Blogda son yazıda Yalıkavak’tan taşınmakta olduğumu yazmıştım.
Derken o iş bitti bu sefer Bodrum’daki eve Yalıkavak’tan gelen bazı parçaları
yerleştirme operasyonu başladı. Üç taşınma bir yangın eder derler. Ben de iki
taşınmadan üçüncüye geçerken epey eşyadan kurtuldum. Neyse ki çöpe gitmediler,
bir şekilde değerlendiler.
Bayram başlamadan hemen önce Yalıkavak’ı boşalttım. Aslında bu ay
sonuna kadar kalabilirdim ama bayram kalabalığını orada yaşamak, o gürültüye
katlanmak, alt kattaki berbat kafenin berbat sesli şarkıcılarını bir iki gece
daha dinlemek istemediğimden kaçtım. Afişlerde bayramın ikinci akşamı tam
karşımdaki alanda Sertab Erener konseri olacağını okumamamın da bunda epey
etkisi oldu tabii. Diyeceksiniz ki Bodrum Yalıkavak’tan daha kalabalık olmadı
mı? Tabii oldu ama buradaki ev kasabanın içinde ama çok sakin bir bölgede, hem
bahçe yüksek duvarlı, istemediğim kimseyle görüşmek, karşılaşmak zorunda
değilim.
 |
Madem yazı artık bahçede geçireceğim, o zaman biraz ilgileneyim dedim |
 |
Bayramın son akşamı burada uzanıp kitap okurken... |
Bayram boyunca gündüzleri evden adım atmadım. Sadece Cuma günü
pazara gitmek için çok erken saatte evden çıktım ve işimi bitirip döndüğümde
bayramın ilk akşamından kalma insanlar daha yataklarından çıkmamışlardı bile.
Diğer günler de, ev yerleştirme, yerleşirken evi yeniden düzenleme, bahçe ile
uğraşma gibi epeydir yapmam gereken işleri halletmek için iyi fırsat oldu.
Bayramın ilk akşamı valide, kardeş, akrabaların Bodrum’a gelenleriyle
Akyarlar’da güzel bir rakı – balık akşamı yaptık. Bu arada benimle aynı dönemde
valide de Akyarlar’daki evini satıp yaz kış yaşamak üzere Turgutreis’e taşındı.
Yani artık kardeşimden sonra annem de buralı oldu. İstanbul ile bir önemli bağ
daha koptu.
Bayramın ikinci akşamı hep duyduğum “Bodrum doldu, taştı”
klişesini bir de ben yerinde göreyim diye yürüyüşe çıktım. Eski kilisenin
olduğu meydandan öteye, barlar sokağına giremedim, geri döndüm. Yaya trafiği
durmuş bir Bodrum’u görmeyeli yıllar olmuştu. Çünkü bayramlarda ben de başka
yerlere kaçıyordum. Ama dedim ya bu bayram taşınma, ofisteki işler derken Bodrum’da
kaldım. Ben böyle bir kalabalık görmedim. En ucuzundan en pahalısına, en
iyisinden en kötüsüne kadar tüm mekanlar tıklım tıklım doluydu. Bazılarının
önünde aç açına masa bekleyenler vardı. Trafik durmuş, insanlar araba içinde
öyle oturuyorlardı. Bunu anlamam mümkün değil. Bodrum’un içine arabayla girmeyi
cazip halden çıkarmak için belediye geçen sene çok iyi bir iş yaptı ve Bodrum’u
baştan sona kateden araba yolunu tek şerite indirdi. Buna karşılık kaldırımları
üç, beş metre genişletti. Yani yayadan yana bir tavır sergiledi. Bu hem benim
gibi Bodrum’u yürüyerek gezmeyi sevenler için iyi bir durum oldu, hem esnaf genişleyen
kaldırıma ek masalar koyabildi. Beyoğlu’nda kaldırımdan masa kaldırtan belediye
başkanının yanında esnafa daha fazla masa yeri açan belediye başkanı olduğu
için ben Kocadon’u seviyorum. Tabii sadece bu değil. Bir kaç yıldır Bodrum’a
gelmeyen dostlar bu bayram geldiklerinde Bodrum’u çok güzelleşmiş, çok “medeni”
ve “temiz” buldular. Bu kasabada yaşam kalitemizin artmasından tabii ki memnun
olacağız ve bunu sağlayan iradeyi de sevmek çok normal.
 |
Bayramda kurulan pazardan aldığım Bodrum kırması |
 |
Yine pazardan alınmış taze malzemeyle bahçedebu kareyi çekerken tepedeki begonvilden bu çiçek düştü ve tam yerini buldu |
 |
Bayramda merdiven altı yerleştirme operasyonundan |
 |
Bayramın ikinci akşamı yavaş yavaş dolan çarşı |
 |
Ve dolmaya devam ederken... |
 |
Bayram müşterileri trafik nedeniyle henüz gelememiş Berk Balık |

Arabayla gezinmekten söz ediyordum; aklım almıyor gerçekten de.
Arabayı girişteki otoparklardan birine bırakıp Bodrum’u yürüyerek gezsenize
değil mi? Ama olmaz çünkü o yüzbinlerce liralık arabaları kime gösterecek o
zaman? Marina kulübünün tam kapısına kadar birkaç yüz binlik arabalarla niye
geliyorlar ki? Birbirlerine hava atmak için tabii. En tuhafı, üstü açık
arabaların içinde dört tane sap oturmuşlar tur atıp duruyorlar. Yahu ne
olmasını bekliyorsun? Bu arada Neyzen Tevfik Caddesini Bağdat Caddesi sanan
bazı İstanbul’lu bıçkınlar önündeki arabayla arasındaki bir kaç metreyi patinaj
çekerek gidiyorlardı. Uzun lafın kısası gerçekten son derece görgüsüz bir kesim
yine buradaydı. Bunun yanında yazlıklarına gelen yazlıkçılar da en az bir akşamlarını
Bodrum’da geçirdiler diyebilirim. Arada Bodrum sever olarak tatilini burada
geçirmek isteyen gayet düzgün insanlar da vardı tabii. Son bilgi, Bodrum’a
bayramda birbuçuk milyon kişi gelmiş. Bunun büyük çoğunluğu yerli turistti.
Esnaf için çok iyi oldu. Bu sezon hiç de iyi gitmiyordu çünkü. Bunu ben de
gözlemliyordum. Biraz olsun moraller yerine geldi. Bir esnaf arkadaşım, hocam
şu tatil dokuz gün olsaydı Haziran-Temmuz’u kurtarırdık dedi. Ben burada
yaşayan biri olarak bu kadar kalabalık olmasını hiç istemem. Hele bahar ve kış
aylarının sakinliğinden, huzurundan sonra bu aşırı kalabalık aşırı geliyor. Ama
esnaf için de iyi olduğuna seviniyorum o ayrı. Tivitırda bu sayfada
göreceğiniz, tatilin son günü olan Pazar sabahına ait bir kaç kare koyup
“sakinledik” yazınca, her durumda kendine vazife çıkaran haddini bilmez bazı
tipler hemen “biraz da esnafı düşünün” tarzı laflar etmeye başladılar. Bu gibi
insanları derhal blokluyorum, çünkü hiç bir şeyin farkında olmayan bunlar, öyle
yazınca kendini farklı yere konumladığını sanıyorlar. Arkadaş eğer esnafı
düşünüyorsan, alış verişini Migros, Tansaş gibi yerlerden değil pazardan
yapacaksın. Bütçen neye elveriyorsa arada sırada evinden çıkıp dışarıda ister
sandviç yiyecek ister rakı sofrası kuracaksın. Klavyeyle fikir savunuculuğu şu
sıra çok karşılaştığım ve tahammül edemediğim bir durum. Yani kendi bir halt
değilken ayar vermeye çalışanlar iyice sırıtıyor.
Bayram akşamları bizim Zazu’dan dışarı çıkmadım. Zazu bir çeşit
evim olduğu için oranın müdavimleriyle kendi aramızda sohbetimizi yaptık yine.
Balıkçılara adım atmayı aklımızdan bile geçirmedik. Zaten onlar da söylüyorlar;
bayramda gelmeyin iyi servis veremeyiz diyorlar. Kaldı ki bütün sene beraberiz,
o birkaç gün onları kendi dünyalarıyla başbaşa bırakmakta bir sakınca yok.
 |
Bayramda Bodrum'da kadınlara yönelik "Kadem"in etkinliği olan standlarda yaptıklarını sergileyen kardeşim Sena |
 |
Mahmut Kaptan ve Ahmet ile Zazu'da bayramlaşma |
 |
Satsuma ve Arhan ile Berk Balık'ta... bayram bittikten hemen sonra |
 |
Yine Zazu. Bu sefer Çisem ve Ahmet ile bayramlaşma |
 |
Bayram bitiminde Marmaris'ten dönerken bir akşam rakı - balık için Bodrum'a uğrayan Uğurcan ile |
Pazar sabahı erkenden bu sefer İstanbul istikametinde konvoy
oluştu. Sanki Bodrum’da veba başladı da millet kaçıyordu. Öğleden sonra
uçaklarla dönecekler birer birer ayrılmaya başladı. En son otobüsle gidecekler
bavullarını çeke çeke önümüzden geçtiler. Bir tatil daha bitti. Derken
Pazartesi oldu. Sabah, miting alanının ertesi günü o alanı gezdiğinizde ne
hissederseniz aynı duyguyla Bodrum’u turladım. Üç günde neler yaşandı buralarda
diyerekten... Esnaf yorgun düşmüş, dükkanında dinleniyordu. Sıcak yanında bir
de insanlarla uğraşmışlardı. Sanki işgal kuvvetleri çekilmiş gibiydi. Derken
günlük hayatımıza dönmeye başladık. Ben yine sabahları erkenden önce denize
girip sonra ofise gitmeye başladım. Akşam yürüyüşlerine başlar gibi oldum ama
araya sıcaklar girdi. Yalıkavak’tan Bodrum’a göçünce bir süre uzak kaldığım
arkadaşlarla bir araya gelip yemekler yedik. Aşırı kalabalık gitmiş yerini yaz
kalabalığına bırakmış bir Bodrum’u yaşamaya başladık yeniden.
 |
Tatilin son günü olan pazar sabahı İslamhaneleri bölgesinin sakin yolları |
 |
Pazar sabahı Turgutreis girişi |
 |
Bayram ertesi normal bir iş günü sabahı |
 |
Yine pazar günü öğleden sonra Konacak-Bodrum istikameti. Bir gün öncesinde konvoy vardı |
 |
Ben yine sabahları denize girerek güne başlıyorum |
 |
Ve nispeten sakinleşen Bodrum'da bir akşam rakısından |
Ve işte bir bayramı böyle geçirdik.
Serdar Bey blogunuza uğramayalı neler yapmışsınız öyle. Ama okuduklarımdan anladığım vardır bir bildiğiniz. Kararınız hayırlı olsun. "Kapatıyoruz..." yazınızla az biraz Bodrum'la ilgili karamsarlığa kapılsam da "Bayram..." yazınızla keyfim yerine geldi yeniden. Takipte ben biraz ara verdiysem de,siz paylaşmakta arayı açmayın lütfen.. Herşey gönlünüzce olsun, dostçakalın...
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
SilGünaydın, blogunuzu yeni okumaya başladım. Keyifle devam ediyorum... Merhaba!
YanıtlaSilMerhaba, hoşgeldiniz.
SilNe guzel bir blog paylasimlariniz harika tesekkurler
YanıtlaSilBen 15 yildir yazlari gumuslukteyim kalabaliktan rahatsiz olmaya basladim
eminim kislar daha keyiflidir
Sayenizde bir cok yer not aldim zevkle takip edecegim sizi
Yeni evinizde gule gule oturun keyifle
Çok teşekkür ederim. Aslında ev yeni değil, beş yıldır kışları oturduğum Bodrum'un içindeki evde artık yaz-kış oturacağım. Yalıkavak yazları oturduğum bölgeydi.
SilGünaydın Serdar Bey, bayramın ilk günü geldik Akyarlara ve geçtiğimiz Cumartesi akşamı döndük. Bloğunuzu kısa bir süre önce keşfetmiş olmama rağmen Bodrum'da özellikle Yalıkavak sokaklarında gezerken sık sık yazdıklarınız geldi aklıma,keşke not alsaydım neresiydi Serdar Beyin bahsettiği yerler diye düşündüm. Hatta sizden bahsettim dostlarıma. Bodruma inmek için bayramdan sonraki haftayı tercih etmemize rağmen yine trafik çok yoğundu ve bir saat onbeş dakikayı buldu ulaşmamız. Çarşı ve barlar sokağı o kadar kalabalıktı ki çok bunalttı bir an önce çıkmak istedik. Ama Turgutreisi ve Akyarları seviyorum. Bursa bayram ve sonrasında sıcaktan kavrulurken biz bırakın klimayı vantilatör açma gereği bile duymadık her yaz olduğu gibi..
YanıtlaSilSizi izlemeye devam edicem, dostçakalın ..Nesli..