21 Aralık 2014 Pazar

Bodrum'u yaşamak... bana göre

Bu içerikte bir yazıyı yazmayı ne zamandır düşünüyordum ama zaman bulamadım. Derken geçen gece gördüğüm rüyadan -kabus mu demeliyim?- sonra daha fazla ertelemiyeyim dedim. Rüyamda uzun süren bir Bodrumlu hayat döneminden sonra artık İstanbul’a dönmem gerekiyor. Gerçek hayatta İstanbul’da yaşayan bir arkadaşım da -rüya bu ya- burada yaşıyormuş, beni yolcu ediyordu. Rüyamda uçağa binerkenki ruh halimi şimdi hatırlıyorum, yine yüreğim sıkışıyor. Hani çok klişe laf ama gerçekten ter içinde uyandım ve bir an nerede olduğumu anlamadım. Sonra sessiz evimde uyumakta olduğumu farkedip derin bir nefes aldım, öbür tarafa döndüm kaldığım yerden uykuya devam ettim.

Bodrum’a yerleşmek konusunda “Denerim, olmadı dönerim” fikri her ne kadar bir gerçeklik barındırıyorsa da bence yine de son ihtimal olarak epey arkalarda kalmalı ve gerçekleşme yüzdesi çok düşük olmalı. Bu benim görüşüm. Hoş, zaten bu blogda 2011 yılının ocak ayından beni kendi bakış açıma göre Bodrum’u ve Bodrumlu bir hayatı anlatıyorum. Son zamanlarda Bodrum’a yerleşmek deyim yerindeyse moda oldu gibi. Bunu anlayabiliyorum. Özellikle İstanbul’un artık yaşanmaz oluşu, gerici zihniyetin hayat tarzına müdahalesi ve baskısı gibi nedenlerden dolayı insanlar ferahlamak için kaçıyorlar. Bodrum son beş yılda %30’e varan nüfus artışı yaşamış. Yavaş yavaş burada da trafik başlıyor. Konut fiyatları inanılmaz derecede arttı. Gelenlerin hepsi düzgün insan değilmiş ki trafikte sağdan kaynak yapanlar oluyor mesela. Bodrum bir İstanbul değil tabii, olmasın da zaten. Ama bir çekim merkezi. Şehre 35 km mesafede bir havalimanı olması önemli bir şey. Ya da sözüm ona seçkin markaların burada mağaza açıyor olması da insanların alıştığı kentli davranışları için uygun ortamı yaratıyor olmalı. Lafı nereye getireceğim? Herkesin Bodrum’u yaşaması farklı. Ben kendi yaşam anlayışıma, üslubuma göre bazı gördüğüm noktaları anlatayım istiyorum. Belki okuyanlara bir yararı dokunur.

Yazın insanların birbirine çarparak yürüdüğü sokaklar kışın bu halde. Bu sakinliği sevmeyen için Bodrum'da yaşamak iyi fikir değil.
Mesela yazın en kalabalık yer olan çarşının geçen akşamki hali...


Mesele büyük şehirden kaçıp o alışkanlıklarla Bodrum’da küçük İstanbul’u yaşamaksa, hem kendinize hem burada daha sakin hayata geçmiş olan bizlere yazık edersiniz. Bana sık sorulan bir soru “Bodrum’da sosyal hayat var mı?”. Valla ne diyeyim bilemiyorum. Benim için var. Ama bu soruyu soran kişilerin ne kastettiğinden emin değilim. Hareketli bir cemiyet hayatından ne anlamam lazım acaba? Ama galiba bu soruya “yok öyle bir şey” diye cevap vermeliyim. Evet burada dans kursu da var, Türk musikisi korosu da. Ahşap boyama dersleri de vardır muhtemelen. Ama bu o soruyu soranı keser mi bilemem.

İş çıkışı şu manzara size iyi gelecekse, yani kendinizi iyi hissedecekseniz buranın düşük maaşlarını gözardı edebilirsiniz

Bir pazar günü korna sesinin, kalabalığın olmadığı şu görüntü için neler feda edebileceğinizi iyi değerlendirin. Belki sizin için değecek, belki de değmeyecek.
Hava uygun olduğunda işime bisikletle gidiyorum. Arabanızdan vazgeçebilir misiniz? Yoksa her yere arabayla gidenlerden misiniz? Eğer araba bir organınız haline geldiyse belki de burası sizin için uygun değildir. Çünkü buranın tadını yürüyerek veya bisikletle çıkaracaksınız


Yerleşir yerleşmez hemen bir çevre edinmek uğruna –hani hep birlikte pazar günleri doğa yürüyüşü yapalım gibisinden saçma toplu hareketler hiç bana göre değil. O anlamda sosyalleşmeden kaçıyorum. Burada yirmi otuz dostum var bu yetiyor. Tabii ki yeni insanlarla tanışacağım, tabii ki çevrem genişleyecek ama bunu istediğim yöntemle yapmayı tercih ederim. Zorlama etkinlikler, toplu hareketlerle değil. Şimdi benim gibi birine sosyal hayat sorusu gelince cevap vermekte zorlanıyorum.

İstanbul’daki birçok alışkanlığımı, ilgi duyduğum konuları burada yaşamaya başladıktan sonra değiştirdim mesela. Bazıları buranın koşulları gereği kendiliğinden oldu. Bazılarını da yaşamayı çok istediğim hayat tarzı öğretti. Mesela her hafta gideceğim, bana uygun tarz müzikle ilgili bir konser olmadığı için konsere gitme alışkanlığım yavaş yavaş yok oldu. Ama buna karşılık akşamları evde müziğe ayırdığım zaman çok arttı. Daha doğrusu evde olduğum akşamlar sadece müzik dinliyorum. Yanı sıra yazıp-çiziyor, okuyorum tabii. Eskiden evde TV açık olurdu ve bir kaç saatimi TV karşısında geçirirdim. Burada evimde bir TV var ama çalışmıyor. İlk taşındığımda almıştım, kahvaltıda ve akşam yemeğini yerken haberleri izliyordum mesela. Son iki yıldır çok az izlemiştim, yaklaşık bir yıldır da hiç açmıyorum çünkü geçen sene fırtınada antene bir haller olmuş sinyal yok. Ben de yaptırmadım. İki yıldır hiç film izlemedim. Aramıyorum. Zaten sinemayı çok sevmem, genellikle sıkılıp yarısında çıkmaya başladığımdan beri sinemaya gitmiyordum. Eh TV de olmayınca... Bilgisayarda seyretmek de bir yol ama hiç film indirmedim, bilemeyeceğim. Neyse, demek istediğimi anlatabildim sanırım. Şartlar değişince siz de uyum sağlıyorsunuz. Ha eğer konsersiz yapamam, iyi resim sergileri olmazsa kendimi kötü hissederim diyorsanız o zaman burası size göre değil demektir.

Kendi kendinizle iyi geçiniyorsanız yaşadığınız yerde mutlu olursunuz
Evde olduğum geceler müzikli gecelerim...

Elde kitap varken kafayı çevirince yeşil görmek insana iyi geliyor


Eğer buraya yerleştikten sonra da kentli alışkanlığınızla marketten alışveriş yapacaksanız, bu renk yumurta yemeniz hayal olur. Burada hayatın lezzetini pazar alışverişi sağlıyor
Bu yıl da mandalinaya para vermedik. Bahçeler sağolsun

Burayı her an hissetmeli...
Yeme alışkanlığınız buraya uyum sağlamalı. Buranın toprağından beslenerek burayla aranızda güzel bir bağ kurabilirsiniz...

Bunun gibi başka bir çok konu daha var ki bunları iyi düşünmeden, gelmek için harekete geçmemek gerekiyor. Kuşkusuz iş meselesi bunların en önemlisi. Çok net ve direkt olarak söylemek istiyorum, canınızı sıkacak, moralinizi bozacak belki ama burada iş yok. Hele kışın... İkibin lira burada çok çok iyi maaş. İstanbul maaşlarını unutun. Buna karşılık emlak fiyatları İstanbul’u yakalamaya başladı. Yani burada hayat eskisi gibi değil, belirgin bir şekilde zorlaştı. Bodrum’a kapağı atayım nasıl olsa bir iş bulurum diye gelenlerin tamamını hayal kırıklığı bekliyor olacak, benden söylemesi. Yazın mevsimlik iş bulanlar şanslı sayılır.

Eğer evinizden veya küçük bir ofis tutarak iş yerinizden bilgisayar başında işinizi yapıp hayatınızı kazanabiliyorsanız lafım yok. Gelirken cebinizde paranızın olmasının eskisi kadar önemi yok çünkü ne iş yapacağınızı bilmezseniz o parayı bitirirsiniz. İnanın Bodrum’da para bitirmek çok kolay. Anlamazsınız bile.

Bazen mesai evde kahvaltı ederken başlayabiliyor.
İşinizi evden yapabiliyorsanız o zaman yerleşme konusunda işiniz daha kolaylaşıyor 
Mesela benim burada küçük bir ofisim var ve sadece İstanbul'a iş yapıyorum. Bodrum'dan hiç müşterim yok. Bazı meslekler için mekanın nerede olduğunun önemi kalmadı
Gelip de dönenleri gördükçe bunları yazmak istiyordum. Kendi çevremde de şahit olduğum gibi gördüklerim, duyduklarım da var. Gelenler arttığı gibi hüsran ile geri dönenler de arttı.

Benim yakında altı yılım dolacak. İstanbul’dayken her yıl en az iki kere yurt dışına çıkardım. Burada altı yılda iki kere çıktım. Burada kendimi iyi hissediyorum. Şimdi şimdi artık çok ara verdim bir yerlere gideyim demeye başladım. Bunun sebebi buradan bıkmak değil. Belki bir ölçüde artık alışmak olabilir. Ama asıl neden gidip ne olup bitiyor bakmak istemem.

Burada yaşamaya başlayınca kendi İstanbul’umu buraya getirmedim, burada kendime yeni bir hayat tarzı oluşturdum. Tersi bence burada yaşamak için uygun bir yöntem değil. İlk yılın heyecanı geçince bazı gerçekler dank etmeye başlıyor ve insanlar mutsuz oluyorlar. Mızmızlanmalar, İstanbul’u özlemeler, ayda birken iki, derken üç defa İstanbul’a gitmeler filan... Bunları çevremde gördüm onun için böyle konuşuyorum. Arafta kalmak en kötüsü bence. Altı ay Bodrum altı ay istanbul’da yaşarım diyenlere bir sözüm yok ama. Bu da bir tercih ve bu tarz yaşayanlar kışın gittikleri için zaten sakinliği yaşamak isteyen benim gibiler için bir problem yok. Yazın hengamesinde kim kime dum duma durumu var, işin yaz kısmını es geçiyorum. Yaz hayatı buranın gerçeği. Sonuçta tatil yerinde yaşıyorum ne olacaktı ki?


Burada bir bahçemin olması, az da olsa toprakla ilgilenmem beni değiştirdi. Hissediyorum

Her an Bodrum'da olduğumu hissetmek...
Geçenlerde bir sabah bahçemin yeni misafirleri olan üç tavukla bir horoza yemlerini verirken aklıma geldi; Birisi bana bundan on yıl önce, mesela iş çıkışı Kanyon’da oturup bir şeyler içerken deseydi ki “Bodrum’a yerleşeceksin ve her sabah ilk işin tavuklara yem vermek olacak”, hadi canım derdim muhtemelen. Hayatı değiştirmekten kastım bu gibi şeyler.

Sabahları folluktan yumurta almanın verdiği duygu marketten almanın yanında o kadar farklı ki
Bu konu daha çok laf kaldırır, arada sırada yine aklıma gelenleri yazarım. Şimdilik şöyle bağlıyayım isterseniz; Eğer Bodrum’da –ya da başka bir sakin yerde- yaşamayı hayal edenlerin çok ama çok iyi düşünmesi, mutlaka sezon dışında gidip gelip orayı tanıması, araştırması, incelemesi, değerlendirmesi gerek. Hayallerinizi kırmayın. Elinizdekinden de olmayın.

Kışın sadece bizim dostlarımızın olduğu çok özel mekanlarımız var ve orada sohbet edip gülmek buranın bir nimeti

İşte kışın buranın tadını çıkaran birleri daha...
Son olarak burayı küçük İstanbul yapmak için gelenlere de, gelmeyin kardeşim diyeyim... İstanbul kafasıyla işletme açıp o anlayışla iş yapmaya kalkışmayın. Kendi çıkarınız için buranın değerleriyle oynamayın. Burayı daha fazla zorlamayın. Ya da zorlayın, paranızı batırıp dönün, para sizin ne de olsa.


Dediğim gibi konu geniş, ilk fırsatta devam ederiz. Herkesin hak ettiği yerde, hak ettiği mutlu hayatı yakalaması dileğiyle...

Söylemeyi unuttum. Yukarıdaki fotoğrafların tümü son bir ayda çekildi. Yani kışın Bodrumlu hayatımı yansıtıyorlar.

9 yorum:

  1. Yazınızı keyifle okudum.Doğru noktalara dikkat çekmişsiniz.
    Kaleminize sağlık.
    Bodrum'a yerleşmeyi düşünen ben,amacım orada şu an yaşadığım hayatı devam ettirmek değil uzun süre kafamda düşlediğim sakin,doğal,bir hayatı yaşamak olacaktır.Ama doğal mı bilemiyorum içimde her zaman bir endişe var.Onu da insanın kendine yeni bir hayat kurmasına bağlıyorum.
    İyi günler dileklerimle.

    YanıtlaSil
  2. Ders niteliğinde samimi bir yazı olmuş, elinize sağlık.. Ama tespitlerinize bakılırsa Bodrum'u da yavaş yavaş elbirliğiyle bozmaya başlamışız, bu da üzücü...Ne kadar uyar bilemem ama bana Oktay Akbal'ın "... önce ekmekler bozuldu, sonra her şey.." dizelerini hatırlattı... Dostçakalın.

    YanıtlaSil
  3. Şu cümle duygularıma tercüman oldu: "Burada yaşamaya başlayınca kendi İstanbul’umu buraya getirmedim, burada kendime yeni bir hayat tarzı oluşturdum." Kesinlikle katılıyorum aksini isteyenler gelmesin. Ne onlar mutlu olurlar ne de getirdikleri İstanbul bizi mutlu eder.

    YanıtlaSil
  4. Biz 2 yıldır Bodrum'dayız. 2. çocuğumuz burda doğdu. Genel olarak memnunuz. Büyük şehir yorgunu her insanın kafasının bir köşesinde yer alan ''güneyde bir sahil kasabasına yerleşmek'' hayalini gerçekleştirmiş epey insan yanıyorum, kreşten dolayı. Mutsuz olana rastlamadım henüz.
    Sizi zevkle okuyorum Serdar Bey. Bodrum'u size sevdiren en önemli etkenin o ''özel arkadaş grubu'' nuz olduğunu düşünüyor ve çok kıskanıyorum .

    YanıtlaSil

  5. Elinize sağlıkk
    Okuyup okuyup kahroluyorum, şimdilikk :)
    Azz kaldı :)

    Selamlarr, saygılarrr ...

    Koray ...

    YanıtlaSil
  6. Merhaba Serdar bey,özel ilgi alanım olan Bodrum ve çevresine ait yazılarınızı zevkle okuyorum,
    2015 yılında daha çok sağlık , keyifli anılar , bizlerle paylaşacağınız güzel fotograflar diliyorum....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Ben de size mutlu, sağlıklı bir 2015 diliyorum.

      Sil
  7. Kaleminize yüreginize saglik Serdar bey. Karli bir Almanya gününde ilik bir Bodrum yazisi okumak zevk veriyor. Selamlar ve saglikli yillar.

    YanıtlaSil
  8. merhaba,
    bütün yazılarınızı fenomen olarak takip ediyor ve sizin izinizden gidip yeni hayatımı hazırlamaya çalışan ben işallah birgün sizingibi gerçek mutluluk ve huzur olan bodruma kafamda hiç bi İstanbul yada başkayer kalmadan yerleşmek umudumla 2014 iyi idi 2015 size ve bizlere daha çok huzur mutluluk getirmesi dileğimle .

    YanıtlaSil