Bodrum'dan Kalymnos'a...
Bodrum’a göçeli yedi yıl oldu. Yalıkavak’ta geçirdiğim yarı zamanlı süreyi saymıyorum. O zaman asıl evim İstanbul’daydı, buraya her ay önceleri dört-beş gün, sonraları birer hafta, derken onar gün gelmeye başlamıştım ama dediğim gibi onları saymıyorum. İstanbullu hayatımda her yıl bir iki kez yurt dışına çıkardım. Gezmeyi severim. Ancak burada yaşamayı o kadar isteyip de yapabildikten sonra buranın bir dakikasını bile ıskalamamak derdine düştüm. Bünyem yerimden kıpırdamama izin vermedi. Sadece bir kez, o da 50. yaşımı kutlamak için, annemi, sevgili hocam Yurdaer Altıntaş’ı da alıp Bosna’daki akrabalarımın yanına gittim ve ellinci yaşımı orada, onlarla birlikte kutladım. Annem de 52 yıl sonra Saraybosna’yı yeniden görmüş oldu. Buradaki geçirdiğim yedi yılda yirmi kereden fazla Datça’ya, onlarca kez Selimiye, Fethiye... karış karış gezdim. Ama Yalıkavak’tayken her gün karşımda gördüğüm Kalymnos’a, Leros’a, merkeze taşındıktan sonra ise her gün selamlaştığım Kos’a geçmedim. Her şeyi...