8 Aralık 2011 Perşembe

Bodrum'da sempatik, yeni bir mekan; Dükkan

Bazı mekanları  paylaşmak doğru mudur yanlış mıdır emin değilim. Gizli mi kalmalı? Sadece bizler mi bilmeliyiz? Kendi aramızda, küçük bir çevrede bilinsin, biz bize olalım gibi bir fikir çok da yanlış değil. Çünkü bazen anlatıyorsunuz, etrafa söylüyorsunuz, onlar bir başkasına, o bir başkasına derken bir de bakıyorsunuz mekan sizin bildiğiniz mekan olmaktan çıkmış. Müşteri kitlesi değişmiş. Kapıda siyah cipler durur olmuş. Eğer işletici de kaymaya müsaitse mekanın tadı kaçıyor. İstanbul'da böylesine en azından beş altı mekan sayabilirim.

Dükkan'ın önü


Burada şimdi Bodrum'un yeni mekanlarından birini anlatacağım. Yukarıda söylediğim şekilde bir bozulma olmayacağını bildiğim için yazıyorum. Çünkü en başta sahiplerinden Aykut çok eskiden, İstanbul'dan tanıdığım biri. Hayatı müzik ile haşır neşir olarak geçti. İstanbul'un belli başlı mekanlarında dj'lik yaptı. Bir yerlerde hep karşılaşırdık. Benden çok çok önce Bodrum'a yerleşti. Küba'ya, Marina Yat Kulübü'ne falan gidenler Aykut'u bilirler. Eşi Güleren'i de bu yaz sonuna doğru açtıkları bu mekan sayesinde tanıdım. O da Aykut gibi mütevazı ve güleç. 




Mekanın adı Dükkan. Kapı numarası 10 olduğu için "no on" diye de söyleniyor. Bizim içinse adı Aykut'un mekanı. Dükkan küçük. Önüne üç dört masa atılabiliyor. İçeride de iki masa var. Isıtıcılar sayesinde dışarıda oturulabiliyor. Zaten Bodrum'un en soğuk zamanında bile şiddetli fırtına ve yağmur olmadıkça dışarıda oturulur. Dükkan sahipleri mutfakta ve servisteler. Hergün beş altı çeşit soğuk meze taze taze yapılıyor. Ara sıcaklar ve balık mutlaka oluyor. Beş çeşit balık arıyorsanız balıkçıya gidersiniz. Burası tam meyhane işi. Birkaç meze, bir ara sıcak sonra köfte veya balık. Ahtapotlu pilava da denk gelebilirsiniz. Dükkan insanın tam anlamıyla kendini evinde hissettiği bir yer. Gelenler de tahmin edeceğiniz gibi burada yaşayanlar. Öğlen de servisi var. Bir öğlen yediğim biber dolmasının tadı damağımda. Genellikle gelenler birbirini tanıdığı için masalar arasında gezinmeler oluyor. Bir lokmayı bir masada diğerini öbür masada alabilirsiniz. Aykut'a yardım olsun diye buzdolabından rakıyı kendiniz alıp servis yapabilirsiniz. Yani aslında Aykut'lara misafirliğe gitmiş gibisiniz dersem en doğru tanımı yapmış olurum. Evdeyseniz bu akşam size yemeğe geliyoruz durumu... Bu arada bizim gibilerin bir mekanda bulunabilmesi için gereken önemli bir unsuru da ekliyeyim; her zaman çok iyi müzik çalıyor. 






Bodrum'un içinde, barlar sokağından Halikarnas yönünde devam ederken şimdi adı Mahfel olan deniz kıyısındaki kafeyi geçince bir meydancığa çıkarsınız ya. Hani sağ tarafınız "Hey Yavrum Hey" ve denizdir. Siz sola dönün, sokağa girin devam edin. Yirmi otuz metre sonra tipik ve dar sokakta masalarda oturup yiyen, içen, sohbet eden insanları görürsünüz. Orası Dükkan'dır. Tam Bodrum tarzı bir yer. Mekanın içinin, tasarımının özel olmadığı yerlere de gidiyorum. Oraları anlatırken yemek fotoğraflarıyla anlatmak gerekiyor. Yemeği, mezesi iyi yerler bunlar. Ancak dekoru sıradan olabiliyor. Dükkan farklı bir yer. Onun için burayı yemek fotoğrafıyla değil kimliğini yansıtan detay fotoğraflarıyla göstermek istedim. Dükkan basit, sade ve zevkli. Detayları insana iyi gelen, düşünülmüşlük ve özenilmişlik duygusu veren yerlerden. Yemekler gerçekten çok lezzetli. Mekan sıcak. İnsanlar dost. Gelenler arkadaş, tanıdık. E daha ne di mi? Bu kış Aykut'lara daha sık gitmeyi planlıyorum.


1 yorum:

  1. Tesadufen tanistigim blogunuza yazdiginiz neredeyse her yazinizi keyifle okudum. Yazilarinizin bu derece ilgimi cekmesinin nedeni Bodrum'a ( Bitez ) yerlesme kararini almis olmamiz. Takvimi geriye dogru isaretlemeye basladik artik... Yazilariniz verdigimiz kararin ne kadar isabetli oldugunun muhuru oldu adeta...
    Yakin takiptesiniz artik... Soguk Kanada'dan Simsicak Bodum'a sevgiler.... Meysun Dorap

    YanıtlaSil