19 Nisan 2011 Salı

Bodrum Hakimi'nin hikayesi, türküsü, filmi

Bodrum Hakimi diye bir film hatırlıyor musunuz? Ben adını hatırlıyorum ama filmi görmedim. Adında Bodrum geçtiği için ilgimi çekmişti. Yapım yılı 1976. Türkan Şoray ile Kadir İnanır’ın başrollerde olduğu filmi Safa Önal yönetmiş. O dönemin ölçülerinde eli yüzü düzgün bir film olduğu söylenir. Tabii benim filmin sinema diliyle ilgim yok, konuyu biraz araştırdım, ilgimi çekti, bunu paylaşmak istedim.


Bodrum hakimi denilen kişi alışılmışın dışında, bir kadın hakim. Mefharet Tüzün. Bodrum’daki hakimliği sırasında dürüstlüğüyle, adilliğiyle çok sevilmiş. Ama adını bugünlere kadar getiren şey, Bodrum’da yaşadıklarının onu hayatına son verdirecek noktaya getirmesi. Ve adına türkü yazılması, söylenmesi. Ama en önemlisiyse kimsenin asıl “gerçeği” bilmemesi. Ya da şöyle diyeyim; tam olarak emin olmaması. Birden fazla gerçeği olan bir hayat hikayesi.
İntihar eden Mefharet Hanım’ın türküsü Bodrum ve biraz da Milas yöresinde dillerde. Çökertme kadar bilinen, meyhanelerde söylenen bir türkü değil, ama eskiler biliyor. Mefharet Hanım türküsünü, bu yörenin türkülerini en iyi yorumlayan Tolga Çandar’dan dinledim. Yazının sonunda bir de link ekleyeceğim, o linke tıklayarak siz de dinleyebilirsiniz.
Mefharet Hanım 1906 yılında Tavşanlı’da doğmuş. Aslen nereli olduğu önemli değil ama Tavşanlı’da doğduğuna dair bazı rivayetler varmış. Önemli olan onun Bodrum’daki hakimlik dönemi. Mefharet Hanım Türkiye’nin ilk kadın hakimlerinden. 1951 yılının 24 Eylül günü Bodrum’daki görevine başlamış. Görevi sırasındaki gözüpek tavırlarıyla, o dönemin yolu olmayan Bodrum köylerindeki keşiflere at sırtında gitmesiyle “erkek gibi” gördükleri hakim hanıma Bodrum’lular saygıyla karışık sevgi duymuşlar.

Bodrum’da İz Bırakanlar takviminde yazılanlardan aktarıyorum; “1954'te kaybettiği nişanlısının ardından Mefharet Hanım’ın beklenmedik ölümü, Bodrum'da büyük üzüntü yarattı. Bodrumlular, hakime olan sevgilerini adına bir türkü yakarak yaşatmaya çalışmışlardır".

Mefharet Hanım'ın arkasından halkın yaktığı türküyü yıllar sonra seslendirip yeni albümüne alan Tolga Çandar, uzun süre bu sırrın izini sürmüş. Ama açtığı her kapının arkasında birbirinden farklı öyküler çıkmış.

Bunlardan birine göre, Mefharet Hanım Bodrum'da bir gence idam cezası vermiş. Bunun üzerine çocuğun ağabeyi onu kaçırıp Turgutreis'in karşısındaki Çatal adalarında tecavüz etmiş. Bundan çok etkilenen Mefharet Hanım da dönüşte kendisini öldürmüş.

Anlatılan diğer öyküler ise ayrıntıları farklı olsa da Mefharet Hanım'ın ölümünün arkasında bir aşk olduğu yolunda. Bunlardan biri, "Bodrum Hakimi" filmine de konu olan öykü. Türkan Şoray'ın canlandırdığı muhteşem hakim hanımın hiçbir zor karşısında eğilmeyen başı sonunda bir aşka yenik düşüyor. Ya sevdiği adama ölüm cezası verecekti, ya da... İkinci yolu seçti Bodrum Hakimi.

Şu Bodrum'un dağlarında ceylanlar dolaşır
Kara haber Mefaret Hanıma pek tez ulaşır

Bodrum'daki bir diğer hikayeye göreyse, hakim hanımın sevgilisinin filmdeki gibi bir suçlu değil, Bodrum'un savcısı olduğu yönünde. Ama bu aşkın Mefharet Hanım'ı neden intihara sürüklediği konusunda rivayet muhtelif. Aşkı karşılıksız değildi ancak muhtemelen evlenemeyeceklerdi. Savcı evli miydi, ya da önce evlilik vaadettiği Mefaret Hanım'ı sonra terk mi etti? Büyük olasılıkla Bodrumlular pek sevdikleri "hakim hanım"larına böyle gayrimeşru bir ilişkiyi yakıştırmak istemediklerinden bu konuda susmuşlar, takvimlerinde bile "nişanlısı" sıfatını kullanmayı tercih etmişler.

Mefharet Hanım'ın son gecesine ilişkin anlatılanlar ise daha hüzünlü. Milas’lı Türk sanat müziği bestekarı Zeki Duygulu'nun konseri var o gece. Bodrumlular ciple Milas'ın yolunu tutuyor. Mefaret Hanım da aralarında. Ve o gece konserde bir şarkıyı tam üç kez çaldırıyor:

Uslu dur kadınım çıldırtma beni
Ben artık bildiğin o ten değilim
Bir başka yağmurla ıslak mendilim
Yeter artık ağlatma beni
Uslu dur kadınım çıldırtma beni
Dökülmüş yaprağım, sararmış güzüm
Çiğli kirpiklerle yaşlıdır gözüm
Bu gurbet ellerde ben bir öksüzüm
Yeter artık ağlatma beni
Uslu dur kadınım çıldırtma beni

Bu konser Bodrumlular'ın Mefharet Tüzün'ü son görüşü oluyor. Tolga Çandar o gece kendini asan hakim hanımın ölümünün Bodrum'da ne büyük bir üzüntü yarattığını annesinden dinlemiş. O zamanlar henüz çocuk olan annesi tarlada çalışırken gelen ve mola veren otobüsü ve üstündeki cenazeyi hiç unutmamış.
Hakim Hanım'ın memleketi Kütahya Tavşan
Hakim Hanım sen eyledin bizleri perişan

Başta söylediğim gibi Kütahya konusu da ayrı bir muamma. Takvimde de türküde de Mefharet Hanım'ın Tavşanlılı olduğu söylense de bunun aslı yok gibi. Tavşanlı kaymakamıyla konuşan Tolga Çandar hakim hanımın bir süre Tavşanlı'da görev yaptığını, tıpkı Bodrum'daki gibi yöre halkı tarafından çok sevildiğini, giderken de gözyaşları içinde konvoylarla uğurlandığını öğrenmiş. Mefaret Tüzün'ün gerçekte Tekirdağlı olduğu sanılıyor.

Çandar, kendisini çocukluğundan beri etkileyen bu kadının peşini bırakmamaya epey kararlı. Elinde Bodrum kaymakamlığından zar zor edindiği sararmış bir fotoğraf var. Hakim'in sevgilisi olduğu söylenen savcıyı aramış, bulamamış, akrabalarına sormuş, öğrenememiş, Adalet Bakanlığı'nda araştırmalarını sürdürmüş. Bu arada da hiç olmazsa türküyü canlı tutarak, bir CD’sinin repertuarına alarak hikayeye katkı yapmış. Çok büyük ihtimalle Muğla’dan CHP liste başı adayı olduğundan milletvekili seçilecek Tolga Çandar belki o sıfatıyla kapalı kapıları açabilir.

Bodrum'lular erken biçer ekini
Feleğe kurban mı gittin Bodrum hakimi
Nasıl astın Mefharet Hanım ipe de kendini
Altın makas gümüş bıçak ile doğradılar tenini

Türkü, Bodrumlular'ın yaktığı bir ağıt ama Milaslı radyo sanatçısı Nazmi Yükselen onu TRT repertuvarına girecek şekilde düzenlemiş ve 60'lı yıllarda plağa okumuş. İşin ilginç yanı, Tolga Çandar Yunan adası Kos'ta da dinlemiş bu türküyü. Hemen sormuş "bu ne?" diye, "karşıda yaşanmış bir öykü" demişler.

Son olarak aşağıda anlatılanlar ise işin başka boyutunu gösteriyor. Yazı 2007 yılının Bodrum Life dergisinden alıntı;

Bodrum'da ilk eczaneyi açan Bodrumlu Halil Uslu ve eşi Nükhet Uslu o günlerde Bodrum'a yeni tayin olan, Halil Bey'in eski okul arkadaşı savcı Ahmet Türdü ile görüşmeye başladıklarında, Hâkime Hanım'la da tanışmış oldular. Savcı Ahmet Bey ve eşi Perihan Hanım, Halil Bey ve eşi Nükhet Hanım ile Hâkime Hanım çok yakın ve güzel bir dostluk ortamında görüşmeye başladılar. O zamanlar, yerliler kendi aralarında görüşürler ve bir kadının yalnız başına bir yere gitmesine iyi gözle bakmazlardı. Rum mahallesinde oturan Rumlar ise, 1938'li yıllarda Kumbahçe Mahallesi sahilinden denize mayoyla girecek kadar farklı bir yapıda idiler. O yıllarda denize mayoyla yalnızca Moda, Kalamış gibi İstanbul plajlarından girilebilirdi. Bir İstanbul kızı olan Nükhet Hanım, eşinin akrabalarıyla görüşmekten ve ev gezmelerinden hoşnut olsa da, eşinin akrabası Ahmet Nalbantoğlu'ndan başka pek kimse yoktu etrafında, entelektüel anlamda sohbet etmekten keyif aldığı. O yüzden Bodrum Hâkimi Mefharet Hanım'la kurdukları dostluk, hayatına bambaşka bir renk katmıştı. Mefharet Hanım'ın şakacı ve zeki yapısı, okuduğu kitaplar ve yaşam üzerine yaptıkları sohbetlerle farklı bir zenginliğe ulaşmışlardı. Mefharet Hanım çok okuyan, kültürlü ve akıllı bir kadındı.
Bodrum Hâkimi Mefharet Hanım, en yakın dostları Nükhet Usluve Bodrum'un ilk eczacısı Halil Uslu ile birlikte, bir tören sonrasında
Nükhet Hanım, İstanbullu idi. Babası Mehmet Arif Lengiz, 1934 yılında Bodrum'a liman reisi olarak atandığı için, Nükhet Hanım öğrenciliği boyunca her yaz Bodrum'a gelirdi. Halil Bey'le de bu vesileyle, 15 günde bir İstanbul'dan Bodrum'a sefer yapan Erzurum Vapuru'nda tanışmıştı. Savcı Ahmet Türdü, Halil Bey'in eski okul arkadaşıydı. Savcı Ahmet Bey Eşi Perihan Hanım'ın sözünden dışarı çıkmazdı. Hatta arkadaşları ona zaman zaman takılırdı bu konuda. Kılıbık olduğunu söylerlerdi. Eşi Perihan Hanım, eşine sevgisini esirgemeyen, dirayetli ve sözünü bilen bir eşti. Sevgi, güven ve dostluğa dayalı iyi bir evlilikleri vardı. Bu arkadaşlık ortamı, alışılagelmişin dışında idi. Çünkü Bodrum Hâkimi Mefharet Hanım, hâkim de olsa, ne kadar gözü pek ve mert te olsa, sonunda bir kadındı. Üstelik Bodrum gibi küçük bir kasabada yalnız yaşayan bir kadın... Geceleri bazen Halil Bey evine bırakırdı onu.Geç saatlerde bıraktığı da olurdu. Mefharet Hanım, çekinmeden Halil Bey'in koluna girecek kadar güvenirdi dostluklarına. Nükhet Hanım da Bodrum'a İstanbul'dan gelin gelmişti. İstanbul Üniversitesi'nde felsefe okumuş, fakat eşi Halil Bey, o zamanın belediye başkanı Mümtaz Ataman'ın oğlu Ural Ataman'a özel ders vermesi dışında Bodrum'da mesleğini yapmasına müsaade etmemişti. Bir gün, Nükhet Hanım'a mahalleden bir komşusu gelip, imalı bir sesle "Duydun mu, Mefharet Hanım hamileymiş" deyince, Nükhet Hanım kendisine söylenen bu lafın nereye getirilmek istendiğini anlayıp, "Ya öyle mi, benim kocamdan mı hamile kaldı acaba?" diye kinayeli cevabını vermişti. Bazı Bodrumlular, pek alışmadıkları bu tarz bir dostluğu yadırgıyor ve kendilerince yakıştırmalarda bulunuyorlardı. Kimi zaman Savcı Ahmet Bey ile, kimi zaman Halil Bey ile birlikte anılıyordu Mefharet Hanım'ın adı. Mutlaka üzülüyorlardı, böylesi güzel dostlukların bu kadar seviyesiz bahanelere dayandırılmasına. Ama ne eşleri, ne kendileri ne de Mefharet Hanım böyle söylentilere kulak asmadılar. Sık sık "Ay" isimli sünger teknesi ile denize açılırlar, şen şakrak şarkılar söyler, eğlenirlerdi. Denize girer, güneşlenirlerdi. Hatta bir keresinde, teknenin motorunu kasıtlı olarak bozup, "uskur attı" bahanesiyle, karşı adaya gitmişlerdi.
Mefharet Hanım'ın Tavşanlı'dan gelirken kendisine ev işlerinde yardım etmesi için beraberinde getirdiği bir yardımcısı vardı. Güvendiği bir kızdı. Oturdukları ev, kaymakamın oturduğu evin yanında idi. Bir gün, evin etrafında silahlar patladı ve kavga çıktı. Ev gece gündüz korunduğu için, etrafında her zaman silahlı korumalar vardı. Bu yüzden de olay büyüdü. Kavganın yardımcı kız için çıktığı ve bu kızın Hâkime Hanım'ın evde olmadığı zamanlarda eve erkek arkadaşını aldığı ortaya çıkınca, Hâkime Hanım çok üzüldü. Halil Bey, Nükhet Hanım ve Mefharet Hanım, İzmir Fuar'ına gittiklerinde, Mefharet Hanım'ın erkek kardeşinin oğlu olan, şimdi İstanbul'da jinekolog doktorluk yapan Fahir Tüzün de, dayısıyla İzmir Fuarı'nı görmek için gelmişti. Fahir Tüzün'ün dayısı, Mefharet Hanım'la evlenmek istiyordu. İki kez evlenmek talebinde bulunmuş, ama Mefharet Hanım evlenmek istememişti. Mefharet Hanım, bu yüzden yeğeni Fahir'e onlarla kalmak istemediğini, çok yakın arkadaşı Nükhet Hanım ve Halil Bey'le otelde kalacağını söylemişti. Nükhet Hanım, tanınmış bir Bodrumluyu (Nükhet Hanım bu kişinin adını söylemek istemedi) bile mâhkum etmekten çekinmeyen Hâkime Hanım'ın bu kararı yüzünden sabahlara kadar uyuyamamış ama Bodrum Hâkimi bu kararı vermekten bir an bile çekinmemişti. Bu olaydan sonra sık sık intiharı düşünür oldu. İntihar düşüncesine sebep bu olay değildi elbette. Mefharet Hanım, Bodrum'a gelmeden önce de bir kez intihara kalkışmış ama kurtarılmıştı. Dostlarına da düşüncesinden bahsetmeye başlamıştı, hatta onlardan intiharına yardım etmelerini istiyordu. Dostları, işin ciddiyetinin farkında olarak onu vazgeçirmeye çalıştılar. Hatta, kendilerini zan altında bırakacağını bile söylediler. Nitekim, ilaç içip kendini öldürmeye çalıştığı girişiminde, eczacı Halil Uslu ve doktor Hüseyin Misoğlu durumu fark edip, onu kurtardı. Ama Mefharet Hanım, kararlıydı. İlaç içerek ölmek girişiminin engellenmesinden bir gün sonra kendini astı. 17 Mayıs 1954 günü her zamanki saatinde iş yerine gitmeyince, Adliye'den evine giden davalı Bekir Akkaya, onun asılı bedenini açık olan penceresinden gördü.
Yeğeni Fahir Tüzün'e haber verildi. Fahir Bey ve dayısı, Mefharet Hanım'ı almaya geldiler. Cesedine otopsi yapıldı. Fahir Bey'in dayısı, Nükhet Hanım'ın unutamayacağı şu sözleri söyledi, otopsiden sonra: "Bu kavuşmayı çok istediğim kadını otopside göreceğim hiçbir zaman aklıma gelmeyecek bir şeydi..." Onun ölümü, büyük yankı uyandırdı. En küçük köye kadar haberi ulaştı ve tüm Bodrumlular bundan büyük üzüntü duydular. Mefharet Hanım'ın kaybettiği anlam, hayatı mıydı, inandıkları mıydı bilinmez
O, arkasında adını türkülerde yaşatarak ölümsüz kılan ve ardından tek kötü laf söyletmeyecek bir Bodrum halkı bıraktığını bilebilecek midir acaba?..
Aşağıdaki linke tıklayarak Mefharet Hanım türküsünü Tolga Çandar’dan dinleyebilirsiniz. Malesef berebat bir video ama diğer kayıtlar daha kötü. Bunu hiç olmazsa sesi iyi diye buraya alıyorum.


Bu linkte de filmden bir bölüm var. Laf aramızda Türkan Şoray’ın abartılı oyunculuğunu hiçbir zaman sevemediğim, bu role de hiç uymadığını düşündüğüm için bence tahammül edilebilir değil ama işte bir belge niteliği var.

1 yorum:

  1. Yasemin))::
    Serdar bey; Gecenin şu saatinde kendimden geçerek okudum yazınızı. Belgesel gibi...Hayır yeteneğiniz tartışılmaz fakat kendimi alamayıp, alıntı mı diye baktım.( ((: )..Harika.......Alıp götürdünüz beni...Ben filmi izlemiştim. Ben de yaşlılara sorayım belki bir bilen , bir anlatan olur...Öyle birini bulursam mutlaka size ulaşırım..Gerçi Tolga Çandar Milas lı .Araştırma yapmış.Bu güzel paylaşım için çoook teşekkür ederim...Hep merak ederdim hikayesini. Kaleminiz her daim böyle güzel kalsın....İyi günler.

    YanıtlaSil