Datça'ya gideyim, Fevzi'de yiyeyim, Palamutbükü'nde denize gireyim dedim.
Bu yaz Datça’ya uzun zaman geçememiş ve ilk kez Eylül ayında ayak basabilmiştim. O yazıyı şöyle bitirmişim; “Önümüzde daha Eylül ayının yarısı ve koca bir sarıyaz var. Datça’ya en az bir iki kez daha geçmek istiyorum, bakalım olabilecek mi?”. Ne mutlu bana ki bu dileğimi gerçekleştirebildim ve iki kez Datça’ya geçebildim. Datça, Bodrum ile birlikte en sevdiğim bölge. Hayatımı Bodrum’da sürdürüyorum ve burası ilk göz ağrım. Ama Datça’nın da yeri ayrı. Hele Mesudiye tarafı her gidişimde içimin kıpır kıpır olduğu bölge. Emekli olsam Mesudiye’de yaşayabilirim diye zaman zaman düşünmüyor değilim. Oranın sakinliği ve huzuru başka türlü. Ama şu an için böyle bir durum söz konusu değil. Evet devlet baba beni emekli etti ama verdiği parayla yaşamam mümkün olmadığı için çalışmak zorundayım. Bir çok emekli gibi. Kasım ayında dışarıda pırıl güneşli ılık hava, arabanın içinde Giannis Parios çalarken Yatağan'ın zehir kusan termik santrali İstikamet sağa doğru Sakar'dan ...