Kayıtlar

yaz etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bu yaz neler dinledim?

Resim
Yaz bitti. Bodrum’un en güzel zamanı başladı. Eylül ayının ilk günü bir el klimanın ayarını değiştiriyor ve müthiş bir ayar çekiyor. Gündüz bunaltmayan sıcaklar, geceleri üşütmeyen serinlikler. İnsan daha ne ister? Deniz çarşaf gibi ve ısısı mükemmel. Denizden çıkınca güneşte durma isteği başladı. Yazın gölgeye kaçardık, şimdi güneşin ısıtması iyi geliyor. Ev eylül havasına büründü. Gölge verandada artık daha uzun kalıyor Sabah denizde sadece bizim çevrede oturanlar oluyor Güneş şahane batıyor Akşam erken kararmaya başlıyor Biraz önce bu yaz en çok hangi parçaları dinledim diye düşündüm. Sonra bunları blogda paylaşayım dedim. Bazı parçalara daha önce başka nedenlerle blogda yer vermiştim ama ne yapayım ki bu yaz da onları çok sık dinledim. Yunan şarkılarını daha çok arabayla Ege’yi turladığım Datça, Marmaris yollarında, evde tatil sabahları ya da akşam evden çıkmadan ilk kadehi bahçede içtiğim zamanlarda dinledim. Caz parçaları ise genellikle bahçede sakin geçirdiğ...

Bodrum'da siesta yaparken...

Resim
Sıcaklar bastırdı burada. İşler şu sıralar izin verdikçe ben de arada siesta kaçamakları yapıyorum. Siesta bence insanlığın en büyük buluşlarından biri. Bizim yaşadığımız bu coğrafyada bir ihtiyaç olduğu da tartışılmaz. İspanyollar, İtalyanlar haklı. Hele karşımızda Yunanlılar siesta yaparken bizim burada yapmamamız hiç hoş değil. Siesta kadrajı... Sıcak geceler... Yalıkavaklı Neriman'ın siestası Dün siesta yaparken dinlediğim bir şarkı bu listeyi hazırlamama yol açtı. Luz Casal’den “Mi sono innamorata di te”... Dışarısı yanarken ve ben hafif hafif içeri giren sıcak rüzgarın etkisiyle mayışmak üzereyken bu şarkı ortama çok uydu. Göz kapaklarım ağırlaşmaya başlarken kendimi bu şarkıya kaptırdım. Sonrasını hatırlamıyorum. Yaz biraz da yaz müzikleri demek değil mi? Yaz müziği denince de aklıma İsveç cazı gelmiyor elbet. Rumca geliyor mesela... Ki böyle bir listeyi geçen hafta paylaştım. Sonra Latin müzikleri geliyor tabii. Biraz İspanya, Endülüs, biraz Güney...

Bodrum'a yaz gelmiş... Dinleyelim.

Resim
Şunun şurasında bir kaç güne kadar yazın ilk ayını bitiriyoruz ama ben burada ancak havaya giriyorum. Burada yaşamaya başlayınca haziran ayının kasım ayından, şubat ayının ağustos ayından çok farkı yok. Yani demem şu ki insanın bir günlük yaşamı var ve hayat akıyor işte. Düzenli denize girmeye başlayalı henüz iki gün oldu mesela. Oysa çok kişi Bodrum’a geldi, tatil yaptı, yüzdü, güneşlendi de döndü bile. Böyle olunca her yılbaşı, yaz başı gibi dönemlerde hazırlayıp blogda yer verdiğim listeyi yapmayı atladım. Hatırlatılınca fark ettim. Şimdi konu yaz olunca önceliği Rumca şarkılar almalı diyorum. Kendimden örnek vereyim; akşama doğru ofiste veya evde Rumca çalmaya başladıysam bunun anlamı, burnuma anason kokuları geliyor demektir. Bazen de bahçede sakin bir akşam geçireceksem ona göre farklı şeyler dinliyorum. O listeyi de yapacağım ama önce Rumcalardan başlayalım. Eski arşivi indirmiş olanlar bu listedeki bazı parçaları biliyoruz diyecekler. Evet doğru. Çünkü bu yeniden, bu yaz i...

Bodrum'da geçirdiğim yaz ayları

Resim
Eylül ayının gelmesiyle sanki birisi düğmeyi çevirdi ve hava değişti. Otuzbir Ağustos gece yarısı rüzgar çıktı, daha da durmadı ve gelen rüzgar Bodrum’a sonbaharı getirdiğini söyledi. Artık Bodrum’un içi akşamları yaz ayları gibi boğucu sıcak değil. Gece cam açık yatıyoruz ama sabaha karşı pikeyi üstüme çekmiş buluyorum kendimi. Yavaştan akşamlar daha erken olmaya başladı. Sabah plajdan ofise yürürken boncuk boncuk alnımda biriken ter artık yok. Plajda çocuk gürültüsü kesildi, çocuklu aileler şehirlerine dönüp kış programına başladılar bile. Şimdi birkaç güne kadar bu deli rüzgar duracak ve mevsim dönümü tamamlanacak. Ondan sonrası ta Kasım ayının ortasına kadar benim için Bodrum’un en güzel dönemi. Rüzgarlar kesilince hava -klişe deyimle- şerbet gibi olacak. Sabahları denize girerken hafif bir üperti hissedeceğim. Denizden çıkarken de dışarısı biraz serin mi ne diye aklımdan geçecek. Plajda benden başka ya bir iki kişi olacak ya da bu sabahki gibi kimse olmayacak. Dört köpek her ...