Kayıtlar

feribot etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bodrum'dan Datça üzerinden Bozburun Yat Kulübüne

Resim
Geçtiğimiz hafta cuma günü kendime tatil verdim ve yine düştük yollara. Şimdi yazacağımı okuyunca kızanlar olabilir ama, ben kışın Bodrum'da yaşadığım için yazın yazlığa Yalıkavak'a gidiyorum. Ara sıra tatil için de Ege'deki civar yerleri geziyorum. Yani Bodrum'un benim için bir tatil beldesi olmasından öte, farklı bir anlamı var. Yaşadığım, çalıştığım yer. Kimi İstanbul'da çalışıp yaşıyor, tatile Bodrum'a geliyor, ben de seçimimi bu şekilde yaptığım ve sürekli Bodrum'da yaşadığım için, tatile Ege'nin diğer köşelerine gidiyorum. Burası Bodrum ve burada yaşamanın nimetlerinden yararlanmak gerek. Kız arkadaşım bir jest yapıp iki geceliğine Bozburun'daki Bozburun Yat Kulübü'nde yer ayırtmıştı. Orayı geçen yıl duymuştum. Adında yat kulübü lafı geçtiği için de bende sadece teknesi olanlara hizmet veren bir yer algısı oluşmuştu. Öyle değilmiş.  Önce biraz Bozburun'dan sözetmek istiyorum. Bozburun adından da anlaşılacağı gibi ağaçsız, boz tepelerle...

"İş"i eğlenceye çevirmek. Marmaris'te toplantı.

Resim
Oniki gün aradan sonra tekrar Datça-Marmaris-Bodrum rotasına girdim. Bu sefer iş için Marmaris’te bir toplantıya gitmem gerekti. Burada yaşamanın bir avantajı da “iş”i bir eğlenceye çevirme konusundaki coğrafi ve beşeri olanaklar. Bir toplantı düşünün; İstanbul’dasınız evden ofisinize birbuçuk saatte gitmişsiniz. Toplantı öğlen ikide. Misal, ofisiniz Maslak’ta ama toplantı yapılacak yer Gebze’de. Ne yaparsınız? Öğlen saat 12’de acıkmamış da olsanız birşeyler yiyip en geç 12:30’da ofisten çıkmanız lazım. Çünkü muhtemelen toplantıya ancak yetişeceksinizdir. Trafikte boğuşup egzos kokularını ciğerlerinize doldurduktan sonra toplantıya yetiştiniz. Camı açılmayan bir plazada ya da bir fabrikada toplantınızı yaptınız. Zaten sabahtan beri koşturmuşsunuz. Mümkün olsa toplantı çıkışı bir kadeh içip rahatlasanız ama yapamazsınız. Yine arabaya binip yine en az birbuçuk saat sonra ofisinize gitmelisiniz. Diyelim saat beş oldu. Bir iki saat daha ofiste kaldınız. Sonra yine trafiğe karışmanız ...

Datça'ya haftasonu kaçamağı ve Fevzi'de yenen ege otları

Resim
Datça'ya ilk gittiğimde galiba 2005 yılının ekim ayıydı. Bozburun'da kalıyordum, günü birlik Datça'yı görmek istemiştim. Merkezde cadde üzerinde açık bir lokantada öğle yemeği yiyip dönmüş, Datça'yı hiç sevmemiştim. O canım sahildeki yapılaşmayı, çirkin binaları görüp üzülmüştüm. 2009 yılının mayıs ayına kadar bir daha gitmedim. Bodrum'a yerleştikten sonra Datça hakkında duyduğum güzel şeyler sonucu Datça'ya bir şans daha vermek istedim. Aldığım tavsiyeler "merkeze hiç girme, direkt koylara git" yönündeydi. Tavsiyeleri dinleyip Hayıtbükü, Ovabük, Palamutbükü ve Knidos'a gitmiş, gerçekten hayran kalmıştık. Özellikle Hayıtbükü eski Assos günlerimi hatırlatmıştı. 80'li yılların Assos'unun sakinliği ve küçüklüğü aynen Hayıtbükü'nde de vardı. Mayıs ayının ılık güneşi altında, bizden başka 10-15 kişinin olduğu sahilde, Ortam Pansiyon'da öğle yemeği yemiştik. Datça ve koyları -yani bükleri- ile ilgili daha sonra yazacağı...