Yayınlar

Temmuz, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bodrum'a ait sorular... Bilsem söylemem mi?

Resim
Bu blogu açalı iki buçuk yılı geçti. İlk yazımı 22 ocak 2011 günü yazmışım. O günden bu güne kadar 214 yazı yayınlamışım. Bunların on beş-yirmi tanesi hariç tümü Bodrum üzerine yazılar. Gördüklerim, yaşadıklarım, geçmişten anılar falan. Zaman zaman buraya yerleşmeyi düşünen eş, dost veya tanımadığım ama kafasında böyle niyeti olanlar için bazı önerilere de yer veriyorum. Bu öneriler ya zamanında benim aklıma takılan sorularla ilgili ya da direkt bana sorulan sorulara verilen toplu cevap niteliğinde. Benim de buraya yerleşmeden önce bazı kaygılarım, aklıma takılan sorularım vardı. Bunları çözdükçe ve yaşarken neler olduysa onları yazıyorum ki birilerine belki yararı olabilir. Ama bazı sorular var ki gerçekten cevabını bilmiyorum. Eğer bildiğimi sanıyor ve emin değilsem yine bilmiyormuş gibi davranıyorum. Çünkü bazı soruların cevapları sorumluluk yüklüyor ve bu sorumluluğu taşımak istemiyorum. Biraz açayım ki benzeri sorulara toplu bir cevap verebilmiş olayım. Cevabını bilmediği

Günü birlik İstanbul'a gitmenin düşündürdükleri

Resim
Geçtiğimiz ay da günü birlik İstanbul’a gitmiştim. O seyahatle ilgili yazdığım yazıyı ( http://bodrumluhayat.blogspot.com/2013/06/istanbula-bir-gideyim-geleyim-dedim-de.html ) şu paragrafla bitirmişim; “Buralar kalabalıklaşmaya başladı. Ben de yarın sabahtan artık Yalıkavak’a geçiyorum. Bu akşam Bodrum’daki evde sezonun son akşamı. Arada tabii gelip kalacağım ama tekrar Bodrum merkezine dönüş Ekim ayında olur. Hepinize, hepimize sağlıklı, mutlu bir yaz diliyorum. Bundan sonraki yazıları artık Yalıkavak’tan yazacağım”. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Yalıkavak’ın bir kış geçtikten sonra -özellikle benim oturduğum bölgenin, yani marina tarafının- bu kadar bozulacağı aklımın köşesinden geçmezdi. Yalıkavak’a geldiğim günden itibaren hayatımda sadece gürültü var diyebilirim. Akşamları marinaya giden yol İstanbul’un Ortaköy-Kuruçeşme trafiğinin buranın ölçeğine indirgenmiş haline dönüyor. Bayramda nasıl olacağını hayal edemiyorum. Kornalar çalınacak, trafik tıkanacak, 34 plakalı dev

Bodrum ile ilgili bir belgesel seyretmiştim

Resim
İkibinaltı yılıydı diye aklımda kalmış. O zaman henüz İstanbul’da yaşıyordum. Evim Bebek’teydi. Şahane manzarası olan, Bebek koyuna hakim bir evdi. Evliliğimizi bitirmiştik, ben o evde kalmıştım ve ev büyük geliyordu. Hem ortam değiştirmek de istiyordum. Nereye taşınsam diye düşündüğüm bir dönemdi. Akşam eve gelmiş, her zaman olduğu gibi bir kadeh koymuş, ayağımı uzatmış manzarayı seyrediyordum. Laf arasında unutmadan söyliyeyim, Bodrum’a taşındığımdan beri evde hiç içki içmiyorum çünkü rahatlamamı gerektirecek gerginliğim yok. Burada içkiyi keyif ve zevk için içiyorum. Neyse, bir yandan manzaraya dalmışken bir yandan televizyonu açtım ve İz TV kanalında bir belgeselin başına yetiştim. Konu Bodrum’du. Hemen doğruldum ve belgeseli izlemeye başladım. Kısa ama beni etkileyen bir belgeseldi. Hoş, konunun Bodrum olması zaten etkilemeye yeterdi ama bu sefer alışılagelmiş turizm içerikli bir belgesel değildi. Ağırlıklı olarak Bodrum’a sonradan yerleşenlerin gözüyle, duygularıyla Bodrum’u akt

Yalıkavak'ın içine tekne giren AVM'si; Palmarina

Resim
Bu yazı, yedi yıldır yazları Yalıkavak’ta, dört yıldır da kışı Bodrum’da yaşayan birinin gözünden yeni yapılan marinanın yarattığı duyguyu anlatacak. Yapılanın mimari açıdan eleştirisini yapmak haddim değil. Ancak o yapılarla aynı beldede yaşamak durumunda olan, her sabah kalktığında ilk iş o yapıyı gören, marina kompleksinin yarattığı ekonomik, sosyolojik etkileri hisseden birinin duyduğu rahatsızlığı yazmak istedim. Çünkü o marinaya girip çıkan, beğenen, alış veriş yapan, eğlenen insanlar yaz bitince gidecek. Bizler burada kalacağız. Anlatmaya geçen yıldan başlıyayım. Yalıkavak’ta yaşayanların yıkıldı, yıkılacak, yeniden yapılacak, şöyle olacakmış, böyle olacakmış diye konuştuğu marina yeniden yapıldı ve geçtiğimiz ay açıldı. Geçen yaz başında, Profilo Holding’in inşa edip işlettiği Yalıkavak Marinasını Palmali grubu almıştı. Ödedikleri rakamın 42 milyon dolar olduğu söyleniyordu. Profilo’nun inşa ettiği marina çok sevimli, tipik Ege dokusu olan, Ege’nin izlerini