19 Nisan 2015 Pazar

Bir günlük Datça kaçamağından



Bodrum’da yaşamanın benim açımdan en zevkli ve avantajlı taraflarından biri de bu coğrafyanın en güzel, en baş döndürücü yerlerine aynı mesafede olması. Misal, benim evimden Datça da, Fethiye de, İzmir de aynı mesafede. Bu müthiş özelliği elimden geldiğince, zaman buldukça değerlendirmeye çalışıyorum. Bunun için de genellikle cuma öğleden sonrası ile pazar akşamı arasını kullanıyorum. Ancak bu kışı çok ama çok sert geçirdik burada. Hafta sonu saydığım yerlere gitmek için uygun havayı yakalamak mümkün olmadı. Her hafta sonu fırtına, yağmur darken kışı bitirdik. Geçen yıllara oranla buralara daha az gidebildim.

Baharın kendini hissettirmeye başladığı Nisan ayında bir kaçamak yapıp kendimi Datça’ya attım. Belli güzergahlarda belli yerlerim var, oralarda molayı, yemek yemeyi veya konaklamayı seviyorum. O nedenle de mesela Datça için tuttuğum notlar, yazdığım yazılar eski yazılarla üç aşağı beş yukarı aynı. Aynı şeyleri tekrarlamamak için bu yazıda fotoğraf altlarına yazdığım notlarla yetineceğim. Benzeri rota için önceki yazılara bakabilirsiniz. Blogdaki “Etiketler” bölümündeki Datça, Palamutbükü gibi Datça’ya ait kelimelerin üzerine tıklayarak bu yazılara ulaşabilirsiniz.

Şimdi fotoğraflara bakalım isterseniz…

Sonunda güneşi gördüm ve arabaya atladığım gibi "İstikamet Datça" dedim
Kırmızı ile belirttiğim rotadan gidip yeşil rotadan döndüm. Kırmızı rota Gökova boyunca giden, dar ama manzarası nefis rota. Yol yer yer bozuk. Bu mevsimde çok boş oluyor. Kızılağaç-Akyaka arasında gördüğüm araç sayısı yirmi civarındaydı
Bu fotoğrafı çekerken bulunduğum tepeye, aşağıdaki Etrim mahallesinden tavuk, ve horoz sesleri geldi. Arada adamın birinin hapşırık sesi eşlik etti. Çok yaşa dedim ama sesim aşağıya gitmedi tabii
Yukarı Mazı yolundaki ağacım... Bir önceki yazının sonunda bu ağaçla ilgili üç kare yer alıyor
Bu rotada durup fotoğraf çekmeyi en sevdiğim noktalardan biri burası. Gökova, Datça, Hisarönü ve çok iyi havalarda Simi tepeleri görünüyor
Türkevleri'ne gelirken bu ağacı gördüm ve kayıtsız kalamadım. Bir süre ağacı ve Gökova'yı seyrettim. Çok güzel bir ağaç ve çok güzel bir sahildi. Bu fotoğrafı çektikten üç gün sonra birisi "size göstermek istediğim bir arsa var" dedi. Buluştuk. Tam bu ağacın olduğu yere getirdi beni... Şaşırdım ve bir tuhaf oldum

Kırmızı rotadaki yol bazen bu darlıkta...
Akbük... Bir Gökova cenneti. Yakında müteahhitler ve rantçı iktidarın zihniyeti buraları bitirecek malesef. Biz, bu ülkenin insanları kesinlikle bu coğrafyayı hak etmiyoruz.

Datça girişinde mimozalar karşıladı.
Bodrum'dan direkt Datça/Mesudiye sahilindeki Ovabükü'ne geldim. Bu amca oturmuş rakı içiyordu. Sahilde ben, bu amca ve iki masada sekiz kişi vardı o kadar. Emekliymiş. Karısı evde yemek pişirir, amca yermiş. Arada buraya gelip denizi seyredip iki tek atarmış... O'na "Hayatının CEO'su" lakabını taktım. Çok sevdim


Ovabük sahilinde yürüdüğüm sırada benden başka kimseyi görmüyordum
Gece Datça merkezinde dolunaya göz kırptım
Akşam yemeği ve akşam rakısı için yine dostum Fevzi'nin mekanındaydık. Onun nefis Ege otları beni masada bekliyordu
Semiha Hanım demiş ki; Serdar Bey için farklı, özel bir meze yapayım. İşte bu mürdümüklü pazı sarma o meze ve lezzeti müthişti. İlk lokmada tabağın tamamını yiyebileceğimi anladım
Dostum Fevzi
Fevzi ve Müfide İnselel ile masada

İlerleyen saatlerde Müfide İnselel güzel yorumuyla bize birkaç şarkı çalıp, söyledi

Yeni mahsül çağlalar da masamıza geldi


Poyraz'ın kalamarı
91 yaşındaymış. Atatürk 4 yılda bu ülkeyi kurtardı, 90 yılda batıramadılar dedi. Bunu twitter'da yazdığımda "ömrünü boşa geçirmiş" diye yorum yapan yaratıklar oldu. Bu cinslerle aynı topraklardayız malesef
Dönerken de mimozalar uğurladı
Hava çok netti ve uzakta Rodos görünüyordu
Bu noktayı da blogu eskiden beri takip edenler bilir, geçişlerimde durur şu manzarayı seyrederim. Sağ taraf Akdeniz, sol taraf Gökova yani Ege
Bu tostçuyu bana Fevzi öğretmişti. Artık geçiş saatim uygun bir saat ise -ki genellikle erkense de geçse de uğramaya çalışıyorum- bir tost ve ayran yemeden geçmiyorum. Buğday diyeti yapıyorum, un ve ekmek yemiyorum. Sadece haftada bir tost, onbeş günde bir de simit yiyorum. Ama buradan geçerken diyet dikkate alınmıyor tabii
Eski Akyaka-Marmaris yolu. Şimdi artık dar geldiği için paraleline yeni dört şerit yol yapıldı. Bu yol eski günlerimi hatırlatıyor. Akçapınar tostçusu da tam buranın başlangıcında zaten. Çok güzel bir yol...



8 yorum:

  1. gelecekte bodrumdan taşınmak isteseniz, alternatifleriniz ne olurdu? Datça, Akyaka, Fethiye ve diğer ege lokasyonlarından hangisi 12 ay yaşamak için uygun olur sizce?

    YanıtlaSil
  2. Datça'nın en uygun olabilecek bölgesi veya favoriniz neresi ?

    Selamlar,
    Koray ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşünmedim. Merkez olurdu herhalde.

      Sil
  3. Serdar Bey bodrumdan gunun birinden tasinmaya karar verirseniz neresi olacaktir istikametiniz. Bide genel olarak ege ve akdenizde en begendiginiz tavsiye edebilecgniz sehir merkezleri neresidir. Memuruz ailecek blogunuzu hayranlikla takip ediyoruz. G.dogu dan selamlar . Bize tavsiye edecgniz iller neresi olur yasanacak kaliteli bi sehir olarak

    YanıtlaSil
  4. geçen gün bodruma gördüm hepinizi o kadar havalara ne gerek var ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hay aksi... Size bunu yazdıracak kadar ne yapmış olabiliriz acaba? Üşenmeyip yazmışsınız ama isminizi yazmayı unutmuşsunuz (!) hitap edemedim. Bu yazının sonuna yorum yazıp "hepiniz" demişsiniz. Acaba bir sonraki yazıya mı yazacaktınız diye de düşündüm. Neyse...

      Sil