14 Şubat 2011 Pazartesi

Çökertme türküsünün hikayesi ve heykeli


(26 Mayıs 2013 tarihinde güncellendi)

Bodrum’un simgelerinden biri de Çökertme türküsü. Bodrum’a gelip de bu türküyü duymadan giden olduğunu sanmıyorum. Düğünlerin vazgeçilmez final türküsü. Hatta ben bugüne kadar birkaç kez Çökertme çalınmayan Bodrum işi düğün görmedim. Gecenin sonuna doğru, rakının da etkisiyle Çökertme çalınca ortaya fırlayan Bodrum gençleri buraya özgü zeybek oynamaya başlarlar. Zeybeği çok iyi bilenleri seyretmek gerçekten zevk veriyor. Aksi de tatsız bir durum; ellerini iki yana açan sarhoş sallanması gibi oluyor.

Çökertme ile ilgili muhtelif hikayeler var. Hikayelerin ortak noktası Halil, Çakır Gülsüm ve zalim Çerkez kaymakam arasında geçmesi. Doğru bilinen yanlışlardan biri, adı geçen Çökertme’nin Bodrum yarımadasının Gökova kıyısında bulunan bölgesindeki Çökertme köyü ile ilişkilendirilmesi. Oysa hikayenin başladığı Çökertme, Yalıkavak’ın şu anda basket sahasının olduğu park bölgesi. Yalıkavak’taki belediye kahvesinin olduğu meydandan başlayıp, balıkçı Sait’in de üzerinde bulunduğu sahil boyunca Gerişaltı’na kadar uzayan cadde Çökertme caddesidir. Hikayenin kahramanları bu sahilden kayığa binmişler. İşte tam bu noktada türkünün hatırasına bir heykel yapılmış. Emeğe ve sanatçıya saygım sonsuz ama heykel çok kötü bir iş. Aşağıda fotoğraflarına yer verdim..

Önce hikayeye gözatalım. Hikayenin üç versiyonu var. Birinde Halil efe olarak anlatılıyor. Diğerinde işgal döneminde tarlalara gidemediklerinden, balığa çıkamadıklarından ancak Kos’a gidip gelip kaçakçılık yaparak yaşayan biri olarak anılıyor. Diğerinde de dağlarda gezen bir eşkiya. Gülsüm için de rivayet muhtelif. Birinde Bitez Yalısı’nda yaşayan, dünya güzeli bir kız. Diğerinde ise lakabı Kel Güssüm (Gülsüm değil) olan bir çengi. Hikayelerde ortak olan tek şey lakabı Çerkez olan dönemin zalim Bodrum kaymakamı. Hepsinde de kaymakam Gülsüm’e göz koymuş durumda. Ben daha sahici olduğuna inandığım, türkünün sözleriyle daha iyi örtüşen, Wikipedia’da da yer alan versiyonu buraya alıyorum.


“Bodrum henüz günümüzün uluslararası turizm merkezi haline gelmemişken, 20. yüzyıl başlarının küçük ve sakin bir sahil kasabası görünümünde iken, halkın başlıca geçim kaynakları, balıkçılık, süngercilik ve özellikle de kaçakçılıkmış. Kaçakçılık, Osmanlı Devleti 'nın son dönemlerinin tütün tekeli olan Tütün Rejisi sisteminin dışına çıkarak, karşıdaki İstanköy adasında gizlice tütün satmak ve karşılığında rakı, kahve vs. getirmekmiş.Türkünün kahramanı Halil Efe de, yakın arkadaşı İbram (İbrahim) Çavuş ile birlikte, hayatını kaçakçılıktan kazanırmış.(Kendisinin bizzat kaçakçılık yapmadığı, ancak adalardan gelen kaçak malları daha iç kesimlere taşıyan kervanlardan haraç aldığı rivayet edilmektedir.) Türkünün kadın kahramanının asıl adı Havse (Hafize)dir. Havse'nin annesi Türkbükü'lü Kel Güssüm (Gülsüm)dür. Kel Güssüm aynı zamanda çengidir. Çengi erkeklerin sazlı sözlü ve alkol alınarak yapılan eğlencelerinde dans eden ve onlarla birlikte olan kadın demektir. Güzelliği dillere destan olan Havse Çerkez kaymakamın yanında temizlik gibi işler yaparak çalışmaktadır. Havse'yi İbram Efe ikinci eş olarak alınca gerek ailesinden gerekse çevreden tepki almıştır. Bu durumun farkında olan diğer efeler (Bunların arasında Halil Efe de vardır) İbram Efe'nin evini basarak Havse'yi kaçırmak istemişlerdir. İbram Efe önce karşı çıksa da ilk eşini ve gelinlik yaşa gelen kızını korumak için Havse'yi teslim etmek zorunda kalmıştır. Efeler tarafından dağa kaldırılan Havse artık annesi gibi çengi olacak ve bu andan sonra Çakır Güssüm olarak anılacaktır. Daha sonraları Halil Çakır Güssüm'e aşık olacak ve onu dağdaki efelerden (arkadaşlarından) kaçıracaktır. Bu arada hem efeler hem de Çerkez kaymakam Halil'in peşine düşecektir. Aylarca süren bu kaçışın son duraklarından biri Çökertme'dir. Halil Efe ve Güssüm Yalıkavak Çökertme'den adalara kaçmayı planlarlarken, Rum denizci Kostapao ve gemicisini de rehin alarak Kostapao'nun teknesiyle yola çıkarlar. O zamanlarda Rumlar tarafından pek sevilmeyen ama son derece de korkulan Halil Efe'nin deniz ve denizcilikle ilgisi yoktur. Ne yapacağını şaşıran Kostapao bu olumsuz durumdan kurtulmak için fırsat kollamaya başlar. Nihayetinde rüzgar ve deniz sertleşince, Halil Efe'ye böyle devam ederlerse teknenin dayanamıyacağını, daha açıklarda havanın daha çok sertleşeceğini ve batma tehlikesi olduğunu bildirir. Hava kalana kadar Aspat'a (Karaincir plajının yanında bulunan, zirvesinde gözcü kalesi olan dağın adı. Bitez Yalısı'nın karşısındadır) sığınmanın uygun olacağını daha sonra oradan adalara (muhtemelen Kos’a) geçmenin kolay olacağını söyler. Kostapao'nun asıl amacı fırtınayı bahane ederek teknesini Bodrum'a yaklaştırmaktır. Halil Efe bunu kabul edince Aspat'a yönelirler. Kostapao Aspat'a doğru giderken Halil Efe'nin ve Güssüm'ün rakısına, balık yakalamak için de kullanılan bitkiden elde edilen beyaz renkli bir sıvı karıştırır. Böylece Halil ve Güssüm derin bir uykuya dalarken, tekne Aspat'ı geçerek karşısındaki Bitez koyuna gelir. (Kostapao'nun Halil ve Gülsüm'ü doğrudan Bodrum Limanına götürüp teslim edememesinin nedeni Bodrum halkından çekinmesidir.) Kostapao'nun yardımcısı karaya çıkarak Çerkez Kaymakam'a Halil ve Güssüm'ün Bitez'de teknenin içinde olduğunu bildirir. Çerkez Kaymakam emrindeki kolcuları karadan Bitez'e yollarken, gümrük muhafaza teknesi de denizden kaçmalarını engellemek için yola çıkar. Bitez'e daha önce gelen kolcular dayanamayıp ateş etmeye başlayınca, kendisi ve teknesi de ateş altında kalan Kostapao hemen demir alır ve kıyıdan uzaklaşmaya başlar. Bu arada Halil Efe'yi de uyandırır. Çok geçmeden muhafaza teknesiyle karşılaşırlar ve muhafaza teknesinden açılan ateş sonucu Halil Efe yaralanır. Yaralı olarak Bodrum limanına muhafaza teknesiyle getirilir. İbret olsun diye akşama kadar Kaymakamlığın bahçesinde bırakılır. Su istediğinde bile yaralı Halil Efe'ye su vermeyen kolcular, ölmeye niyeti olmayan Halil Efe'yi kaymakamın emriyle gece iz bırakmadan boğarlar. Başta Gülsüm olmak üzere, ölüm haberini alan bütün Bodrum yasa bürünmüş ve anısına bu türküyü yakmıştır.”

Türkünün sözlerine gelince;

Çökertme'den çıktım da Halil'im
Aman başım selâmet,
Bitez de yalısına varmadan Halil'im
Aman koptu kıyamet


Arkadaşım İbram Çavuş
Allah’ıma emanet,

Burası da Aspat değil Halil'im
Aman Bitez Yalısı,
Ciğerime ateş sardı,
Telli kurşun yarası


Güvertede gezer iken
Aman kunduram kaydı,
İpekli mendilimi Halil'im
Aman mor rüzgâr aldı


Çakır da gözlü Gülsüm'ümü
Aman kolcular aldı,

Gidelim gidelim Halil'im
Çökertme'ye varalım,
Kolcular gelirse Halil'im
Nerelere kaçalım


Teslim olmayalım Halil'im
Aman kurşun sıkalım

İşte düğünlerde ya da yazın Bodrum’a gelen yerli turistlerin hatırı sayılır rakı sonrası meyhanelerde hep birlikte söyledikleri türkünün hikayesi bu. Hatta bilmeyenlerin büyük çoğunluğu "Burası da asfalt değil Halil'im" diye söyler ki bu daha da faciadır. İstanbul meyhanelerinde gecenin sonunda “Bir tatlı huzur...” veya “Biz Heybeli’de...” söylenir ya, Çökertme'nin de akıbeti Bodrum'da aynı. Aşağıya bence en iyi yorumu, Ege türkülerini derleyen Tolga Çandar'ın yorumunu aldım.




Bu da geçtiğimiz Nisan ayında bir akşam Mahmut Kaptan'ın meyhanesindeyken yaptığım bir kayıt. Hep birlikte Çökertme söylemeden gece biter mi hiç?




Yalıkavak’taki Halil Efe ile Gülsüm heykeli çok acemi işi. Efsanevi güzel Gülsüm’ün tiplemesini görünce korkabilirsiniz. Halil bu kadın için mi kendini ateşe attı diye düşünmedim değil. Yalıkavak’ın heykel veya anıt gibi konularda malesef şöhreti kötü. 2009 yılında Yalıkavak’ta gerçekleştirilen Dünya Gençlerarası Windsurf şampiyonası için yapılan bir anıt var ki, anlatılacak gibi değil. Bu topraklarda binlerce yıl önce yaşayan, medeniyetler kuran, dünyanın yedi harikasından biri olan mozoleyi yaratan Karia’lı atalardan hiç bir zevk kırıntısı kalmaması çok kötü.

Geçmişte yaşamış Gülsüm'un buna benzemediğine eminim.


Bu fotoğrafı çektiğimde heykel son derece bakımsızdı. Sonraki yıl bakımdan geçti


Bu arada Bitez’de de bir heykel varmış, o da hikayenin sonunun geçtiği yer olması nedeniyle Bitez'e konulmuş. Heykeli görmedim. Korkuyorum.

9 yorum:

  1. Bitezdeki heykeli görme zaten. Bir tanıdığımın evinin önünde duruyor... O da berbat...

    YanıtlaSil
  2. Yazdıklarınızı Sitemde paylaşmak isterim , izniniz olursa cevabınızı bekliyorum,
    Saygılar,
    http://www.seviminaskanasi.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii Berna Hanım, kaynak adresi göstermek şartıyla yayınlayabilirsiniz

      Sil
    2. yazılarınızı zevkle okuyorum ellerinize yüreğinize sağlık

      Sil
  3. bende ilerde bodruma yerleşmek istiyorum sayenizde bodruma olan sevgim arttı

    YanıtlaSil
  4. Halil bu kadın için mi kendini ateşe attı diye düşünmedim değil.

    Heykeli görünce aynı düşünce bende de oldu :)

    YanıtlaSil
  5. "Çökertme" türküsünün hikayesini araştırırken (şimdilik sadece İnternet) tam olarak net bir hikayeye denk gelmedim. Ancak sizin paylaştığınız hikayede bazı çelişkili durumlar ve şarkıya uymayan durumlar mevcut.
    Mesela demişsiniz ki;özetle Havse kaymakamın yanında çalışırken İbrahim Efe kendisine eş aldı ve Halil'de efelerin içerisinde Havse'yi kaçırdıktan sonra efeler ve kaymakam peşine düştü.
    Düşünmek lazım kaymakam neden peşine düştü; sizin yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla Havse için. Ama sizce bu kadar güzelliğe sahip Havse İbrahim Efe ikinci eş olmayı kabul eder mi etse de böyle bir güzelliğe sahip bir kızı bu kadar baskı ve nüfuza sahip kaymakam, kız yanında çalışıyorken başkasıyla evlenmesine izin verir Mİ? Helede peşine düşülecek kadar bir güzelliğe sahipse?
    Ben paylaştığınız hikayenin bu kısmını pek türküyle örtüştüğünü düşünmüyorum.
    Ayrıca demişsiniz Halil denizcilikten anlamaz.
    Eğer olay 20. Yüzyılın başında meydana geldiyse ve Halil de burada yaşıyorsa denizcilikten bir haber olması mümkün değildir. Çünkü bölgenin o dönem geçim kaynaklarından kaçakçılık belli ki mühim bir yere sahip. Eğer o dönemde ki muhbirleri hesaba katarsak kişilerin kendinden başka güvenecek adamlarının az olması, onları mutlaka kendi işlerini kendi yapmaya yönlendirmiştir. Buradan da Halil'in denizcilikle alakadar olduğuna varabiliriz.Ayrıca fırtınalı bir havada kelle koltukta kaçarken hiçte rakı düşüneceklerini sanmıyorum.
    Şimdi diyeceksiniz ki; peki siz ne düşünüyorsunuz. Bence;
    Kaçakçılık yapmakla uğraşan Halil ve arkadaşı İbrahim Çavuş ortak bir kaçakçılık yapmakta ve Kaymakam da göz koyduğu Güssüm'e anca Halil'in ortadan kalkmasıyla sahip olabileceğini düşünmüş ki sevkıyat üzerinde baskınla bu zatları ortadan kaldırmak yada hapse attırmak istedi. Güssüm de çengi olabilir yada başka biri olabilir, ama kaymakamın yanında çalıştığına veya İbrahim Efeye eş oluğunu zannetmiyorum.
    Şarkı sözlerinin de yanlış olduğunu belirtmek isterim:
    Güssümü Kolcular değil Çerkez Kaymakam alıyor ve eksik bir kısım daha türküde "Kaymakam baskısı canım aman aldı yürüdü"
    Bence o heykeli sökülmeli ve yerine daha güzel bir şey yapılmalı.
    İyi Çalışmalar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emeğinize sağlık. Ancak bir yanlış anlaşılma varsa düzeltmek isterim; yazdıklarım benim fikir ve yorumlarım değil, heykeldeki yazı ile internette yaptığım araştırmaların sonucu. Bu kadar bilinen ve sevilen türküyle ilgili bu kadar farklı senaryoların olmasındakş garipliğe dikkat çekmek istedim. Biz burada her zaman zevkle bu türküyü söylüyoruz.

      Sil
    2. Kusura bakmayın ben bu yazdığım yorumu daha sonra düzeltip yayınladım. O düzenlediğim yeni yorumu sizin yazmadığınızı anladığım için yeniden düzenledim ama maalesef bir karışıklık oldu size bu yorum gelmiş. Muhtemelen diğer yorumda size ulaşacaktır. Türkü hakikaten çok güzel. Bende çok sevdiğim için yazmak ihtiyacını gördüm kendimde. Sizinde ilginiz için çok teşekkür ederim.
      İyi günler, mutluluklar dilerim....

      Sil