25 Mayıs 2011 Çarşamba

Bodrum'da bir akşam bahçede müzik dinlerken; Çingene müziği ve Celem Celem


Dün gece bahçede otururken bir yandan evden bahçeye taşan müzikleri dinliyordum. Sonra bir parça çaldı. Adı farklı dillerde farklı yazılıyor ama birbirilerine yakın; “celem celem”, “gelem gelem”, “delem delem”, “dzelem dzelem” veya “djelem djelem”... sevdiğiniz ve hikayesi olan müzik insanı alır götürür. Bu şarkı da benim için öyle. Dün akşam aşağıdaki yazıyı yazdım, bugün de sizlerle paylaşıyorum.

Şarkıyı bundan tahminen 10-12 yıl önce, Paris’teki Virgin müzik mağazasından aldığım bir CD’de farketmiş çok sevmiştim. İyi bir CD arşivim var sayılır. Bin civarı CD’nin yarısı caz koleksiyonum. Kalan beşyüz civarı CD’nin bir bölümü Yunan müziği, bir bölümü Balkan müziği, bir bölümü de dünya müziği. Özellikle dünya müziğinde beni heyecanladıran bir şey var; o da arşivinizde var olan bir şarkının ileride başka bir dilde ya da kültürde farklı versiyonuyla karşılaşıyorsunuz. Bunu bir yerden biliyorum diyorsunuz, başlıyorsunuz izini sürmeye. Bu izi takip etmek çok zevkli ama uğraştıran bir iş. Tabii Google öncesinden söz ediyorum.

Neyse; yukarıda adının farklı söylenişini yazdığım şarkı ilk kez Şaban Bajramoviç’in yorumuyla Celem Celem olarak dinlediğim şarkı. Sırp çingenelerinin bir parçası olduğunu öğrenmiştim o kadar. Çok dokunaklı, hüzünlü ama hani o çingenelerin muzırlığını da barındıran bir şarkı. (Bu arada çingenelere roman denmesini anlamıyorum. Birincisi çingene demek aşağılayıcı bir şey değil. İkincisi gypsy, çigan, çingene kelimelerinin ses gücü yüksek ve içinde çingene kültürünü çağrıştırın çıngıltı var. Roman ise yavan). Daha sonra Saraybosna’daki akrabalarımın Türkiye’de yaşayan üyesi Nedim’e bu CD’yi dinlettiğimde tabii hem Şaban Bajramoviç’i hem Celem Celem’i çok iyi tanıdı. Yanlış hatırlamıyorsam bana Şaban Bajramoviç’in Mostar Sevdah Reunion ile birlikte yaptıkları bir kayıtı ve o kayıttaki harika Celem Celem versiyonunu da kaydetti. Böylece bende bu şarkının peşine düşme isteği uyandı. O arada yavaş yavaş internet de hayatımıza girmeye başlamıştı. Takip daha kolaylaştı.




İspanya’ya gittiğim bir gezide Endülüs bölgesinde Sevilla’da bir CD dükkanında bu parçanın El Lebrijano tarafından çalınmış versiyonunu buldum. O bölge de çingenelerin yoğun olduğu bölgedir ya. Gypsy dediğimiz nedir ki? El Lebrijano sanırım çingene asıllı bir gitar ustası. İlerleyen yıllarda Saraybosna’ya gittiğimde tahmin edeceğiniz gibi, Celem Celem’in madenine daldım. Boşnak, Makedon, Sırp, Hırvat, Bulgar, Macar şarkıcı veya gruplardan muhtelif Celem Celem’ler topladım. Şu anda arşivimde 22 tane versiyonu var. Bunlardan 5-6 tanesi internetten indirdiğim orijinal olmayan kayıtlar. Diğerleri orijinal CD’ler halinde.

El Lebrijano bir konserde şarkı söylerken
Bu şarkıyı ilk kez Şaban Bayramoviç’ten dinlediğimi yazmıştım. Ama onun da söylediği dört versiyonu var. Bu akşam Youtube’a girip bilmediğim bir versiyonunu daha buldum. Cubismo ile bir konser kaydı. Çok güzel. Aşağıya linkini yazıyorum. Yazıda anlattıklarımı daha iyi algılayabilmeniz için kayıtları mutlaka dinlemelisiniz.


Bu linkte bir Şaban Bayramoviç yorumu var. Bayramoviç bu şarkıyı defalarca, farklı soundlarda yorumladı, araştırabilirsiniz.
http://www.youtube.com/watch?v=8n-YxoZ9TeY

 
Daha sonra Makedon sanatçı Esma Redzepova’dan da dinledim. Hem de canlı olarak. Evet, Redzepova Babylon’a gelmişti. Müthiş bir sestir. Hatta o gün Papa’nın İstanbul’a geleceği tuttu da Bebek’teki evimizden Babylon’a 3 saatte mi ne gitmiştik. Bu versiyonu da o kadar güzeldir ki, Gaje Dilo filminin finali bu şarkıyla yapıldı. Redzepova'nın yorumu dünyada en beğenilen yorum olarak açık ara birinci durumda. Esma Redzepova’nın Brüksel konserindeki olağanüstü yorumunu aşağıya alıyorum. Sonuna kadar izlemenizi öneririm. Esma ne kadar bizdeki şarkıcılara benziyor değil mi?



Gelelim parçanın hikayesine. Çingene şarkılarının çoğunluğunda olduğu gibi bu da bir yol şarkısı. Göç çingenelerin hayatının ayrılmaz parçası. 8 nisan 1971 yılında Londra’da bir dünya çingene kurultayı toplanır. Orada bir bayrak saptanır. Aşağıdaki o bayraktır. Yeşil çimen, mavi gökyüzü, kırmızı tekerlek; çingenelerin yaşımını anlatan bayrak bugün uluslararası kullanıma girmiş durumda. Kırmızı tekerlek hem göçü, hem ateşi, hem ilerlemeyi simgeliyor. Yine aşağıda Kosova’daki bir okuldan aldığım görüntüde bayrağı farkedebilirsiniz. 



Bu şarkı da o kongrede çingenelerin milli marşı olarak kabul edilir. Tek başına bu bile çingenelerin hüzün ile coşkuyu nasıl harmaladıklarının kanıtı. Dünya üzerindeki tüm çingeneler bu parçayı bilir denir. İkinci dünya savaşında toplama kamplarında yakılırken de bu parçayı söylemişler. Kongre bir karar daha alır; farklı dillerde farklı söylenen çingene, zingara, çigan, gitano, giofog, atzinganoi gibi daha onlarcası bulunan kelime yerine “roman” denmesini ister. O nedenle de artık dünyada kabul edilen ve her dilde söylenebilen Roman geçerli. Ama ben hala çingenenin daha uygun, daha canlı ve sıcak olduğu görüşümde ısrar ediyorum. “Djelem”in ya da “Gelem/Delem/Celem”in kelime anlamı “gitmek, göçmek, yürümek”. Sözlerinin orijinali –kendi dillerinde- şöyle;

Celem, celem, lungone dromensa
Maladilem bakhtale Romensa
A Romale katar tumen aven
E tsarensa bahktale dromensa?

A Romale, A Chavale
Vi man sas ek bari familiya,
Murdadas la e kali legiya
Aven mansa sa lumniake Roma,
Kai putaile e Romane droma
Ake vriama, usti Rom akana,
Men khutasa misto kai kerasa

A Romale, A Chavale

Çevirisini yapmak zor ama İngilizcesinden aşağı yukarı/mealen şöyle çevirilebilir;

Gittim, gittim (göçtüm, göçtüm) uzun yollar boyunca
Mutlu Romanlara bile rastgeldim ömrümde
Ey Roman nereden gelirsin çadırınla
Mutluluğa giden bu yolda ne ararsın?

Oy romanım, oy kardeşim

Bir zamanlar büyük bir aileydik
Black Legion* (kali legiya) onları yok etti
Dünyanın tüm Romanları gelin birleşelim
Bütün yollar Romanların, bütün yollar artık bize açık
Şimdi yükselmek, doğmak zamanı
Şimdi harekete geçersek bizim zamanımız

Oy romanım oy kardeşim.

(*) Black Legion İkinci Dünya Savaşı sırasında o zamanki Yugoslavya’da aşırı milliyetçi milis gücü. Bir tür Sırp çetnikleri sayılabilir.

Bundan beş yıl önce mayıs ayında Saraybosna’ya ailemizin oradaki kolunun ferdinin düğününe gitmiştik. Annemin kuzeninin kızı evleniyordu, annemi de alıp gittim. Annem en son nişanlılığında gittiği Saraybosna’ya yanında 45 yaşına gelmiş oğlu ile yeniden gitti. Tabii müthiş bir ağırlanma oldu. Ve düğünün ilerleyen saatlerinde, her Boşnak düğünlerinde olduğu gibi içkiler tam anlamıyla su gibi akmaya, neşeli şarkılar söylenmeye başlandı. Şarkılardan biri Delem Delem olunca hem şaşırdım, hem çok sevinmiştim. 


Bu şarkıyla 10-12 yıl önce günün birinde Rumelihisarı’ndaki evde yeni aldığım CD’yi dinlerken karşılaştım. Aradan yıllar geçti, Rumelihisarı’ndan Bebek’e, oradan Asmalımescit’e, oradan Bodrum’a taşındım. İçinde Delem Delem’in farklı yorumlarının olduğu CD sayısı arttı ve bu evlere benimle birlikte taşındılar. Neler yaşandı, ne kayıplar verildi. Ne güzellikler tadıldı, hayatlara kimler girdi, çıktı.

Buraya Celem Celem ile ilgili bazı videoların adreslerini yazıyorum. Farklı yorumların olduğu kayıtlar. Şarkı önce ağır başlar, sonra daha hızlanır. En azından birkaçını dinleyebilirseniz aradaki farkların bir kültür farklılığından geldiğini, ama temelinin bir çingene kültürü olduğunu fark edeceksiniz. Eğer zamanınız varsa tümünü dinlemenizi öneririm; müziğin düşündürdüklerini iyice hissedeceksiniz.
  
Bu ise yine Şaban Bayramoviç ve Cubismo’nun yorumu ama konser kaydı ve Josipa Lisac eşlik ediyor. Çok güzel bir yorum.

Bu da Zuzi Zu’nun daha etnik sosu olan bir yorumu

Bu yorum çok farklı. Kanada’da yolda çingeneler bir sokak konseri veriyorlar ve Celem Celem’I yorumluyorlar. İzleyicilerin ve şarkıcının ifadeleri çok ilginç.

Bu videoda çingene soykırımı anısına hazırlanmış. Fonda yine Celem Celem var;

Eğer bu satıra kadar videoları izlediyseniz, tümünün aynı şarkı olduğunu ve bunun artık bir çingene marş olduğunu düşündüğünüzde ne hissediyorsunuz?

Son olarak bu şarkının bende çağrıştırdığı bazı görüntülere de yer vermek istiyorum.


Kosova'da çingenelerin eğitim aldıkları bir okul

Hüzünlü Sarajevo




Ailemizin Saraybosna'daki kolunun Pazariç'teki yazlık evinden


Ben, annem ve Bosna'daki üç kuzini
Annem ile Mostar'da
Gördüğünüz gibi bir folk şarkısı asla tek başına bir şarkı değil. Eğer arkasındaki hikayeyi merak eder de izlerseniz size yeni görüşler, yeni bilgiler, yeni bir dünya, yeni pencereler açıyor. Bu da bir çeşit serüven sayılır. İşte bir akşam bana olduğu gibi, mesela Bodrum’da ılık bir gece bahçede otururken alır sizi nerelere götürür.

3 yorum:

  1. bu şarkıyla ben de tesadüfen karşılaştım.ama hayatımın bir parçası artık bugünden sonra

    YanıtlaSil
  2. Sayın Benli,
    Blogunuzu 2-3 ay önce bir arkadaşım önermişti, o günden beri yazılarınızı müthiş keyifle, bazen bir kaç tekrar şeklinde okuyorum, hatta çok müsrif davranmayıp, bitmesin diye hemen tüketmek istemiyorum.
    Beğenilerinize, günlük hayata ve sokaktaki insana dair yorumlarınıza sonuna kadar katıldığımı belirtmek isterim. Balkan ve özellikle çingene müziklerini severek dinlerim. Djelem Djelem in değişik sürümlerini ben de sizin gibi dinledim. Sizin dinlemediğinizi düşündüğüm bir sürümünü
    https://www.youtube.com/watch?v=LCUv9W0ViRc
    buradan dinleyebilirsiniz. Hatta eğer 20.09.15 pazar günü İstanbuldaysanız CRR de saat 20:00 de konserleri var. Konunuz epeyce eskiydi, umarım balkan müziklerini hala seviyorsunuzdur.
    Esenlikler dilerim.
    Ali Esat Yurtsever


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. İlginize çok teşekkür ederim. Barcelona Klezmer Band'ın yorumunu dinlemiştim ve ben de sizin gibi çok beğendim. İki taraftan da Balkan kanı taşıdığım için olsa gerek, Balkan müziğini hem çok sık ve severek dinliyorum hem arşivimi uzun yıllardır elimden geldiğince biriktiriyorum. Saraybosna'ya gittiğimde ilk işim CD toplamak. Yarın İstanbul'da değilim, yoksa konseri kaçırmazdım. Tekrar teşekkür eder, esenlikler dilerim.

      Sil