13 Haziran 2015 Cumartesi

Sigarayı ve İstanbul'u bırakmak üzerine...

Sigarayla vedalaşalı 10 yıl, İstanbul ile vedalaşalı ise yedi yıl oldu. İkisini bir arada anmak nereden aklına geldi derseniz, geçen gün okuduğum bir yazı hatırlattı. Sigarayı bırakmak için çabalarken bu yazının olumlu etkisi olmuştu. Sigara içenler söz ettiğim yazıyı muhtemelen biliyorlardır. Hani sigarayı bıraktıktan sonra vücutta başlayan olumlu değişimleri anlatan yazıdan söz ediyorum. Bir anda bu yazı ile İstanbul’u bırakmak arasında bağlantı kurdum. Her ikisini de bırakmak kolay değil. Her ikisinin de yaptığı alışkanlıklar var. Her ikisiyle de yıllarca yaşadıktan sonra vedalaşmak zor. 

Ciğerlere iyot doldukça nefes alma normale döner


Eve giderken İstiklal Caddesi yerine bu yollarda yürünür
Sigarayı bıraktığımda otuz yıldır kendisiyle beraberdim. Yeni Harman, Maltepe, Samsun ile başlayıp Camel ile yıllarca süren beraberliğim kısa Marlboro ile bitti. Bir ara light falan denediysem de ı-ıh, olmamıştı. Arada Gitanes, filtresiz Pall-Mall içmişliğim de vardır. Tabii bulabildiğim zamanlar. Cep telefonunun, bilgisayarın olmadığı, TV’nin tek kanal ve siyah/beyaz olduğu yıllardan söz ediyorum. Ciddi anlamda sigara içerdim. İyi içiciydim. Hakkını verirdim. Sabah aç karnına hariç her zaman içerdim. Bazen 1,5 bazen 2 paketi bulurdum. Hiç bir zaman bir paketin altına inmedim. Neredeyse sigarasız fotoğrafım yoktu. Son on yılda beni tanıyanlar, beni bir türlü elimde sigarayla canlandıramıyorlar. Ben de hatırlamakta zorlanıyorum artık. İstanbul’u bıraktığımda ise 48 yıldır beraberdim. Onaltı yaşımda sigaraya başlayıp 46 yaşında bıraktım. İki sene sonra da İstanbul ile de ayrıldık.









İşten altıda çıkılınca altıyı beş geçe balık tutulur.
Yazıdan hareketle şu İstanbul ile olan vedalaşmayı anlatayım. Ben İstanbul’da doğup, yaşayıp Bodrum’a göçtüm. Siz bunu herhangi bir metropolde yaşayıp “Ege’de bir sahil kasabasına” yerleşmek olarak okuyabilirsiniz. Yalnız işin püf noktası şu ki, yerleşilecek yer illa Ege’de olacak. Çünkü Ege ikliminin insana yaptığı etkiyi, misal Rize’nin yapması mümkün değil.

Sigarayı bıraktıktan 8 saat sonra kandaki oksijen normale dönüyor.

Aynen İstanbul’dan ayrıldıktan 8 saat sonra olduğu gibi. Üstelik İstanbul’u dikiz aynasında son kez görüp rotayı mavi Ege’ye çevirince, kan basıncı da normale gelir.

Sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra karbonmonoksit vücuttan atılmaya başlanır

İstanbul’u bıraktıktan 24 saat sonra da nefes alıp verme rahatlar. Trafik sıkıntısının bünyede yarattığı tahribat azalmaya başlar ve içinizi bir ferahlık kaplar. Egzost gazı vücuttan atılmaya başlanır.

Sigarayı bıraktıktan 48 saat sonra kan nikotinden tamamen temizlenir.

İstanbul’dan ayrıldıktan 48 saat sonra kulaklardaki şehir gürültüsünün bıraktığı iz silinmeye başlar. Beyindeki megakent kütlesi parçalanmaya başlar, şehir sıkıntısı ruhtan tamamen temizlenir.

Sigarayı bıraktıktan bir-iki hafta sonra tat ve koku alma duyuları güçlenir

İstanbul’dan Bodrum’a yerleştikten bir-iki hafta sonra da ağız tadı yerine gelir. İstanbul’da kalamar diye satılanın aslında lastik olduğu farkedilir. “Bıdı Bıdı’nın Yeri"nde ufacık tabağı 25 liraya servis edilen hardal otunun çuvalının 25 lira olduğu öğrenilir, para kokusu alma duyusu güçlenir, sinirden kıpkırmızı olan yüzün rengi kendine gelmeye başlar.


Yer altından gidilen iş hayatının tahribatı ile...
...yer üstünden gidilenin keyfi çok farklı




Sigarayı bıraktıktan üç-dokuz ay sonra öksürükler azalır

İstanbul’u bıraktıktan üç-dokuz ay sonra göğsünüzü bastıran, işe gidip plazada asansör beklemenin yarattığı kronik nefes alma zorlukları ortadan kalkar. Beyin yavaş yavaş yeni sakin hayata uyum sağlamaya başlar.

Sigarayı bıraktıktan bir yıl sonra kalp hastalıkları riski yarı yarıya azalır

İstanbul’dan ayrıldıktan bir yıl sonra ise beyin kanaması riski yarıya iner. İyot kokusu ciğerleri doldurduğundan beyine oksijen gider, kafa çalışmaya başlar, hımbıllık giderek yok olur. Stres biter.

Sigarayı bıraktıktan 15 yıl sonra kalple ilgili hastalık riski sigara içmeyenlerin taşıdığı riskle aynı seviyeye gelir.

İstanbul’dan Ege’ye yerleşen 15 yıl sonra hayata yeni gelmiş, yaşı onbeşlik genç gibi olur. Organları temizlenmiş, zihni berrak, ufku geniş, hayata bağlılığı artmış olur.

Ege coğrafyasının ve ikliminin bünyede yarattığı rahatlamanın etkisiyle hareketler yavaşlar ve aslında olması gereken hıza, yani normale gelir. Trafikte hızlı araba kullanılmaz, korna çalınmaz, hiç bir yere acele gidilmez, yolda hızlı yürünmez. Yakası kalkık polo tişört giyenlerin, kazağı kıçına bağlayanların, yolda hızlı yürüyenlerin, garsona kötü davrananların, içine buz atılmış blush dedikleri sıvıyı içenlerin büyük kentli olduğu hemen anlaşılır. 









Sağlığınıza...
Dün yolda karşılaştığım tekne sahibi bir kaptan arkadaşım; “Abi insanlar benim tekneyle tatile çıkıyorlar, orada bile kavga çıkaracak bir bahane buluyorlar bu nasıl iş yahu?” dedi, bunları hatırladım. Gerginlikten beslenen insanlar burada pek karşımıza çıkmıyorlar neyse ki. Ama arada, çok çok ender de olsa, buralara yaşamaya gelip uyum sağlayamamış, hayatı kötü giden, bunu sosyal medyada ona buna saldırarak bastıranlar yok değil. Onların, kendimizi iyi hissetmemiz için var olduklarını tahmin ediyorum. Ya kafamız öyle çalışsaydı...

İstanbul’u veya büyük şehir hayatını sevebilirsiniz, hiç lafım olmaz. Ama sigarayı bırakın yahu… Sağlığınızı neyle değişebilirsiniz ki? Değerini bilmenizi dilerim.


Sağlığınıza…

4 yorum:

  1. yazınızda sigara ile İstanbul insan üzerinde bıraktığı tahribatı anlatış şekliniz ve bunları resmetmeniz mükemmel olmuş elinize sağlık.....

    YanıtlaSil
  2. harika bir yazı olmuş :) İstanbul kısmı çoktan tamam, sigarayla en kısa sürede vedalaşmak dileğiyle

    YanıtlaSil
  3. Çalıştığım sektör İnşaat sektörü.Stres diz boyu. 35 yaşında sigaraya başlayan birsi olarak nasıl birakacağımı düşünüyorum ciddi ciddi şu anda.

    YanıtlaSil
  4. Merhabalar,
    İstanbul'dan gelip bodrum'a yerleşmeniz bana umut oldu :) Bodrumu pek bilmem ama evleneceğim adamın memleketi ve benim'de yeni yaşam yerim.Bir yönden de istanbulun bunaltıcı kalabalığından kaçış noktam ve yeni bir yer keşfetmem.
    Resimleriniz, bakış açınız hepsi çok hoşuma gitti.Şimdiden heveslendim ve İstanbulun o kalabalında yaşamı kaçırılan yönlerinden ise sizin dolu dolu yaşadığınızı görmek çok iyi geldi.Yazılarınızın devamını heyecanla bekliyorum teşekkürler:)

    YanıtlaSil