaşamlarında dostlarıyla birlikte saygı, sevgi ve sağlık dolu nice yıllar diliyorum...

    YanıtlaSil
  2. ``Ahmet de bize çiçek attı. Tabii çil yavrusu gibi dağıldık`` :D

    YanıtlaSil
  3. güzel çifte mutluluklar dileriz. paylaştığınız için teşekkürler.. bende böyle bir düğün yapmayı hayal ediyorum kısmetimi bulunca tabi :)

    YanıtlaSil