26 Ocak 2011 Çarşamba

Sabah ve akşamüzeri farkı

Burayı sevmem için neden çok. Benim gibi düşünen, hayata öyle bakan birilerinin aklını çelebilirim düşüncesiyle bunları zaman zaman yazmak istiyorum diye en başta söylemiştim; İstanbul'da yaptığı işten, yaşadığı ortamdan memnun olmayan, hayatını sorgulayanlar varsa bu notlar belki onlara yol gösterebilir. Birileri yapmış ben de yapabilirim duygusu...

İşte onlardan birini yazıyorum. İstanbul'da sabah uyandığımda gökgürültüsü, fırtına, yağmur olduğunda bu benim için şu demekti; en azından bir hafta güneşi unutmalısın. 20 gün güneşin olmadığı gri bulutlu ağır kurşuni havaları çok hatırlıyorum. 

Aşağıdaki kısa video bu sabahı, bu öğlen saatlerini ve 2 saat öncesini gösteriyor. Burada güneşin ya da maviliğin görünmediği en uzun sürenin 36 saati aştığını görmedim. Benim için müthiş birşey. Depresif yapan en önemli unsurlardan biri yok işte.

Şimdi saat 17:22 ve olağanüstü bir ışık var. Harika bir gün batımı olacak. Gidip bir iki kare çekeyim, yarın paylaşırım. Çıkmışken de Zazu ve sonrasında ya Mahmut Kaptan ya Gemibaşı yapılır artık. Bunları da sırayla birgün anlatacağım.

Sağlığınıza...


1 yorum:

  1. Güneş kendini özletse de İstanbul'da da fırtına, yağmur güzel.
    Ancak biz bunun keyfini çıkaramıyoruz. Doğa ve en doğal olaylar bize düşman (ya da biz onlara düşmanız). Yağmur, kar ve hatta güneş bile artık sadece trafik ve stres demek.
    Okumaya devam. :)
    E.

    YanıtlaSil