2 Mayıs 2011 Pazartesi

Tipik Bodrum meyhanesi; Mahmut Kaptan


Mahmut Kaptan ile ilgili geçtiğimiz ocak ayında birşeyler yazmıştım (27 Ocak tarihli yazı). Bugün tekrar yazmamın iki nedeni var; biri o tarihten sonra her hafta en az bir kere gittiğim Mahmut Kaptan’ın yerinde geçirdiğim güzel zamanlar, ikincisi de Mahmut Kaptan’ın 30 Nisan Cumartesi günü itibariyle kapanması. Kapandı dediysem temelli bir kapanmadan söz etmiyorum. Mahmut Kaptan –yani Mahmut Altunkaya- adından belli olduğu üzere kaptan. Ve yılın altı ayı denizde olduğu için meyhane nisan ayının son günü kapanıyor, ekim ayında açılıyor. Yani Bodrum’da mevsimlik restoranlar, barlar açılırken Mahmut Kaptan’ın meyhanesi kapanıyor. Onlar kapanırken açılıyor. Bu da şu anlama geliyor; Mahmut Kaptan’ın meyhanesi kışın Bodrum’da yaşayanlar için bir mekan.

Kaptan çok renkli biri. Bodrum’lu. Dükkanın yeri ailesinin. Personel iki kişi. Kaptan’ı da sayarsak üç ediyor. Dükkanın aşçısı aynı zamanda yazın teknede birlikte çalıştığı aşçı. Tek garson Bülent ise yazın Bodrum’un en iyi restoranlarından Kocadon’da çalışıyor. Zaman içinde kim ne yer, kim ne kadar, hangi rakıdan içer, bilen bir garson.


Mahmut Kaptan’ın yeri meyhane adabının yaşatıldığı az sayıda kalmış mekanlardan biri. Kaptanın 1995 yılında açtığı mekan gerçekten Bodrum’a özgü meyhane kültürünün yaşatıldığı bir yer. Küçük küçük tabaklarda gelen soğuk ve sıcak mezeler çok lezzetli. Özellikle üstüne kekik ve kırmızı biber koyduğumuz yeşil zeytinin tadını anlatmak mümkün değil. Yağı da çok tehlikeli çünkü rakıdan önce gelen kızarmış ekmeği zeytinyağına batırıp tattıktan sonra bırakmak çok zor. Izgara sigara böreği, ağızda dağılan arnavut ciğeri, hamsi tavası... ahtapot salatası, favası, lahana sarması. Meyhane köftesi, zeytinyağında marine edilmiş küçük balığı ve diğerleri. Hepsi çok iyi ve tabii çok taze, günlük mezeler. Mahmut Kaptan’a yemek yemek için gelinmiyor. Dediğim gibi tam bir meyhane. Herşey azar azar geliyor ve azar azar yeniyor. Tamburu eşliğinde şarkı söyleyen kadrolu müzisyen hafif hafif çalıp söylerken, bizler de de tatlı tatlı içiyoruz. Çalan müzik benim dinlediğim, evimdeki arşivimde bulunan bir müzik türü değil. Ama buranın ortamına uygun bir müzik, beni de rahatsız etmiyor.





Duvarlarında yılların anıları birikmiş. Bodrum’lu veya Bodrum’a sonradan yerleşen, denizci, süngerci, şair, ressam, yazar veya sadece meyhanenin müdavimi olan yüzlerce kişinin resimleri süslüyor. İçki adabıyla ilgili yazılar, Atatürk köşesi... Objeler, objeler, objeler. Takılırsanız en az bir saat incelersiniz.

Meyhane küçük ve çok sevimli. Yaşanmışlığın izlerinin olduğu tüm mekanlar gibi kişilikli bir yer. Biz kış akşamları arkadaşlarla bara karşılıklı oturmayı, masada oturmaya tercih ediyoruz. Zaten meyhaneye gelenler birbirini tanıyor. Herkesin yeri belli gibi. Doğal olarak orta yaş üstünün geldiği bir mekan. Ama özellikle haftasonları yaş ortalaması azalıyor. Gençlerden oluşan gruplar geliyorlar.






Mahmut Kaptan bana Bodrum’da yaşadığımı hissettiren en önemli unsurlardan biri. Öyle ki, mesela Asmalımescit’te olsa özenti bir mekan olurdu. O kadar buralı bir yer. Rumca bilen Kaptan’ın ara sıra “su getirin” ya da “hesap” gibi lafları rumca söylemesi ortama çok uyuyor. Tabii çalan rumca parçalar da öyle.




Mekanın sadece kışın açık olması, benim gibi burada yaşayanlar için bir ayrıcalık. Kendimi buralı ve özel hissettiriyor. Buraya sadece yazın gelip kışın uğramayanların tadını bilmediği bir yer. Ama zaten kışın buraya gelmiyorlarsa, Bodrum’dan ve tabii Mahmut Kaptan’ın mekanından zevk almaları da pek mümkün görünmüyor. Zihniyet farkı. Hep söylediğim gibi, Bodrum’un tadı asıl ekim-mayıs ayları arasında çıkıyor.

video

Cumartesi akşamı nisan ayının son günüydü ve mekan ekim ayında açılmak üzere kapandı. Biz de son gece oradaydık. Son gece müdavimlerin yanısıra, yukarıdaki videoda göreceğiniz genç Çinli ve Alman çift çok sevimliydiler. Bir gece önce nereden bulmuşlarsa Mahmut Kaptan'ı bulmuşlar. Ertesi akşam kapanacağını duyunca gelmişler. Gecenin sonunda sonbaharda buluşmak üzere sözleştik. Sağlıklı ve güzel bir yaz geçirmek üzere dedik...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder