Ana içeriğe atla

Yayınlar

Ekim, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

3. Bölüm: Fethiye-Göcek

Bilenler vardır, iki ayrı blog yazıyorum. Biri 2011 yılının Ocak ayında açtığım bodrumluhayat.blogspot.com adresindeki bloğum. Orada adından anlaşılacağı gibi Bodrum’daki hayatımı, yediklerimi, içtiklerimi, nerelerde yediğimi, mekanları, arabayla - az da olsa uçakla- yaptığım seyahatleri, Bodrum’a dair konuları yazıyorum. Bugüne kadar 404 yazı olmuş ve 2.064.228 kez tıklanmış. Zaman geçtikçe buradaki hayatım tekrarlandığı için yazı sayısını azalttım. Bir de kaygımı paylaşayım; galiba Bodrum’a gelen kişi sayısında biraz etkim de oldu. Bu hem iyi hem kötü. Derken 2017 yılında Glaros’u alınca bu bloğu açtım. Burada da yazdığım 43 yazı 63.312 kez okunmuş. Kaba hesapla ilk açtığım blogdaki yazılarım ortalama 5.100 kez okunurken burada yazdıklarım 1.300 kez okunmuş. Ve bu sayı aslında son yazılarda epey azaldı. Ortalama 250 civarına indi. Buradan çıkan sonuç şu; bu blogda yazdıklarım ilgi çekmiyor. Evet, konu herkesi ilgilendiren bir konu değil, bunun etkisi vardır ama yine de sayının azalm…

2. BÖLÜM: DIRSEKBÜKÜ-BOZUKKALE-EKINCIK

Dirsekbükü’nden ayrılıp iskele tarafa dümen kırınca, ilk kez çıkacağım sulara geldik demiştim. Seyrin bundan sonrası bana daha fazla heyecan ve keyif verdi. Ilk kez göreceğim manzaralar, gireceğim koylar, keşfedeceğimiz restoranlar, yemekler, denizler elbette heyecan veriyor.Bu yirmi günü geçen yolculuğumuzu planlarken birkaç kitap inceledim, Youtube kanalı izledim, daha önce gidenlerle konuştum. Ya yazılarını okuduğum, incelediğim insanların hayata ve denize bakışları ile aramdaki farklardan olmalı ya da havaların bize iyi davranmasından kaynaklanmış olmalı, hiç de öyle fena, insanı bezdiren denizlerle karşılaşmadık. Evet dönüş rotasında Marmaris Körfezi’nde, Yeşilova Körfezi’nde deniz kaldıran rüzgarlara denk geldik, zorlandık, biraz dayak yedik ama bunlara Gökova’dan alışığız. Her neyse, ileride oralara daha sık gitmeyi istiyorum, o zaman daha iyi öğrenirim. Benimki acemi gözlemi diyelim.

Bozburun ve Söğüt’ü dönüşe bırakmıştık. Dirsekbükü’nden çıkıp Atabol burnunu geçip, Yeşilova Kö…