Yayınlar

Öne Çıkan

Datça'ya baharı getiren badem çiçeklerinin ardından.

Resim
Şimdi saydım. Datça’ya tam 41 kez arabayla, 7 kez de tekneyle gitmişim. Bunlardan sadece 4 tanesi yaz aylarında gerçekleşmiş. Geriye kalan 44 gidiş ise ya bahar ya kış aylarında olmuş. Hep dediğim gibi, buraların tadı bu aylarda çıkar. Eğer amacınız deniz, güneş, kalabalık eğlencelerse bu dediğim size göre değil tabii.  2013 yılının Şubat ayında tek başıma Datça’ya gitmiş, dostum Fevzi kışın kapalı olan mekanını açmış, gece boyu şahane sohbet eşliğinde güzel rakı içmiştik. Ertesi gün dedi ki, seni biraz yarımadada gezdireyim. O güne kadar ben de herkes gibi bükleri biliyordum, bir de Knidos’a gitmişliğim vardı o kadar. Fevzi’nin rehberliğinde, bir yandan Yunan müzikleri dinleyerek, bir yandan da sohbet ederek hiç bilmediğim köylerin içinden geçtik, tepelere tırmandık, sahillere indik. O gün Datça’yı farklı sevdim. Yazı’dan Palamutbükü’ne inerken bir yerde durup, çiçek açmış badem ağaçlarını seyre daldık. Hayatımda ilk defa o gün bu kadar çok çiçek açmış badem ağacını bir arada gördüm.