31 Ocak 2015 Cumartesi

"Oh hayat size güzel"...

Dün bizim Ahmet Coka ilk taşındığımda benim de çok karşılaştığım bir durumu tvitırda yazınca, ben de ne zamandır aklımdaki şu konuyu artık yazayım dedim.

Konumuz “hayat bize güzel”...

Bodrum’a taşındığımdan bu yana bu lafı çok duydum. Sonra zamanla bunun yanına başka laflar da eklendi. Ve hepsinin altında başka anlamlar yatıyor, biraz bundan söz edeyim istiyorum.

“Oh hayat sana güzel”ciler.
Ben temelli Bodrum’a gidiyorum dediğim zaman çevremdeki bütün arkadaşlarım iyi edersin dediler. Dur ne yapıyorsun, saçmalama diyenler olduysa da hem sayıca azdılar hem onlar sıkı dostlarım değildi. Bunları söyleyenlerin temel argümanı sen şehirde doğup büyüdün, şehir adamısın, İstanbul’u doya doya yaşıyorsun orada sıkılırsın idi. İşin öyle olmadığını, artık şehirden sıkıldığımı, İstanbul’da yaşamaktan mutsuz olduğumu anlatmaya çok da çaba göstermedim. Bir kulağımdan girip diğerinden çıktı o laflar.

İstanbul'daki hayatımda fark etmediğim güzelliklerle burada iç içe yaşamak güzel...
Valla biz Bodrum'da yaşayanlar genellikle rakı masasında oluruz
Hayattan tad alanlarlar burada birbirini buluyor, hiç zor değil


Yaz sabahları bu suya girince insan kendini kötü hissedebilir mi? 
 Gelgelelim bir zaman sonra o lafları edenler buradan iyi haberlerimi alınca, burada keyfimin yerinde olduğunu görünce “Oh hayat sana güzel” demeye başladılar. Son üç-dört yıldır bu blog, Twitter ve Instagram kanalıyla yazdıklarımla ve çektiğim fotoğraflarla çok daha fazla insanla iletişim kurmaya başladım. Haliyle olumlunun yanında aldığım olumsuz tepkiler de arttı. O hayat sana güzelciler aslında içten içe “niye bu hayat sana güzel, bize niye güzel değil” demeye getiriyorlar ama bunu yekten açık edemiyorlar. Önceleri cevap yazıyordum, anlatmaya çalışıyordum artık cevap yazmıyorum. Evet bana güzel, keşke size de güzel olsa deyip geçiştiriyorum. Cevap vermemin bir manası yok, çünkü asıl dertleri başka.

Hem hiç bir şeyden vazgeçmeyeceksin, hiç risk almayacaksın, hayatında yaptığın yanlışlıklarla beraber yaşamayı sürdüreceksin, hem sonra hayat sana güzel diyeceksin. E tabii bana güzel olacak, şu halinle sana güzel olacak hali yok ki.

“Git, baktın olmadı nasıl olsa dönersin”ciler.
Bu modellerin kafaları şöyle çalışıyor; Sen bi git, nasıl olsa yapamayacaksın, ardına baka baka döneceksin. Eğer bu dedikleri olsaydı da dönseydim çok mutlu olacaklardı. Çünkü onlar cesaret edemediler. Birisi çıktı cesaret edip gitti ve döndü. Eh bak gördün mü, gitmek mümkün değil. İyisi mi ben yine bir kredi çekeyim, bir şeyler alayım, burada mutluymuşum gibi yaşıyayım. Zihnin arka planında bu yatıyor. Yani başta sözüm ona, gidecek olanı cesaretlendiriyormuş gibi yapıp, kendini kandırıp hasetinin su yüzüne çıkmasını engelliyor.

Bizde durum budur...
İyi ve lezzetli şeyler yemenin de mutlulukla ilgisi var

Bu manzaraya kayıtsız kalınır mı?
Neresi olursa "Olsun" Bodrum'da içilir arkadaş... 

 “Neyin kafasını yaşıyorsun”cular.
Bunlar en berbat kesim. O kadarına kıskançlık duyuyorlar, o kadarına mutsuzlar ki etraflarında mutlu, hayatını arzu ettiği biçimde yaşamaya çabalayan insana tahammülleri yok. Geçenlerde karşılaştığım bir durumu aktarayım, ne demek istediğimi daha iyi anlatmış olurum. Bodrum’da arkadaşlarım yeni bir mekan açacaklardı. Adı Hanende Mey olan bir meyhane. Ben de açılmadan önceki gün ziyaretlerine gitmiştim, oradan çektiğim bir iki fotoğrafı tvitır hesabımda paylaştım. Beni yıllardır takip eden kadının biri –artık bana ne kadar hınç ve kin biriktirmişse- “Türkiye’de çocuklar ölüyorken siz Bodrum’lular neyin kafasını yaşıyorsunuz? diye yazdı. Ben de dalga geçip “Olur söyliyeyim de mekanı açmasınlar” dedim. Daha kızdı. Başladı söylenmeye. Biz Bodrum’da uzayda yaşıyormuşuz, Türkiye’nin halini hiç bilmiyormuşuz da bla bla bla... Ben de dedim ki “Valla Türkiye’nin bu halinden AKP sorumlu. Biz burada AKP’ye oy vermiyoruz. %9 oy alıyor. Siz de İstanbullular olarak vermeyin iş hallolsun”. Neyse uzatmayayım, bu minval üzre saçmalamalarının dozu arttıkça, işin içine yalan ve bilgisizlik girmiş laflar edince ben de blokladım gitti. Bunları hayatımızdan çıkarıp buraya gelmişim, tadımı kaçırmalarına izin vermem. Sonra bunları yazan kadını tanıyan bir arkadaşım o kişinin gazeteci olduğunu söyledi. Kim buna iş verir ki dedim, Sabah’ta ekonomi servisinde çalışıyordu deyince tamam dedim, şimdi oldu.

Aktardığım bu örnek bu tip insanları iyi anlatıyor. Hayatları berbat, mutsuz insanlar. Ya kötü bir evliliği var ama bitiremiyor, o hayatı sürdürmek zorunda. Ya işi kötü. Ya hepsi birden kötü gidiyor. Ya da sadece hayatı sevmiyor ve sevenlere tahümmülleri yok. İçlerindeki nefreti böyle durumlarda tutamıyorlar kusuveriyorlar. Bunu da “ben ülke meseleleri ile ilgiliyim siz orada rakı, seyahat muhabbeti yapıyorsunuz, ne duyarsızsınız” diye savunuyorlar. Çünkü kendilerini bir şeye inandırmak zorundalar, duyarlı vatandaşı oynuyorlar. Hayatım berbat, ben de berbat biriyim diyemezler ki.

Asıl hayat Yalıkavaklı Neriman'a güzel


Değmesin...



“Hah bak işte demedim mi”ciler.
Bu tipler de kazara Bodrum ile ilgili bir konudan veya buradaki hayatın akışı ile bir meseleden dolayı şikayet etsen hemen atlayanlar. Şuraya geleli altı yıl oldu, yazın kalabalığı dışında hiç şikayet etmedim. Ama bir gün “bu yağmur da fazla oldu” veya “lodos yettin gari” diye yazsam anında cevabı yapıştıracaklar. “Ne oldu, hani hayat güzeldi?” diyecekler ve bundan çok mutlu olacaklar. Çünkü aynı konuya geliyoruz; akıllarından, ben yapamadım o yaptı ve hayatı iyi gidiyor, bir şeylerden şikayet etse de mutsuz olsa gibisinden düşünceler geçiyor.

Bir de “ne şanlısın”cılar var ama o konuda daha önce yazmıştım, tekrar etmiyeyim. O yazının linki şu; http://bodrumluhayat.blogspot.com.tr/2014/09/bodruma-yerlesmek-uzerine-sans-bunun.html Örnekleri çoğaltabilirim ancak derdimi anlatabildim sanıyorum. Bundan sonra da bunlara benzer laflar gelecek. Çünkü şehirlerde insanların mutsuzlukları artıyor, saracak yer arıyorlar. Bu yazıyı biraz da şunun için yazdım, bana laf edenlere cevap olarak bu yazının linkini yollayacağım. Okusunlar, belki kendilerini görürler.

Pazarda birden karşına nergiz çıkar, iyi hissedersin
Dün akşam... Tam da bu konuları konuştuk
Bu sabah limon ağacımın tomurcuklarını gördüm
Tilkişenli, çökelekli taze yumurta yiyen mutsuz olmaz... Olmamalı
Buraya yerleşenler içinde pişman olan, dönen vardır herhalde. Henüz öyle birini tanımadım ama olmaması mümkün değil. Ben ve dost çevrem burada olmaktan, burada yaşamaktan mutluyuz. Şikayetimiz yok. İyi zaman geçiriyoruz, burayı ve buranın nimetlerini seviyoruz, şükrediyoruz.


Uzun lafın kısası, biz iyiyiz, siz de iyi olun. Yani hayat bize güzel...

19 yorum:

  1. Çok beğendim bu yazıyı, anlayan anlamayana anlatsın diye paylaşacağımdır. Olsun hayat bize güzel be yaa. (Esas cidden en çok da Neriman'a güzel ya:) Daha da güzel olsun Serdar'cım, keşke herkes senin gibi güzel yaşamayı becerse, dünya daha güzel olurdu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep beraber "hayat bize güzel" olsun Lale...

      Sil
  2. "kendini kandırıp hasetinin su yüzüne çıkması" hahahaha hahahaha bayıldım.Yazının bütününü keyifle okudum.
    Dün Adana'ya gelmek üzere havaalanına giderken ki çektiğim/trafik eziyetini veya yaşam içerisinde trafikte geçen zamanı yaşamak istemiyorum artık.Şuradan kurtulmayı bir an önce istiyorum.
    "Orada yapabilecek misin?deyip tersi olmasını temenni eden insanların bir derdi de size gelip tatil yapmak ve onlara Bodrum'un güzelliğini göstermeniz.İçimden "olur canım" diyorum.Bilmiyorlar ki Bodrum'a başkaları için değil de kendim için gittiğimi.
    İlk çiçekli fotoğraf ve kalenin olduğu fotoğraf içimi eritti.Ne kadar güzel.
    Yazı gibi fotoğraflar da birbirinden güzel.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. Yaşamdan keyif almak bir sanat. Tıpkı resim yapmak, şiir yazmak gibi yetenek gerektiriyor. Öğrenilebilir de, geliştirilebilir de bu yetenek.
    Blogunuz da bu konuda bir hayli yardımcı.

    YanıtlaSil
  4. Hayallerimizi süslüyorsunuz, yaşantınızla. Birgün bizlerinde olmayı planladığı yerdesiniz elbet olacaktır bunlar.
    Keyfiniz daim olsun.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  5. yapacaktım ben de bir yorum, unuttum serdar abi. ilk instagram'da görüne aklıma başlıktan çağrışımla schopenhauer'in "hayat hiçbir zaman güzel değildir, güzel olan, hayat üzerine yapılmış betimlemelerdir sadece" minvalindeki sözü geldi. daha sonra da, 'almanlıktan aldığım keyif' içerikli karikatürlerden esinlenerek alman jargonunda önemli bir yer edinmiş schadenfreude kelimesini hatırladım. başkasının keyfini kıskananlar, başkalarının keyifsizliğinden keyif çıkartmayı huy edinmiş durumda ne yazık ki. mevzu çok uzun. saatlerce üzerine konuşulur. doğum, güneşli coğrafya, kişinin gelişimi, eğitim ve iş ile alakalı kıyı kesim üzerine hem de çok konuşulur. fethiye'den çok selamlar, keyfin daim olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunları Girida'da uzun uzun konuşmak üzere... Hoş biz bizi anlıyoruz da anlamayanlara anlatmalı mı ondan da emin değilim. Bazen çek kuyruğunu gitsin diyorum doğrusu. Selamlar...

      Sil
  6. Genç ve çocuklu olanlardan dönenler oldu İstanbul'a , benim çevremde. Okul sıkıntıları nedeniyle.
    Hayatta bedelsiz hiç bir şey yok, biz bir haftadır bulaşık makinesi kullanamıyoruz Bitez'de, yağmurdan mı başka bir şeyden mi anlamadık, bulaşıklar bembeyaz kireç kaplı çıkıyor. Elde yıkıyoruz. Çamaşırlarım da eskimiş oluyor birkaç yıkama sonrasında. Ama kuş sesi ile uyuyup uyanıyorum, komşunun terlik tıkırtısı olmadan keyifle içiyorum çayımı şömine başında.

    Hayat size güzelciler ,şu yazımı okursa epey rahatlarlar:
    http://aydinlikyuz.blogspot.com.tr/2015/01/bir-sahil-kasabasina-yerlesmek.html

    Şikayet edecek çok şey bulabilir insan, galiba mesele neyden şikayet edeceğini seçmekte..

    Serdar Bey biz bu otları öğrenemedik daha, onlarla ilgili minik bir yazı hazırlar mısınız, hangi ot nasıl pişeri neyle yenir vs . Sizin resimlerle olunca çok heves uyandırıcı oluyor da:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrusu ot konusunda uzman değilim, kendimce bazı denemeler yapıyorum. İstanbul'daki Cibalikapı Balıkçısı Behzat Şahin'in İş Bankası yayınlarından çıkan bir kitabı var. Profesyonel bir iş. Belki yararı olabilir.

      Sil
  7. Doğru bildiklerinizden şaşmayan tavrınızı, gerektiğinde her daim lafınızı esirgemediğinizi takdir eden takipçilerinizden biriyim. Fotoğraflarınız da çok güzeldi her zamanki gibi. Hayat hem size ve sıkı dostlarınıza hem de Yalıkavak'lı Neriman'a güzel olsun... Sevgi ve selamlarımla...

    YanıtlaSil
  8. Allah kısmet ederse ben de 2020de emekliyim ve de babamın da yaptığı gibi Bodrum'da geçirmek isterim geri kalanı.. kendisi orda vefat etti 10 sene önce.. zoruyla kolayıyla hayat her yerde olabildiğince güzel yaşanabilir yeter ki insanların içi biraz güzel olsun.. yoksa haset her yerde aynı ;) yazılarınızı keyifle okuyorum, ordan bir nefes buraya geldiği için mutlu oluyoruz.. sevgiler selamlar.. Ebru

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Umarın dileğiniz gerçekleşir, burada huzurlu bir emeklilik hayatı sürersiniz. Sevgilerimle...

      Sil
  9. Sağlıkla, keyifle, rakıyla, yazıyla geçsin günler...İlham vermek, umud olmak da çok çok önemli bir haır işi..Kaç mutsuz insana sizin siteyi gösterip, bak istersen hayatını değiştirebilirsin, varsa cesaretin... dedim hatırlamıyorum:) Hep yazın, herşeyi yazın... biz de okuyalım...Sevgiyle...Nilüfer Akyol

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel... Yazdıklarınız bana da iyi geldi, teşekkür ederim.

      Sil
  10. 4 senedir İstanbul'dan kaçma planları yapan 37 yaşında bir adamım. Yüzüm Fethiye ve Bodrum'a dönük. Artıları, eksileri, kirası, ev alması, beldeleri osu busu her şeyi araştırıyorum. Her yıl sezon dışı aylarda, oralar yerlisine kalmışken gelip birkaç gün kalıyorum.

    Yazı harika, büyük bölümüne katılıyorum. Sadece cesaret ve risk bölümüne itirazım var, herkesin aldığı riskin boyutu aynı değil. Cesaret var ama bazıları için ailevi kaygılar ve mesleki durum işi zorlaştırabiliyor. Yine de buna şans demem, en fazla bu kadar uzağı düşünemezken yapılan meslek seçimlerinin getirisi götürüsü olarak yorumlarım.

    Yalan söylemeyeyim, sizi kıskanıyorum. Ama pozitif anlamda kıskanıyorum, gördüklerim itici güç oluyor. Son yorumda dendiği gibi, ilham almak. Bir insanın 'hayatım çok güzel' diyebilmesi harika bir şey ve siz bunu yapabiliyorsunuz.

    Bu planları nispeten erken kurmaya başladım. Benden önce davranıp Ege'ye kaçan birkaç arkadaşım da var, bu da avantaj. Umarım ben de bunu fazla geçe kalmadan en azından sizin yaptığınızdan önce yapabilirim. :)

    Sevgiler, selamlar.

    YanıtlaSil