29 Ocak 2011 Cumartesi

Kış güneşi


2007 yılının şubat ayında, İstanbul’da havanın günlerce gri olduğu, güneşin hiç görünmediği günlerden birinde, o zaman Levent’te olan ofisimde bir görüşme yapıyordum. Profilo Holding’te görevi CEO olan Gökşen Körezlioğlu ile holdingin Yalıkavak’ta inşa edeceği Turkuaz Koy Evleri projesi hakkında konuşuyorduk. Gökşen Bey iyi denizcidir, o gün geldiğinde güneşten hafif yanmış bir hali vardı. Birkaç gün önce Yalıkavak’ta teknesinde olduğunu, sabah teknede kahvaltı yaparken ensesine vuran kış güneşinin nasıl ısıttığını anlattı. İşte o gün bana birşeyler oldu. Göksen Bey’i uğurladıktan sonra gri havaya bakıp “niye ben buradayım?” diye düşünmeye başladım. Hep aklımın bir yerinde varolan Bodrum projesini tetikleyen bu konuşma oldu.

O yılın mart ayında logotaypını ve broşürünü yapacağım evleri yerinde görmek için Yalıkavak’a gittim. Kışın açık olan Four Reasons isimli bir otelde konakladım. Akşam uçaktan inip otele vardığımda yağmur bastırdı. Kırk yılda bir kışın Bodrum’a geldim onda da yağmura yakalandım diye hayıflanmıştım. Ertesi sabah pırıl pırıl bir havaya uyandığımda ilk iş o anın fotoğrafını çekmek oldu. Aşağıdaki o fotoğraftır.


Kaldığım iki gün boyunca Yalıkavak’a bağlandım. Önceki yıllarda yaz aylarında Akyarlar’da kalırken bir iki kez Yalıkavak’a gelmiş, balık yiyip dönmüştüm. Devamlı esen bir rüzgar ve dalgalı denizi aklımda kalmış, pek de ısınamamıştım.

2007 yılının ekim ayında Yalıkavak’ta bir ev kiraladım. Amacım ağırlıklı olarak yazları kalmak, kışın da ara ara kış güneşinden yararlanmak için gelip gitmekti. Fakat buraların tadının asıl kışın çıktığını yaşayarak görünce, kış döneminde de her ay 8-9 günümü Yalıkavak’ta geçirmeye başladım. Sonrasında 2009 yılına geldiğimizde istanbul’u tamamen bırakıp Bodrum’a yerleştim. Yalıkavak’taki evden bu yazsonu ayrıldım ama Yalıkavak’tan kopamadığım için bir başka ev kiraladım. Ayrıldığım evde çok güzel 3 yılım geçti. Geceleri denizin kumsala vuran sesini duyarak uykuya dalmanın, sabah yüzümü yıkama yerine denize girmenin tadını doya doya yaşadım.

Yalıkavak ile ilgili yazacak şey çok, şimdilik sadece yaşadığım evle ilgili bazı kareleri paylaşmak istedim.





Bu arada Yalıkavak’ta Gökşen Bey’e her rastladığımda o kış güneşi konuşmamızı hatırlatıyor, Bodrum’a yerleşme kararımı hızlandırdığı için teşekkür ediyorum. Aşağıdaki fotoğrafı da, o konuşmadan tam bir yıl sonra 2008 yılının şubat ayı sonunda evin önündeki iskelede kış güneşi ısıtırken çektim.

2 yorum:

  1. Şu "gitmek" mevzusuna fena takılmış, gideceği bir yer varmıştaaa henüz gidemiyormuşum hissi ile yaşamaya çalışan, tatillerini "gitmek" sanan ama geri dönünce" gitmek " olmadığını anlayan zavallı bir kent ucubesi olarak-tan, size imreniyorum.b

    YanıtlaSil
  2. maşşallah, nazar değmez inşallah! :)

    YanıtlaSil