16 Temmuz 2015 Perşembe

Hafta sonu için Çökertme'ye...

Geçenlerde de yazmıştım, bir yerde uzun süre durmaktansa arada kısa da olsa kaçamak yapmayı seviyorum. Bodrum’da yaşayınca insan tatil yapmazmış gibi düşünülüyor ama öyle değil tabii. Bir İstanbul yaşayanıyla aynı şartlarda çalışmadığımız çok açık. Aynı şartlarda yaşamadığımız da çok net. Ama ne olursa olsun, nerede olursa olsun iş yapıyor olmanın ortak  paydaları var, biz de payımıza düşeni alıyoruz. Evet bazen iş ile ilgili sinirlenecek bir konu ile karşılaşıyoruz. Neyse ki kafayı kaldırınca Kos ile göz göze gelince sıkıntıyı atmak daha kolay oluyor, bunu yadsımıyorum. Ama işte arada kaçamak bünyeye iyi geliyor. Üstelik bu coğrafyada gezinmeyi seven biri için buralar nimet olunca, cuma-pazar kaçamakları tadından yenmiyor. Arkadaşım Gülüşan doğum gününü bizlerle kutlamak için İstanbul’dan gelmişti. Bunu fırsat bilip geçtiğimiz cumartesi-pazar gününü de böyle değerlendirelim dedik ve Çökertme’ye gittik. Mayıs ayının başında yine Çökertme’deydik, orayı seviyorum, yaz kalabalığı basmadan tekrarlayalım istedik. Sonra Eylül ayının ikinci yarısına kadar oralar da kalabalık oluyor, tadı yok. Tabii eskiden böyle şeyleri bilmezdim. Ben de yazın Bodrum’a  gelirdim, kalabalığın içine düşerdim. Ağustos ayında bunalırdım ama Haziran, Temmuz ayları sakin gelirdi. Buraya yerleşince, Mayıs, Ekim aylarının tadına varınca iş değişti.

Çökertme'ye giderken bir ara yoldan ayrılıp Orak adasının karşısındaki koya indik
 Koyda tahta bir iskele var. İskelede de Memduh Kaptan'ın teknesi bağlı. Kaptanla burada bir akşam rakı balık yapalım konusunu konuşurken...
Koyda tesis falan yok. Güneşten korunmak için bir çardak var, onu da kooperatif yapmış. Şimdilik tek tesis bu. Yeşile, doğaya düşman olanlar iktidardan gitmezse, üç beş yıla buralar da biter, yandaş birilerine kapattırılır.



Bu blogda Çökertme konusunda birkaç yazı var, tekrar aynı şeyleri yazmak istemem. (http://bodrumluhayat.blogspot.com.tr/2012/05/bodrumdan-gokovaya-giderken-cokertme.html  ve  http://bodrumluhayat.blogspot.com.tr/2013/09/ksack-bir-cokertme-tatili.html ) Bir iki küçük bilgiyle bitireyim. Çökertme Gökova kıyısında Milas’a bağlı bir belde. Yani idari bakımdan Bodrum ile ilgisi yok aslında. Çökertme türküsündeki Çökertme’nin de bu Çökertme ile ilgisi yok. Bunu söylediğimde herkes çok şaşırıyor. Tıpkı ilk öğrendiğimde benim şaşırdığım gibi. Bu türküyle ilgili çeşitli anlatılar var. Ben içlerinden en yaygın bilinenleri yazmıştım. İsteyenler buradan ulaşabilirler; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/02/cokertme-turkusunun-hikayesi-ve-heykeli.html

Bakın karşıda kelleşmiş alanı bir İstanbullu almış. Aldığında böyle değilmiş tabii, inşaat yapmak için ağaçları kesmiş, anlaşılan bir şekilde durdurmuşlar. Bu da başka bir beton kafa anlayışı. Sorsan, inşaat yaparak da koylar korunur derler. 






Her şey rakı içmek için uygun. Ancak yemekler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Ahtapot salatası feci, karides ise kötüydü. Gökova kıyısında böyle bir yerde bu kötü deniz mahsulleri hiç olmuyor. Bu konuda Yunanlı komşular ile aramızda dağlar kadar fark var. Bizde hem kötü hem pahalısıyla karşılaşıyorsun. Bir daha başka yeri deneyeceğim. Odaları iyi, temiz. İki sene önce kaldığımda yemekleri de iyiydi, fakat son iki seferdir ı-ıh, yemekler kötü. Aynı hafta Bodrum'da Berk Balık'ta bir levrek ızgara yemiştik, parmaklarımızı zor kurtardık. Burada yediğimizin pişirmesi falan çok vasattı.

Ama yumurta iyiydi bakın onu söylemeliyim
Bu arada yol müziklerimin bir bölümünü sizler de dinleyin istedim. Aşağıdan dinleyebilirsiniz, beğenirseniz de indirebilirsiniz. Rakı ile iyi gidiyor. Hem dinlerken Gökova’yı, Bodrum’u hissetmenize yardım edebilir.

Yarın bayram, hepinize sağlıklı, mutlu, huzurlu bir bayram diliyorum. Müziklerin de tadını çıkarmanız dileğiyle...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder