Ana içeriğe atla

Yayınlar

Nisan, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Rakı ajandasının sergimsi halleri

Güzel bir hafta sonuydu. Cuma akşamı Mahmut Kaptan’da, 2015 yılı boyunca karaladığım rakı ajandasının 35 sayfasının fotoğraflarını sergiledim. Sergi iddialı bir laf ama yerine ne kullanmam gerektiğini bulamadığımdan sergi diyorum. Sergimsi demek daha doğru sanki. Aslında hikayeyi biraz baştan alayım ki amacım belli olsun.
Rakı ajandası bana sevgili Gülüşan'dan hediye gelen bir ajanda. Önceleri hangi akşam nerede rakı içtiğimi yazayım derken yavaş yavaş bazı karalamalar yapayım dedim. Sonra oraya çizmek hoşuma gitmeye başladı. Derken 70-80 civarı karalamanın bulunduğu bir ajanda haline geldi. Bu ajandanın hikayesini yazdıydım; http://bodrumluhayat.blogspot.com.tr/2015/01/bodrumda-anason-kokulu-aksamlar.html

Yılın sonuna geldiğimizde ajanda bitti, konu kapandı. Karalamaları instagram ve twitter hesabımda, çizdiğim akşamlar anında yayınladım. Ama hepsini bir arada göstermek mümkün olmadı. Çeşitli teklifler geldi ancak amacım bu ajandayı sergilemek veya tıpkı basımını yapmak değildi. Sa…

Mavileşmek isteyince, mavileştirecek gelir sizi bulur

Hayatımızda ne olup bitiyorsa olması gerektiği için oluyor. Aynı mantıkla, ne olmuyorsa, neler son anda olamıyorsa, olmaması gerektiğindendir. Şubat ayında bir yazı yazmış, bu konulardan söz edip deniz fenerlerini gezmek istediğimi söylemiştim. Yazıya bu linkten ulaşabilirsiniz; http://bodrumluhayat.blogspot.com.tr/2016/02/bir-deniz-feneri-hikayesi.html
Deniz fenerlerini gezmeye -o sırada bir toplantı için yolumun düştüğü Antalya’dan dönerken- ilk olarak Gelidonya Feneri ile başlayacaktım. Programımı ona göre yaptım, tırmanmak için gerekli malzememi aldım. Ancak silecek yetişmeyen bir yağmura tutuldum ve hava raporları gün boyu yağışın süreceğini belirttiler. Daha önce oraya çıkan bir iki dostum da yağmurda yolun balçık olabileceğini, arabanın bir yere kadar çıkarken saplanabileceğini söyleyince erteledim.


Aslında görmeyi istediğim fenerleri de bir iki ayda görmem mümkün değil çünkü en güneydeki Finike yakınında, en kuzeydeki Baba Burnunda. Yani birkaç gün içinde değil, belki bir yıla b…

Tam da yedinci yıl bitmişken denk geldi.

Bu mevsim ve Bodrum’da geçirilen yaz tatili dönüşleri Bodrum’a taşınma konusunun gündeme geldiği dönemlerdir. Bir yaza girerken heyecan dalgası esiyor, bir de yaz biterken. Bu iki dönemde bana maille gelen soruların artmasından bunu anlayabiliyorum artık.
Zaman zaman buradaki hayat üzerine, Bodrum’da yaşamak üzerine aklımdan geçenleri yazıyorum. Bazen bazı konuları tekrarlamak gerekiyor. Ya da zaman geçtikçe buradaki hayat değişiyor, görüşlerimi güncellemem icap ediyor.
Bu yazıyla, şu son iki yıldır gözlediklerimi, eski bilgilerimin ve gözlemlerimin üstüne koyarak genel bir toparlama yapmak istiyorum.
Başta iki gözlemimle asıl meseleye parmak basayım; Bir: Bodrum hızla göç alıyor, kalabalıklaşıyor. İki: Aynı hızla yozlaşıyor, bozuluyor.





Ben burada eski sayılmam. Şunun şurasında dün 7. yılım bitti, bugün sekizinci yılıma başladım. Öncesindeki yarı zamanlı, arada bir anne evine gelmeleri saymıyorum. O zaman yirmi yıla yaklaşır. Bodrum’a ilk gelişim üniversite ikinci sınıfta, 1978 yılındaydı.…