Bodrum’da çok coşkulu bir 19 Mayıs kutladık. Buraya yerleşmeden
önce 19 Mayıs, 29 Ekim gibi bayramlar benim için tatil fırsatı yaratan milli
günlerimizdi. Kurban ve şeker bayramları da bunların dini versiyonlarıydı. Son
ikisi benim için yine aynı anlamı taşıyor ama AKP iktidarının bizlerin yaşam
tarzına müdahale etmeye başladığı son üç dört yıldır bu milli bayramların
anlamı değişmeye başladı. Özellikle Bodrum gibi kaç/göç olmayan, halkının kimi
namaza giderken kiminin meyhaneye gittiği, kimsenin kimseye karışmadığı
beldelerde, iktidardaki zihniyetin asla aklının eremeyeceği iyi ve doğru bir
hayat sürmekte. Biz Bodrum’da böyle yaşıyoruz. Ama son dönemlerde bu hayat
tarzı hepinizin bildiği gibi gittikçe diktatörleşen başbakanın kimliğine
uymadığı için orasından burasından kurcalamaya, rahatsız etmeye başladı. Bu da
bizi rahatsız ediyor tabii. Benim kuşağım Atatürk sevgisiyle büyüdü. Bunda
acayip bir yan yok. Derken iktidardaki zihniyetin bir türlü içine sindiremediği
Atatürk’ü sevmenin geri kafalılık, statükoculuk olduğu işlenmeye başladı. Ve
bir takım güya demokrat ve liberal kalem erbabı da bunu destekler tavır alınca
Atatürk sevgisi tu kaka edilmeye başladı. Atatürk’ü sevmek, ona teşekkür borçlu
olduğumuzu hatırlamak için böyle milli günler birer fırsat. Bu arada Atatürk
sevgisi ile Kemalizmi birbirine karıştırmıyorum. İkincisinin sorunlu olduğu
yönleri biliyoruz. Ve günümüz koşullarından 80 yıl öncesini değerlendirmek ne
kadar anlamlı bu da tartışılır. Veya benim açımdan tek parti döneminin baskıcı
yönetiminin Atatürk’ü sevmemle ilgisi yok. Atatürk bir sembol. Bağımsız ve modern
Türkiye’nin, laik Türkiye’nin sembolü ve ben bu değerlere sıkı sıkıya bağlıyım.
Ayrıca kişisel olarak dinle hiç ilgim yok o başka. Hayatımda camiye gitmedim,
namaz kılmadım, dua bilmem. İnancı olanla da ilgim yok. Çünkü herkesin inancı
kendine göre, hangisi ona iyi geliyorsa o yönde yaşar. Kimi camide huzur bulur kimi meyhanede neşelenerek hayat sevincini yakalar. Ama sen benim meyhaneme
karışmaya kalkarsan işte orada dur deme hakkım var.
 |
| Akson Mehmet'in teknesi Aksona |
 |
| Marina çarşısı |
 |
| Bodrum Vosvos kulübü geçerken |
 |
| Akut da katıldı |
 |
| Belediye meydanı |
 |
| Sabah tören yapılan anıt önünde tabii ki AKP çelengi yoktu. Olmasın da |
Bu girişi yapma nedenim, dün 19 Mayıs halk yürüyüşüne neden
katıldığımı açıklamak için. Biz Bodrum’da Atatürk’ü sevdiğimizi söylemekten ne
utanıyoruz ne çekiniyoruz. Bu düşünceye sahip insanlarla aynı beldede
yaşamaktan çok gurur duyduğumu da söyliyeyim. Dün akşamki halk yürüyüşünde
meyhanede servis yapan garsondan, başı bağlı yaşlı kadına, minicik çocuklardan
esnafa, el ele tutuşan yaşlı çiftten yine el ele yürüyen gencecik sevgililere kadar
gerçekten her yaş ve sınıftan insan yürüdü. Beni de binlerce kişiyi de kimse
zorla yürütmedi. Sahip olduğumuz değerlerin elimizden alınması çabalarına karşı
biz buradayız demek için yürüdük. İktidardaki zevata bu memleket babanızın malı
değil demek için oradaydık. Bu memlekette yaşabilmemiz için ölen ecdada saygımızı
sembolize etmek için meydanda çıt çıkarmadan saygı duruşunda bulunduk. Bunlar
demode şeyler değil. Eğer öyle olsaydı dün yürüyenlerin yaş ortalaması 25-30
arası olmazdı. Bunu çok önemsiyorum.
 |
| Bodrum Beşiktaşlılar Derneği ekibi |
 |
| Önde yürüyen okulumuzun bando takımı |
 |
| Her sene yürüyüş için toplanma yeri marinanın önü oluyor |
 |
| Bodrum'lu gazi çocukları, torunları |
 |
| Belediye fener alayı için meşale dağıttı |
 |
| Gemibaşı'nın önü |
 |
| Bence her şeyi çok iyi anlatan en önemli kare... Yürüyüşe katılan yaşlı çift, solda ise genç sevgililer |
Bodrum’un aydınlık yüzlü, gülen, hayattan zevk alan halkıyla hep
birlikte bir aktivitede bulunmak beni buraya biraz daha bağlıyor. Nasıl
İstanbul’un yeni halkından hoşlanmıyorsam, onlarla birlikte aynı kentte
yaşamaktan kelimenin tam anlamıyla nefret ediyorsam, o güzelim şehri
katlettikleri için kızgınsam, burada da tam tersi duygular yaşıyorum. Akşamları
iki kaden rakı içip sohbet ettiğimiz Gemibaşı’nın sahipleri Hüseyin ve Evren kardeşlerin mekanın önünde fişek yakmaları, Küba Bar’ın biz önünden geçerken müzik
tesisatını caddeye çevirip Onuncu yıl marşını çalması, Helva’dan, Sünger
Pizza’dan insanların ayağa kalkıp alkış tutması. Bunlar bizim değerlerimize
sahip çıkmanın hoşlukları. Başka yerlerde yürüyüş yasaklayan zabıtaların tam
aksine Bodrum’da belediye meşale dağıttı. Bu arada dün akşamki coşkuları için
Bodrum Beşiktaşlılar Derneğinin yöneticilerini tanısam ayrıca kutlamak
isterdim. Ellerinde baskı yapılmış, fotobloklara yapıştırılmış pankartları, bir
örnek tişörtleriyle çok sempati topladılar. Ne Fenerbahçe’den ne
Galatasaray’dan böyle bir katılım olmadı. Önceden de yoktu, dün de olmadı. Ama
Beşiktaşlılar her milli bayramda hem anıta çelenk koyma töreninde bulunurlar
hem halk yürüyüşünde en önde olurlar. Dün CHP ve AKUT de yürüyüşteydi. Sağolsun
CHP ilçe teşkilatı son anda kartonlara kötü el yazısıyla birşeyler karalamışlar
ama vardılar ya bu önemli. Bu değerlere en çok onların sahip çıkmaları gerek.
 |
| CHP gençleri |
 |
| Küba Bar'ın önünden geçerken |
 |
| Helva'nın önü |
 |
| Fink'in önü |
 |
| Meydanda biten yürüyüş |
 |
| Ve çocuklar... |
Hayatımda hiç bir milli bayramda yürüyüşe katılmadım. Dedim ya; bu
bayramlar tatil için iyi bir fırsat olurdu bir yerlere kaçardık. Son iki yıldır
Bodrum’da halk yürüyüşüne katılmak hem moral veriyor hem umut.
Biz Atatürk’ü sevdiğimizi söylemekten gocunmuyoruz. Bodrum’da Atatürk
hala seviliyor. Bunun olumsuz anlamda, yani tutucu ulusalcılıkla, tek parti
özlemiyle filan hiç ilgisi yok. Hem zaten asıl şimdi tek adam ve tek parti
diktasını yaşamıyor muyuz?
Burası modern yaşam tarzının sembolü. O yüzden Bodrum’u korumak
durumundayız. Tabii ki koruyacağız da.
 |
| Meydandan sonra çarşı içinden Bodrum'a dağıldık |
 |
| Kimimiz sahilde yemeğe oturdu... |
 |
Ben de Berk'e gidip kadehimi kaldırdım
|