Kayıtlar

bodrum'da haftasonu etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bodrum'da otuz yıllık arkadaşlarla bir hafta sonu.

Resim
Bodrum’a taşınalı yakında beş yıl bitecek. Ara sıra burada İstanbul’a gittiğimdeki izlenimlerimi yazıyorum. Kısaca şöyle özetleyebilirim; İstanbul benim İstanbul’um olmaktan çok uzaklaştı. Şehrin yeni sakinleri benim hayata bakışıma çok uzak insanlar. Artık İstanbul’un yeni sahipleri onlar. Kim bunlar? Bir bölümü İstanbul’a gelmiş, yerleşmiş ama bulunduğu çevre ilçeden dışarı çıkmamış. Bırakın çıkmayı, içlerinde denizi hiç görmemişler olduğunu okuduğumda inanamamıştım. Geçmiş yıl şimdi net hatırlamıyorum ama Radikal’de okuduğum bir araştırmada İstanbul’da oturanların üçte birinin boğaza hiç gitmemiş olduğu yazıyordu. Çevresiyle, kentiyle ve kendiyle ilişkisi kopuk, yeni muhafazakar kitleyle bir arada olmaktan hoşnut değildim. Tabii İstanbul’dan ayrılmamın tek nedeni bu değil ama çok önemli bir paya sahip nedendir. İstanbul’a öyle derin bağım falan kalmadı. Evet boğaz kıyısında rakı içmeyi özlerim ama buna güzelleme yazmam. Hayatının kalan bölümünde hiç boğazı görmeyeceksin deseler...

Bu hafta sonu Mazı, Mahmut Kaptan derken...

Resim
Blogun formatında bir değişiklik yapmayı düşündüğümü yazmıştım. İlk yazım 22 Ocak 2011 tarihindeydi ( http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/01/ilk-mesaj.html ). Aradan iki yıl geçti, burada yaşadıklarımı, yediklerimi, içtiklerimi yazdım. Gezdiğim yerleri anlattım. Bodrum ile bazı bilgileri paylaştım. Bana en çok sorulan iki soruya, “Bodrum’da nerede yaşanır?” ve “Bodrum’da ne iş yaparım?” sorularına elimden geldiğince cevap yazdım. Bazen buranın folkloru, kültürü ile bildiklerimi ve öğrendiklerimi aktardım. Ve artık bir süre sonra tekrarlar başladı. Sonuçta benim hayatım burada geçiyor ve burada anlattıklarımdan göreceğiniz gibi sakin bir hayatımız var. İstanbul’da hayat hızlı akıyordu, yetişmeye çabalıyordum. Burada sakin akıyor ve hayatımız da öyle çok hareketli değil. Her gün ilgi çekici yeni bir şey olmuyor yani. Aynı yerlere gidip geliyorum. Mesela her yıl birkaç kez Datça’ya gidiyorum. Çünkü orayı seviyorum. Her gidişimde farklı yazacak birşey bulmak mümkün değil. Anca...