Ana içeriğe atla

Yayınlar

Haziran, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yalıkavak pazarı

Benim için yaz sezonunu resmen Bodrum’un merkezindeki evimden Yalıkavak’ın merkezindeki eve göçünce başlar. Bu da havanın sıcaklığına göre haziran ayının ikinci yarısıyla temmuz ayının ilk haftası arası değişir. Bu yaz haziran ayının son haftası sıcaklar birden bastırdı, Bodrum’daki evde geceleri klima açmadan uyumak zorlaşınca ben de Yalıkavak’a göçtüm. Geçen hafta başında İstanbul’daydım, önce Bodrum’a döndüm ve ertesi gün Yalıkavak günlerim başladı. Haziran’ın 23’ünden beri Yalıkavak’tayım. Burayla ilgili gözlemlerimi, geçen yıla göre değişen yerleri, yeni açılan mekanları önümüzdeki günlerde yazacağım. Bugün Yalıkavak pazarını yazmak istiyorum.


Her Perşembe Yalıkavak pazarının kurulduğu gündür. Şansıma, Yalıkavak yarımadanın en iyi pazarlarından biri. Çeşit ve büyüklük açısından doyurucu bir pazar. Renklilik bakımından da öyledir. Gıdayla birlikte burada bez pazarı denilen giyim bölümü de vardır ve yazın gelen turistler özellikle bu bölüme çok ilgi gösterir. Hele Fransızların kapış…

İstanbul'a altmış saat zor dayandım

İstanbul’a gidiş gelişlerim buradaki hayatımı gözden geçirmeme neden oluyor diye yazmıştım. Bunun yanında ayda bir İstanbul’a gelen ve daha önce hayatının 48 yılını orada yaşamış biri olarak İstanbul’daki -bence olumsuz-gidişatı da daha iyi gözlemleyebiliyorum. Eğer İstanbul’a özel bir ilgisi, bağı, sevgisi yoksa, orada yaşayanları pişmek üzere tencereye konan ıstakoza benzetiyorum. Istakozu ılık suya koyarlar ve tencerenin altını açarlar. Istakoz kalın kabuğu nedeniyle sudaki ısı değişimini hemen algılayamaz üstelik yapısı nedeniyle dayanıklıdır da. Bir süre sonra bir bakmışsınız ıstakoz haşlanıvermiş. İstanbul’da yaşamak da böyle bir şey. Benim Fenerbahçe’de, ve Kalamış’ta yaşadığım yıllar arabayla Pazartesi sabahları birinci köprüden (ikincisi zaten henüz yapılmamıştı) karşıya geçerken, trafik Çamlıca çıkışını biraz geçince tıkanırdı. “Burası da yaşanmaz oldu” diye söylenirdik. Şimdi ta Şükrü Saraçoğlu’nun orada tıkanıyormuş. Yakında daha da kötü olacak. İnsanlar gün içinde saatler…